SİSTEMİN SESLENİŞİ 2

Ahmed Hulûsi

Bir büyük beden… Ama, bugüne kadar gördüğümüzden hayli farklı!

Boyu eni hayal edilemeyecek kadar büyük!

Bize göre, sonsuz!..

Bir azametli beden! Düşünemeyeceğimiz kadar derinlikli!..

Bize göre, sınırsız!..

Sanki onun başı var, milyonlarca; kolları var, milyarlarca; ayakları var yüz milyarlarca!..

Bedeninin organları, milyarla galaksiler!..

Organların hücreleri, yüz milyarlarca yıldızlar!..

Hücrelerdeki dizinler, yıldız sistemleri!..

O bedenin, bir de ruhu var; tıpkı bizim ruhumuz gibi!..

O bedenin, şuuru var; tıpkı bizim şuurumuz gibi!..

O bedenin, “ben”i var; tıpkı bizim “nefs=ben”imiz gibi!..

O bedenin “ben”inde bilinç var, kendi varlığına ve boyutsal sonsuzluğundaki hiçliğe! Tıpkı, derûnumuzdaki hiçliğimize olduğu gibi!..

O, sonsuz, sınırsız; adı “evren”! Oysa, yaratılmışın rölatif kavramı sonsuzluk, sınırsızlık!..

“Ben” sonsuz, ebedî; adım “insan”!

“O”, mahlûk, yaratılmış; “RUH” adıyla isimlenmiş!..

“Ben”, mahlûk, yaratılmış; “insan” adıyla isimlenmiş…

O’nun organları yenileniyor, bedeni yenileniyor; süper novalar patlayıp, yerlerine yenileri oluşuyor!.. Sonsuz…

Benim organlarım yenileniyor, bedenim yenileniyor; hücrelerim patlayıp ölüyor, yerlerine yenileri oluşuyor!..

O’nun bedeninin ruhu var, bedenini ayakta tutan! RUHunun şuuru var sistemini organize eden!..

Benim bedenimin genleri var, bedenimi organize edip ruhumu açığa çıkaran!..

Ben yolculuk yapıyorum, O’nda… O’na… O’nunla!..

O seyrediyor bende; beni, benimle!..

Urûc ediyorum semâma!..

“Kalb”ime, “RUH”uma, “sır”rıma, “hafî”me; “ahfâ”da!

Hiç oluyor insan; Hep oluyor O!.. Seyredilen ve Seyreden!..

“Kalb”imle düşünüyor, “nefs”im!..

“RUH”umla Esmâyı seyrediyor…

“Sır”rımla müsemmayı görüyorum…

“Hafî”de yalnızca “ben” varım diyor!.. Hitabı işitense, “Kendisi”!..

“Ahfâ”da… Hişşşt! Dur ve sus orada!

O evren!.. O, âlemler!.. O“RUH” adlı melek!

O’nun da “Nefs”i var…

O’nun da “Kalb”i var!..

O’nun da “RUH”u var!..

O’nun da “Sır”rı var!..

O’nun da “Hafî”si var!..

Ve “Ahfâ”sıyla; NOKTA!

NOKTA, evren!.. Evrende nokta, ben!

Nokta, mahlûk; nokta yaratılmış!..

Noktada bir hiç olan ben; fakîr, garîb, âciz, muhtaç!..

Nokta, Yaratan’ı tespih etmede; milyarlarca organı, yüz milyarlarca diliyle… 

Ben yaratanımı zikretmekteyim trilyonlarca hücremin her biriyle her an!..

Hücrelerimin her birinin dili… Organlarımın her birinin dili… Ruhumun dili, şuurumun dili, varlığımın anlamının dili, varlığım adı altında var olanın dili, ve ötesi zikretmekte, her an binbir lisan ile Kendisini!..

Âlem zikirde, âlemler zikirde…

Âlem tespihte; âlemler tespihte… Nokta dönüyor, kendi yaratılış amacı çevresinde…

Noktada dönüyor her nokta kendi yaratılış gayesi çevresinde!..

Her şey dönüyor, Bir Şey çevresinde!..

Melek var, “RUH” adıyla mümtaz!..

“Melek”ten olma melekler… Meleklerden olma melekler!..

Melekler var azîm… Melekler var, perdeli!.. Melekler var, melekeleri seyrettiklerinden perdeli!..

Melekler, nûr!..

Melekler, şuur!..

Melekler, gayyur!..

Melekler kâh oluyor bir yaratık; kâh oluyor bir başka yaratık! Melekler kendi aralarında oynaşıyorlar!.. Evrende, çarkıfelekler dönüyor; çarkıfelek iş bitiriyor, diyoruz biz!

Melek yaratılış amacına hizmet veriyor!..

Şeytan adı takılmış olan öyle… Bizler de öyle… Ama kimimiz, kimimize göre, biraz şöyle!..

Kimimiz bir derya, kimimiz deryadan bir damla… Ama hepimiz sonuçta aynı salda!.. Gidiyoruz bir semti meçhule!..

Varlığın sonu, yokluk!..

Cennetin sonu, hiçlik!..

Nokta’nın yaşamı, bitik!..

Ğaniyy “Allâh”!..

Hû “Allâh”!..