BİLİNCİN ARINIŞI

Ahmed Hulûsi

“Velâyet”; “Nefs”in hakikatini hissettikten sonra, takdir edilen ölçüde ve dilenilen şekilde gereğini yaşama hâlidir! Allâh isimleri arasında “VELİYY” isminin anlamının, kişinin Esmâ (isimler) formülünde ağırlık kazanmasının sonucudur.

Varlıkta asâleten var olan ve ebediyen sürecek olan kemâlât “velâyet”tir. “Nübüvvet” ise “velî”ler içinde üst sınıfı teşkil eder. Cennet yaşamında “nübüvvet” görevi yoktur; onların her biri “velâyet” kemâlâtının en yüksek hâlleriyle yaşamlarına devam ederler.

Velâyet’in iki yönü vardır:

A. Velâyeti ilâhîyei Muhammediyei küllîyei Bâtına (Hazreti Rasûlullâh‘ta açığa çıkan)

B. Velâyeti Zâhire.

Velâyeti Zâhire iki kola ayrılır:

1. Velâyeti Âmme

2. Velâyeti Hassa

Velâyeti Âmme iki aşamada tamamlanır:

a. Âdem Nebi’den Efendimiz’e kadar gelen Enbiyâ’nın velâyeti bu sınıfa girer.

b. Ehli Tevhid velâyeti (Efendimizden sonra, şeriata -itikadî ve fiilî olarak- hakkıyla tâbi olanlar arasından çıkan zâtlarda açığa çıkan velâyet)

Velâyeti Hassa iki sınıfa ayrılır:

a. Velâyeti Hassai Küllîyei Muhammediye (Nübüvveti Târifiye kemâlâtından hisse almış olan Rüesa’nın sahip oldukları velâyet)… Tenezzül yollu açığa çıkan…

b. Seyri sülûkta Havâssı Mümin Velâyeti (tasavvuf yoluyla çalışmalar yaparak oluşan kemâlât sonucu hâsıl olan velâyet)… Urûc yollu oluşan…

 

Velâyet kemâlâtı 17 mertebedir. Bunları sıralamak gerekirse…

Velâyeti Hassa:

1. Velâyeti Suğra; Evliya’nın velâyetidir. İlmi, ilmi Bâtın’dır. Fenâfillâh sonucudur.

2. Velâyeti Kübrâ; Enbiyâ’nın velâyetidir. İlmi, Bâtın’dır. Bakâbillâh sonucudur.

3. Velâyeti Uzmâ; Müferridûn, Gavs, Müceddid ve İnsan-ı Kâmil velâyetidir; Nübüvveti Târifiye kemâlâtının vârisleridir; ilimleri, ilmi Ledünn’dür. Refikleri, Refik-i Â’lâ olan Mele-i Â’lâdır.

4. Velâyeti Ulyâ; Mele-i Â’lâ velâyetidir; İnsan-ı Kâmil buna dâhildir. Melekûtun varlık âlemindeki tedbiratı bunlar tarafındandır.

Kemâlâtı Enbiyâ:

5. Kemâlâtı Daire-i Nübüvvet; Lâ mevcûda illAllâh hakikati.

6. Kemâlâtı Daire-i Risâlet; Zâtın tecelli-i daimîsinden letâifi aşere.

7. Kemâlâtı Daire-i Ulûl Azm

Hakayıkı selâsei ilâhî (Üç hakikati ilâhî); Velâyeti Suğra aşağıdaki üç kemâlâtın tamamlanması sonucu oluşur. Tecelli-i Esmâ mertebesidir.

8. Hakikat-i Kâbe

9. Hakikat-i Kur’ân

10. Hakikat-i Salât

11. Seyri kademi memnu: Mabûdiyeti Sırfı Zâtî; Ruh-u Â’zâm, Kelime-i Tevhid’in hakikati.

Bundan daha üstü ise Hakayıklar yani “Hakikatlerin yaşanması” mertebeleridir. Öncekiler ise “Kemâlâtların yaşanması” mertebesi idi. Bundan sonrası Velâyeti Kübrâ mertebesidir.

Hakayıkı erbaai Enbiyâ (Dört hakikati Enbiyâ); Velâyeti Kübrâ’da hasıl olan bazı kemâlâttır. Teceli-i Sıfatmertebesidir. Bunlardan biri ile müşerref olur muradı ilâhî gereğince.

12. Hakayıkı Daire-i İbrahimîye; Hanîfiyet.

13. Hakayıkı Daire-i Musevîye; Sıfatîyyun, Furkan, Nefsîyyun. On ikiler ve Kırklardır.

14. Hakayıkı Daire-i Muhammediye; Zâtîyyun, Kur’ân, Ulûhiyet. Gavs ve Aktab’dır, Müferridûn’dur. Tecelli-i Zâtî Daimî sonucudur.

15. Hakayıkı Daire-i Ahmedîye; Vâhidiyet. İnsan-ı Kâmil’dir. Tecelli-i Zâtî Daimî sonucudur.

Tecelli-i Zât sonucu oluşan kemâlât ise iki türdür:

16. Lâ taayyün; Â’mâ.

17. Hubbu Sırfı Zâtî; Ahadiyet.

Biline ki…

Velâyet asıldır, daimîdir; hükmü sonsuza dek geçerlidir!

Nübüvvet ise geçicidir; dünya hayatı ile sınırlıdır; velâyet ile kaîmdir!

Nübüvvet bir görevdir; velâyet ise yaşanılan bir kemâl, bir hâl, bir mertebedir… Her Nebi, velî olması yani varlığındaki velâyet kemâlâtı sebebiyle Nebi olmuş, Nübüvvet görevini yüklenmiştir.

Her Nebi, velîdir; kıyametten sonra, cennette, velâyet kemâlâtının mertebesini yaşar. Nübüvveti ise son bulur!

Velâyet, “El VELİYY” ismiyle işaret edilen kemâlâtları anlatır. “Velî” bu kemâlâtlardan biriyle müşerref olmuş zâttır. Nebi de, Velî de, Rasûl de “Velâyet” kapsamı içindedir.

Her velî ise Nebi değildir!

“Rasûl”lük ise “Nübüvvetten ayrı bir özelliktir!