İnsan

  • İnsan” olanlar bir nesildir, “Allah“ı tanıma ateşiyle yanan ve beynini buna çalıştıran….
    Diğer mahlûkat bir nesildir, hayvan sınıfının tekâmül etmişi ve son sıradaki akıllı hayvan!.
    Bak kendine hangisindensin?…
  • İnsansı“lar, tekâmül etmiş türlerinin en gelişmişleri olarak, en iyi şekilde dünyayı yaşamak için, ellerinden ne geliyorsa yaşamak üzere hiç çekinmeden kan döküp, fesat çıkartarak yaşamlarına devam etmektedirler günümüzde de!. Onlarda ölümötesi yaşam kavramı ve buna dayalı olarak o yaşama hazırlanma gibi bir kaygıları hiç yoktur. Genlerindeki, beyinlerindeki özelliklerin sonucu olarak doğal, içgüdüsel yaşam şartlarıyla ömürlerini sürdürürler..

    Öte yandan “insan”lar da öncelikle karşısındakini düşünen, maddeötesini, ölümötesini, varlığının hakikatını düşünen bir yapıya sahiptirler yine genlerinden gelen bir komutla!.. 

    Bir de bu iki nesilden gelenlerin yaptığı birleşmeler dolayısıyla değişik genetik özelliklere sahip olup, iki yönlü hususiyetler ortaya koyan hadsiz hesapsız nesiller vardır…

    “İnsan
    “ların sayısı, “İnsansı“lara göre bir hayli azdır…

  • “El İnsan” yani “şuur” dillenmiş Kurân`dır! Beden boyutundaki kendini beden sanan varlığın insan olarak isimlenişi ise, derûnundaki “şuur”u itibarıyladır. Buna “iman” etmeyen bilinçler ise, yalnızca bedenselliklerine dönük olarak yaşadıkları için, Kur`ân-ı Kerîm`de “onlar hayvan gibidirler belki daha aşağı”diye tarif edilmektedirler. Yani, sadece bedenlerindeki hayvani özellikleriyle yaşamakta olmaları yüzünden! Kendi hakikatlerindeki muhteşem ve muazzam özellikleri inkâr etmeleri, onları hayvaniyet-bedensellik yaşamı derekesine indirmektedir.

  • Diğer yaratılmışlar da yer içer, çiftleşir, uyur, ürer… Bütün bunları yapmak için özel bir bilince ihtiyacı yoktur. Bedenin tabiatı-doğası, onu o istikamette sürükler götürür..

    Oysa, insanı bilinçli bir varlık olarak diğer mahlûkattan ayıran şey, “tefekkür” dediğimiz derin ve kapsamlı düşünce; “muhakeme” dediğimiz, farklı şeyleri değerlendirmeye tâbi tutarak ortaya bir mânâ çıkarma özelliğidir..

