EBU BEKİR ES SIDDÎK

Ahmed Hulûsi

İslâmiyeti ilk kabul edenlerden birisi de Bilal Habeşi (Allâh ondan da razı olsun) idi.

Müşriklerin azgınlarından olan Ümeyye’nin kölelerindendi… Ne var ki Hz. Bilal’in müslüman oluşu Ümeyye’yi büsbütün kızdırmıştı. Zira O, köleleri müslüman olan diğer müşrikleri, onlar aleyhine kışkırtmaktaydı!..

Bir gün:

− Kölem Habeşi, senin yerin kum deryasıdır!..

Diyerek, Hz. Bilal’i kolundan tuttuğu gibi çöle götürdü.

Güneş tepeye gelmek üzereydi… Günün en sıcak saatlerinden birisi…

Hararet çölde yetmiş derece civarında… Kumlar kor parçaları gibi!.. Alevden diller gibi, insanın yüzünü vücudunu yalamakta olan, sıcak sıcak esen hava!..

Ümeyye, Hz. Bilal’i kumların üstüne yatırdı…

Sonra az ilerdeki, Güneş altında sıcaktan çatlamış olan büyük bir kaya parçasını, güç belâ taşıyarak Hz. Bilal’in yanına getirdi ve onun göğsü üzerine koydu!..

Taşı, bir iki dakika taşımakla eli yanmış olan Ümeyye, ellerine üflerken homurdandı:

− Habeşi, bu taş göğsünden düşmedikçe veyahut da İslâmiyeti terk edip, putlara tapmadıkça, bu hâlde yan, kavrul!..

Bilal’i Habeşi acıyla buruşan yüzü bakılamayacak bir hâl almıştı…

Dudaklarından şu kelimeler döküldü:

− LÂ İLÂHE İLLÂLLÂH MUHAMMEDÛN RASÛLULLÂH!..

Bu durumu gören birkaç müslüman hemen koşarak; birçok köleyi bu gibi hâllerden satın almak suretiyle kurtaran Hz. Ebu Bekir’e haber vermiş olacaklardı…

Ki Ebu Bekir koşar adımlarla geldi.

Azap içinde kıvranan Hz. Bilal’e bir göz attıktan sonra, zevkle O’nu seyretmekte olan Ümeyye’ye döndü:

− Allâh’tan kork!.. Bu köleye böyle ezâ cefâ verip işkence etmekten ne zevk duyuyorsun?

− Bu benim kulum, kölemdir!.. Ne istersem onu yaparım!..

Hz. Ebu Bekir, Ümeyye’nin kalbini merhamete getirmek için:

− Yâ Ümeyye!.. Bir köleye Allâh’ını, Rasûlü’nü tanımış olduğu için böyle işkence etmek, azap çektirmek reva mıdır?..

− Onun bu şekilde azaba düçar olmasına sebep sensin yâ Ebu Bekir!.. Onu putlara tapmaktan vazgeçiren, müslüman yapan sensin!..

Eğer istiyorsan satın al… O zaman için rahat eder belki…

Birçok köleleri, bunun gibi nice işkence ve eziyetlerden kurtarmak için, önce onları satın alıp sonra da azât eden Hz. Ebu Bekir, hiç bu fırsatı kaçırır mı!??

Hemen atıldı:

− Kölen Bilal Habeşi’yi satın alıyorum!.. Al parasını!..

Altınları uzatırken ilave etti:

− Sana parasıyla beraber, bir de beyaz müşrik köle veriyorum!..

Âdeta yeniden dünyaya gelmiş gibi oldu Hz. Bilal, göğsünden alev parçası misali koca kaya parçası kaldırılınca…

− Allâhu Ekber!..

Kelimesi çıktı ağzından yaşlı gözlerle…

Az sonra ikinci müjde de yetişti, Hz. Ebu Bekir’in ağzından ona:

− Biraz önce benim kölem olmuştun; şimdi de seni azât ediyorum Allâh için!..

Cenâb-ı Allâh, Hz. Ebu Bekir’in bu hareketinden razı olmuştu.

Rasûlü Ekrem’e nâzil olan âyeti kerîmelerde şöyle buyurmaktaydı:

“… ÇOK KORUNAN, MALINI TEMİZLEMEK İÇİN VEREN, CEHENNEMDEN UZAKLAŞTIKÇA UZAKLAŞMAKTADIR!.. HİÇ KİMSEDEN BİR ŞEY DE BEKLEMEZ… SADECE O ÇOK YÜCE RABBİNİN RIZASI İÇİN YAPAR… İLERDE O DA HOŞNUT EDİLECEKTİR!..”

İşte Hz. Ebu Bekir’in kurtardığı kölelerden birkaç isim:

Füheyre oğlu Amir, Lübeyne, Zinnure, Nehdiye, Ümmü Abisi… Allâh cümlesinden razı olsun…