İNSAN VE SIRLARI 1

Ahmed Hulûsi

Şimdi biraz da “TEK”lik konusu üstünde duralım…

Bir yanda cennet-cehennem var, bu yaşadığımız Dünya, ortada görülen bu bedenler var, belli bir fiiller âlemi söz konusu!

Bir yanda da biz, vahdeti anlatmaya çalışıyoruz, varlığın tekliğini anlatmaya çalışıyoruz. Ve vahdetin çeşitli kademelerinden, mertebelerinden söz ediyoruz; tevhidin derecelerinden söz ediyoruz.

Şimdi varlık tek ise, bu fiiller nereden, nasıl meydana geliyor?.. Birtakım fiillere ne gerek var?.. Yok varlık tek değilse çoksa, çok olan bir varlıkta, tek varlıktan nasıl söz ediliyor?

Vahdet, Tevhid ne demektir, ne demek değildir? Bunların üzerinde duralım biraz…

Tevhid, senin Allâh’ın birliğini müşahede etmen ve buna şehâdet etmendir.

Vahdet ise, Allâh’ın kendi TEK’liğine şehâdetidir.

Eğer ki sen kaba mânâda bu varlığın tek bir asıldan geldiğini ve bu aslı meydana getiren varlığın da “ALLÂH”olduğunu kabullenmediğin takdirde; mutlaka, bu âlemin bu varlığın ötesinde, bir “Tanrı” kabul etme durumuna girersin!..

Bu varlığın ötesinde, ÖTENDE ayrı bir Tanrı kabul etme durumuna girdiğin anda da, böyle bir varlık gerçekte olmadığı için; bu yanlış netice de, anlayışına uygun vasıflara sahip bir Tanrı kavramına götürecektir seni!..

Böylece, sen, kendi kafanda, kendi anlayışında, kendi yapına göre bir Tanrı yaratmış olacaksın!.. Kabullenmiş olacaksın!..

Böyle bir tanrıyı kabullenmenin sonucunda da, kendi elinle yarattığın Tanrının kölesi olmuş olacaksın!.. Kulu olmuş olacaksın!.. Kul, köle mânâsındadır.

Dolayısıyla, insanlar genellikle, kendi hayallerinde yarattıkları “tanrı”ya “Allâh” adını takarlar; duymaları yoluyla, şartlanmaları yoluyla; kendi yapılarına uygun, kendi yapılarının gerektirdiği mânâlarla onu bezerler ve ondan sonra da “Allâh” şöyledir, “Allâh” böyledir diyerek, kendi düşünce yapılarının şekillendirdiği “tanrı”yı, “Allâh” diye bir başkasına tarif ederler!..[1]

İşte bunu bilme sadedinde varlığın yapısı, evrenin yapısı, insanın yapısı gibi konuları konuştuk. Bunların neticesinde görülür ki; bütün bu çokluk olarak görülen âlemdeki birçok varlık, çeşitli isimlerle anılan birçok varlık, aslında tek bir cevherden, tek bir nesneden meydana gelmiştir!..

O bir tek nesneden, tek bir özden, dışta ayrı ayrı birçok varlıklar mı meydana gelmiş? Hayır!..

Şimdi bunun misalini şöyle verelim: Bir tohum düşünün, bu tohumu ekiyorsun, bir çekirdek ve bundan koskoca bir ağaç çıkıyor, meyvalar çıkıyor! O çekirdek, o ağacın her meyvesinde mevcuttur! O ağaçta, o çekirdekte mevcut olandan başka bir şey yoktur!.. Tabii, bu çokluk âleminin bir misali, hakikate tam uygun değil! Ama meseleye yaklaştırma bâbında yardımcı olur.



[1] Bu konuyu anlamak için “Hz. MUHAMMED’İN AÇIKLADIĞI ALLÂH” isimli kitabımızı okumanızı tavsiye ederiz.