MESAJLAR

Ahmed Hulûsi

Geçen günkü sorularıma değerli dostlarımdan İsmet Bozdemir cevap yollamış… Aynen iletiyorum sizlere:

1- Makrokozmos ile mikrokozmos arasındaki sınır nerede; nasıl; neden?

Varlık makrosuyla, mikrosuyla tek bir bütündür.

Tek bir vücud, tek bir mânâ olarak vardır.

Kendisine ALLÂH ismi ile veya HÛ ismi ile işaret etmektedir.

Günümüzde Tümel Bilinç, Kozmik enerji gibi isimleri kullanarak da anlaşılmasını dilemektedir.

Anlaşılması demek, kendini NOKTA’dan İNSAN’a – İnsan’dan NOKTA’ya tarzında tanıması, mânâlarını seyretmesi anlamına gelir.

Söz konusu seyirdeki sistem gereği makrokozmos ile mikrokozmos gibi kavramlar oluşmaktadır.

Makrokozmos ile mikrokozmos arasındaki sınır bu boyutlardaki bilinç birimlerinin algılama araçlarının kapasitesinden kaynaklanır.

Her algılama aracı sadece bulunduğu frekans kesitini ve aşağısını algılayabilmektedir.

Ancak tüm frekans boyutlarını icat eden ve kapsayan “Bilinç”e göre asla bir sınır söz konusu değildir.

2- Biz bu sınırın neresindeyiz?

Salt enerji, kuant, elektron, proton, nötron, atom, molekül, madde MİKROKOZMOS; yıldızlar, yıldız sistemleri, akdelikler, karadelikler, galaksiler, galaktik aileler, evren MAKROKOZMOS veya ÜST MADDE şeklinde bir sıralama düşünülür ise İNSAN madde skalasında, tam ortada bir yerdedir.

Yani mecazî bir ifade ile merkezde… Merkezde gerilim sıfırdır, çünkü her şey merkezin istediği şekilde gelişir; merkez hiçbir şeyden etkilenmez.

3- Tümel yapı nerede bölünüyor ve katmanlar oluşuyor?

Var olan tek yapı “Bilinç”tir, başka varlık yoktur…

Bilinç için bölünmüşlük, katman veya salt yapı gibi mânâlar düşer…

Bilincin dilediği mânâları hayali söz konusudur sadece…

4- Varsa ayrı birimler ve katmanlar, nasıl oluşuyor?

Bilinç icat ettiği mânâlarını seyretmek istediğinde sanki katmanlar varmış gibi kabul eder ve yukarıda yapılan sıralama ortaya çıkar.

5- Varsa bunlar, sınırlar ne ve nerede?

Varlıkların varlıkları, “Bilinç” tarafından var kabul edilişleri dolayısı iledir.

Esasında “yok”turlar. “Varlık, yok olarak vardır” denebilir.

Katmanlar, boyutlar aralarındaki sınır ise her boyuta yüklenen sonsuz mânâların ifade ettikleri frekanslar nedeniyle aralarında meydana gelir.

Bu sonsuz frekansların ne karışmaları söz konusudur, ne de kaybolmaları…

6- Yoksa böyle bir şey mi yok?

Tüm katmanları kapsayan “Bilinç”e göre bir sınır yoktur…

Varlıklar, “Bilinç”te sadece isim olarak; finaldeki hâllerini ihtiva eden mânâ biçiminde vardırlar.

7- Kaderini yazan kalem bu arada nerede? Kimin elinde?

Ayrı ayrı birimler olmadığından esasında Kader diye bir şey söz konusu değildir.

Tek Bilinç hayal ettiği mânâyı o mânânın kendisi olarak ve mânânın oluşacağı şartlarda seyretmek istediğinden, salt ilim boyutunda var kabul edilmiş isimler, kendilerini ifade eden Esmâ terkiplerini oluşturur.

Var kabul edilen ve ömürleri sadece var kabul edilişleri süreci kadar olan bu birimlerin yüklenmiş oldukları mânâlar, onların kaderi sayılır.

8- Bunlar sembollerse, bu semboller neye işaret ediyor; gerçeği ne işaretlerin?

Tüm anlatımlar ait oldukları katmandan öze, tek bilince götürecek tarzda semboller ile yapılmaktadır.

Böyle oluşu sistemi gereğidir, öyle dilenmiş, planlanmış olduğu içindir.