SİSTEMİN SESLENİŞİ 1

Ahmed Hulûsi

Gerçekle yüzleşmek çok zaman acı geliyor insanoğluna…

Bu acı gelen gerçeklere sükûtuhayal diyoruz biz!

Bazen baba veya annesi; bazen eşi; bazen en yakın arkadaşı yüzünden sükûtuhayale uğrayabiliyor insan!.. Uzaklarından zaten böyle bir şey söz konusu olmuyor!

Ne var ki, bunlar sayılı Dünya günleri, saniyelerle ilgili bir şey! Sizi sükûtuhayale uğratanlarla, nihayet bu sayılı günler veya saniyelerle berabersiniz!

Ömür biter ve herkes yoluna gider!..

Sizin düşünce sisteminizi, bakış açınızı paylaşmayanla, artık o sonsuz hayatta beraber olmazsınız! Tüm beraberliğiniz et-kemik beraberliğinden ibarettir! İster doğuran veya doğurtanınız, ister yatakdaşınız, ister karındaş veya arkadaşınız!

Dünya’daki, bedensellik veya birimsellik kabulünden doğan çıkarcılığa dayalı ikiyüzlülük, yalancılık, kandırmaca ya da kendini saydırmaca, hep son bulur boyut değiştirmeyle birlikte! Parası veya organsal zevkleri için yaşayanların buna dayalı kandırmacaları ve ikiyüzlülükleri, tümüyle hüsranla son bulur boyut değiştirme deminde!

O günde ne parası fayda verir; ne malı mülkü, ne de yakınları! Selim kalp de edinmeye vakit bulamadı ki para veya bilmem ne(!) peşinde koşmaktan!

Gong çaldı… Başı iki eli arasında kaldı!

“Kırkından sonra zina yapanı tövbe-i nasuh etmedikçe Allâh bağışlamaz” buyuruyor! Yalanı, ikiyüzlülüğü, kendini saydırmak, etraftan pâye alıp hürmet görmek için evliyalık görüntüsü verenleri bağışlar mı ki?..

Dostlarım…

Kendimizi aldatmayalım…

Biz bilgi paylaşıyoruz!

Mürşid yok ortada ve bir mürşide bağlı nefis terbiyesi yapılmıyor! Herkes bu bilgileri kendine göre yorumlayarak kendine bir yol çiziyor ve olabildiğince kötülüklerden uzak kalmaya çalışıyor!

Mürşide bağlanmak, Yunus’un Taptuk’a bağlanışı gibi kimi zaman 40 yıla kadar varan nefis terbiyesini gerektiren bir iştir! Mürşid yanında yatıp-kalkmadıkça, her dem onun terbiyesi altında nefsini terbiye etmedikçe; Muhammedî ahlâk ile ahlâklanmadıkça; vermek ve paylaşmak için insanların içine girmek her demlik fiilin hâline gelmedikçe, velâyet yolu açılmaz!

Tasavvuf bilgisi edinmekle, evliya olunmaz!

Jiletle traş olunur; jiletle intihar edilir!

İnternetle tasavvuf bilgisi edinilip Kur’ân sırlarına erme yoluna girilir; internetle bedenselliğe dönük yaşam arkadaşı bulunur!

Kendinizi aldatmayın!.. Boyut değiştirme günü gelmeden boyut değiştirmiş gibi gerçekleri idrak edin ki; telâfisi mümkün olmayan sükûtuhayale uğramayasınız!..

O demde ne paranız fayda eder ne de bedensellikten doğan yakınlıklarınız!.. Ne sizi evliya sanıp karşınızda elpençe divan duran dostlarınız! Lütfen iyi idrak edin!

Dostlarım…

Vahdet ve vahdete dayalı olarak anlatılan tüm veriler kesin gerçek olmasına rağmen, nefis terbiyesinden geçmeyen kişiler için bu bilgiler deccallaşma(!) aşısı olabilir! 18 veya 58’inde fark etmez, nefs terbiyesi görmemiş kişiler, ALLÂH ve SİSTEMİNİ kavrayamadıkları için; tanrı kavramından kurtulma bilgisiyle birlikte bedenselliğin ve firavunluğun göbeğine düşüp, tasavvuf bilgileriyle kendilerini avutmalarına karşın, deccallaşmanın zirvesini yaşayabilirler.

Allâh için yaşayan, bedensel çıkarlarını düşünmez!

Ama mukallit de bunu anlayamaz!

Ancak “insan” Allâh için yaratılmıştır!

