DUA VE ZİKİR

Ahmed Hulûsi

Bu bölümde de size Kur’ân-ı Kerîm’den bazı dua örneklerini nakletmek ve onların yararlarının bazılarından söz etmek istiyorum…

رَبَّنَا اٰتِنَا فِي الدُّنْيَا حَسَنَةً وَفِي الْآخِرَةِ حَسَنَةً وَقِنَا عَذَابَ النَّارِ

“… Rabbenâ âtinâ fiyddünyâ haseneten ve fiyl âhırati haseneten ve kınâ azâben nâr.” (2.Bakara: 201)

Anlamı:

Rabbimiz, bize dünyada da hasene (Esmâ’nın güzelliklerini yaşamayı) ver, sonsuz gelecek sürecinde de hasene (nefsimizdeki Esmâ’nın güzellikleri) ver; (ayrı düşmenin) ateşinden bizi koru.

Bilgi:

Rasûlullâh (s.a.v.)’in pek çok duasında bu âyete yer verdiğini Enes (r.a.) naklediyor bize… Bildiğimiz ve bilmediğimiz tüm dünya ve âhiret güzelliklerini dileyip; dolayısı ile ateş azabına yol açacak şeylerden korunmayı talep etmeyi öğretiyor bize bu dua.

رَبَّنَا لَا تُزِغْ قُلُوبَنَا بَعْدَ إِذْ هَدَيْتَنَا وَهَبْ لَنَا مِنْ لَدُنْكَ رَحْمَةً إِنَّكَ أَنْتَ الْوَهَّابُ

“Rabbenâ lâ tuzığ kulûbenâ ba’de iz hedeytenâ ve heb lenâ min ledünKE rahmeten, inneKE entel Vehhâb.” (3.Âl-u İmran: 8)

Anlamı:

Rabbimiz, bize hidâyet ettikten (hakikati gösterip idrak ettirdikten) sonra şuurumuzu (nefsaniyete-egoya) döndürme ve bize ledünnünden bir rahmet bağışla. Muhakkak sen Vehhâb’sın.

Bilgi:

“Müminin kalbi Rahmân’ın iki parmağı arasındadır” hadisinin işaret ettiği şekilde, kalplerimiz yani bilincimiz her an ilâhî kudrete tâbidir. Bu sebeple ne kadar gerçeğe ermiş olursak olalım, her an o gerçekten sapmak mümkündür. İşte bu dua, hâline güvenmeyip, ilâhî inayeti talep içindir.

Bu duaya devam, kişinin saadet hâli üzere ölümü tatması için iyi bir işaret olarak değerlendirilebilir… Çünkü ısrarla devam edilen dua icabet işareti taşır.

Namazlarda son oturuşta, salâvatlardan sonra okunması şâyânı tavsiyedir.

رَبَّنَا مَا خَلَقْتَ هٰذا بَاطِلاً سُبْحَانَكَ فَقِنَا عَذَابَ النَّارِ
رَبَّنَا إِنَّكَ مَنْ تُدْخِلِ النَّارَ فَقَدْ أَخْزَيْتَهُ وَمَا لِلظَّالِمِينَ مِنْ أَنْصَارٍ
رَبَّنَا إِنَّنَا سَمِعْنَا مُنَادِيًا يُنَادِي لِلْإِيمَانِ أَنْ اٰمِنُواْ بِرَبِّكُمْ فَاٰمَنَّا رَبَّنَا فَاغْفِرْ لَنَا
ذُنُوبَنَا وَكَفِّرْ عَنَّا سَيِّئَاتِنَا وَتَوَفَّنَا مَعَ الْأَبْرَارِ
رَبَّنَا وَاٰتِنَا مَا وَعَدْتَنَا عَلَى رُسُلِكَ وَلَا تُخْزِنَا يَوْمَ الْقِيَامَةِ إِنَّكَ لاَ تُخْلِفُ الْمِيعَادَ

“Rabbenâ mâ halakte hazâ batılâ * sübhaneKE fekınâ azâben nâr; Rabbenâ inneKE men tüdhılinnâre fekad ahzeytehu, ve mâ lizzalimiyne min ensar; Rabbenâ innenâ semi’na münâdiyen yünâdiy lil iymâni en âminû Bi Rabbiküm fe âmennâ * Rabbenâ fağfir lenâ zünûbenâ ve keffir annâ seyyiâtinâ ve teveffenâ ma’al’ebrar; Rabbenâ ve âtinâ mâ veadtenâ alâ RusuliKE ve lâ tuhzinâ yevmel kıyâmeti, inneKE lâ tuhlifül miy’âd.” (3.Âl-u İmran: 191-194)

