DUA VE ZİKİR

Ahmed Hulûsi

أَللَّهُمَّ إِنِّي أَسْتَخِيرُكَ بِعِلْمِكَ وَأَسْتَقْدِرُكَ بِقُدْرَتِكَ وَأَسْأَلُكَ مِنْ فَضْلِكَ الْعَظِيمِ فَإِنَّكَ تَقْدِرُ وَلَا أَقْدِرُ وَتَعْلَمُ وَلَا

أَعْلَمُ وَأَنْتَ عَلاَّمُ الْغُيُوبِ أَللَّهُمَّ إِنْ كُنْتَ تَعْلَمُ أَنَّ هَذَا الْأَمْرَ خَيْرٌ لِي فِي دِينِي وَمَعَاشِي وَعَاقِبَةِ أَمْرِي فَاقْدِرْهُ

لِي وَيَسِّرْهُ لِي ثُمَّ بَارِكْ لِي فِيهِ وَإِنْ كُنْتَ تَعْلَمُ أَنَّ هَذَا الْأَمْرَ شَرٌّ لِي فِي دِينِي وَمَعَاشِي وَعَاقِبَةِ  أَمْرِي

(فَاصْرِفْهُ عَنِّي وَاصْرِفْنِي عَنْهُ وَاقْدِرْ لِيَ الْخَيْرَ حَيْثُ كَانَ ثُمَّ أَرْضِنِي بِهِ* (قَالَ وَيُسَمِّى حَاجَتَهُ

 “Allâhümme inniy estehıyrüke biılmike ve estakdirüke bikudretike ve es’elüke min fadlikel azıym. Feinneke takdirü ve lâ akdirü ve ta’lemü ve lâ a’lemü ve ente allâmül ğuyûb. Allâhümme in künte ta’lemu enne hâzel emre hayrün liy fiy diynî ve meâşiy ve âkıbeti emriy fakdirhu liy ve yessirhu liy sümme barik liy fiyhi, Ve in künte ta’lemü enne hâzel emre şerrün liy fiy diynî ve meâşî ve âkıbeti emriy fasrifhü anniy vasrifniy ahnu vakdir liyelhayre haysü kâne sümme ardınî bihi.”

Anlamı:

Allâh’ım ilminle bana hakkımda hayır olanı bildirmeni niyaz ederim. Gücün yettiği için bana güç vermeni isterim. Hayırlı olan tarafın bana açıklanması için, senin o büyük fazlı Kereminden dilerim. Çünkü sen güçlüsün, bense güçsüzüm. Sen bilensin, ben bilemem. Gaybın bütün sırlarını bilen sensin…

Allâh’ım, eğer… (işini söylersin)… benim dinim, hayatım, âhiretim için işimin sonucunun hayırlı olduğu bilgin içindeyse, bu işi bana kolaylaştır ve nasip et…

Allâh’ım eğer… (işini söylersin) benim dinim, hayatım, âhiretim için işimin sonucunun hayırsız olduğu bilgin içindeyse, beni o işten soğut ve uzaklaştır ve nasip etme.

Bilgi:

“İstihare” İslâmiyet’te çok önemli bir husustur!.. Yapılacak bir işte gaybı bilen Allâh’a danışmak, bütün inananlar için son derece önemli bir imkândır.

Bu yüzdendir ki Rasûlullâh AleyhisSelâm’a inanan yakın sahabesi şöyle derdi:

“Rasûlullâh (s.a.v.) bize tüm işlerimizde istihareyi tavsiye ederdi!..”

Hazreti Rasûlullâh AleyhisSelâm’ın tavsiye ettiği “istihareyi” bize Hazreti Ebu Bekir, İbn Mes’ûd, Ebu Eyyûb el Ensarî, Ebu Saîd el Hudrî, Sâ’d bin Ebî Vakkas, Abdullah bin Abbas, Ebu Hureyre gibi birçok önde gelen ashab-ı Rasûl nakletmekte…

Evet nedir bu nakil?.. Ne buyuruyor Rasûlullâh AleyhisSelâm:

“Biriniz bir işi ciddi olarak düşünüp karar aşamasına geldiğinde, farzın dışında iki rekât namaz kılsın ve ardından şu duayı yapsın…”

Dua, yukarıda verdiğimiz metindir.

Namazda bilenler, birinci rekâtta “Kul yâ eyyühel kafirûn” ikinci rekâtta da “İhlâs” Sûresi’ni Fâtiha Sûresi’nden sonra okurlar; bilmeyenler de her iki rekâtta da “İhlâs” okurlar.

Şayet o gece gerekli ve yeterli işaret alınmazsa, yediye kadar devam etmek icap eder. Çünkü Rasûl-ü EkremEnes bin Mâlik’e bu konuda şöyle demiştir:

“Ey Enes, bir işe teşebbüs etmek istediğinde, o iş hakkında yedi kere istihare et. Sonra gönlünden geçen karara, eğilime bak. Çünkü hayır, gönüldeki temayüldedir.”

Ancak iş acele ise, daha fazla süre de yoksa?..

O zaman iki rekât namaz kılıp, istiğfar edip, salâvat getirdikten sonra şu şekilde dua edilmelidir:

“Allâh’ım her şeyi ve bütün gaybı, geçmişi ve geleceği bilen sensin. İçinde olduğum durum da bilgin içindedir. Beni nefsime, kendime bırakma; bana hayrı hissettir ve hayrı kolaylaştır. Beni şerri seçmekten koru ve şerr yolunu kapa! Senin mülkünde ortağın yoktur, her şeye gücün yeter, ben senin kulunum ve sen de benim Rabbim olan Arşın Aziym Rabbisin. Lütfen bana yol göster, gerçeği ilham et.”

Bundan sonra Allâh’a tevekkül edilip, içe doğan biçimde hareket edilir.

İstihare’de şayet güzel şeyler görülürse, din büyükleri görülürse, yeşil, beyaz gibi renkler görülürse, hayra; siyah, mavi, sarı gibi renkler görülürse de o işten uzak durmaya gayret edilir.

Özellikle, tasavvufla ilgilenmek isteyenlerin, yanlış bir kapıyı çalmamaları için istihare ehemmiyetle tavsiye olunur…

Bazıları, zaman zaman kendi durumlarını sorma amacıyla da istihare yaparak bir tür oto-kontrolde devam ederler.

Şunu unutmayalım ki;

Bize hayır gibi gelip, şiddetle arzuladığımız nice şeyler vardır ki, onlar gerçekte bizim için şerrdir…

Bize şerr gibi gelip, o şeyden uzak durmak için şiddetle direndiğimiz nice şeyler vardır ki, onlar da gerçekte hayırdır. Allâh bilir, biz bilemeyiz…

Öyle ise Allâh’a soran, kesinlikle bilelim ki, asla pişman olmaz!..