GAVSİYE AÇIKLAMASI

Ahmed Hulûsi

Yâ Gavs-ı Â’zâm, ne güzel tâlibim ve ne güzel talep edilendir insan. Ne güzel rakibtir insan ve ne güzel merkubtur mükevvenât.

 

“Ne güzel tâlibim”; talep ettiğim şeyi gerçekleştirmek için, her şeyi meydana getirecek güç-kuvvet, kudrete sahibim. Talep ettiğim şeyi ele geçirmekten kimse beni alıkoyamaz. Talep ettiğim şey için, her şeyi oluşturacak ilmim var. En güzel tâlip, talep ettiği şeyi her istediğini yerine getirmek suretiyle onu mutlu edendir. Dolayısı ile Allâh, talep ettiği her şeyi elde edecek olan en güzel tâliptir.

“Ve ne güzel talep edilendir insan”; çünkü insan, tâlibin talebine yol açacak bütün özelliklere ve güzelliklere sahip kılınarak ortaya çıkartılmış, “ahseni takvim” yani en güzel, en mükemmel bir yapıda halkedilmiştir.

İnsanın “ahseni takvim” yani en mükemmel yapıda oluşundan mânâ, onun, bütün ilâhî isimlerin mânâsını izhar edebilecek kabiliyet ve istidatta halkolmasıdır. Bu yüzden insan, Allâh’ın ilim ve iradesi istikametinde, her kemâlâtı izhar edebilecek şekilde hazırlanmıştır.

“Ve en güzel rakibtir insan”; yani yol arkadaşı, refakat eden anlamında. Yani buradaki anlam, insanın tüm yaşam boyunca arkadaşına uyum sağlaması, ona karşı çıkmaması, isteklerini zevkle yerine getirmesi hâliyle, Rabbine itaat etmesidir.

İşte bu sebepledir ki, insan var olduğu sürece, Rabbinin tüm dilek ve arzularını yerine getirecek özelliklerle bezenmiş bir arkadaş hükmünde kulluğunu yerine getirmektedir. Bu onun, ne güzel rakib diye anılmasına vesile olmaktadır.

Ve ne güzel merkubtur mükevvenât; “İnsan”ın özelliklerinin aşikâr olup seyredildiği kâinat ve içindekiler, ne güzel, ne mükemmeldir… Elbette burada anılan insan, birimsel anlamda insan değil, İNSAN-I KÂMİL’dir. Bir bilinç olan İNSAN-I KÂMİL’in tüm özelliklerinin ortaya çıktığı beden veya mahaldir evren ve tüm ihtiva ettikleri şeyler.