Anlamı:

… Rabbimiz, bunları boş yere yaratmadın! Subhan’sın (yersiz ve anlamsız bir şey yaratmaktan münezzeh, her an yeni bir şey yaratma hâlinde olansın)! (Açığa çıkardıklarını değerlendirmemenin getireceği pişmanlıktan) yanmadan bizi koru” (derler). Rabbimiz, sen kimi ateşe atarsan onu muhakkak aşağılamış olursun. Nefsine zulmedenlere hiçbir yardımcı (kurtarıcı) olmaz! Rabbimiz, gerçekten biz ‘Hakikatinizi Esmâ’sıyla oluşturan Rabbinize iman edin’ diye imana davet edeni duyduk ve hemen iman ettik. Rabbimiz, suçlarımızı bağışla, yanlışlarımızı sil; sana ermiş kullarınla birlikte olarak yanına al. Rabbimiz bize, Rasûllerine vadettiğini ver ve kıyamet sürecinde bizi rezil duruma düşürme! Muhakkak ki vaadinden dönmeyensin sen.

Bilgi:

Burada da Allâhû Teâlâ bizlere en kıymetli dua şekillerini öğretiyor.

Ayrıca, bu şekilde dua edildiği takdirde, bu duaya icabet edileceği de daha sonraki âyette kesinlikle ifade edilmiştir.

Artık Cenâb-ı Hak tarafından icabet sözü verilmiş bir duaya da devam edemiyorsak, elbette diyecek bir şey kalmaz.

رَبَّنَا ظَلَمْنَا أَنْفُسَنَا وَإِنْ لَمْ تَغْفِرْ لَنَا وَتَرْحَمْنَا لَنَكُونَنَّ مِنَ الْخَاسِرِينَ

“… Rabbena zalemna enfüsena ve in lem tağfir lena ve terhamna lenekûnenne minel hasiriyn.” (7.A’raf: 23)

Anlamı:

Rabbimiz! Nefsimize zulmettik… Eğer bizi bağışlamaz ve bize rahmet etmez isen, biz kesinlikle hüsrana uğrayanlardan oluruz.

Bilgi:

Hazreti Âdem ve Havva, cennet hayatı yaşarken, kaderlerindeki o mâhut hatayı yaptıktan sonra, kendilerinden sadır olan bu fiilin üzüntüsü içinde, yukarıda ifade olunan biçimde bağışlanma talep ettiler.

Ve bu duaları kabul olunarak, bir süre Dünya’da yaşadıktan sonra, yeniden cennet yaşamına dönme imkânına ulaştılar.

İşte Kur’ân-ı Kerîm’deki bu dua bize, “nefse zulmetmek” hâlinde ne yapmamız gerektiğini öğretiyor.

Hayatı nefsine zulmetmekle, yani “nefs”inde mevcut olan sonsuz kemâlin hakkını yerine getirememek suretiyle ona eziyet etmekle geçen bizlere de bu duaya devamdan başka bir şey kalmıyor.

حَسْبِيَ اللهُ لٓا إِلٰـهَ اِلَّا هُوَ عَلَيْهِ تَوَكَّلْتُ وَهُوَ رَبُّ الْعَرْشِ الْعَظِيمِ

“… HasbiyAllâhu, lâ ilâhe illâ HUve, aleyhi tevekkeltü ve HUve Rabbül arşil azîym.” (9.Tevbe: 129)

Anlamı:

Allâh bana yeter! Tanrı yoktur sadece ‘HÛ’! O’na tevekkül ettim… Arş-ı Aziym’in Rabbi ‘HÛ’dur!

Bilgi:

Başınız haksız yere derde girdiği zaman bu âyeti günde beş yüz veya bin kere okumaya devam ederseniz, inşâAllâh kısa zamanda selâmete çıkarsınız…

Bu âyetteki duayı ilk okuyan İbrahim (a.s.)’dır.

İbrahim AleyhisSelâm Nemrud tarafından yakalattırılıp, mancınıkla ateş dağının içine fırlatıldığı zaman, havadayken Cebrâil isimli melek gelir ve sorar…

— Yâ İbrahim senin için ne yapmamı istersin?

