DUA VE ZİKİR

Ahmed Hulûsi

أَللَّهُمَّ أَعِنِّى عَلَى ذِكْرِكَ وَ شُكْرِكَ وَ حُسْنِ عِبَادَتِكَ

 “Allâhumme einniy alâ zikrike ve şükrike ve hüsni ibâdetik.”

Anlamı:

Allâh’ım seni zikretmemi, sana şükretmemi ve güzel bir şekilde kulluk etmemi arttır, kolaylaştır.

Bilgi:

Bize göre çok değerli olan bu duayı bütün zikir formüllerimizin ilk sırasına yerleştiririz… Bu duayı bize Rasûlullâh SallAllâhu Aleyhi ve Sellem Muâz bin Cebel vasıtasıyla öğretiyor.

Muâz bin Cebel (r.a.), Rasûl-ü Ekrem’in yakın ashabından ve çok sevdiği zâtlardan biri, şöyle anlatıyor olayı:

Rasûlullâh (s.a.v.) bir gün elimi tutup bana şöyle dedi:

— Yâ Muâz… Vallâhi seni çok seviyorum!.. Sana bir şeyler tavsiye edeyim; onları her namazın sonunda(selâm vermeden) oku… Kesinlikle terk etme!.. Şöyle dersin:

“Allâh’ım, seni zikretmek, sana şükretmek ve sana güzel bir şekilde kulluk etmek için bana yardım et!..”

Efendimiz AleyhisSelâm’ın sevgisini bu şekilde yeminle takviye ederek ifade ettiği bir Zât’a öğrettiği dua ne derece önemlidir, bunu takdirinize bırakıyorum…

أَللَّهُمَّ أَلْهِمْنِى رُشْدِى وَأَعِذْنِى شَرَّ نَفْسِى

 “Allâhumme elhimniy rüşdiy ve eızniy şerre nefsiy.”

Anlamı:

Allâh’ım bana rüşdümü İLHAM et nefsimin şerr olacak davranışlarından sana sığınırım.

Bilgi:

İmran bin Husayn (r.a.) müslüman olduktan sonra gelip Rasûlullâh (sallallâhu aleyhi vessellem)’e sordu…

— Müslüman olursam bana (çok faydalı olacak) iki kelime öğreteceğini vadetmiştin yâ Rasûlullâh..?

— Şöyle dua et yâ Husayn… “Allâh’ım bana rüşdümü ilham et, nefsimin şerr olacak davranışlarından sana sığınırım.”

İşte bu hadîs-î şerîf’teki işaret üzere, biz genellikle günlük zikirler arasında günde üç yüz defa bu duanın yapılmasını çok faydalı buluruz ve dostlarımıza tavsiye ederiz!

أَللَّهُمَّ إِنِّى أَسْأَلُكَ حُبَّكَ وَ حُبَّ مَنْ يُحِبُّكَ

“Allâhumme inniy es’elûke hubbeke ve hubbe men yuhıbbuke.”

Anlamı:

Allâh’ım senden aşkını, seni sevenleri sevmeyi dilerim.

Bilgi:

Ebu Derda Hz. Rasûlullâh’ın Davud AleyhisSelâm için “İnsanların en çok ibadet edeniydi” dedikten sonra şöyle anlatıyor:

“Davud’un duasında sözü şuydu: Allâh’ım senden seni sevmeyi, seni seveni sevmeyi, senin sevgini ulaştıracak ameli sevmeyi dilerim. Allâh’ım, sevgini bana nefsimden, ailemden ve soğuk sudan daha sevgili kıl!..”

Keza yukarıda görülen dua da başta gördüğünüz tavsiyelerimiz, dua listemiz içinde yer alan bir duadır… Daha ne diyelim ki!..

