İÇİNDEKİLER

Ahmed Hulûsi

Gerçekte var olan “tek yapının” = “hakikatin” geçmişte sezgiye veya “vahye” dayalı bir şekilde algılanıp; “mecâzî” bir şekilde, benzetme yollu, semboller yollu dile getirilmesiyle; 1990’larda en son şeklini alan bilimsel bakış açısının aynı gerçekte buluşması, elbette ki ehli için büyük bir zevkle temâşa edilecek bir kemâlât ve güzelliktir!

Kitap Hakkında…

Gerçekte var olan “tek yapının” = “hakikatin” geçmişte sezgiye veya “vahye” dayalı bir şekilde algılanıp; “mecâzî” bir şekilde, benzetme yollu, semboller yollu dile getirilmesiyle; 1990’larda en son şeklini alan bilimsel bakış açısının aynı gerçekte buluşması, elbette ki ehli için büyük bir zevkle temâşa edilecek bir kemâlât ve güzelliktir!

Tasavvuf ehli arasında “HAKİKAT” diye anlatılan şeylerin dahi gerçekte sadece bir “mecâz” olduğunu; o mecâzların neye işaret ettiğini ise, o alanda yaşamı olan herkesin bilebileceğini, daha önce yazmıştık.. Burada yaptığımız açıklamaları da elbette her kâmil kişi bilir, yaşar; bizim de kendi bildikleri gerçekleri kaleme almış olduğumuzu fark eder.

Biz bu bilgileri, tasavvufa eğilimi olan kişilerin, konu hakkında genel bilgisi olsun; tanıdıkları kâmillerden bu işin ötesindeki, yazmadığımız sırları öğrenmelerine basamak teşkil etsin; diye kaleme aldık.. Ehil olan mürşidi kâmilleri bulan, bunların gerisini de ondan talep eder… Bizden ancak bu kadarı!

Zira önemli olan isimler veya kelimeler değil, onlar ile işaret edilen kavramlardır.