EBU BEKİR ES SIDDÎK

Ahmed Hulûsi

İslâm’ın ilk Halifesi Ebu Bekir es Sıddîk’ın, ordudan ayrılmadan önce onlara yapmış olduğu, tarihe altın harflerle geçecek olan konuşması şu idi:

− Hıyanet etmeyiniz!.. Zulüm etmeyiniz!.. Haddi tecavüz etmeyiniz!.. Kimsenin bir âzasını kesmeyiniz!..

Çocukları, kadınları, ihtiyarları öldürmeyiniz!.. Hurma ağaçlarını kesip yakmayınız!.. Meyve veren ağaçların hiçbirisine dahi dokunmayınız!.. Koyun, sığır, deve gibi hayvanları, gıdanızı temin etmekten başka bir maksat için kesmeyiniz, öldürmeyiniz… Yolda, birtakım manastırlara çekilmiş adamlara rastlayacaksınız, bunlara da dokunmayınız!..

Bir gün, çok yorgun bir hâlde olan Halife Ebu Bekir es Sıddîk, bir bahçeye girmişti. Hurma ağaçlarından birisinin altına doğru yürüdü yorgunluğunu bir nebze olsun atabilmek için… Ağacın, yeşil yapraklı dalları arasında da kuşun biri ötmekteydi… Koca Halife, ağacın altına oturduktan sonra derin bir göğüs geçirdi, ve:

− Ah ne kadar mesutsun!.. Yiyeceğini bir ağaçtan alıyor, sonra gene onun gölgesinde barınıyorsun… Seni çağırıp bir hesap soranın da yok… Ah!.. Ne olurdu, Ebu Bekir de senin gibi olsaydı…

Dedi…

Birisi geldi yanına:

− Bana, Rasûlullâh’ın buyruklarından birini nakletsene..?

Dedi…

Bunun üzerine, Rasûlü Ekrem’in şu buyruğunu nakletti:

− Haram yiyecekle beslenmiş olan bedenler Cennet’e giremeyeceklerdir.

Üsame’nin ordusu, bu ayrılıştan iki buçuk ay sonra, Rasûlullâh’ın emretmiş olduğu emirleri tamamen yerine getirmiş olarak, büyük bir zaferle Medine’ye döndü.

Keza daha ayrılışından yirmi gün sonra, ilk zafer haberleri Medine’ye ulaşmaya başlamıştı ve bu hâl herkes tarafından sevinçle karşılanmıştı.

Fakat Halife Ebu Bekir es Sıddîk’ın başındaki dert sadece bu değildi. Rasûlü Ekrem’in âhirete intikâlini işiten birçok kabileler dinden dönmüş, diğer bir kısmı da, evvelce belirtilmiş olduğu gibi “Biz namazımızı kılarız, fakat zekât vermeyiz(!?)” demişlerdi.

Bu arada Müseyletül Kezzab, Huveylid oğlu Tuleyha, Esved-ül Ansi ismindeki adamlarla, Seccah ismindeki bir kadın da peygamber olduklarını söyleyerek, bunu Arabistan’ın çeşitli bölgelerine ilan etmişler, böylelikle oldukça önemli sayıda halkı kandırmışlardı.

Bütün bu irtidat ve irtica olayları öylesine büyüdü, öylesine etrafı sarıverdi ki; Kureyş ve Taif halkından başka bütün ahali, bu ilk Decallara uymaya başladı.

Çeşitli mahal ve kabilelerde bulunan Medine’ye bağlı memurlar, Medine’ye dönerek kara haberler getirmekte idiler…

Halife Ebu Bekir es Sıddîk’ın kızı ve Rasûlü Ekrem’in zevcesi olan “Ümmül Müminin-Müminlerin anası”, Hz. Aişe o günlerde olan hâdiseleri anlatırken, şöyle diyordu:

− Eğer, babacığımın karşılaştığı hâdiseler, dağların başına inseydi, dağları eritirdi!..