أَللّهُمَّ صَلِّ عَلَى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ وَ عَلَى اٰلِ سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ قَدْ ضَاقَتْ حِيلَتِى أَدْرِكْنِى يَا رَسُولَ اﷲِ

 “Allâhümme salli ‘alâ seyyidinâ Muhammedin ve ‘alâ âli seyyidinâ Muhammedin, kad dâkat hıyletiy edrikniy yâ RasûlAllâh”

Anlamı:

Allâh’ım… Efendimiz Muhammed’e ve Efendimiz Muhammed’in Âl-una (ehline) salât eyle… Çok daraldım ve sıkıntım var (çaresiz kaldım), bana yetiş (elimden tut, yardım et) yâ RasûlAllâh!

Bilgi:

Birçok sıkıntıları olan nice insan beş vakit namazdan sonra yüz yirmi beş defa bu salâvatı şerîfeye devam etmek suretiyle sıkıntılarından azât olmuşlar… Muhakkak ki Rasûlullâh’tan O’nun ruhaniyetinden yardım istemek çok güzel bir şey. O’na yüzümüz olmasa bile, Dünya’da ve âhirette O’ndan başka kime sığınıp, şefaat talep edeceğiz ki!

أَللَّهُمَّ إِنَّا نَسْأَلُكَ مِنْ خَيْرِ مَا سَأَلَكَ مِنْهُ نَبِيُّكَ مُحَمَّدٌ ﴿صَلَّ ﷲُ عَلَيْهِ وَ سَلَّمَ﴾ وَ نَعُوذُ بِكَ مِنْ شَرِّ مَااسْتَعَاذَ مِنْهُ نَبِيُّكَ مُحَمَّدٌ ﴿صَلَّ ﷲُ عَلَيْهِ وَ سَلَّمَ﴾ وَأَنْتَ مُسْتَعَانٌ

“Allâhumme inna nes’eluke min hayri ma seeleke minhu nebiyyuke Muhammedun ve eûzü bike min şerri mesteaze minhu nebiyyuke sallallâhu aleyhi ve sellem, ve ente MÜSTEAN!..”

Anlamı:

Allâh’ım Nebin Muhammed AleyhisSelâm hayırdan neler istemişse senden ben de onları isterim; şerrden nelerden sığınmışsa sana, ben de onlardan sana sığınırım… MÜSTEAN (yardım istenilen – yardım eden) sensin!

Bilgi:

Ebu Umame (r.a.) anlatıyor:

Bir gün Rasûlullâh SallAllâhu Aleyhi ve Sellem uzun bir dua etti ki, bundan hiçbir şey ezberleyemedik… Bunun üzerine dedik:

— Yâ Rasûlullâh öyle uzun bir dua ile dua ettiniz ki, biz bundan bir şey ezberleyemedik?..

Bunun üzerine buyurdu ki, Rasûlullâh AleyhisSelâm:

— Size bütün bu duayı toplayan bir şey göstereyim mi?.. Şöyle dua edersiniz: “Allâh’ım Rasûlün Muhammed’in hayırdan dilediklerinin aynısını ben de dilerim; Rasûlün Muhammed’in şerrden sığındığı şeylerden biz de sana sığınıyoruz. Yardım istenecek sensin. Varış sanadır. Kuvvet ve kudret ancak Allâh iledir.”

Bütün istekleri ve de sığınılacak şeyleri içine alan en özlü duayı yukarıdaki şekilde gene Efendimiz Rasûlullâh SallAllâhu Aleyhi ve Sellem bize öğretiyor… Artık bu duayı da etmeyene diyecek söz yok!..

يَامُقَلِّبَ الْقُلُوبِ ثَبِّتْ قَلْبِى عَلَى دِينِكَ

“Yâ mukallibel kulûb sebbit kalbiy alâ diynike.”

Anlamı:

Ey kalpleri dilediği tarafa döndüren, kalbimi dinin üzere sâbitle!..

Bilgi:

Ümmü Seleme (r.a.)’a soruldu:

— Ey müminlerin annesi, senin yanında olduğu zaman Allâh Rasûlü’nün en çok duası ne idi?..

