MUHAMMED MUSTAFA 2

Ahmed Hulûsi

O güne kadarki adıyla Yesrib, hicret sonrası adıyla da Medine eşi görülmemiş bir sevinç ve coşku yaşıyordu…

Herkes, Ebu Bekir es Sıddîk ve Efendimiz AleyhisSelâm’ın kendi evlerine gelmesini istiyordu. Fakat Rasûlü Ekrem, devesinin kendiliğinden nerede durursa orada ineceğini söyleyerek kimseye gitmedi… Ve devesi Kasva’nın kendiliğinden durup çökeceği mevkiyi bekledi.

Deve, Zeyd oğlu Hazreti Halid’in evinin karşısındaki boş arsaya gelince durdu ve çöktü.

O zaman Rasûlü Ekrem ile Hazreti Sıddîk deveden indiler…

Rasûlü Ekrem, Zeyd’in oğlu Hazreti Halid’in evine teşrif etti…

O Hazreti Halid ki, bugün, İstanbul’un Eyüp Sultan diye anılan semtinde her gün muazzam bir kalabalığın ziyaretgâhında defnedilmiş olan Halid bin Zeyd Ebu Eyyub el Ensari namıyla tanınmaktadır. Yani, Ensara mensub olan, Eyyub’un babası, Zeyd’in oğlu Halid…

Rasûlü Ekrem, Hazreti Halid’in evinde misafir olurken, Hazreti Ebu Bekir es Sıddîk da, Medine yerli eşrafından ve çok zenginlerinden olan arkadaşı Zeyd oğlu Harice’nin evine misafir indi.

Efendimiz AleyhisSelâm’ın Medine’de Hazreti Halid (r.a.)’ın evine indiği ilk gecenin sabahı idi… EfendimizAleyhisSelâm sabah namazını kılmış ashabıyla birlikte sohbet ediyordu…

Doğrusu o gece Hazreti Halid’in gözüne uyku girmemişti… Efendimiz AleyhisSelâm Hazreti Halid’in evinin alt katında uyuduğu için, “Ya Rasûlullâh rahatsız olursa!..” diye… Ertesi sabah da ev halkı, RasûlullâhAleyhisSelâm’ın üst katta uyumasına karar vermişlerdi…

Hazreti Halid, sabahleyin doğruca Rasûlullâh AleyhisSelâm’ın yanına koştu sabahleyin ve şöyle konuştu:

− Yâ Rasûlullâh, dün gece gözümüze uyku girmedi!..

− Niye yâ Halid? Niye uyuyamadınız?..

− Zira alt katımızda siz yatıyordunuz!.. Ya çocuklar sağa sola dönerken gürültü eder sizi rahatsız ederse diye düşündük… Bu yüzden de gözümüze uyku girmedi… Belki de üzerinize topraklar dökülmüştür…

− Hayır yâ Halid!.. Rahatsız olmadık!.. Bizim için daha da iyidir… Zira gelen giden olur dostlarımızdan da, belki sizi rahatsız ederler…

Ancak bu cevap karşısında Hazreti Halid ısrar eti:

− Ama bu hâl aldığımız terbiyeye aykırı düşer yâ Rasûlullâh! Lütfen yukarımızda yatmayı kabul ediniz!..

− Peki öyleyse istediğiniz gibi olsun!..

Efendimiz AleyhisSelâm böylece Hazreti Halid’in üst katında yatmayı kabul etmişti. Keza EfendimizAleyhisSelâm o gece devesinin çöktüğü arsayı düşünüp durmuştu…

− Acaba o arsa kime aittir?.. Hazreti Halid bir an düşündü:

− Beni Necar’dan Rafi’nin oğullarınındır… İki oğulundur ki, ikisi de öksüzdür… İkisi de baba öksüzüdür… Beldemizin ulusu Ebu İmame Es’ad tarafından himaye altında tutulmaktadır…

Efendimiz AleyhisSelâm’ın içi cız etmişti öksüzler sözünü duyunca… Elbette ki kendisini bu hâle erdiren Allâhû Teâlâ onları da birçok nimete erdirecekti…

− Kimdir bu öksüzler? diye sordu… Hazreti Halid anlattı:

− Rafi’nin oğulları Sehl ile Süheyl… Arsa babalarından kalmıştır… Burada hurma kurutuluyor… Müslümanlar da topluca namaz kılıyorlar… İmam Es’ad da bize namaz kıldırdı…

Efendimiz AleyhisSelâm yavruları görmek istedi:

− O öksüz yavruları buraya çağırabilir misin yâ Halid?..

− Emredersin yâ Rasûlullâh!..

Akşamüstü iki çocuk sevinç içinde Rasûlullâh’ın huzuruna girip ellerini öptüler… Ne büyük şerefti onlar için Allâh Rasûlü’nün huzuruna girmek… Efendimiz Aleyhiselâm onları okşayıp sevdikten sonra konuştu.