  • “İnsansı“nın, “İnsan” kelimesine müsemmâ olabilmesi için, aklını kullanarak, kendi hakikatını tanıması, idrak etmesi; bedeninin bilincinde oluşturduğu kayıtlarından; bedenin istek ve arzularından kendini kurtararak; şuur boyutunda kendini bulması ve şuuru`nun, mutlak varlığın ilmi olduğunu farkedebilmesi gerekir…
  • “İnsan“ların sayısı, “İnsansı“lara göre bir hayli azdır…
  • Bir insanın, insan olabilmesi için, gerçek yaşam değerlerini iyi kavraması, yaşam sistemi üzerinde yeterli araştırmalar yapması ve bu araştırmalardan çıkacak sonuçlara göre de kendine yön çizmesi zorunludur. İşte bu düzey, tasavvufta “Levvâme Nefs” dediğimiz mertebede başlar.
  • İnsan gördüğünün ötesini araştırır; diğer mahlûkat gördüğüne hüküm vererek ona göre değerlendirme yapar!.
  • İnsan, düşünebilme kabiliyet ve istidadı kadarıyla, bildiğiniz gibi hayvan sınıfından ayrılır…
    Çünkü bu fıtratla yaratılmıştır…
    İnsanın kullandığı beden makinesi hayvanın daha tekâmül etmişidir.
    Ama insan, insan olarak yaratılmıştır, hayvansal özellikler taşıyan beden içinde!.
  • Ne yazık ki, bazıları, insanlıklarının farkında olmadan, bedensel özellikleriyle bilincini kayıtlamış ve böylece, hayvandan aşağı duruma düşmüşlerdir, Kur`ân ‘a göre…
  • İnsan, arzda “halife”dir… Bu hem dünya anlamına hem de beden anlamına değerlendirilir. Çünkü “insan”beden ötesi bir yapıdır; ve bedeni terk ettikten sonra da birçok “Bâ`s” oluşla yaşamına devam eder sonsuza dek.
  • “İnsan” olan “şuur” sahibi varlık, gözlerini “bilinciyle” yaşayan bir “insansı” bedeninde açmıştır! Aslı “Akl-ı küll” olan “şuur”, yetişme sürecince, örtülü kalmış; “İnsan”, kendini yarın toprak olacak biyolojik bedenden ibaret varlık olarak kabullenmiştir. Oysa “İnsan”a hakikati; kendisinin, toprak olup gidecek geçici insansı bedeni değil, aşama aşama boyut değiştirerek melekî yapıda kendisini bulacak (İnşikak: 19) ve bu yapısıyla da melekî özellikleriyle cennet boyutunu yaşayacak varlık olduğu “hatırlatılmalıdır”! İşte bu yüzden Rasûller açığa çıkarılarak, “İnsan” özelliğine sahip olan “insansılık” kabulündekiler uyarılmıştır! “İnsan”lar hakikatlerini hatırlayıp, buna iman etmiş hâlde gereken uygulamaları yaparak, kendilerini toprak olacak beden sonrası evredeki sonsuz gelecek yaşama hazırlarlar. “İnsan”lıktan nasiplenmemişler de, hakikatlerini inkâr ederek, toprak olup gidecek “insansı-bedensel” zevkleri ile ömür sürüp; sonunda “şuur”un açığa çıkış sonuçlarını yaşamaktan mahrum bir hâlde “bilinçli varlıklar” olarak “cehennem”adıyla bildirilen bir başka boyut ve ortam içinde yaşamlarına sonsuza dek devam ederler.
  • Salt enerji, quant, elektron, proton, nötron, atom, malekül, madde MİKROKOSMOS ; yıldızlar, yıldız sistemleri, akdelikler, karadelikler, galaksiler, galaktik aileler, evren MAKROKOSMOS veya ÜSTMADDE şeklinde bir sıralama düşünülür ise İNSAN madde skalasında, tam ortada bir yerdedir.
  • Kur`ân-ı Kerîm, âlemlerin Rabbinden vahiy yollu, yani içten dışa açığa çıkan, “DİN”i açıklayan, “Esmâ özelliklerinin” fiiller âlemine nasıl yansıdığı BİLGİsinin “inzâl” yollu dillenişidir. “El İnsan” yani “şuur”dillenmiş Kurân`dır! Beden boyutundaki kendini beden sanan varlığın insan olarak isimlenişi ise, derûnundaki “şuur”u itibarıyladır. Buna “iman” etmeyen bilinçler ise, yalnızca bedenselliklerine dönük olarak yaşadıkları için, Kur`ân-ı Kerîm`de “onlar hayvan gibidirler belki daha aşağı” diye tarif edilmektedirler. Yani, sadece bedenlerindeki hayvani özellikleriyle yaşamakta olmaları yüzünden! Kendi hakikatlerindeki muhteşem ve muazzam özellikleri inkâr etmeleri, onları hayvaniyet-bedensellik yaşamıderekesine indirmektedir.
  • Hakikatini hissedip yaşayan, “şuur”unun hakikati itibarıyla “melek-kuvve” olan “İnsan”ın aslı da, Allah isimlerinin işaret ettiği özelliklerdir ki, bu isimlerin mânâlarının onda kuvveden fiile çıkması, “cennet”denilen yaşamı oluşturur! Cennet, insansıya dönük yaşam ortamı değil, “melek-kuvve” olan “insan”ın özelliklerinin yaşanacağı ortamdır. Umarım neye işaret ettiğim anlaşılır!
  • Kur`ân-ı Kerîm “İnsan”a gelmiştir; ona kendi varlığının hakikatini ve geleceğinde nelerle karşılaşacağını bildirerek, buna göre neler yapıp nelerden kaçınması gerektiğini vurgulamak amacıyla! “İnsan”ın hakikati nedir? Kur`ân-ı Kerîm niçin “İnsan”a hakikatini “HATIRLATMAK-zikir” için gelmiştir!
  • İnsan kelimesiyle kastedilen varlık, bilindiği üzere, az çok düşünen ve bu düşüncelerine göre bir takım fiilleri ortaya koyan bir varlıktır. Dolayısıyla ondan bir takım şeyler yapması istenecek ise, o şeyleri yapmasının sebebi de ona izah edilmelidir ki; o şeylere aklı yatsın ve gereğini tatbik etsin. İnsanın hiç bilgisinin olmadığı bir konuya ilişkin bir fiil ortaya koyması düşünülemez. Önce bilgi, sonra da o bilginin değerlendirilmesi düzeyine göre fiil!..
  • “İnsan” olan, fıtratındaki “HALİFE” olma istidat ve kâbiliyetiyle, bunun gereğini yaşamak ve bu özellikle bu dünyadan ebediyet boyutuna intikal etmek için yaşar…

