İSLÂM

Ahmed Hulûsi

Günümüzde aydınlar var Dünya’da; aydınsılar var!

Entellektüeller var Dünya’da; entelsiler var!

Güdenler var; güdülmeyi isteyenler var!..

Ve…

İSLÂM var; “Müslümanlık” var!

Aydın; objektif bir biçimde kaynaklara dayanan araştırmalar sonucu gerçeği bulan, bilendir! Aydınsı ise, aydınlardan anlayabildiği kadarıyla yararlanıp; bunu çevresine satarak parsayı toplamaya çalışandır!

Entellektüeller vardır Dünya’da… Belli katmanda kozasından çıkmış, akılcı bir biçimde bilimsel düşünce ile yaşamına yön vermeye çalışan! Entelsiler var; entellektüellerin bakış açılarından ve yaşam biçimlerinden hoşlanıp, onları taklit eden; onlar gibi giyinmeye, oturup kalkmaya, yiyip içmeye, onlar gibi konuşmaya özenen!

Aydınsılar ve entelsiler, varoş toplumlarına pırlanta gibi parlayan zirkonlardır! Işıltıları cezbeder o varoşlardakileri! Ama onlar görmemişlerdir; bilmezler ki zirkonların pırlantadan farkını! Dolayısıyla ancak zirkonlar hedefleridir onların! Ve onlar gibi olmak için, çok şeylerini vermeye hazırdırlar; ama “…si” bile olamazlar!

Fıtrî istidat ve kabiliyetleri gereği, gütmeyi sevenler vardır… İdare etmeye, hükmetmeye çalışırlar insanlara; maddi ya da manevî çıkarları doğrultusunda! Topluluklar oluşturup onlara hükmetmek, buyruklar çıkartmak, yasaklamalar getirmek; gerçekleşmemiş bilinçaltı militarist yaşam arzularını tatmin etmek için! Ve için için, güdülmekten, kapıkulu olmaktan hoşlanan; güveni emniyeti bunda bulup; acziyetini böylece gidermeyi tercih edenler, huzur duyanlar vardır!

Dünya’da da, Türkiye’de de bu böyle!

Oysa Allâh, insanı “en şerefli mahlûk” olarak yaratmış, yeryüzünde kendisine “halife” olarak meydana getirmiştir; kimin umurunda!

Evet, aydınsılar ve entelsiler, elbirliğiyle, güdülenlerin dilinde dolaşan ve pek çok yönüyle akla-mantığa, bilime aykırı olan, kişilerin “müslüman”lığını tartışıp; “müslümanlık” dinine tâbi olan insanların, Dünya toplumları içindeki geri kalmışlıklarını vurgulayıp, böylece “İSLÂM DİNİ”ni eleştirdiklerini sanmaktadırlar!

AydınSI veya entelSİ olduklarının farkında ve bilincinde olmadıkları için de, “İSLÂM DİNİ” ile “MÜSLÜMANLIĞIN” birbirinden çok farklı iki kavram olduğunu; aradaki farkın fark edilmeden, Dinkonusunun ele bile alınamayacağını bilmezler!

Gütme hevesi ve güdülme arzusu içinde olanların zirkon değerindeki fikir ve bakış açılarını, “İslâm Dini”nin temelindeki düşünce sistemi diye değerlendirme yaparak; pırlantayı, hiç bilmediklerinden, bir kenara bırakırlar…

Bilgisizlik bîçareleri ne yapsınlar ki; ellerindeki tek kaynak gütme heveslileri ile güdülme arzusu içindekilerin dilinde dolaşan nağmelerdir!

Mevlid okumayı ibadet sanıp, “kandil”(!) gecelerini kutlayan; müslüman olmanın ilk şartı olarak kadının başını örtmesini bilen; namaz ya da orucun göktürklerin gökteki tanrısını hoşnut etmek için teklif edildiğini sanan dar anlayışılı kişilerin “müslüman”lığına, “İslâm Dini” diye bakar ve değerlendirirler!

Mevlid’in Süleyman Çelebi’nin şiiri olup, Kur’ân-ı Kerîm’in teklif ettiği ibadetlerle hiçbir ilgisi olmadığını anlamazlar! Ölülere mum dikip kandil yakmanın “Din”le hiçbir ilgisi olmadığını; Mi’râc, Beraat, Kadir gibi gecelerin değerli saatler ihtiva ettiğini fark etmezler… Şeker ve Kurban bayramlarının olmadığını, FITR ve Hac bayramlarının yaşandığını duymamışlardır bile! Kur’ân-ı Kerîm’de teklif edilen namaz, oruç, hac gibi çalışmaların, gökteki tanrının hoşnutluğu için değil; kendi geleceklerini kurtarmaları için önerildiğini hiç anlamamışlardır!

“İSLÂM DİNİ”, ALLÂH indîndeki, zamanüstü evrensel sistem ve düzendir! Orijindir; asıldır, zamanla değişmeyendir… Kur’ân, bunu anlatır!

“MÜSLÜMANLIK”, insanların kendi kapasiteleri, şartlanmaları, çevrelerinin örf ve âdetleri, güdenlerinin sınırlamaları içinde “İslâm Dini”ni yorumlamalarıdır.

Artık anlayın ki yorumlar “İslâm Dini”ni bağlamaz! Orijini fark etmeye çalışın!

“Müslümanlığı” bırakın “İslâm Dini”ne bakın!