İnsan akıllıdır; Allâh için yaşar!..

Mukallit zekidir; bedensel zevk ve çıkarları için yaşar!

Zeki mukallit, akıllıyı değerlendiremez; çünkü herkesi en fazla kendisi gibi bilir!

Akılsız zeki, kısa vadeli düşünür ve dünya zevkleri veya çıkarları neyi gerektiriyorsa onun için yaşar! İstediği ya saygı görüp pohpohlanmaktır; ya cinselliktir ya da para! Herkesi de kendi gibi sanır!

Akıllı ise, sonsuzluğuNU bilir ve Allâh için yaşar!..

Birinci için amaç olanlar, ikinci için belki araçtır; belki de o bile değil!

Kendisinin akıllı olduğunu düşünenler, Allâh için Rasûlullâh aynasına bir baksınlar! Aynada sakal bıyık değil, amaç arasınlar!.. Ne kadar paylaşımları var Rasûlullâh ile! O, ne için yaşadı, kendileri ne için yaşıyorlar?.. Fırsat buldukları anda oyun eğlenceye veya cinsi diğerle sohbete koşarak zamanını değerlendirenlerle, Rasûlullâh uğraşısının ne kadar uyumu var?..

Delikanlıdır; kanı dellenir, androjeni başına vurur; arar…

Delikanlıdır; kanı dellenir, östrojeni başına vurur; arar…

Andropoza girer; kişiliği dellenir; kendini ispata çalışır tükenmedim diye; viagraya, yohimbeye sarılır; arar…

Bu arada vicdanını tatmin için de tasavvufta teselli arar!..

Ne bulur? Hüsran! Er veya geç!..

Dostlarım…

Gelin gerçekleri görelim… Bu Dünya fâni, idrak edelim! Dostu, deccalden ayırt edelim!..

Kurabiyeleri bir yana koyup, Allâh için dostluklar edinelim!..

Şeytan ameli olan birbirimizi eleştirmeyi bir yana koyup; kendimizi yetiştirmeyi, eleştirmeyi, düzeltmeyi amaç edinelim!

Dostlarım…

Allâh, sistem ve düzenini yaratmış ve Rasûlleri aracılığıyla bize bu sistem ve düzeni tebliğ etmiştir… OKUyabilenler okumuş; OKUyamayanlara bildirilip OKUyamasalar bile iman ederek gerekenleri yapmak suretiyle kendilerini kurtarmaları teklif edilmiştir.

Bu sistemden dolayıdır ki…

Benim yiyip-içtiğim, senin karnını doyurmaz!..

Benim içtiğim ilaç, sana şifa olmaz!

Benim yaptığım zikir veya dua veya ibadetlerin sana bir katkısı olmaz!.. Herkes kendisi için gerekenleri yapmak ve karşılığını edinmek zorundadır! Yapmadığın çalışmanın getirisini kimse sana bağışlayamaz!

Zikri yapmıyorsan, beyninde gerekli açılım olmayacaktır; kimi tanımış olursan ol!.. Kurân’daki korunma âyetlerini günde yüz defa okumuyorsan, göremediğin varlıklardan korunamayacaksın; kimi tanırsan tanı!.. “DUA ve ZİKİR” kitabında naklettiğim Allâh Rasûlü’nün mirâca çıkarken okuduğu duayı günde sabah-akşam 21’er kere okumuyorsan, farkında olmadan etki altına girebilirsin büyük ihtimal ile! Çünkü gerekli korunma alanını oluşturmuyor beynin; böylece zikirle daha yüksek kapasiteye ulaşan; alıcılığı daha da artan beyninle, göremediğin varlıklara daha açık hâle geliyorsun! Onların yönlendirmesiyle Allâh’tan uzaklaşıp deccallaşabilirsin!

Dostlarım…

Yemin ederim ki…

Bütün bunları yalnızca sizin iyiliğiniz için yazıyorum; kimseyi kınamak, eleştirmek, hor görmek değildir amacım! Bildiğim gerçekler bunlardır… Allâh şahittir ki… Yarın bu yazdıklarımın sonuçları karşınıza gelecek; sonra da sizlere, “UYARILMADINIZ MI?” denecektir!

Ya ilmimizin gereğini bilfiil yaşayalım Allâh Rasûlü’nün bildirdiği yolda yürüyerek…

Ya da sükûtuhayallere hazırlayalım kendimizi, yalnız kalacağımız günlerde!

Allâh bu satırların idrakını ve hazmını ihsan buyursun!

 

12.02.1999
Manhattan – NY