    İnsan bedeni kullanan bazı beyinler ise, bu amaçtan farklı bir çizgide, yalnızca daha iyi yemek-içmek-çiftleşmek-uyumak-ve sürekli, bir şeylere sahip olmak amacıyla beynini kullanıp, gününü bu doğrultuda harcar!…

    İdrâksızca, şartlanmalara dayalı olarak belki arasıra namaz kılıp, oruç tutup, sadaka-zekât verip, gününü bedensel arzularını tatminle geçirir…

    Daha sıkışırsa, “gidip gören mi var?“ deyip, neredeyse imansızlığını açık eder…

    Elbette ki onları da Yaratan bu özellikleriyle yaratmıştır Cehennem ahalisinden olarak!…

  • “İnsan, en şerefli mahlûktur” denilmiştir. İnsanlık şerefine ulaşmanın ilk basamağı, neden, niçin suallerini kullanmakla başlar.
  • “İnsansı“lar türünden olan “bedeni” yönünden değil; kendisinde meydana getirilen “İNSANΔ mânâ yâni “Halife” özelliği ile ilk “insan” olmaktadır Adem!. Bize açılan gerçeğe göre!

    İnsan“, yani “Adem“, yani ilk “insan“dır!.. “Adem evlâdı” ise kendisindeki “Hilâfeti” sezen, hisseden, anlayan, idrâk eden ve bunun gereğini yaşayabilendir!.

  • Akılsız, “yarın” diye bir kavram taşımaz!.. Ama aklın en alt düzeyi “yarın ne halde olucağım” diye düşünür, ona göre birtakım tedbirler alır… Yarın sorunu, düşüncesi olmayan ise zaten “İNSAN” sınıfı içinde değildir, diğer mahlùkattandır!
  • İNSAN, öncelikle, “Allah”a halifeliğinin hakkını vermek için yaratılmıştır; elbette buna fıtratı müsait olanlar!
  • “İNSAN İÇİN ÇALIŞMASININ DIŞINDA BİR ŞEY YOKTUR”
  • Bütün mahlûkat, şartlandırılarak, ezberletilerek bir şeyler yapabilir. Ancak, sadece İNSAN, idrâk ve tefekkür gücüne sahip varlık olarak, ve bu özelliği dolayısıyla, “YERYÜZÜNDE HALİFE” olmak şerefine nâil olmuş; bu gerçeği idrâk edip gereğini yaşıyabilenlere de “ŞEREFLİ MÜSLÜMANLAR” denilmiştir. Elbette ki, takliden bir şey yapabilenler de “yakîn“leri ölçüsünde bundan hisselerini alırlar.
  • “İNSAN ve SIRLARI” isimli kitabımızda tafsilâtlı olarak izah ettiğimiz üzere; İNSAN, gerçeği itibariyle bir İSİMLER TERKİBİDİR!.. Her insanda, Allah ismiyle toplu olarak işaret edilen isimlerin tümü, yani bildiğimiz ve bilemediğimiz pek çok Allah ismi bir terkip oluşturur… İşte bu terkibe, biz insan deriz!.. Allah, bu esmâ terkibine “insan” adını takmıştır…
  • -Evet Elf !.. Bunlardan öte, gerçek anlamda “İNSAN” olan; bizlerden biri olduğu gerçeğine henüz dünyada iken erişmiş ve âdeta Dünyalılar arasında “garîb” kalmış “Özben” birimleri vardır ki; onları sana ne kadar anlatmaya çalışsam anlatamam !..
  • Yâ Gavs-ı Â`zâm… İNSANI meydana getirdim beni hâmil olması için… Ve kâinatı da İNSANI hâmil olması için meydana getirdim!.
  • “İNSAN” kelimesini iki manâda anlamak gerekir.
    1-İnsân-ı Kâmil.
    2-İnsan… Bildiğimiz mânâda, her birimiz!..
  • İNSAN, Allah`ın Nur`unun zuhûrudur!..
  • -“Bu aylarda Haccedin, yâni zamanını siz seçin” uyarısına göre; Rasûlullah o tarihi uygun bulup seçmiştir; ki bizim de “O”na ittibâmız var ise aynı tarihi değerlendiririz …

    Bildiğiniz gibi, bilgi yükleme işini, harf ya da virgül bile kaçırmadan bilgisayarlar da yapıyor…

    İnsanı, “insan” kabul ettiren faktör, bilgisi değildir!…

    İdrâkı oluşmamış ilim, yüklenilmiş yüktür!…

    “İnsan” ancak başkalarına birşeyler verebilirse “insan” olur!…

    Karşınızdakine, “acaba ona ne verebilirim” diye mi yaklaşıyorsunuz, gidiyorsunuz, kabul ediyorsunuz evinize?…

    Yoksa, acaba ne alırım; diye mi gidiyorsunuz?…

    Kendinize bunu sorun!… Kendinizi aldatmayın!…

    Kim olursa olsun, onunla bir araya gelmeden önce, niye ben bununla görüşüyorum; almak için mi, vermek için mi? diye sorun kendinize!.

