Lâhut Âlemi

  • Her mânâ ve özellikten arı bir halde sadece “ben varım bilinci” kişinin “Lâhût Boyutu”nu teşkil eder. Aynı zamanda bu boyuta “ZÂT Âlemi” de denilir.
  • Lâhût Âlemi “ZÂT Âlemi”dir ki bu âlemin ne olduğunu ancak yaşayan bilir. 
    Ne anlatabilmek mümkündür, ne de bilgi edinerek yaşıyabilmek!..
  • CEBERÛT” âlemi olarak tanımlanmış bu salt tekillik boyutunun mânâlarının açığa çıkarılması (tenezzülü) ise, “MELEKÛT” âlemi diye anlatılan tüm varlık seyrini ve yaşamını meydana getirir!. “LÂHUT” ise fikir kabul etmez! Düşünce, o boyutta “yok” olur! “Ahadiyet” denilen bu mertebe “hiç“liktir!
  • Ceberût âlemi ise esmâ ve sıfat âlemidir. Yani isimlerin ve sıfatların manâlarını teşkil eden âlemdir. Lâhût ise Zât`ın âlemi’dir. Bu hususta öncelikle bilmemiz gereken şey odur ki, bu anlatımlar hep mecâzîdir. Gerçekte, mekân anlamında böyle ayrı ayrı âlemler mevcut değildir
  • İnsan vasıfları itibariyle ceberût âlemi’nde yaşar…
    İnsan “zâtı” itibariyle lâhût âlemi’nde yaşar…
  • Ceberût âlemi, mutmainne nefs durumunda yaşanmaya başlanıp Mardiye’de zirvesine çıkılır; ki bu âleme de “Hakikat Âlemi” denilir. Ki bunun da neticesi lâhût âlemidir.

    Lâhût Âlemi ise “ZÂT Âlemi”dir ki bu âlemin ne olduğunu ancak yaşayan bilir. Ne anlatabilmek mümkündür, ne de bilgi edinerek yaşıyabilmek!..

  • Ceberût âlemini yaşayanının orucuna sekte vuran hâl ise; esmâdan bir isimle kayıtlı durumda kendini hissedip, o ismin mânâsının seyrinde mukayyed olmaktır. Çünkü, ceberût âleminde yaşayanın gayesi, lâhut âlemine geçip, Zâtı Ehadiyyette, “hiç” olmaktır!.. Perdesi ise esmâ âlemidir!.. İşte bu öyle bir oruçtur ki, tutan, içinde kaybolmuş; Varlıkta Bakî olan Allah kalmıştır!..

  • Ceberût ve lâhût sanki bir nesnenin iç yüzü ile dışyüzü gibidir!.
  • “İnsanın, meleklerin ve tüm varlığın hakikatı olan Allah“ın elbette ki dışarıdan öte bir varlıkmış gibi hitâbı asla sözkonusu olamaz!. “Nâsût-melekût-ceberût-lâhût” anlayışında varlığın özünden gelen bir şekilde “Zâhir Allah” müşahedesi de bunu ispat etmektedir.
  • Esmâ-ül Hüsna`nın çokluğu nasıl esma mertebesinin TEK`liğine ters değilse; aynı mertebedeki aynı TEKyapının, değişik özelliklerine işaret ediyorsa…  Lahut âlemi, Ceberût âlemi, Melekût âlemi ve Nasût âlemi de hep aynı TEK âlemdir!. Zât âlemi, esmâ âlemi, efâl âlemi dahi aynı TEK`ten söz etmektedir.
  • Nâsût ile melekût arasındaki her tavır şerîat, melekût ile ceberût arasındaki her tavır tarîkat, âlemi ceberût ile lâhût arasındaki her tavır da hakikattır.

Kavram hakkında henüz bir not alınılmadı.

Ğaffar

Anlamı EL ĞAFFAR… Kudret veya hikmetin gereği olarak oluşmuş noksanlıklarını fark edip, bunların sonuçlarından kurtulmayı irade edenlere, örtüleyiciliğini yaşatan. Bağışlayan. ĞAFFAR : Dilediği tüm kusurları bağışlayan. Âyetler TÂHÂ 82-) Ve

Oku »

Gıybet

Anlamı İslâm toplumu arasında bir «kul hakkı» sözüdür sürer gider. «Hakkımı aldın», «hakkım kaldı». gibisinden sözleri çeşitli vesilelerle söyler dururuz. Nedir bu kul hakkı?.. «Gıybet» kelimesiyle işaret edilen bir mânâ

Oku »

Ahmed

Anlamı Zât`ın tecellisi olarak Hamd etmekte olan. Hz. Muhammed s.a.v. Detaylı Bilgiler Eğer, kişi “ölmeden evvel ölmek” diye bahsedilen hakikate erme sırrını yaşayacaksa, “küçük kıyamet” denilen haller de yaşamında açığa

Oku »