HZ. MUHAMMED NEYİ OKUDU

Ahmed Hulûsi

“…Ve Bil ahireti hum yûkınûn;”

“Ölüm ötesi yaşamın tüm aşamalarına İKÂN sahibidirler…”

“Âhiret” denilen “ölüm ötesi yaşamın tüm aşamalarına” karşı kesin bilinç sahibidirler, ne demektir?.. Ölüm ötesi yaşam aşamaları nelerdir?.. “İKÂN” nedir?

“Âhiret” yaşamı ölüm olayı ile başlar… Kişi beden duyularıyla algıladığı boyuttan “ışınsal beyin-beden”boyutuna intikâl ederek yaşamını burada sürdürmeye başlar… Daha sonra kabir veya berzah âlemine geçer… Kıyamete kadar da burada yaşar… Bundan sonra kabir âlemlerinde yaşayanlar ile berzahtakiler, kıyamet âleminin şartlarına göre oluşan yeni bir bedenle o ortamda yaşamaya başlarlar… Mahşer ortamı denen bu boyuttaki yaşam da daha sonra ya sırat üzerinden cehenneme, ya da aynı yoldan cennetlere doğru devam eder!..

“SİZDEN CEHENNEME UĞRAMAYACAK HİÇ KİMSE YOKTUR!” (19.Meryem: 71)

Bu aşamadan geçip kurtulanlar, yeniden bir yapı değişikliği geçirerek; “melekî” bedenle nihayet cennetlerde yaşama devam ederler…

İşte ana hatlarıyla ve çok özetle anlatmaya çalıştığım bu ölüm ötesi yaşam aşamaları tüm Allâh Rasûlü’ne imanı olanlarca kabul edildiği gibi, ayrıca bunlara “İKÂN” derecesinde tasdik istenmektedir…

Nedir “İKÂN”..? “İKÂN”da üç ana belirgin hâl vardır;

1. Kesin olarak biliyorum ki bu böyledir…

2. Olay hakkında hiç kuşkum yok ve gelecekte de olmaz…

3. Başka türlü oluşması da mümkün değildir…

İşte bir kişi şu konuda “ikân” sahibidir dendiği zaman, yukarıda saydığımız üç unsuru kendisinde toplamış olarak, o hususu kabullenmiştir, anlamına işaret edilmektedir… Şimdi burada “ikân”a kendimizden bir örnek verelim…

Ölüm ötesi yaşamın tüm aşamalarını anlatıyor ve izah ediyoruz… Niçin?.. Çünkü Hz. Muhammed(aleyhisselâm)’ın verdiği haberlere karşı “ikân” sahibiyiz de ondan!.. Hem bize ulaşan haberler yönünden, hem müşahedemiz yönünden ve hem de günümüz bilimiyle yaptığımız incelemeler sonucu olarak aynı noktada öyle bir gerçek billurlaştı ki o da şu: Ölüm ötesi yaşamın gerçekliği tartışmaya yer olmaksızın kesindir!.. Demek ki, başka türlü olması mümkün olmayan kesin gerçeği tespit etme anlamında olarak “ikân” kullanılıyor…

Şayet “İKÂN”ın bu mânâya geldiğini anladıysak, “…ve Bil ahireti hum yûkınûn…”un anlamını da artık rahatlıkla kavrayabiliriz demektir…

“Onlar, ölüm ötesi yaşam gerçeğini tartışma götürmeyen bir kesinlikle kavramışlardır…”

O kesin gerçeğe karşı “İKÂN” sahibi olmaları dolayısıyla, “KORUNMAK İÇİN” ellerinden geleni tatbik etmek suretiyle, yoğun bir çalışma temposu içine girerler…

“Ülâike…” “İşte onlar…”

“Gaybî gerçeklere iman edenler; bunun sonucunda namazlarını ikame edip, kendilerine verilen rızıktan Allâh için bağışta bulunanlar; sana ve senden öncekilere indirilenlere dahi iman ederler… Ve ölüm ötesi yaşam gerçeğine karşı ikâna ermişler…”

“…alâ hüden min Rabbihim…” “RAB’lerinden gelen hidâyet ile bunu başarmışlardır.”

“RAB” konusunu daha önce işlemiştik; kısaca tekrarlayalım… Var olanların tüm varlıklarını borçlu oldukları, kendilerini meydana getiren; üzerlerinde görülen her şeyi yaratan yüce güç!.. Her an, O’nun üzerimizdeki etkisiyle hayatımızı devam ettiriyor, tüm fiillerimize, O’ndan gelenlerle yön verebiliyoruz!..

“HİDÂYET”in ne olduğunu da detaylı bir şekilde ve mekanizmasıyla izah etmiştik hatırlanacağı üzere… Şayet bu hidâyet, bu “kolaylaştırma” olmasaydı, iman ehli olmazdık. Yani biz, kesinlikle bilelim ki, eğer iman ehli isek, Hz. Muhammed (aleyhisselâm)’ın önerilerine elimizden geldiğince uyabiliyorsak, bu tamamen, “RAB”bimiz “HÜDA”dan gelen “hidâyet” sonucu oluşmaktadır…

Kim bu kesin gerçeği, görüp fark edemezse, ona “gâfil” yani “kozalı” derler ki, bu kişi “kozası” dışındaki gerçekten “gaflet” hâlinde yaşıyordur…

Kim bu kesin gerçeği reddediyorsa, ona “kâfir” yani “gerçeği örten”, “gerçeği bilemeyen” derler. “Kâfir”ler yani “gerçeği değerlendiremeyenler” insanlık içinde en fazla yardıma muhtaç kişilerdir… Çünkü içinde yaşadıkları Evrensel Sistemi “OKU”yamadıkları için kendi ayaklarıyla sonsuz bir azaba doğru yürümektedirler…

Buna karşılık…

“ÜMMÎ OLDUĞU İÇİN” yani “SİSTEMİ OKUYAMADIĞI İÇİN” sırf inanç yollu Hz. Muhammed’i tasdik edip gereğince yaşayanlar ile…

“SİSTEMİ OKUYARAK” müşahede yolundan yürüyen vârisleri veya “İKÂN” yollu Hz. Muhammed takipçileri

Ki onlar:

“… humul…”

Hani o kurtuluşa ereceğini duyduğunuz kişiler var ya… Belki de duymadınız, ama böyle bir durum da biliniz ki söz konusu…

“…İşte onlar…”

“…muflihûn!..”

“… Önlerindeki engelleri yara yara kurtuluşa erenlerdir!..”

İçinde yaşadıkları Dünya’da karşılaştıkları tüm engelleri, büyük güçlükleri yara yara geçerek, kendilerine tebliğ edilen gerçekler doğrultusunda kurtuluşa “felâha” ermişlerdir…

Allâh onlara selâmet ihsan etmiştir!..