MESAJLAR

Ahmed Hulûsi

Kur’ân-ı Kerim’de “İnna…” lardaki “Biz” lafzının kaynağı olan “Alâyı illiyn”in varlığından bîhaber mukallit, ne bilir “Hakikat-i Muhammedî” ismiyle işaret edilen ve “RUH” isimli melek diye bahsedilen Vâhidiyet mertebesinin ne olduğunu!

Enfüsünden bîhaber; tüm anlatılanları, afâkta arayan şaşkın!

“TEK”liğin enfüsten ulaşılan bir boyut olduğunu kavrayamayıp; göklerde, uzayda “TEK” arayışına çıkan mukallit!

Tanrı kavramına, “Allâh” ismini etiketleyerek, kendini muvahhid sanan; elbette ki, bütün bunlardan habersiz olarak, bu dünyadan geçenlerden olmak üzere yaratılmıştır.

Kesret kavramının kaynağı olan “Tek mutlak RUH”tan meydana gelen tüm Melekût âlemi; ve o âlemde meydana gelen Müheymin melâike, Alâyı illiyn, ve diğer meleklerin varlığı…

Esmâ mertebesinin zuhuru olarak varlığı meydana gelmiş olan Melekût!..

Varlığını melekûttan alan tüm Efâl mertebesi varlıkları…

Elbette ki, Rasûl ve Nebi’lere inzâl yollu gelen ilim, urûc yollu keşfedilenden değerlidir. İnzâl ile urûc arasındaki fark, Rasûl ile velî arasındaki fark gibidir…

Hak, “tenezzül” eder; kul “urûc” eder!

“Melekûtundan” gâfil olan, “ALLÂH” adıyla işaret edilenden hayli hayli gâfildir… Ömrü, ismi tanrı edinerek tamam olmaktadır!