    Görüştüklerinizden kaçıyla birşeyler vermek için görüşüyorsunuz?…

    Sakın kaçmayın sağa sola!… Ben de verecek bir şey yok ki, ne vereyim, gibilerden cevaplarla konuyu saptırmayın, kendinizi aldatırsınız!..

    İnsan, insanlığını yitirir, idrâk melekesini kilitleyip, taklitle yaşadığı zaman!..

    Toplumun robotu “insan” olmaz!..

    İnsan yolunu kendi aklıyla seçmelidir!…

    Bunun için de ilim elde edip; aklı ile kendi yolunu kendisi çizmek zorundadır!..

    Söylenenleri tekrarlamak ve nakletmek, insanı “insan” yapmaz!..

    İnsan, özünden ürettikleri kadarıyla insandır!..

    Lokomotif olun, vagon değil!…

    Bunun için de tek şart, düşünmesini öğrenmektir!… Ezberciliği terktir!…

    Konuşmadan önce düşünün; bu cümlede şu kelimeyi söylersem, neler anlaşılır; bu kelimeyi kullanırsam neler anlaşılır diye!..

    Her an ne yaparsan yap; niye yapıyorum, sorusunu sormaya alıştır kendini!..

    Bütün mahlûkat kendi menfaati için yaşar!… Vermek ise, “ALLAH” ahlâkıyla ahlâklı olana aittir!.

    Allah ahlâkıyla ahlâklanmanın” lâfını çokça ediyoruz da; bir de bunun anlamı nedir, diye düşünsek ya!..

    “Allah” ahlâkı nedir?… Soru bu!…

    Sen, “Allah” ahlâkıyla ahlâklandın mı; demeden önce, bunun ne olduğunu idrâk etmek; ve dahi hissetmek gerek!…

    Kim bana târif edecek, “ALLAH AHLÂKI” nedir?…

  • Şimdi burada iyi anlamamız gereken bir husus var;

    Tüm hayvanlar, karşılarındaki birime bir şeyler almak için yanaşır…

    Hayvan, almak için yaratılmış olandır!…

    İnsan ise vermek için yaratılmıştır…

    İnsan, vermeyi düşünebilir… Herkese, ihtiyacına ve elindekilere göre…

    Şimdi ilişkilerimizi düşünelim..

    Lûtfen şimdi bir düşünün…

    Kaç kişiyle görüşüyorsunuz?…

    Bunlardan kaçıyla, ondan bir şeyler almak düşüncesi içinde onlarla görüşüyorsunuz?…

    Kaçıyla da, ona elinizdekilerden bir şeyler vermek amacıyla onu arıyor ve görüşüyorsunuz?

    İnsan, elindekileri başkalarıyla paylaşmaktan zevk duyarak yaşayandır…

    Tüm hayvanlar ise kendine menfaat sağlamak için yaşar…

  • İnsanlara, “insan“lıklarının ne olduklarını farkettirmek üzere, görevli (yani bunun farkında olabilecek fıtratla yaratılmış) kişiler gönderilmiştir geçmişte ki, bunlara Nebi ya da Rasûl denmiştir…

    Bunlar fıtratlarının gereği olarak, geldikleri toplumun alabileceği düzeyde, onlara uyarılarda bulunmuştur…

    Allah indindeki tek Din İslâm’ı, yani “Allah`ın yaratmış olduğu sistem ve düzeni” onların seviyesine göre açıklamışlardır…

  • İnsanı hayvandan ayıran özellik, şefkati, merhameti, iyilik yapması değil; akıl sahibi olması ve geniş tefekkür gücünün bulunmasıdır..

El İnsan kavramı yapım aşamasında…

İnsan kelimesi Kur’an’da yüzlerce defa geçtektedir. Birkaçını buraya listeledik.

NiSA 4-1 Ey insanlar, sizi tek bir nefsten (insan şuurundan) yaratan ve ondan da kendi eşini (beden) halk eden ve ikisinden pek çok erkek ve kadın üretip (Dünya`ya) yayan Rabbinizden korunun! Korunun O Allah`tan ki, siz O`nun hürmetine (kişinin hakikatinin Esma olması sebebiyle hakikatte Allah`tan) ve de Rahimlerin hatırına (Esma mertebesinin oluşturduğu insani hakikat dolayısıyla) birbirinizden istersiniz. Çünkü Allah, Esma`sıyla sizi her an kontrolünde tutandır (Rakib`dir).

