Semûm

  • Cehennemin alevleri “semûm” diye ifade edilmiştir Kur`ân’da; ki, bunun günümüzdeki anlamı “zehirleyen ve tahrip eden radyasyon” demektir!…

  • Nedir «nârı SEMÛM».?..

    Arapçada «semûm» kelimesi iki mânâya gelir. Birincisi: «Gözeneklere (mesâmet) işleyen ışın». İkincisi: «Zehirleyici», ateş yâni radyasyon!..

  • Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem buyurdu:

    – Cehennem Rabbine şikayette bulunarak:

    «Yâ rabbi kısımlarım birbirini yedi!..» dedi! Bunun üzerine Allah ona iki nefes vermesi için izin verdi. işte bulduğunuz şiddetli soğuk (kışın) cehennemin ZEMHERİR`inden; bulduğunuz yakıcı sıcak da onun SEMUM`undandır!..»

    Evet, 1400 yıl öncesinin şartları içinde ancak bu kadar dile getirilebilir böylesine muazzam bir gerçek!..

    Cennete girenler cehennemden geçip oradaki gerçeği gördükten sonra aralarında konuşurlarken, cehennem ateşini şöyle târif ederler:

    «SEMUM`UN AZABINDAN BİZİ KORUDU!..» (Tûr – 27)

    Şimdi önce birinci hususu anlamaya çalışalım.

    «Cehennem kendi kendini yedi.» tâbiri neyi anlatmak istiyor?.. Güneş, tümüyle hidrojen gazından ibaret merkeze sahiptir ve burada 15 milyon derece civarında bir hararet mevcûttur!.. Bu hararet dolayısıyla sürekli nükleer tepkimeler olmakta ve hidrojen atomları kendi kendini yiyerek helyuma dönüşmektedir. Bu arada yediklerinden artanı (!) da dışarıya atmaktadır. Bu atıklar ise ta dünyaya, bizlere kadar ulaşmaktadır.

    «Güneşin», pardon, «Cehennemin» yediklerinin artıkları nedir?..

    SEMÛM!..”

    Nedir «nârı SEMÛM».?..

    Arapçada «semûm» kelimesi iki mânâya gelir. Birincisi: «Gözeneklere (mesâmet) işleyen ışın». İkincisi: «Zehirleyici», ateş yâni radyasyon!..

  • İslâm kaynaklarında “CİN” adıyla açıklanan; halk arasında ise “RUH”, “PERİ”, “DEV” diye anılan varlığın yapısı; İslâm Dini’nin mukaddes kitabı Kur`ân-ı Kerim`de:

    “Min MEÂRİCİN min NAR” yani dumansız ateş; yâni IŞINLARDAN, yâni DALGALARDAN (55-15)…

    ve…

    “Min NÂR is SEMÛM” yani EN İNCE ve HASSAS MESÂMATA (gözeneklere) NÜFUZ EDİCİ ve ZEHİRLEYİCİ ATEŞ yâni DALGA-IŞIN (15-27) anlamına gelen âyetlerle izah edilmiştir…(1)

    (1)Bakınız: Hak Dini Kur`ân Dili, cild: 4 sayfa: 3095.

    “DUMANSIZ”

    “ZEHİRLEYİCİ”

    “TÜM GÖZENEKLERE NÜFÛZ EDİCİ”

    diye belirtilen “ATEŞ”, elbetteki bugün hepimizin bildiği “IŞIN” yani “dalga yapı”dan başka birşey değildir!.

    İşte 1400 yıl öncesinin diliyle, “CİN” denilen varlıkların yapısını meydana getiren “dalga yapı”, “Dumansız, zehirleyici, en ince gözeneklere nüfuz edici ATEŞ” olarak târif edilmiştir…

    “IŞINLARIN” yani “dalga canlıların”, bundan 1400 sene evvel “dumansız, zehirleyici ve tüm gözeneklere nüfuz edici ATEŞ” olarak anlatılması, bize göre KUR`ÂN-I KERİM`in en önde gelen MÛCİZELERİNDEN birisidir.

    İşte bu târiften anlaşıldığına göre, “CİN” adı verilen yaratıkların yapısı;

    “EN iNCE MESÂMATA YANİ MADDEYE NÜFÛZ EDİCİ ÖZELLİĞE SAHİP OLAN DUMANSIZ ATEŞTEN YANİ BUGÜNKÜ DİLDE KULLANILDIĞI ŞEKLİYLE DALGADAN (wawe)”

    meydana gelmiştir.

    Ancak bu gerçek, 1400 yıl öncesinde, Kur`ân-ı Kerim`de, o günün anlayış seviyesi nazarı itibare alınarak “BİZ CİNLERİ FİLANCA IŞINLARDAN YARATTIK”, şeklinde açıklanmamış; benzetme yollu bir ifadeyle “dumansız ateş“, “en ince mesâmata nüfuz edici ve zehirleyici ateş” diye târif edilerek; insanların anlayışına; ilimlerinin bu konuyu anlayacak bir seviyeye gelmesine bırakılmıştır…

    Nitekim o günlerden buyana geçen yaklaşık olarak 1400 sene sonunda, bilim bir anda muazzam bir hamle yaparak gelişme göstermiş; ışınların varlığını evrenin yapısını kısmen de olsa tesbit edebilmiş; bundan sonra da bu âyetlerin işaret etmek istediği gerçek, din ile ilmi bağdaştırabilen kişiler tarafından ortaya çıkartılabilmiştir…

    Ki böylelikle de “CİN” ve ona bağlı bazı varlıkların varlığı bilimsel olarak anlaşılabilir hale gelmiştir…

  • İslam alimlerinden olan FEYRUZ ABADİ ise, “Besâir” isimli eserinde cin için özetle şöyle bilgi vermektedir:

    “CİN hakkında iki görüş vardır:”  -elbette ki o gün için konuşuyor-

    1-CİN, insanın beş duyusuyla tesbit edemediği, örtü altında olan ruhânî yaratıklara verilen isimdir ki, “ins” karşılığıdır.. Bu sûretle, bu mânâda kelimeye, melâike, şeytanlar ve CİNler girer… Binâenaleyh, melâike ile CİN arasında özel ve genel bağlantı vardır.

