EBU BEKİR ES SIDDÎK

Ahmed Hulûsi

İslâmiyetin doğuşundan bu yana geçen on üç sene zarfında, kırk bin dirhem civarında olan muazzam servetinden, İslâmiyet için yaptığı harcamalar sonucu, bugün elinde sadece beş bin dirhem civarında bir parası kalan Hz. Ebu Bekir es Sıddîk, Rasûlü Ekrem’e döndü:

− Ne buyurursun yâ RasûlAllâh?..

− Bismillâhirrahmânirrahıym…

Böyle söyleyerek Rasûlü Ekrem ayağa kalktı; develere doğru yürüdü…

Büyük bir yolculuğun bütün güçlükleri ufalmış, ufalmış, eriyip kaybolmuştu bu bir tek kelime karşısında…

Rasûlü Ekrem’in “Kasva” isimli devesine, önce Rasûlü Ekrem, O’nun arkasına da Hz. Sıddîk bindi… Ebu Bekir es Sıddîk’ınkine de, kılavuz Abdullah ile Hz. Sıddîk’ın azâtlı kölesi Amir yerleşti..

Develerin süratli bir gidişle yola koyuluşu, bir tarihin başlangıç noktasını teşkil ediyordu…

HİCRET’in başlangıcı!..

İstikamet, sahil yolundan Medine…

Acaba bütün tehlike kalktı mı ortadan?..