KENDİNİ TANI

Ahmed Hulûsi

Varlıkta, kendisinin dışında hiçbir şeyin var olmaması hasebiyle, o tavsifi yapan ve o vasıfla da vasıflanan kendisidir!..

O vasfı meydana getiren, Kendisi’dir; Kendisinden’dir!.. Fakat, Zâtı itibarıyla da o tavsifin de kaydı altına girmekten münezzehdir!..

Bu varlığın varoluş sebebini şu hadîs-î kudsî’nin mânâ derinliklerinde bulabiliriz…

“Ben gizli bir hazine idim, bilinmekliğimi istedim Âlem’i, bilmekliğimi istedim Âdem’i meydana getirdim…

Kendindeki sayısız özellik ve mânâları seyretmeyi dilemiş -buradaki seyretmeyi dilemesi tâbiri, mecazî bir anlatımdır- bunun gereği olarak, kendindeki mânâları kendi varlık boyutuna göre “AN” içinde seyretmiştir!.. İşte bu seyredişin adı, tasavvuf diliyle “Tecelli-i Vâhid”dir!..

Yüksek mertebeli zevâtı kirâm, bu konuda;

“Allâh bir kere tecelli etmiştir ve bu tecellinin ikincisi de olmamıştır.”

Diyerek, bu noktaya işaret ederler…

Yani, O yüce Zât’ın “kendinden kendine olan nazarı”, bütün bu bilebildiğimiz, düşünebildiğimiz, hayal edebildiğimiz; ve tüm varlığın düşünebildiği, hayal edebildiği her şeyi meydana getirmiş; kendi varlığı ile meydana getirmiş; kendinden meydana getirmiştir. Fakat kendine, “vücud”una nispetle de “YOK”hükmündedir!..

Şimdi, bu seyrin detaylarına giriyoruz…

Yani kesret dediğimiz, çokluktan doğan sayısız varlıkların oluşu noktasına geliyoruz.

Kendindeki sayısız mânâları seyretmesi demek, bir anlatım ile şudur…

Kendindeki sayısız mânâları ortaya koyma gayesiyle, o mânâlara uygun, o mânâların ortaya çıkışına elverir sûretleri meydana getirmiş; gerçekçi bir ifade gerekirse, o sûretlere bürünmüştür!..

Kendi varlığındaki hangi özelliği veya mânâyı ortaya koymayı diliyorsa, o mânâya uygun sûrete bürünmüştür!..

Burada dikkat edilmesi gerekli nokta şudur ki; o sûretin, o mânânın gerektirdiği özelliklerle o sûreti oluşturmuş; o sûretin şartları içinde, o sûretten gerekeni ortaya çıkartmıştır.

Eğer, o sûretin şartları içinde gerekeni ortaya koymasaydı, ÖTEDE bir TANRI kavramı ve bunun sonuçları ortaya çıkardı ki, bunun neticesinde de varlıkta düzen diye bir şey olmaz; kaos olurdu!..