MUHAMMED MUSTAFA 2

Ahmed Hulûsi

Zeyd bin Sabit (r.a.) ashabın en zeki olanlarından biriydi… Babası, daha kendisi altı yaşına basmadan ölmüştü… Yetim olarak Neccar tarafından büyütülüyordu… Efendimiz AleyhisSelâm Medine’ye teşrif ettiği zaman da on bir yaşında bulunuyordu… Kur’ân-ı Kerîm’den o güne kadar nâzil olan on yedi sûreyi tamamıyla ezberine almıştı…

Bir gün onu alıp Rasûlullâh AleyhisSelâm’ın huzuruna çıkardılar… O da ezbere bütün bildiklerini EfendimizAleyhisSelâm’ın huzurunda okudu… Efendimiz AleyhisSelâm da onun bu okuması karşısında çok memnun olmuştu…

Aradan birkaç gün geçmişti ki, Rasûlü Ekrem AleyhisSelâm Zeyd’i huzuruna çağırttı… Gelince de sordu:

− Yâ Zeyd, sen yahudilerin yazısını benim için öğrenebilir misin? Vallâhi ben onların bana ait yazılarına hiç itimat edemem…

Bunun üzerine Zeyd (r.a.) on beş-yirmi gün içinde İbranice okuyup yazmasını öğrendi… Hatta bu işte Medine’nin en iyilerinden biri oldu… Artık Rasûlullâh AleyhisSelâm’ın yazılarını o yazar oldu…

Bundan sonra Efendimiz AleyhisSelâm Zeyd’e tekrar sordu:

− Yâ Zeyd, sen Süryanice’yi de öğrenip yazabilir misin?.. Bana Süryanice de yazılar geliyor… Bunları okuyup yazabilir misin?..

Zeyd (r.a.) bu defa da büyük bir gayretle, söylenenlere göre yirmi gün içinde de Süryanice’yi öğrenip, okuyup yazmaya başladı…

Artık Efendimiz AleyhisSelâm’ın İbranice (yani yahudi lisanı) ve Süryanice olan yazılı haberleşmelerini Zeyd (r.a.) idare ediyordu… İşte İslâm âlimleri bu meseleye dayanarak, müslümanların mümkün olduğu kadar yabancı lisan öğrenmelerini istemişlerdir…