GAVSİYE AÇIKLAMASI

Ahmed Hulûsi

Yâ Gavs-ı Â’zâm… Muhabbet, seven ile sevilen arasında perdedir!

Seven, sevilende yok olduğu zaman, yani seven sevilenle var olduğunda, vusûl hâsıl olur.

 

Allâh’a karşı olan muhabbet, aşk, sevgi denen hâllerin tamamı; Cenâb-ı Hakk’ın nûrdan perdelerinden bir perdedir!

Fiiller âlemine ait her şey, görüldüğü sürece nârdan perdeleri; Esmâ âlemine ait her mânâ da nûrdan perdeleri meydana getirir!

“Muhabbet, bir birimden, diğer bir şeye olur.”

Bu sebeple de, Allâh’a olan muhabbet dahi özünde “ikilik” anlamı taşıdığı için “şirki hafî” yani gizli şirk ihtiva eder. Ki bu da elbette perdelilik, yani gerçeği görememe hâlini ortaya koyar.

Bu yüzden, sevgi; sevenle sevilen arasında hicap (perde)dir, denmiştir.

Ne zaman bu perde kalkar?

Sevgi ne kadar artarsa, seven o derece sevilenle ilgilenmeye başlar. Nihayet sevgi o dereceye ulaşır ki, sevdiğinden başka bir şey düşünemez olur. Âdeta deli divâne olur!

İşte bu yakıcı duyguların etkisiyle, sevdiğini azami ölçülerde tanımaya ve bundan sonra da ona ulaşmaya çalışır. Ancak sevilen Allâh olunca ve O iyi bir şekilde tanınınca, idrak eder ki, varlığının her zerresinde ve tüm “BEN”liğinde mevcut olan Allâh’tır!

İşte bu tespit ile birlikte artık demeye başlar;

“Ben yokum ancak O var! Ben bir gölgeden, bir hayalden, vehim ile varsanılan bir zandan ibaretim; gerçekte var olan sadece Allâh’tır!”

Böylece o kişi ortadan kalkınca, “ikilik” mevhumu ve mefhumu da ortadan kalkmış olur. Dolayısıyla perde de!

Bundan sonra yaşanır ki, gören gözdür, işiten kulak; tutan eldir, yürüyen ayak! Bâkî olan Allâh’tır!