İbrahim AleyhisSelâm cevap verir:

— Allâh’a güvendim. O bana yeter… Tanrı yoktur O vardır! Ben O’na bağlanıp, işimi O’na bıraktım… Ki O Arş’ın Aziym Rabbidir…

İşte İbrahim AleyhisSelâm’ın bu şekildeki ifadesinden sonra mucize olur ve İbrahim AleyhisSelâm yavaş bir şekilde ateşin içine düşer fakat onu ateş yakmaz… Çünkü, Kur’ân-ı Kerîm’de anlatıldığı üzere “ateş soğumuş ve selâmet verici olmuştur” İbrahim AleyhisSelâm için, Allâh emri ile… İşte, böyle bir mucizenin meydana gelmesine vesile olan anlayış ve ifade vardır bu duada…

Bakın bu dua için ne buyuruyor Rasûlullâh (s.a.v.) Efendimiz bizlere:

“Kim sabah kalktığında ve geceye girdiğinde Allâh’a güvendim o bana yeter, Tanrı yoktur, Arş’ın Aziym Rabbi olan O vardır derse; bunu ister sıdk ile söylesin ister YALANDAN (inanmayarak) söylesin, yedi defa söylediğinde Allâh ona kâfi gelir…” (Ebu Davud)

Dikkat edin!..

Bu hadîs-î şerîf’te çok önemli bir hususa işaret ediliyor!.. Allâh’ın SİSTEM’ine!.. “Allâh’ın düzeninde asla değişiklik olmaz” âyetiyle de vurgulanan SİSTEME…

Siz belli duaları veya zikirleri yaptığınız zaman, inansanız da, inanmasanız da, o yapılan çalışma, ilgili mekanizmayı, sistemi harekete geçirir ve mutlaka semeresini verir; demiştik…

İşte bu hadîs-î şerîf, söylediklerimizin açık-seçik ispatıdır.

“Kişi ister SIDK ile ister yalandan yani inanmayarak” yaptığında denmesi, bunun apaçık göstergesidir.

Bu sebeple diyoruz ki, siz inanmasanız dahi bu zikirlere veya dualara bir süre devam edin, söylenildiği sistem üzere… Elbette neticesine ulaşacaksınız.

Allâh bize bunun mânâsına ermeyi ve bu duayı edebilmeyi nasip etmiş olsun.

رَبِّ إِنِّي أَعُوذُ بِكَ أَنْ أَسْأَلَكَ مَا لَيْسَ لِي بِهِ عِلْمٌ وَاِلَّا تَغْفِرْ لِي وَتَرْحَمْنِي أَكُن مِنَ الْخَاسِرِينَ

“… Rabbi inniy eûzü BiKE en es’eleKE ma leyse liy Bihi ’ılm * ve illâ tağfirliy ve terhamniy ekün minelhasiriyn.” (11.Hûd: 47)

Anlamı:

Rabbim! Bilgisine sahip olmadığım (içyüzünü bilmediğim) şeyi senden istemekten sana sığınırım! Beni bağışlamaz ve bana rahmet etmezsen hüsrana uğrayanlardan olurum.

Bilgi:

Nuh AleyhisSelâm kavmini uyarmış, ama kendisini dinlememişlerdi. O da aldığı emri ilâhî üzerine bir gemi yaptı ve hayvanlardan birer çift ile yakınlarını gemiye davet etti. Ne çare ki oğlu ona inanmamış ve gemiye de binmemişti.

Tufan başladıktan sonra, seller üzerinde gemi yüzerken, dalgaların arasında boğulmak üzere olan oğlunu gördü ve onun kurtulması için ısrarla Rabbine dua etti… Ama ne çare ki duasına icabet gelmiyordu…

“… Muhakkak ki o senin ailenden değildir! Muhakkak ki o (hükmüme karşı oğlun konusunda ısrarlı olman) imanın gereği olmayan bir fiildir! Hakkında bilgin olmayan şeyi benden isteme! Muhakkak ki Ben sana cahillerden olmamanı öğütlerim…” (11.Hûd: 46)

İşte bu uyarıdan sonra Nuh AleyhisSelâm, yukarıda metnini verdiğimiz özrü, bağışlanmayı ihtiva eden duayı yaptı…

Bize, burada büyük ders vardır!.. Birçok akrabamız veya daha yakınımız, ailemizden kişiler vardır ki, gerçeği örtmekte, inkârda, tanrı kabulünde inat edip dururlar. Oysa onlarla her ne kadar kan bağımız varsa da, ölüm ötesi yaşam içinde hiçbir yakınlığımız mevcut değildir… Bu sebepten de onlar hakkında ısrar etmemiz ya da onları zorlamamız abestir. Bize düşen sadece onların hidâyet bulması için Rabbimize dua edip, gerisini O’na bırakmaktır.