NiSA 4-28 Allah, üzerinizdeki yükü hafifletmeyi murat eder. insan zayıf yaratılmıştır.

EN’AM 6-112 Böylece her Nebiye (ölümsüz sonsuz gelecek yaşam habercisine) insan şeytanlarını (kendini beden kabul edip yalnızca bedenin zevkleri için yaşayanları) ve cin şeytanlarını düşman kıldık… Onlardan bazısı bazısına, aldatmak için yaldızlı söz vahyeder! Eğer Rabbin dileseydi onu yapmazlardı… Artık bırak onları iftiraları ile baş başa!

EN’AM 6-128 (Allah) onları topluca haşrettiği gün: “Ey cinn topluluğu, gerçekten insanların çoğunluğunu hükmünüz altına aldınız (hakikatten uzaklaştırdınız)!” (der)… insan (türünden) onların dostları olanlar şöyle der: “Rabbimiz, birbirimizden karşılıklı yararlandık… işte bizim için belirlediğin ecelimiz bize ulaştı”… Şöyle der: “Ateş sizin mekanınızdır; Allah`ın dilemesi hariç, orada ebedi kalıcılarsınız”… Muhakkak ki Rabbin Hakim`dir, Alim`dir.


ARAF (A’RAF) 7-173 Bir de “Daha önce atalarımız yalnızca müşrik olarak yaşarlardı; biz de onların devamı bir zürriyetiz (onların genetik özelliklerinin devamıyız); Hakk`ı inkar eden atalarımız yüzünden bizi helak mı edeceksin?” demeyesiniz (için yukarıdaki olayı açıkladık. Zira her insan islam fıtratı {programı} üzere yaratılır. Din anlayışı çevresinin şartlandırmasıyla başlar).

YUSUF 12-5 (Babası) dedi ki: “Yavrum… Rüyanı kardeşlerine anlatma; sonra (hasetlerinden) sana bir tuzak kurarlar… Muhakkak ki şeytan insan için apaçık bir düşmandır.”


YUSUF 12-78 (Kardeşler) dediler ki: “Ey Aziz… Muhakkak ki onun çok yaşlı bir babası var… Onun yerine bizden birini al… Doğrusu senin çok iyi bir insan olduğunu görüyoruz.”
İbrahim 14-34 O, (fıtratlarınız gereği halkoluş sürecinde) O`ndan istemiş olduklarınızın hepsinden, size vermiştir… Eğer Allah nimetlerini saymaya kalksanız, onları değerlendirerek sayıp bitiremezsiniz… Muhakkak ki insan çok zalim ve ortadaki açık gerçeği örtücüdür!


NAHL 16-61 Eğer Allah insanları zulümlerinden dolayı sorumlu tutup sonucunu hemen yaşatsaydı; (arz) üzerinde hiçbir DABBE (insan değil insan bedeni) bırakmazdı! Fakat onları hükmedilmiş bir vakte tehir ediyor… Ecelleri geldiği vakit de ne bir saat geri kalırlar, ne de öne geçebilirler.


iSRA 17-11 insan, hayrını davet eder gibi şerrini davette de (acele) eder! insan çok acelecidir!

iSRA 17-53 Kullarıma de ki; en güzeli ne ise onu söylesinler! Muhakkak ki şeytan (nefs = bilinç = bedensellik kabulü vehmi) aralarına fit sokar… Muhakkak ki şeytan, insan için apaçık bir düşmandır!


iSRA 17-67 Denizde size sıkıntı dokunduğunda, O`ndan gayrı çağırdıklarınız kayboldu… Sizi kurtarıp karaya çıkardığında ise yüz çevirdiniz… insan çok nankördür!
iSRA 17-71 O süreçte, her insan grubunu kendi önderleriyle çağırırız… Kimin kitabı (kaydedilmiş bilgisi) sağındaki kuvvesiyle verildi ise, işte onlar yaptıklarının bilgisiyle yüzleşirler (okurlar) ve bir hurma lifi (kıl) kadar haksızlıkla karşılaşmazlar!


iSRA 17-88 De ki: “Andolsun, eğer iNS (türü-insan denmiyor) ve CiNN şu Kuran`ın benzerini getirmek üzere bir araya toplansalar, birbirlerine destek de olsalar, gene de onun benzerini getiremezler!”


iSRA 17-100 De ki: “Eğer Rabbimin rahmet hazinelerine siz malik olsaydınız, harcanır-biter korkusu ile cimrilik ederdiniz”… insan çok cimridir!


