EBU BEKİR ES SIDDÎK

Ahmed Hulûsi

O gece İbnü’d-Dağinne, Kureyş’in bütün ileri gelenlerini dolaştı…

− Ey Kureyş!.. Ebu Bekir gibi muhterem bir zât, hiç şüphesiz ki, ne darılıp memleketinden çıkar, ne de çıkarılmaya zorlanılır…

Ey Kureyş!.. Siz şu yüce faziletlere haiz olan O büyük insanı, memleketinden mi çıkarmak istersiniz?..

O, aile yükü çeker; O kimsede bulunmayan en değerli malı ihsan eder; O, akrabayı ziyaret eder, onlara yardım eder; O misafiri ağırlar; O, hayır işlere yardım eder!.. Muhakkak ki O, bundan sonra benim emanım, benim himayem altındadır…

İbnü’d-Dağinne önemli bir insan olduğu için, Kureyş Onun bu teklifini reddedemedi. Yalnız:

− Ebu Bekir’e söyle!.. O, bir şeye karışmasın; Rabbine evinde ibadet etsin; evinde namaz kılsın, evinde ne dilerse onu okusun… Fakat okuduğu ile bize eziyet vermesin; dışarıda ahalinin yanında okumasın! Çünkü biz, kadınlarımızı, çocuklarımızı müslüman yapacağından korkarız.

İbnü’d-Dağinne, ertesi günü Kureyş’in bu sözlerini Hz. Ebu Bekir es Sıddîk’a nakletti.

Hz. Sıddîk da bu şartlara göre; evinde Rabbine ibadet etmek, namazını aşikâre kılmamak, evin dışında Kur’ân okumamak üzere memleketinde ikamet etti…

Ancak ne var ki Hz. Ebu Bekir es Sıddîk’ın içi rahat değildi, bu şekilde gizli ibadet etmekten… İçi içini yiyordu…

Nihayet bir gün kararını verdi ve evinin önüne bir mescit inşa ettirdi… Artık burada namaz kılıyor, burada Kur’ân okuyor, burada ibadet ediyordu…

Sıddîk’ın bu mescitte ibadet etmesi, müşriklerin, kadın ve çocuklarının dikkatini çekmişti… O ibadet ederken, kadınlar ve çocuklar O’nun etrafında toplanıyor, hayret ve merakla O’nu seyrediyorlardı…

Bu arada zaman zaman içeri girmelerine rağmen, görememekten dolayı itişip kakışmalar oluyor; birbirlerini Hz. Ebu Bekir es Sıddîk’ın üzerine düşürüyorlardı…

Bütün bunlara hiç ses çıkarmazdı O!.. Esasen pek ince yürekli olan Hz. Sıddîk, ne zaman Kur’ân-ı Kerîmokusa, kendine hâkim olamayıp ağlamaya başlar, gözlerinden yaşlar sicim gibi akardı!..

Hz. Ebu Bekir es Sıddîk’ın bu hâli, Kureyş’in ileri gelenlerinin kulağına gidip, onlar da bu hâli görünce çok korktular…

Acele İbnü’d-Dağinne’ye haber göndertip, yanlarına çağırttılar…

İbnü’d-Dağinne Mekke’ye gelince, hemen onunla buluştular:

− Yâ İbnü’d-Dağinne!.. Biz, Ebu Bekir hakkında, evinde Rabbine ibadet etmesi şartıyla, himayene almana, muhafaza etmene razı olmuştuk… Ebu Bekir ise bu haddi aşarak, evinin önüne mescit yapmış; içinde aleni olarak namaz kılmaya, Kur’ân okumaya başlamıştır. Gerçekten biz, kadınlarımızın ve çocuklarımızın O’na inanacağından korkuyoruz!..

Artık Ebu Bekir’i bu durumdan men et!..

Eğer Ebu Bekir, Rabbine evinde ibadet etmekle yetinirse yetinsin… Yok eğer bundan kaçınırsa, namaz ve okumalarını açıkta yapmak isterse; O’ndan himayeni sana iade etmesini iste!..

Emin ol, biz sana verdiğimiz sözden caymayı iyi görmedik… Ama, Ebu Bekir’in açıktan açığa ibadet etmesine de razı olacağımıza dair, hiçbir söz vermedik sana!..