Muhakkak ki Allâh’ın takdiri yerine gelecektir…

Öyle ise bize hayırlı nesil talep etmek düşüyor… Bakın o da bize nasıl öğretiliyor:

رَبَّنَا هَبْ لَنَا مِنْ أَزْوَاجِنَا وَذُرِّيَّاتِنَا قُرَّةَ أَعْيُنٍ وَاجْعَلْنَا لِلْمُتَّقِينَ إِمَامًا

 “… Rabbena heb lena min ezvacina va zürriyyatina kurrete a’yunin vec’alna lil müttekıyne imama.” (25.Furkan: 74)

Anlamı:

Rabbimiz… Eşlerimizden (veya bedenlerimizden) ve evlatlarımızdan (bedenî çalışmalarımızın semeresinden) göz aydınlığı (cennet yaşamını) oluşturacakları bize ihsan et; bizi, korunmak isteyenlere uyulası önder kıl.

Bilgi:

Evlat isteyen ana-babalara Cenâb-ı Hakk’ın öğrettiği bir dua bu… Hayırlı evladı olsun isteyenler, şayet bu duaya namazlarından sonra devam ederken çocukları olursa, umulur sâlih bir nesil sahibi olurlar.

رَبِّ اجْعَلْنِي مُقِيمَ الصَّلاَةِ وَمِنْ ذُرِّيَّتِي رَبَّنَا وَتَقَبَّلْ دُعَٓاءِ
 رَبَّنَا اغْفِرْ لِي وَلِوَالِدَيَّ وَلِلْمُؤْمِنِينَ يَوْمَ يَقُومُ الْحِسَابُ

“Rabbic’alniy mukıymes Salâti ve min zürriyyetiy, Rabbenâ ve tekabbel duâ’; Rabbenağfir liy ve li valideyye ve lil mu’miniyne yevme yekumül hisâb.” (14.İbrahiym: 40-41)

Anlamı:

Rabbim, salâtı ikameyi (Esmâ hakikatine yönelişin getirisini yaşayanlardan) kıl, beni ve zürriyetimden de(ikame edenler yarat)! Rabbimiz; duamı gerçekleştir (Dikkat: İbrahim (a.s.) gibi bir Zât, salâtın ikamesini – yaşantısını talep ediyor; bu ne anlam taşır, derin düşünmek gerekir. Ahmed Hulûsi). Rabbimiz, yaşam muhasebesinin ortaya serildiği süreçte, beni, ana-babamı ve iman edenleri mağfiret eyle!

Bilgi:

İbrahim AleyhisSelâm’ın Kur’ân-ı Kerîm’de yer alan bu duası NAMAZ ile ilgili tek duadır.

NAMAZI ikame etmeyi hedef alan bu dua, namazın hakikatine yönelmek isteyenlere özellikle tavsiye olunur…

Namaz vardır kılınır…

Namaz vardır ikame olunur…

Namaz vardır içinden hiç çıkılmaz, daimîdir…

Biz namaz konusuna Abdülkâdir Geylânî Hazretleri’nin yazmış olduğu “Risâle-i Gavsiye” isimli eserin şerhi olan “Gavsiye Açıklaması” isimli kitabımızda ve “8” numaralı “İslâm” kasetinde değindik. Arzu edenler namaz hakkında geniş ve derinlemesine bilgiyi buralarda bulabilir.

“Namaz dinin direğidir” uyarısı gereğince, Allâh bize namaza gereken önemi vermeyi ve hakkını edâ edebilmeyi nasip etsin…

Tekrar ediyorum, namazın özüne ermeyi dileyenler, secdelerde bunu talep etsinler…

رَبِّ إِنِّي مَسَّنِيَ الشَّيْطَانُ بِنُصْبٍ وَعَذَابٍ
رَبِّ أَعُوذُ بِكَ مِنْ هَمَزَاتِ الشَّيَاطِينِ وَأَعُوذُ بِكَ رَبِّ أَنْ
يَحْضُرُونِ وَحِفْظًا مِنْ كُلِّ شَيْطَانٍ مَارِدٍ

 “… Rabbi inniy messeniyeş şeytanu Bi nusbin ve azâb; Rabbi eûzü BiKE min hemezâtiş şeyâtıyn ve eûzü BiKE Rabbi en yahdurûn. Ve hıfzan min külli şeytanin mârid.” (38.Sâd: 4123.Mu’minûn: 97-9837.Sâffât: 7)

Anlamı:

Rabbim muhakkak ki şeytan (kendimi beden olarak hissediş) bana bitkinlik ve azap yaşattı. Rabbim!(Bedenselliğe çeken) şeytanların vesveselerinden sana (hakikatimdeki koruyucu Esmâ’na) sığınırım. Ve sana (hakikatimdeki koruyucu Esmâ’na) sığınırım Rabbim, çevremde bulunmalarından. (Dünya semâsını) kurallara itaatten çıkan her şeytandan koruduk.