KEHF 18-37 Konuştuğu arkadaşı ona dedi ki: “Hakikatini inkar mı ediyorsun? Seni topraktan, sonra spermden yaratıp sonra da seni şuurlu insan kıldı!”

TAHA 20-1 Ey iNSAN (Adem`e talim edilen Esma`nın tamamı ve bedene ruh olarak üflenen diye benzetme yollu anlatılan Muhammedi salt şuur)!

HAC 22-66 Hudur ki sizi (şuurla) diriltti… Sonra sizi (“ben”liğinizden) öldürür, sonra sizi (hakiki hayat ile) diriltir… Muhakkak ki insan sınırlı değerlendirme özelliğine sahiptir.

YASiN 36-77 insan görmedi mi ki biz onu bir spermden yarattık… Bu gerçeğe rağmen şimdi o apaçık bir hasımdır!

FUSSiLET 41-29 Hakikat bilgisini inkar edenler dediler ki: “Rabbimiz… Cin ve insan türünden (şeytanlardan) bizi saptıran o ikiliyi göster de, o ikisini ayaklarımızın altına alalım da en aşağılık olsunlar!”
FUSSiLET 41-49 insan hayır istemekten usanmaz… Eğer ona şerr dokunsa, hemen ümitsizce karamsarlaşır!

ZUHRUF 43-15 O`na, O`nun kullarından bir cüz kıldılar (Ahad üs Samed oluşunu inkar ile onu cüzlerden oluşmuş kabul ederek çocuğu olduğunu ileri sürdüler)… Muhakkak ki insan apaçık bir nankördür!


KAF 50-1 Kaf (KAF harfi {ENE} Eniyet`e işaret eder. insan Zatının üç mertebesi olan Ahadiyet, Eniyet ve Hüviyet tecellilerinden ilk açığa çıkış olan eniyet = ene = ego = BEN noktasına işaret eder. Kaf Dağı, Benlik dağı olarak tasavvufta sembolleştirilir. Dağ, benliğin sembolüdür. Allahu alem. A.H.)! Kur`an-ı Mecid (açıklanan muhteşem Bilgi)!


TUR 52-4 Beyt-i Mamur`a (Zati ilimle meydana gelmiş Esma mertebesi, Hakikat-i Muhammedi-mükemmel imar edilmiş ev – Allah Esma`sından kaynaklanan halife özelliğini yaşamakta olan insan şuuru);
TUR 52-27 Allah bize lütfetti ve bizi (cehennem ateşi) Semum`un (insan bedeninin gözeneklerinden geçen zehirleyici dumansız ateş; mikrodalga radyasyon) azabından korudu!


NECM 53-39 insan için yalnızca çalışmalarının (kendisinden açığa çıkanların) sonucu oluşacaktır!

CiN 72-6 Doğrusu, insan türünden bazı rical (erkek veya kadın), cin türünden bazı ricale (erkek veya kadın) sığınırlar… Bu yüzden onların azgınlıklarını artırırlar.

iNSAN 76-1 Dehr`de insanın anılmadığı bir süreç yok muydu?

NAZiAT 79-35 O süreçte insan çalışmalarının getirisinin ne olacağını hatırlar!


ABESE 80-24 insan yediğine bir baksın!


TARIK 86-5 insan neden yaratıldığına bir baksın!

ZiLZAL 99-3 insan (bilinç, bedene bakarak): “Buna ne oluyor?” diyerek (panik yaşadığında),


ADiYAT 100-6 Gerçektir ki insan Rabbine karşı elbette çok nankördür!


ASR 103-1 Yemin ederim O Asra (içinde akıp giden insan ömrüne) ki,

BAKARA 2-21 Ey insanlar, sizi ve sizden öncekileri yaratmış olan Rabbinize (hakikatiniz olan Esma mertebesine) kulluğunuzun farkındalığına erin. Ki böylece korunanlardan olursunuz.


BAKARA 2-168 Ey insanlar, arzda (beden boyutuna ait) olanların helal ve temiz olanlarından (sizi hakikatinizden perdelemeyecek olan şeylerden) yeyiniz. Şeytanın (vehminizi harekete geçiren) adımlarına (kendinizi yalnızca beden olarak kabul etmenin sonucu olan hırs ve isteklere) tabi olmayınız. Muhakkak ki o apaçık düşmandır.