    Her melâike CİNdir; CİN melâike değildir…

    1.CİN, ruhânî (bedensiz) yaratıkların bir kısmına denilir… Zira, ruhânî yaratıklar üç kısımdır:

    a-Ahyardır (hayırlılar) ki, melâikedir..

    b-Eşrardır (şerliler) ki şeytandır…

    c-Ahyarı da eşrarı da bulunan aradakilerdir ki, tam mânâsıyla bunlar da CİN taifesidir…”  (Hak Dini c:3, s:2031)

    İleride de tekrar üstünde duracağımız için, konumuzla çok yakından ilgisi olan iki kelimenin; “ŞİHAB” ve “SEMÛM” kelimelerinin Arap lisanında ne anlama geldiğini Hamdi Yazır merhumun tefsirine dayanarak verelim:

    ŞİHAB“, lugatta “ateş alevi” demektir.

    SAMM“. semm maddesinde fail; “SEMÛM”da onun mübalağası feul sıgasıdır… “SEMM“, “zehir” ile, bir de “SEMMÜLHIYAT” gibi “ince delik” mânâsına gelir. Nitekim, bedendeki terin çıktığı ve havanın nüfus ettiği gizli deliklere “mesemme”, çoğulunda “mesamm” veya “mesemmat”, cemül cemine de “mesammat” denilir.

    “CAN”ın “NARI SEMUM“dan halkedilmiş olması, CİN ve ŞEYTANIN insanın gizli mesammatından hulûl edecek, zehirleyecek bir mâhiyette olduğuna işarettir..” (c:4,s:3059)

  • Muhterem kişi,

    Bil ki, cehennem şuurun ve bedenin, azâb duyacağı, cennet ise huzur bulacağı yerdir!.. Fakat orada ne odun vardır, ne de kömür!.. Cehennem, günümüz pozitif ilminin tasdik ettiği şekilde Güneştir!..
    Dünya tüm içindekilerle birlikte gelecekte Mars`ı da içine alacak şekilde büyüyecek olan Güneşin içine gidecek ve orada buharlaşacaktır!..
    Dünyadan, cennetler diye anlatılan yıldızların bir alt boyutundaki dalga âlemde yer alan sonsuz zevk ortamına gidemiyenler burada ebedî olarak güneşin içinde hapis kalacaklardır.
    «Semûm» yani “zehirleyici radyasyon” olarak târif edilen güçlü güneş ışınımı insanların hologramik-dalga bedenlerini sürekli rahatsız edip, büyük azâblar çektirecektir.
    Şeytâniyet vasfıyla anlatılan cinler dahi buradadırlar; ve güçsüz insan ruhlarıyla top gibi oynarlar.
    Bir kısım cehennem ehli ise insanların amellerinden oluşmuşlardır.
    Mecâzî ifadelerle anlatılan cehennemin gerçek ahvâlini burada anlatmaya kalksak hafsalalar almaz!..
    Gerek Cehennem ve gerekse Cennet`deki yaşantı şekli rüyalarımızdaki yaşantı şekillerini andırır. Cennet ve Cehennem başka başkadır. Bunlar hep izaha muhtaçtırlar.
    İnsanların anlayışına göre ifade edilmiş kelimelerdir!. Eğer bütün bunların gerçek anlamını açıklamak lâzım gelirse bu da çok uzun sürer, ki ona da burada imkân yoktur..

HiCR 15-27 Cann`ı da daha önce semum ateşten (gözeneklerden geçen, zehirleyici ateşten; ışınsal bedenle, cehennemdeki ateş semum kelimesiyle tanımlanmıştır. A.H.) yarattık.

TUR 52-27 Allah bize lütfetti ve bizi (cehennem ateşi) Semum`un (insan bedeninin gözeneklerinden geçen zehirleyici dumansız ateş; mikrodalga radyasyon) azabından korudu!

VAKIA 56-42 Semum (zehirleyici ateş, radyasyon) ve hamim (yakan su; gerçek dışı bilgi ve şartlanmalar) içinde,

Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem buyurdu:

– Cehennem Rabbine şikayette bulunarak:

«Yâ rabbi kısımlarım birbirini yedi!..» dedi! Bunun üzerine Allah ona iki nefes vermesi için izin verdi. işte bulduğunuz şiddetli soğuk (kışın) cehennemin ZEMHERİR`inden; bulduğunuz yakıcı sıcak da onun SEMUM`undandır!..»

Kavram hakkında henüz bir not alınılmadı.

Evrensel Boyut

Anlamı Gelin önce âfâka (ufuklara), yani evrensel boyuta bir bakış atalım… Dikkat! Unutmayalım ki… Ya da… Fark edelim ki… Tüm bu sorgulamaları, evrendeki sayısı…

Oku »

Haşyet

Anlamı Haşyet, Allah ismi ile işaret edilen varlığın sonsuz azâmet ve kibriyâsı önünde bir hiç olduğunu hissetme hâlidir. İşte bu, hiç olduğunu hissetme hâlinin…

Oku »

Arınmışlar

Kur’ân-ı Kerîm’i anlamak için önce “tâhir’ olmak, yani -arınmış” olmak gerekir. Çünki, “Arınmamış olanlar dokunmasınlar” deniliyor. Bu âyeti mâalesef yanlış anl…

Oku »