Bilgi:

ŞEYTANLARA yani CİNLERE KARŞI OKUNACAK EN TESİRLİ DUALAR… CİNLERİN her türlü zarar veren tesirlerine karşı Kur’ân-ı Kerîm’de bulunan bir iki dua âyeti, beraberce okunduğu zaman son derece tesirli olmaktadır.

“Sâd” Sûresi’nin 41. âyeti olan kısmı Eyyûb (a.s.) okumuştur… “Mu’minûn” Sûresi’nin 97 ve 98. âyetleri olan kısmı ise Cenâb-ı Hak tarafından Rasûlullâh (s.a.v.)’e öğretilmiştir.

Sâffât Sûresi 7. âyetindeki bölüm ise cinnî ilhamlara karşı korunmayı temin etmektedir.

CİNLER tarafından kandırılmış bulunan herkes bu duaya devam hâlinde çok büyük faydalar görür…

MEDYUMLAR, RUHLARLA, UZAYLILARLA GÖRÜŞTÜKLERİNİ SANANLAR, KENDİNİ EVLİYA, ŞEYH veya MEHDİ zannedenler bu dualara şayet bir süre devam ederlerse, o zannı oluşturan tüm veriler kesiliverir.

Bu duanın tesirli olabilmesi için birkaç yol vardır…

1. Kişinin kendisinin, üzerindeki etki kesilene kadar her gün sabah ve akşam iki yüz veya üç yüz kere bu duayı okuması ve ayrıca her okuyuşta bir sürahi su içine nefesini de üfleyerek ve daha sonra da o suyu içerek bünyesini güçlendirmesi…

2. Güvenilen sâlih birkaç kişinin bir araya gelerek o kişinin üzerine üç yüzer kere okumaları ve bu arada ortada geniş ağızlı bir kap içinde su bulundurmaları ve daha sonra o kişiye peyderpey bu suyu içirmeleri… Mümkünse o kişinin kendisinin de bu dualara devamı…

3. Ayrıca bu kişinin her gün 41 defa “Kul eûzü birabbil felak” ve “Kul eûzü birabbin nâs” sûrelerini sabah akşam okuması.

Şayet bunların hepsi bir arada yapılırsa daha kolay neticeye ulaşılır…

Burada şunu da belirtmeden geçmeyelim…

Gerek “Âyet’el Kürsî” ve gerekse “muavvizeteyn” denilen “Kul Eûzüler” pasif korunma sistemleridir. Kişinin beyin gücünü kuvvetlendirmeye, ruh gücünü kuvvetlendirmeye ve koruyucu manyetik kalkan içine almaya yarayan formüllerdir…

Yukarıda verdiğimiz âyetler ise tamamıyla aktif formüldür… Yani kişi bu dualara devam ettiği zaman; o kişinin beyni lazer tabancasının ışını gibi, fakat çevresine yaygın olarak öyle bir ışınsal yayın yapmaktadır ki; bundan bütün cinler rahatsız olmakta ve uzaklaşma zorunluluğunu hissetmektedirler.

Burada ayrıca şu hususu da belirtmeden geçmeyelim:

Cinlerin musallat olduğu kişiler ve cinlerin çeşitli etkileme sistemleri hakkında “RUH İNSAN CİN” isimli kitabımızda ve “Ruh Cin Melek” isimli video kasetimizde son derece geniş kapsamlı bilgi vermeye çalıştık; ilâhî lütfu inayet neticesinde… Burada şunu da özellikle vermek istiyorum:

Cinlerin etkisi altında olan kişiler, bu duaları okumaya başladıkları zaman, önce içlerinde büyük sıkıntı duyarlar. Hatta bırakın kendilerinin okumasını; çevresindekiler okumaya başlasa, hemen oradan uzaklaşmak isterler.

Bunun sebebi, bilinçleri dışında kendilerini ele geçirmiş olan cinlerin o dalgalardan zarar görerek uzaklaşmak istemeleri ve onları da yanlarında götürmeyi arzulamalarıdır.

