MESAJLAR

Ahmed Hulûsi

“İftirayı dedikodu yollu edinip, hakkında kesin bir bilginiz olmayan şeyi laflıyor ve bunu sıradan bir konuşma sanıyorsunuz… (Oysa) o, Allâh indînde azîmdir (büyük bir şey)!” (24.Nûr: 15)

“Ey iman edenler… Yapmayacağınız şeyi niçin söylüyorsunuz! Yapmayacağınız şeyi söylemeniz, Allâh indînde çok nefret edilesidir!” (61.Saff: 2-3)

Kur’ân-ı Kerîm’den, “Allâh”a iman etmiş insanlarla, tanrıya inanan ve tanrılarının kendilerini koruyacağını sanan kişiler arasındaki farkı belirleyen iki âyettir bunlar…

Ciddiyetsiz ve tefekkür sorunu olan insanlar, düşünmeden, organlarının o anki çıkarları neyi gerektiriyorsa, o çıkarları doğrultusunda konuşur, sözler verirler!.. Tâ ki amaçlarına ulaşsınlar! Bu davranışları da, “ALLÂH”adıyla işaret edileni kavrayamadıkları için oluşur! “O”nun yarattığı sistem ve düzeni anlamadıkları için; bu aldatmacalı davranışlarının sonucunda, başlarına neler geleceğini idrak edemezler! Bu yüzden de, zevkleri veya çıkarları uğruna insanlara gerçekleştirmeyecekleri vaadlerde bulunurlar.

Bunun, “imansız” bir şekilde ölümlerine yol açabileceğini düşünüp, fark edemezler!

Kafalarında tahayyül edip varsaydıkları ilkel tanrılarına göre bir yaşam biçimidir bu onlarda.

Ey iman edenler tutamayacağınız sözü niçin verirsiniz?

“Allâh” adıyla işaret edilene iman edenler ise, bin düşünür bir söylerler. Vadettiklerini son noktasına kadar gerçekleştirirler! Yapamayacakları şeyi söylemez ve vadetmezler. Eğer bunu yaparlarsa, bilirler ki, içinde yaşadıkları sistem ve düzende bunun misliyle karşılığını alacaklardır.

“ALLÂH”a iman etmişlerden olarak ölümü tadıp yolunuza devam etmek istiyorsanız, geçmişteki bu tür yaptıklarınıza tövbe ediniz; bundan sonra, insanları, o anki çıkarlarınız veya geçici dünya menfaatleri için yapmayacağınız şeyleri söyleyerek aldatmayınız; tutamayacağınız sözleri vermeyiniz. Aksi takdirde altından kalkamayacağınız vebali sırtlanmış olursunuz!