DUA VE ZİKİR

Ahmed Hulûsi

ZİKİR, bize göre, bir insanın dünyada yapabileceği, en yararlı çalışma türüdür.

ZİKİR, her ne kadar “Allâh’ı anma” diye tercüme edilirse de, böyle bir ifade son derece yetersizdir.

1.ZİKİR, beyinde tekrar edilen kelimenin mânâsı istikametinde, beyin kapasitesini arttırır.

2.ZİKİR, beyinden üretilen ışınsal enerjinin RUH’a, yani bir tür holografik ışınsal bedene yüklenmesini ve böylece ölüm ötesi yaşamda güçlü bir RUH’a sahip olunmasını sağlar[1].

3.ZİKİR, tekrar edilen mânâlar istikametinde beyinde anlayış, idrak ve o mânâların hazmedilmesi gibi özellikleri geliştirir.

4.ZİKİR, Allâh’a yakîn sağlar.

5.ZİKİR, ilâhî mânâlar ile tahakkuku temin eder.

İşte, birkaçını saydığımız bu özellikler dolayısıyla Kur’ân-ı Kerîm’de, “ZİKİR” son derece övülen bir çalışma olarak belirtilmiş ve bu konuda ZİKRE önem vermeyenler şiddetle uyarılmışlardır:

Kim (dünyevî-dışa dönük şeylerle) Rahmân’ın zikrinden (Allâh Esmâ’sının hakikati olduğunu hatırlayarak bunun gereğini yaşamaktan) âmâ (kör) olursa, ona bir şeytan (vehim, kendini yalnızca beden kabulü ve beden zevkleri için yaşama fikri) takdir ederiz; bu (kabulleniş), onun (yeni) kişiliği olur! Muhakkak ki bunlar onları (hakikate erme) yolundan alıkoyarlar da, onlar hâlâ kendilerinin doğru yolda olduklarını zannederler!” (43.Zuhruf: 36-37)

“Şeytan (yalnızca beden olma fikri) onlara yerleşti de, onlara Allâh’ın zikrini (hatırlatılan hakikatlerini, bedeni terk edip Allâh Esmâ’sıyla var olmuş yapılarıyla {şuur} sonsuza dek yaşayacaklarını) unutturdu! İşte onlar Hizbüş Şeytan’dır (şeytanî fikir yandaşları – kendini yalnızca beden sananlar)… Dikkat edin, muhakkak ki Hizbüş Şeytan (kendini yalnızca beden sananlar) hüsrana uğrayanların ta kendileridir!” (58.Mücâdele: 19)

“Ey iman edenler! Allâh’ı çok zikredin!” (33.Ahzâb: 41)

“Kim zikrimden (hatırlattığım hakikatinden) yüz çevirir ise, muhakkak ki onun için (beden-bilinç kayıtlarıyla) çok sınırlı yaşam alanı vardır ve onu kıyamet sürecinde kör olarak haşrederiz.” (20.Tâhâ: 124)

“O hâlde beni zikredin (anın-düşünün) ki sizi zikredeyim…” (2.Bakara: 152)

“Kullarım sana BEN’den sorarlarsa, şüphesiz ki ben Kariyb’im (anlayış sınırı kadar yakın!) (“şahdamarından yakınım” âyetini hatırlayalım)… Yönelip isteyene (dua) icabet ederim…” (2.Bakara: 186)

“… Elbette ki Allâh zikri (hatırlanışı) Ekber’dir (Ekberiyeti hissettirir)!..” (29.Ankebût: 45)

ZİKİR’in insana ne kadar büyük yararları olduğuna bakın Hazreti Rasûl AleyhisSelâm nasıl işaret ediyor… İşte “Allâh katında çalışmaların en sevimlisi hangisidir?” sorusuna cevabı: “Dilin, Allâh’ı zikretmeye devam ettiği hâlde ölmendir!”

“Size çalışmalarınızın en hayırlısını, Allâh indînde en temiz olanını, derecelerinizi en fazla yükseltenini ve sizin için altın ve gümüş infak etmekten, düşmanlarınızla savaş meydanında karşılaşıp boyun vurmanızdan ve onların sizin boyunlarınızı Allâh yolunda vurmalarından daha hayırlı bir çalışmadan haber vereyim mi? İşte o Allâh’ı ZİKRETMEKTİR.”

“Allâh’ın azabından, Allâh’ı ZİKRETMEKTEN daha fazla hiçbir şey kurtaramaz.”

“Allâh katında kıyamet gününde kulların hangisinin derecesi daha faziletlidir?” sorusuna şu cevabı verdi:

— Allâh’ı çok ZİKREDENLER…

Soruldu ki, “Ya Allâh yolunda cihad eden gazininki?..”

Buyuruldu:

— Kâfirler ve müşrikler içerisinde kılıcı ile kırılıncaya kadar ve kana bulanıncaya kadar savaşsa da, şüphesiz ki, Allâh’ı çok zikredenlerin derecesi, ondan daha faziletli olur.

“…Kul, şeytandan ANCAK, Allâh’ı ZİKRETMEKLE korunur!”

“Sahip olduklarınızın en faziletlisi, Allâh’ı zikreden dil, şükreden kalp, imanında yardımcı olan eştir.”

“Allâh’ı ZİKREDEN ile etmeyenin benzeri, diri ile ölü gibidir!..”

“Allâh’ı o kadar çok zikredin ki insanlar size, deli mi bu desin!..”

“Münafıkların size ‘gösteriş için yapıyorsunuz’ diyecekleri kadar çok Allâh’ı zikrediniz…”

“Müferridûn geçti!.. Buyruğuna soruldu, kimdir müferridûn diye… Allâh’ı çokça zikretmeye düşkün olanlardır. Zikir, onların ağırlıklarını hafifletir. Böylece kıyamet günü de hafif olarak gelirler.”

“ŞEYTAN, ağzını ‘Âdemoğlu’nun kalbine koymuştur. O Allâh’ı zikrettikçe şeytan çekilir… Gaflete düşüp zikri bırakınca kalbini yutar!..” Bu hâdis-i şerîf teşbih yani benzetme yollu bir anlatımdır… Kişi Allâh’ı zikrettikçe, cinler ondan uzak dururlar ve ona vesvese vererek düşüncelerini bulandıramazlar; ama zikir terk edilince, cinler onun beynini istedikleri gibi etkileyerek hüküm altına alır, mânâsındadır.

“Allâh’ın bir kula verdiği en faziletli şey, ona ZİKRİNİ ilham etmesidir.”

“Hiçbir sadaka Allâh’ı zikretmekten daha faziletli değildir.”

“Cennetlikler hiçbir şeye üzülmezler, dünyada iken ZİKİRsiz geçen anları hariç!”

“Kim Allâh’ı çok zikretmezse imandan uzaklaşır.”

“İnsan, üzerinden geçip de, içinde Allâh’ı zikretmediği her an dolayısıyla kıyamette büyük pişmanlık duyar.”

“Herhangi bir topluluk, bir mecliste toplanır, Allâh’ı zikretmeden dağılırlarsa, bu meclis kıyamet gününde kendileri için bir pişmanlık olur!”

“Kim Allâh’ı çok ZİKREDERSE, münafıklıktan uzak olur!..”

İşte bunlar gibi daha pek çok Rasûlullâh AleyhisSelâm hadîs-î şerîfi bize ZİKİR konusunda büyük uyarıda bulunmaktadır.

[1] Zikir konusunda beynin faaliyetlerini ve sistemini “İNSAN ve SIRLARI” isimli kitabımızda bütün detaylarıyla okuyabilirsiniz.