NiSA 4-1 Ey insanlar, sizi tek bir nefsten (insan şuurundan) yaratan ve ondan da kendi eşini (beden) halk eden ve ikisinden pek çok erkek ve kadın üretip (Dünya`ya) yayan Rabbinizden korunun! Korunun O Allah`tan ki, siz O`nun hürmetine (kişinin hakikatinin Esma olması sebebiyle hakikatte Allah`tan) ve de Rahimlerin hatırına (Esma mertebesinin oluşturduğu insani hakikat dolayısıyla) birbirinizden istersiniz. Çünkü Allah, Esma`sıyla sizi her an kontrolünde tutandır (Rakib`dir).


NiSA 4-133 Ey insanlar, eğer dilerse sizi ortadan kaldırıp, başkalarını açığa çıkarır! Allah bunu yapmaya muktedirdir!


NiSA 4-170 Ey insanlar, Rasul size Rabbinizden Hak olarak gelmiştir! Artık iman edin sizin için hayırlı olana! Eğer inkar ederseniz, bilin ki semalar ve arzda olan ne varsa Allah içindir (Esma ül Hüsna`sının işaret ettiği özelliklerin açığa çıkması için). Allah Alim`dir, Hakim`dir.


NiSA 4-174 Ey insanlar! Hakikaten Rabbinizden size bir burhan (hakikatin dillenmişi Hz.Muhammed s.a.v.) geldi… Size apaçık bir Nur (Kur`an) inzal ettik.


ARAF (A’RAF) 7-158 De ki: “Ey insanlar… Kesinlikle ben hepinize gelmiş Allah Rasulü`yüm… Semaların ve arzın mülkü “Hu”nundur! ilah yoktur sadece “Hu”! Diriltir, öldürür! Bu yüzden iman edin, Esma`sıyla nefsinizin dahi hakikati olan Allah`a ve Ümmi Nebi olan O Rasul`e ki O, Esma`sıyla nefsinin dahi hakikati olan Allah`a ve O`nun bildirdiklerine iman eder. Ona tabi olun ki hakikate erdirilesiniz.”


YUNUS 10-23 Ne zaman ki Allah onları kurtarır, yeryüzünde haksız olarak hemen azgınlığa başlarlar… Ey insanlar, sizin zulüm ve taşkınlığınız, sadece nefslerinize zarar verecektir! O dünya hayatının geçici zevklerinden yararlanırsınız; sonra dönüşünüz bizedir! (işte o zaman) yapmış olduklarınızı (hakikatini) bildiririz.


YUNUS 10-57 Ey insanlar! Size, Rabbinizden bir öğüt, içinizde olan (şuur) için bir şifa (sağlıklı düşünme ilacı), iman edenler için bir hüda (hakikatlerine erdirici rehber) ve rahmet gelmiştir.


YUNUS 10-94 Eğer sana inzal ettiğimizden şüphen varsa (ey insanoğlu), senden önce alemlerdeki işaretlerimizi “OKU”yanlara sor! Andolsun ki, sana Rabbinden gerçek gelmiştir… O halde sakın kuşku duyanlardan olma!


YUNUS 10-104 De ki: “Ey insanlar! Eğer benim Din`imden kuşku içindeyseniz, (bilin ki) ben sizin Allah dunundaki taptıklarınıza tapınmam! Sadece, sizi vefat ettirecek Allah`a kulluk ederim! Ben iman edenlerden olmakla hükmolundum.”


YUNUS 10-108 De ki: “Ey insanlar… Gerçek ki size Rabbinizden hakikat bilgisi gelmiştir! Artık kim hakikate yönelirse yalnızca kendi nefsi için yönelmiş olur; kim de saparsa sadece kendi nefsi aleyhine sapmış olur! Ben sizin vekiliniz (hakikatinizin şuurunuzdaki yönlendiricisi) değilim.”


iSRA 17-22 (Ey insan) Allah yanı sıra (kafanda) başka bir tanrı oluşturma! Yoksa (şirk anlayışının sonucu) aşağılanmış ve kendi başına terk edilmiş olarak oturup kalırsın!..


TAHA 20-1 Ey iNSAN (Adem`e talim edilen Esma`nın tamamı ve bedene ruh olarak üflenen diye benzetme yollu anlatılan Muhammedi salt şuur)!


HAC 22-1 Ey insanlar! Rabbinizden (yaptıklarınızın sonucu olarak yaşatacaklarından) korunun! Muhakkak ki o Saat`in depremi çok büyük bir şeydir.


HAC 22-5 Ey insanlar… Eğer ba`stan (yeni bir yapıyla yaşama devamdan) şüphe içinde iseniz; (düşünün ki önceden) sizi bir topraktan, sonra spermden, sonra bir genetik yapı, embriyodan, sonra yapısı belli belirsiz bir çiğnem etten yarattık; açık seçik bildirelim! Dilediğimizi muayyen bir süre rahimlerde tutarız, sonra sizi bir çocuk olarak çıkarırız, sonra kemale erme çağınıza ulaşmanız için (gerekeni sağlarız)… Sizden kiminiz (erken yaşta) vefat ettirilir, kiminiz de bildiklerini unutmuş halde ömrün rezil çağına bırakılır… Arzı ölü olarak görürsün; ama biz onun üzerine o suyu inzal ettiğimizde, harekete geçer, kabarır ve her güzel çiftten nebat bitirir (ölü arza hayat veren, sana da verir ölümün sonrasında)!