Rasûlullâh’ın kutlu zevcesi Ümmü Seleme (r.a.) anlattı:

— Rasûl-ü Ekrem’in en çok yaptığı dua şu idi: “Ey kalpleri çeviren, kalbimi dinin üzerine sâbit kıl!..”

Bunun üzerine sordum:

— Senin duanın en çoğu, neden, Ey kalpleri çeviren kalbimi dinin üzerine sâbit kıl, duasıdır?..

Rasûl-ü Ekrem buyurdu ki:

—Yâ Ümmü Seleme, gerçek şu ki, kalbi Allâh’ın iki parmağı arasında olmayan insan yoktur… Dilediğini sebât ettirir, dilediğini de kaydırır.

Yükselen burcu ya da ayı, İkizler, Yay, Başak ve Balık olanlara bu dua kesinlikle tavsiye edilir.

أَللَّهُمَّ إِنَّا نَجْعَلُكَ فِى نُحُورِهِمْ وَنَعُوذُ بِكَ مِنْ شُرُورِهِمْ

 “Allâhumme innâ nec’âluke fiy nuhûrihim ve neûzü bike min şurûrihim.”

Anlamı:

Allâh’ım, senin, onların karşısına çıkmanı ister; onların şerrlerinden sana sığınırız.

Bilgi:

Efendimiz, Rasûlullâh (s.a.v.)’in öğretmekte olduğu bu dua son derece önemli ve üzerinde dikkatle durulması zorunlu bir niyazdır! Niçin bu böyle?..

İnsanın, karşılaştığı tehlikeli olaylara ya da kişilere karşı, kendi beşerî imkânları ile mücadele vermesi son derece doğaldır…

Allâh’tan yardım isteyip O’na yönelmesi de doğaldır…

Ancak bu duada bir incelik vardır ki, ona çok dikkat etmek gerekmektedir… Efendimiz bu dua ile, kendilerinin yerine, ilâhî güçlerin karşılık vermesi için niyazda bulunuyor… Bu ilâhî güç, dışarıdan o kişiler üzerine karşı çıkabileceği gibi, kendilerinden de zuhur edebilir…

Nitekim böyle bir duruma işaret şu âyeti kerîmenin ışığında olayı anlamaya çalışırsak, meseleyi çok daha kolaylıkla çözeriz: “… Attığın zaman sen atmadın, ALLÂH ATTI!..” (8.Enfâl: 17)

İşte aynı şekilde, Allâh’ın karşı çıkması için niyaz ediliyor burada da… Bu konuyu daha fazla açmak istemiyorum… Arzu eden anlamaya gayret göstersin!..

أَللَّهُمَّ أَخْرِجْنِى مِنْ ظُلُمَاتِ الْوَهْمِ وَأَكْرِمْنِى بِنُورِ الْفَهْمِ

“Allâhumme ahricniy min zulûmatil vehmi ve ekrimniy binûril fehmi.”

Anlamı:

Allâh’ım VEHİM karanlığından beni çıkart ve nûrunla anlayış ikram et!..

Bilgi:

Tasavvuf yolundakilerin bileceği gibi, insan için en büyük belâ VEHİM hükmü altında kalmaktır. Allâh’tan insanı ayrı düşüren en büyük perde VEHİM perdesidir…

VEHİM perdesi kalkıp, Allâh Nûru ile anlayış ikram olan kişi derhâl Allâh’a erer, YAKÎN sahiplerinden olur!.. Bunun, ne derece büyük bir nimet olduğunu, ancak bu nimete ermişler bilebilir!..

Şayet, dünyada yaşarken VEHİM‘den kurtulup “YAKÎN”e ermek istiyorsanız, mutlaka, en az günde yüz defa bu duaya devam ediniz…

رَبِّ زِدْنِى عِلْمًا وَفَهْمًا وَ إِىمَانًا وَيَقِينًا صَادِقًا

“Rabbiy zidniy ilmen ve fehmen ve iymanen ve yakıynen sadıka.”