− Yâ Sehl ve Süheyl, boş arsanızı sizlerden satın almak istiyorum… Satar mısınız?.. Çocuklar şaşırdı:

− Olur mu yâ Rasûlullâh?..

− Niye olmasın?..

− Biz parayla satmayız yâ Rasûlullâh!..

− Ya ne yaparsınız?..

− Allâh rızası için hediye ederiz!..

Efendimiz onların bu davranışından son derece memnun kalmıştı…

Ancak, iki öksüzün hakkını alabilir miydi hiç?..

− Allâh sizlerden razı olsun!.. Ancak ben arsanızı parası karşılığında alabilirim…

Sonra Efendimiz AleyhisSelâm yanında bulunan Hazreti Ebu Bekir’e dönerek:

− Arsayı on miskal karşılığında satın alıyoruz… Parayı ödeyin çocuklara yâ Eba Bekr!..

Sonra da bulunanlara hitap etti:

− Ey ashabım… Bu arsayı mescid inşası için satın almış bulunuyorum… Bugünden itibaren bu mescidin yapılması için hazırlıklara başlamamız lazımdır… Artık namazlarımızı toplu hâlde mescidimizde kılacağız Allâh’ın lütfuyla…

Arsada bazı hurma ağaçları mevcuttu… Bir kısım yerde de mezarlar vardı… Efendimiz AleyhisSelâm’ın emriyle ağaçlar bir düzene sokuldu, mezarlar düzeltildi ve arazi çok kısa bir zamanda dümdüz, duvarlar yapılabilecek hâle getirildi…

Efendimiz AleyhisSelâm ilk evvela kerpiç kestirdi… Daha sonra kereste temin edildi…

Nihayet temel atma günü geldi…

− BismillâhirRahmânirRahıym!.. diyerek ilk taşı Efendimiz AleyhisSelâm koydu.

Sonra da Hazreti Ebu Bekir, Hazreti Âli, Hazreti Ömer ve diğerleri…

Ashabı Kiram, Aleyhimür Rıdvan Efendimiz AleyhisSelâm’ın böylesine gayretle çalıştığını görünce daha fazla bir şevk ve gayretle çalışır. Kimi kereste, kimi kerpiç taşır, kimi duvarın örülmesinde çalışır… Bütün gaye Medine’deki ilk müslüman mescidinin bitirilmesiydi…

Mescidi Nebevi’nin yapılışı sırasında en büyük gayreti gösterenlerden bir tanesi de Ammar bin Yasir’di… Ashab Baki’ül Habcebe çukurundan birer kerpiç taşırken, o ikişer kerpiç yüklenerek gelirdi…

− Yâ Ammar niçin iki kerpiç birden taşırsın?.. diye soranlara o şöyle cevap verirdi:

− Bu ikinci kerpici de Rasûlullâh için taşırım!..

Amar bin Yasir (r.a.)’ı bazı çekemeyenler vardı… Hatta onu öldürmek istiyorlardı…

Bu yüzden bir gün durumu Efendimiz AleyhisSelâm’a anlatmış ve şöyle demişti:

− İşte bu sebeple beni öldürmek istiyorlar yâ Rasûlullâh!.. Efendimiz AleyhisSelâm onun sözlerini dinledikten sonra terli ve tozlu yüzünü okşayıp şöyle buyurdu:

− Yazık ediyorlar sana yâ Ammar!.. Ancak seni öldürenler bunlar olmayacaktır!.. Senin hayatına âsi bir halk topluluğu son verecektir… Hâlbuki o sırada sen ise onları cennete davet etmekte olursun!..

Nitekim Rasûlullâh AleyhisSelâm’ın istikbale ait bu sözleri bir mucize olarak tahakkuk etmiştir… Hazreti Âli (r.a.)’a karşı isyan eden Muaviye ile yapılan Sıffıyn harbinde, Ammar (r.a.), Hazreti Âli (r.a.) tarafını tutarken, Muaviye taraftarı âsiler tarafından katledilmiştir… Ki o sırada kendisi âsileri Cenâb-ı Murtaza tarafında birleşmeye davet etmekteydi…

Mescidi Nebevi’nin inşası tam yedi ay sürdü… Ve bu yedi aylık zaman zarfında da Efendimiz AleyhisSelâm, Hazreti Halid (r.a.)’ın evinde kaldı…

Geçen bu yedi aylık müddet sırasında Ensarı Kiram yani Medineli müslümanlar nöbetle her gece kendisine yiyecek, içecek getirirler, Efendimiz AleyhisSelâm için ellerinden geleni ardlarına koymazlardı… Hemen her gece imkânları nispetinde Rasûlullâh Efendimiz yanına koşarlar O’nun mübarek sohbetinden bir şeyler kapmaya çalışırlardı…

Yedi aylık sürenin sonuna doğru Hazreti Aişe ile Efendimiz AleyhisSelâm’ın ve Hazreti Ebu Bekri Sıddîk (r.a.)’ın aileleri Medine’ye getirilmişti…

Günler böylece ilerliyordu artık…