HAC 22-49 De ki: “Ey insanlar… Kesinlikle Ben, sizin için net açıklama yapan bir uyarıcıyım.”


HAC 22-73 Ey insanlar! Bir ibretlik misal verildi; onu dinleyin… Allah dununda yöneldikleriniz, bir araya toplansalar bile, bir sinek dahi yaratamazlar! Sinek bile onlardan bir şey kapsa, onu sinekten kurtaramazlar… isteyen de istenilen de acizdir!


NEML 27-16 Süleyman, Davud`a varis oldu ve dedi ki: “Ey insanlar… Bize Mantık-at Tayr (kuşdili-insan dışındaki canlılarla iletişim özelliği) öğretildi; (böylece) bize her şeyden (bilgi alma nasibi) verildi… Muhakkak ki bu, apaçık lütuftur!”


LOKMAN 31-33 Ey insanlar! Rabbinizden (size yaptıklarınızın karşılığını-sonucunu kesinlikle yaşatacağı için) korunun; babanın evladından, evladın da babasından hiçbir yararı olmayacağı süreçten dehşet duyun! Muhakkak ki Allah`ın vaadi haktır! Dünya yaşamı sakın sizi aldatmasın… O çok aldatıcı da (bilinciniz) Allah`la (O sizin hakikatinizdir, size bir şey olmaz diye) sizi aldatmasın (Sünnetullah`ı görmekten perdelemesin)!


FATIR 35-3 Ey insanlar… Üzerinizdeki Allah nimetini düşünün! Allah`tan gayrı, semadan (şuur) ve arzdan (beden yollu) sizin yaşam gıdanızı veren bir yaratıcı var mı? Tanrı yoktur, sadece “Hu”! Nasıl (Hak`tan) sapıtırsınız!


FATIR 35-5 Ey insanlar! Muhakkak ki Allah`ın vaadi gerçektir! Dünya hayatı (bedensel yaşam boyutu) sakın sizi aldatmasın… O çok aldatıcı da (bilinciniz) Allah`a karşı mağrur yapmasın!


FATIR 35-15 Ey insanlar! Siz Allah`a (mutlak muhtaç) “yok”sullarsınız (Esma`sıyla varsınız)! Allah ise Gani`dir, Hamid`dir.


HUCURAT 49-13 Ey insanlar… Muhakkak ki biz sizi (hep aynı şekilde) bir erkek ile bir dişiden yarattık (Adem hariç kaydı yok bu bildirimde); tearuf (tanışıp birbirinizden farklı özellikleri, kemalatı elde) edesiniz diye sizi ırklar-türler ve toplumlar olarak oluşturduk… Muhakkak ki Allah indinde sizin en ekreminiz (en şerefliniz), sizin en muttaki (hakikate uygun şekilde) yaşayanınızdır! Muhakkak ki Allah Alim`dir, Habir`dir.


iNFiTAR 82-6 Ey insan! Kerim olan Rabbine (Hakikatine, hakikatini bildiren bilgiye nankör olmaya) nasıl cüret ettin?


iNŞiKAK 84-6 Ey insan! Muhakkak ki sen, Rabbine (doğru) çalışıp çabalamaktasın! Sonunda O`na kavuşacaksın!

 

İnsan kelimesi Hadislerde yüzlerce defa geçmektedir. Daha fazla bilgi için Kütüb-ü Sitte hadislerine bakınız.

Kavram hakkında henüz bir not alınılmadı.

Nâsût Âlemi

Anlamı Nâsût âlemi, bildiğimiz beş duyuya hitâb eden madde âlemidir. Melekût âlemi ise beş duyu ile algılayamadığımız soyut varlıklar âlemidir. Meleklerin çeşit…

Oku »

Ğaffar

Anlamı EL ĞAFFAR… Kudret veya hikmetin gereği olarak oluşmuş noksanlıklarını fark edip, bunların sonuçlarından kurtulmayı irade edenlere, örtüleyicil…

Oku »

Basar

Anlamı ”Basar”, gözbebeğidir. Bilinç, basireti Allah’ın “İlim Sıfatı”ndan alır!Basar da Allah’ın “Zâhir” esmâsından aldığı şekilde hükmünü icra eder. “Kalb gözü…

Oku »