Sıkıntının arkasından, ateş basması, tepeye ateş çıkması gibi hâller hissedilir, avuç içlerinde terlemeler görülür… Cinlerin etkisi sonucu; adrenalin salgısının kana karışması neticesi hissedilen şeylerdir bunlar…

Şayet kişi bütün bunlara dayanabilir ve kendisi de duaya devam edebilirse, birkaç gün içinde bu sıkıntıları azalır ve rahatlamaya başlar… Bütün mesele, kişinin iradesini kullanıp, direnebilmesi ve korkuyu atabilmesindedir.

Bu bahsettiğimiz duaların tatbiki için de, bize göre, hiçbir hocaya gidip para kaptırmanın âlemi yoktur!.. Kişinin kendisi veya güvendiği yakın dostları, bunu rahatlıkla yapabilirler.

Allâh cümlemizi bu konuda bilinçlendirsin ve cinlerin elinde oyuncak olup, el âleme rüsva olmaktan korusun.

لٓا إِلٰهَ إِلَّا أَنْتَ سُبْحَانَكَ إِنِّي كُنْتُ مِنَ الظَّالِمِينَ

 “…Lâ ilâhe illâ ente subhaneKE inniy küntü minez zâlimiyn.” (21.Enbiyâ: 87)

Anlamı:

Tanrı yok (benliğim yok); sadece Sen (hakikatimi oluşturan El Esmâ mânâların)! Senin (Esmâ mânâlarını açığa çıkaran olarak bu işlevimle) tespihindeyim! Muhakkak ki ben zâlimlerden oldum.

Bilgi:

Bakın bu hususta Rasûl AleyhisSelâm ne buyuruyor:

“Zün Nun (Yunus AleyhisSelâm) balığın karnında iken ‘Lâ ilâhe illâ ente Subhaneke inniy küntü minez zâlimiyn’ diye dua ederdi. Bir şey hakkında bunu okuyan müslüman yoktur ki, Allâh onun duasını kabul etmesin.”

Yunus AleyhisSelâm Kur’ân-ı Kerîm’in “Enbiyâ” Sûresi’nin 87. âyetinde belirtilen şekilde, bu duaya devam ederek, yaptığı bir yanlıştan dolayı bağışlandı… Sonra da o devir şartlarına göre yüz bin kişiden fazla olan büyük bir topluluğa hidâyet ulaştırdı.

Dünya şartları ve şartlanmaları içinde, âdeta balık karnında boğulmak üzere olan insan gibi, sıkıntı içinde olanlara çok büyük ferahlık ve kurtuluş getirecek olan bir tespihtir, duadır bu âyet…

İleride tavsiyemiz olan çeşitli zikir formülleri içinde de yer alan bu duaya günde üç yüz defa çekmek suretiyle devam edenler çok büyük fayda görürler. Kesinlikle devam edin.

رَبِّ اشْرَحْ لِي صَدْرِي وَيَسِّرْ لِي أَمْرِي

 “…Rabbişrah liy sadriy; Ve yessirliy emriy.” (20.Tâhâ: 25-26)

Anlamı:

Rabbim, şuuruma genişlik ver (bunları hazmedebileyim ve gereğini uygulayabileyim)… İşimi bana kolaylaştır.

Bilgi:

Musa AleyhisSelâm’ın duasının bir kısmıdır yukarıdaki bölüm… Yapılan çalışmalara göre görülmüştür ki, günde üç yüz defa çekenlerde bir süre sonra iç sıkılmaları, daralmalar ortadan kalkmakta, daha hazımlı olunmakta ve işler yoluna girmektedir.

Yanı sıra “Elem neşrah leke sadrek” âyeti de üç yüz defa okunursa, tesiri çok daha kısa zamanda da görülebilir.

İç sıkıntılarından yakınan, içe kapanık, huzursuz, bunalımlı kişilere bu formül yanı sıra “Bâsıt” ismi de bin sekiz yüz kere çekilmek suretiyle bir üçlü tertip şeklinde tavsiye edilir.

