HZ. MUHAMMED NEYİ OKUDU

Ahmed Hulûsi

Evet, o an’a kadar “okuyamamış”…

“Okuyamamanın” sıkıntısı içinde olan…

“Okumak” için aylar boyu mağaraya inzivaya çekilen Hz. Muhammed Mustafa’nın “okumak” istediği şey ne idi?

Ayrıca, burada bir de şunu hatırlayalım…

Söz konusu edilen şey, şayet bildiğimiz basit mânâda okuma-yazma olsaydı…

Okuma-yazma bir mağaraya çekilmek suretiyle tek başına mı öğrenilir?..

Yoksa, okuma-yazma bilen bir kişinin karşısına geçilip, ikinci bir şahıstan mı elde edilir, toplum içersinde!..

Üstelik bir de bu kişinin yıllardır ticaretle, hesap-kitapla uğraştığını düşünürsek!..

Geçmişte, birtakım insanlar, olayın derinliğine girmedikleri için, ancak okuma-yazması olmayan bir Nebi’nin tebliğ edeceği Kurân’ın mucize olacağını sanmışlar; ve dolayısıyla da işin derinliğine hiç inmeden; hatta bazı gerçeklere giden yolları dahi tıkayarak; “okuma ve yazma bilmeyen” anlamına bir “ÜMMÎ NEBİ”kavramına saplanıp, herkese bu imajı yerleştirmişlerdir…

Zannetmişlerdir ki, böylelikle Allâh Rasûlü daha bir büyüyecektir!!!

Bu Hz. Rasûl-ü Ekrem’in getirdiklerinin, bildirdiklerinin azametini ve O’nun gerçek büyüklüğünükavrayamamanın sonucudur!

Onların anlayışına göre, çöl ortasından çıkan bir Nebi, okuma-yazma bilmemelidir, ki getirdiği bilgiler, açtığı yepyeni düşünce ufukları mucize sayılabilsin!!!

Sanki bu Nebi, okuma yazma bilseydi, getirdikleri mucize olmazdı!!!

Bu tartışma sırasında şunu da dikkatimizden kaçırmayalım…

Biz, MUHAMMED MUSTAFA’nın “RASÛLULLÂH VE SON NEBİ olduğuna iman etmekle mükellefiz!.. O’nun okuma-yazma bilmesinin ya da bilmemesinin iman şartları ile de hiçbir ilgisi yoktur…

Esasen takip eden sayfalarda göreceksiniz ki, zaten olayın “bizim bildiğimiz anlamda okur-yazar olmakla”dahi hiçbir ilgisi yoktur!

Hz. Muhammed (aleyhisselâm)’ın “ümmî” oluşunun anlamı, onun “ehli kitap” olmayışıdır! Bu, konunun zâhirdeki anlamıdır!..

Yani, Yahudi veya Hristiyan dinine mensup iken, daha sonra Nebi olup da yeni bir din getirmemiştir.

Hz. Muhammed (aleyhisselâm)’ın “ümmî” oluşunun bir de bâtınî yani iç, ya da “SIR” anlamı vardır; ki bu çok daha önemlidir!