EBU BEKİR ES SIDDÎK

Ahmed Hulûsi

Bunun üzerine Hz. Osman’ı çağırtarak, O’na vasiyetnamesini yazdırdı:

“Rahmân ve Rahıym olan Allâh’ın adıyla başlarım;

Bu, Dünya hayatını terk edip, âhiret hayatına başlamak üzere olan; dinsizin imana geldiği, günahkârın günahını idrak ettiği, yalancının yalanlarını itiraf ettiği, doğruyu söylediği an’ı yaşamakta olan Kuhafe oğlu Ebu Bekir’in vasiyetnamesidir…

Kendime halife olarak Hattab oğlu Ömer’i tayin ediyorum…

Bu sebeple O’nu dinleyin, O’na itaat edin!.. Ben bununla, Allâh’ın, Rasûlü’nün ve Din’in emirlerine riayet, kendime ve size de iyilik etmek istiyorum.

Eğer adaletle idare ederse, hakkında bildiklerimde ve O’ndan umduklarımda yanılmamışım demektir. Yok, adaletten ayrılırsa, muhakkak ki yaptıklarının karşılığını çekecektir…

Ben iyi niyetle hareket etmekteyim. Fakat, gaybı da bilmem…

Allâh’ın Selâmı, rahmeti ve bereketi üzerinize olsun…”

Bundan sonra Hz. Ömer’i yanına çağırtarak, yazılı olarak devrettiklerini sözle de tekrar etti. Sonra Hz. Ömerhuzurdan ayrıldı.

O büyük anın yaklaşmakta olduğunu anlayınca, kızı Hz. Aişe’ye şöyle buyurdu:

− Aişe, sütünü içtiğimiz deveyi, kullandığımız eşyaları ve giymiş olduğum elbiseleri biliyorsun.

Biz müslümanların işleriyle meşgûl olduğumuz sürece bunları kullanmıştık.

Ben aranızdan ayrıldıktan sonra, müslümanların hakkı olan her ne kullanmış olduğumuz eşya varsa, onların hepsinin karşılıklarını, benim veresemden alarak Ömer’e verirsin…

Son deminde bile fazilet, insanların emanetine riayet örneğini veriyordu bu büyük insan…

Son nefesini vermeden evvel şu sözler döküldü dudaklarından:

− Rabbim, Müslüman olarak teslim al, ve sâlihlerin yanına ilhak et…

Tarih:

22 Cemaziyyelahir, 13. Hicret yılı…

23 Ağustos, 634. Milâdi sene…

Pazartesi…

Namazında, Hz. Ömer imamete geçti…

Efendimiz’in yatmakta olduğu Hz. Aişe’nin odasına; Efendimiz’in hizasında açılan yerden gerçek âleme tevdi edildi…

İnsanlık, Efendimiz’den sonra, artık yeri asla doldurulamayacak olan İslâm’ın ilk Halifesi ulu ve eşsiz insan Hz. Ebu Bekir es Sıddîk’ı da arasından kaçırmıştı…

Sadakatin en büyük örneği, Sıddîk-ı Ekber, artık dilediği âleme kavuşmuştu…

Allâh bizlere de O âleme, gerçeğe erişmeyi lütuf ve keremiyle ihsan buyursun.

 

AHMED HULÛSİ

25 Rebiülahir 1385 
23 Ağustos 1965
Cerrahpaşa, İSTANBUL