وَإِنْ يَمْسَسْكَ اللهُ بِضُرٍّ فَلاَ كَاشِفَ لَهُ إِلَّا هُوَ
وَإِنْ يُرِدْكَ بِخَيْرٍ فَلَا رَٓادَّ لِفَضْلِهِ يُصِيبُ بِهِ مَنْ يَشَٓاءُ مِنْ عِبَادِهِ وَهُوَ الْغَفُورُ الرَّحِيمُ

 “Ve in yemseskellahu Bidurrin fela kâşife lehu illâ HU * ve in yüridke Bihayrin fela radde li fadliHİ, yusıybu Bihi men yeşau min ıbadiHİ, ve HU’velĞafûrur Rahıym.” (10.Yûnus: 107)

Anlamı:

Allâh sende bir sıkıntı açığa çıkarırsa, onu O’ndan başka kaldıracak yoktur! Eğer sende bir hayır irade ederse, O’nun lütfunu geri çevirecek de yoktur! O, lütfunu kullarından dilediğine nasip eder… O Ğafûr’dur, Rahıym’dir.

Bilgi:

“Yûnus” Sûresi’nin 107. âyeti olan bu metin iç sıkıntısına düşenler, bir derdi sıkıntısı olanlar tarafından günde yüz defa okunursa büyük yarar sağlarlar. Kısa sürede Allâh o dertlerinden, sıkıntılarından selâmete çıkartır.

Kime böyle Allâh’a yönelmek kolaylaştırılırsa, sıkıntıdan kurtulmak da ona yakındır elbet!..

رَبِّ ارْحَمْهُمَا كَمَا رَبَّيَانِي صَغِيرًا

 “…Rabbirhamhüma kema Rabbeyaniy sağıyra.” (17.İsra’: 24)

Anlamı:

Rabbim… Merhamet et onlara (anne ve babama), küçükken beni terbiye ettikleri gibi.

Bilgi:

İnsan üzerindeki en büyük hak anne ve baba hakkıdır… Dünya’da varoluş vesilesi olan anne-baba hakkınınbir evlat tarafından ödenebilmesi çok güçtür.

Ama bu âyeti kerîmede onlar için yapabileceğimiz dilde çok kolay fakat mânâda çok değerli bir duayı öğretiyor Cenâb-ı Hak bize…

Şayet ana-babamızın hakkını bir nebze olsun ödeme sorumluluğuna haiz bir vicdanımız varsa, dualarımızda mutlaka bu dört kelimeye de yer verelim.

رَبِّ أَوْزِعْنِي أَنْ أَشْكُرَ نِعْمَتَكَ الَّتِي أَنْعَمْتَ عَلَيَّ وَعَلَى وَالِدَيَّ وَأَنْ أَعْمَلَ صَالِحًا تَرْضَيهُ وَأَصْلِحْ لِي فِي ذُرِّيَّتِي إِنِّي تُبْتُ إِلَيْكَ وَإِنِّي مِنَ الْمُسْلِمِينَ

 “…Rabbi evzı’niy en eşküre nı’metekelletiy en’amte aleyye ve alâ valideyye ve en a’mele salihan terdahu ve aslıh liy fiy zürriyyetiy* inniy tübtü ileyke ve inniy minel müslimiyn.” (46.Ahkaf: 15)

Anlamı:

Rabbim… Bana ve ana-babama lütfun olan nimetlere şükretmemi, razı olacağın yararlı fiiller yapmamı nasip et. Benim zürriyetime de salâhı nasip et… Ben sana tövbe ettim ve muhakkak ki ben Müslimlerdenim!

Bilgi:

Yukarıdaki duayı ihtiva eden âyeti kerîmenin (46.Ahkaf: 15) inzâline sebep Hazreti Ebu Bekir Sıddîk (r.a.)’dır.

Ailesinin de müminlerden olması yolunda bu şekilde yaptığı dua Cenâb-ı Hak tarafından kabul olmuş ve bu durum, işbu âyet ile de tasdik olmuştur.

Aynı duaya biz de devam edersek, ailemizin ve neslimizin kurtuluşu için çok hayırlı bir iş yapmış oluruz… Namaz ardından yapılan dualar içinde bu duanın da yer almasını özellikle tavsiye ederiz.

إِنَّ رَبِّي يَبْسُطُ الرِّزْقَ لِمَنْ يَشَٓاءُ مِنْ عِبَادِهِ وَيَقْدِرُلَهُ وَهُوَ خَيْرُ الرَّازِقِينَ

“İnne rabbiy yebsutur rızka limen yeşâu min ıbadihi ve yakdiru leh ve HUVE hayrur razikıyn.”