Anlamı:

Rabbim ilmimi, anlayışımı, imanımı ve sıdk üzere yakînimi çoğalt.

Bilgi:

Bu dua çok önemli bir kaç hususu içine alan geniş kapsamlı bir metindir.

Kur’ân-ı Kerîm’de Rasûlullâh AleyhisSelâm’a emir verilmiştir, “İlmimi arttır diye dua et” şeklinde…

Hadîs-î şerîfde ise anlayışın, imanın ve sıdk üzere yakînin artması talep edilmektedir.

İmanın artması çok önemlidir… Çünkü, iman ne derece artarsa, beşer şartlanmasıyla bloke olmuş aklın kavrayıp kabul edemediği şeyler o nispette iman yollu kabullenilmeye başlar ve neticesinde de o şeylere vukuf meydana gelir… Bu konuda “Akıl ve İman” isimli ses kasetimiz ile “AKIL ve İMAN” isimli kitabımızda çok tafsilâtlı bilgi vardır… Nereye kadar akılla ve nereden sonra imanla gidileceği hususunu oradan tetkik edebilirsiniz…

Yakîn’e gelince…

Bir “yakîn” vardır ki sonunda “küfür” yani gerçeği örtmek vardır…

Bir “yakîn” vardır ki, neticesi “sıdk” üzere “vuslat”tır!..

“Yakîn”, kişide “Allâh BAKIY”dır hükmünün yaşanmasıdır!..

Allâh kolaylaştıra!..

Hiç değilse günde yüz defa bu duaya devam edenler çok büyük faydalarını birkaç ay içinde görürler…

وَأَنزَلَ ﷲُعَلَيْكَ الْكِتَابَ وَالْحِكْمَةَ وَعَلَّمَكَ مَا لَمْ تَكُنْ تَعْلَمُ

“EnzellAllâhu ‘aleykel Kitâbe vel Hıkmete ve ‘allemeke mâ lem tekün ta’lem…”

Anlamı:

Allâh sana Kitabı (Hakikat bilgisini) ve Hikmeti (Din ilmini, Sünnetullâh marifetini) inzâl etmiş (Esmâ boyutundan bilincine ulaştırmış) ve bilmediğini sana öğretmiştir. (4.Nisâ’: 113)

Bilgi:

Rasûlullâh AleyhisSelâm’a gelen bu âyeti şayet günde üç yüz defa okumaya devam edersek, ilim ve sistemi kavrama yeteneğimizin şaşılacak ölçüde gelişmeye başladığını hayretle fark ederiz.

عَلَّمَ الْإِنسَانَ مَا لَمْ يَعْلَمْ

Allemel’İnsane mâ lem ya’lem. (96.’Alak: 5)

Anlamı:

İnsana bilmediğini talim etti.

Bilgi:

Bu âyeti kerîmeyi dahi günde üç yüz defa okuyanlar denenmiştir ki kısa zamanda büyük gelişme göstermişlerdir. Unutmayın Allâh’a yakîn, ilimle elde edilir!..

وَكَذٰلِكَ أَوْحَيْنَٓا إِلَيْكَ رُوحاً مِنْ أَمْرِنَا مَا كُنْتَ تَدْرِي مَا الْكِتَابُ وَلَا الْإِيمَانُ وَلٰكِن جَعَلْنَاهُ نُوراً نَهْدِي بِهِ مَنْ نَشَٓاءُ مِنْ عِبَادِنَا وَإِنَّكَ لَتَهْدِي إِلَى صِرَاطٍ مُسْتَقِيمٍ

Ve kezâlike evhaynâ ileyke rûhan min emriNÂ* mâ künte tedriy melKitâbu ve lel iymânu ve lâkin ce’alnâhu nûren nehdiy Bihi men neşâu min ‘ıbadiNÂ* ve inneke le tehdiy ilâ sıratın müstekıym; (42.Şûrâ: 52)