Anlamı:

Muhakkak ki Rabbim, kullarından dilediğinin rızkını genişletir (yayar, bast eder), dilediğine de daraltır (ölçüler, kabz eder). “HU” (tüm esma içinde) en hayırlı rızık ihsan edicidir. (34.Sebe’: 39)

Bilgi:

Daha önce metnini verdiğimiz “Âl-u İmran” Sûresi’nin 26-27. âyetleri olan “Allâhümme mâlikel mülk”duasıyla birlikte bu duaya devam edilirse, rızık sıkıntısı çekenler çok fayda görürler. Bu duanın günde üç yüz defa okunması tavsiye olunur.

رَبِّ أَدْخِلْنِي مُدْخَلَ صِدْقٍ وَأَخْرِجْنِي مُخْرَجَ صِدْقٍ وَاجْعَلْ لِي مِنْ لَدُنْكَ سُلْطَانًا نَصِيرًا

 “…Rabbi edhılniy müdhale sıdkın ve ahricniy muhrace sıdkın vec’al liy min ledünke sultânen nasıyra.” (17.İsra’: 80)

Anlamı:

Rabbim, girdiğim yere sıdk hâlinde girdir ve çıktığım yerden sıdk ile çıkart; ledünnünden zafere erdirici bir kudret oluştur bende!

Bilgi:

Kur’ân-ı Kerîm’deki çok önemli dualardan biridir bu…Girişilen işe sıdk ile girmeyi, o işten sıdk üzere tamamlanmış olarak ve o işte başarıya ulaşmak için özel ilâhî güçle donanmayı talep etmeyi öğretiyor Cenâb-ı Hak bizlere…

Sıdk; sadakat, doğruluk, teslimiyet, iyi niyet, güvenirlilik gibi kavramları içine alan bir kelimedir. Hazreti Ebu Bekir’e “sıddîk” denilmesi de işte bu özelliklerin hepsinin onda mevcut olması dolayısıyladır. Bütün bu özelliklerle bezenmiş olarak bir işe girişmek veya bir ortama girmek, elbette ki başarılı olmanın birinci basamağıdır. İkinci basamak ise, ilâhî güçle destekli olmaktır ki, bunun ne kadar önemli olduğunu ehli bilir…

Allâh, yolunda çalıştığımız sürece indînden bir güçle bizi desteklesin ve başarıdan başarıya koştursun!..

رَبَّنَا اٰتِنَا مِنْ لَدُنْكَ رَحْمَةً وَهَيِّئْ لَنَا مِنْ أَمْرِنَا رَشَدًا

“…Rabbenâ âtinâ min ledünKE rahmeten ve heyyi’ lenâ min emrinâ raşedâ.” (18.Kehf: 10)

Anlamı:

Rabbimiz (hakikatimiz olan Esmâ bileşimimiz) bize ledünnünden (aslın olan mutlak El Esmâ mertebesinden açığa çıkan özel bir kuvve ile) bir rahmet (lütfunla oluşacak bir nimet) ver ve bize (bu) işte bir kemâl hâli oluştur.

Bilgi:

Bu âyette de Cenâb-ı Hak bize, işlerimizde başarılı olmamız için DUA etmemiz gerekliliğini öğretiyor… Ayrıca, başarı niyazında bulunurken, Allâh’ın “İNDÎNDEN” yani ZÂTΠrahmetinden talep etmemiz yolunda uyarıda bulunuyor…

Öyle ise bu işareti iyi değerlendirip, “İNDÎNDEN” diyerek talep edelim, ZÂTΠsıfatlarıyla alâkalı konularda, İlim, Rahmet, Kudret gibi…

رَبِّ لَا تَذَرْنِي فَرْدًا وَأَنْتَ خَيْرُ الْوَارِثِينَ

“…Rabbi lâ tezerniy ferden ve ente hayrul varisiyn.” (21.Enbiyâ: 89)

Anlamı:

“Rabbim… Beni hayatta tek başıma bırakma (bir vâris ihsan et)! Sen vârislerin en hayırlısısın.”

Bilgi:

Zekeriya (a.s.) ihtiyarlamış ve buna rağmen hâlâ bir çocuğu olmamıştı…

Bunun üzerine yukarıda naklettiğimiz şekilde dua etti Rabbine…

Ve duası kabul edilerek Yahya ismini koyduğu bir oğula kavuştu…

Bu, İsa (a.s.)’ın gelişini müjdeleyen Yahya (a.s.) idi…

Çocuğu olmayıp da ısrarla çocuk isteyenlerin, bu duaya devamları çok faydalı olur… Gece yarısından sonra birkaç gece, ileride tarif ettiğim, “Hâcet namazı” kılınır, ardından da bin defa bu duaya devam edilirse, umarım Allâhû Teâlâ bir kolaylık ihsan eder.