Anlamı:

Böylece sana hükmümüzden ruh (Esmâ mânâlarını şuurunda hissetmeyi) vahyettik… Sen, Hakikat ve Sünnetullâh BİLGİsi nedir, iman neyedir bilmezdin! Ne var ki, biz Onu (ruhu), kendisiyle hakikate erdirdiğimiz nûr (ilim) olarak meydana getirdik, kullarımızdan dilediğimize! Muhakkak ki sen de kesinlikle hakikate (sırat-ı müstakime) yönlendirirsin!

Bilgi:

Ruhaniyetin güçlenmesi, basîretin keskinleşmesi, verilenlerin daha iyi değerlendirilebilmesi ve çevreye daha yararlı olunabilmesi için okunması tavsiye edilen bir âyettir, bu yazdığımız âyet.

Şartları elverişli olanın, bir yetiştirici kontrolünde, elinden geliyorsa oruçlu olarak günde bin defa olmak üzere kırk veya seksen gün devam edilmesi tavsiye olunmaktadır. Biz, zamanında hayli nimetine kavuştuk, dileyene tavsiyemizdir.

كَمَا أَرْسَلْنَا فِيكُمْ رَسُولًا مِنْكُمْ يَتْلُو عَلَيْكُمْ اٰيَاتِنَا وَيُزَكِّيكُمْ وَيُعَلِّمُكُمُ الْكِتَابَ وَالْحِكْمَةَ وَيُعَلِّمُكُمْ مَا لَمْ تَكُونُوا تَعْلَمُونَ

Kemâ erselnâ fiyküm Rasûlen minküm yetlû aleyküm âyâtinâ ve yüzekkiyküm ve yüallimükümül Kitâbe vel Hikmete ve yüallimüküm mâ lem tekünû ta’lemûn… (2.Bakara: 151)

Anlamı:

Nitekim, içinizden (hakikati dillendirmek üzere) Rasûl irsâl ettik (açığa çıkardık), âyetlerimizi (varlığın hakikati oluşumuza dair işaretleri) size tilavet ediyor (okuyup anlatıyor), sizi arındırıyor ve Kitabı (hakikat ve Sünnetullâh bilgisini) Hikmeti (varlığın oluş sistem ve düzenini, oluş mekanizmasını) ve bilmediklerinizi öğretiyor.

Bilgi:

Bu âyeti (Bakara: 151), hemen öncesinde vermiş olduğum âyeti kerîmeyle birlikte bana öğreten Abdülkerîm Ciylî Hazretleridir… Bunlara devam ile sayısız faydalar hâsıl oldu… “KİTABI OKU”mada, hikmete ermede, hiç aklıma gelmeyecek olan şeylerin sırlarına ermemde Takdir-i Hüda ile âyetlere devam etmenin çok büyük faydalarını gördüm!..

Biz fâniyiz, kısa bir süre sonra aranızdan ayrılır gideriz; ama isteriz ki biz de nicelerinin hayra hikmete ermesine vesile olalım, ardımızdan üç İhlâs bir Fâtiha ile, “Allâh razı olsun” diyenlerimiz olsun!

Bu sebeple, çok istifâde ettiğim bu âyetleri burada sizlere açıklıyorum… Arzu edenler bu âyetlere günde yüz defa devam ederler!

Veya daha âlâsı, önce birini günde bin defa ve oruçlu olarak kırk veya seksen gün devam ederler; sonra onu günde yüz defaya düşürüp ikincisini gene günde bin defa olarak kırk veya seksen gün yaparlar; sonra da her ikisine günde yüzer defa olarak devam ederler…

Kesinlikle bilelim ki bu âyetler Kur’ân-ı Kerîm’deki en değerli mücevherlerden ikisidir!

Allâh kolaylaştıra!..