İSLÂM

Ahmed Hulûsi

Bu bölümde gerek Kur’ân ve gerekse dinî yayınların İngilizce ve Almanca çevirileri sırasında yapılmış olan çok önemli bir yanlışa dikkat çekmek istiyorum…

Bilindiği üzere, Kur’ân-ı Kerîm’de geçen “HÛ” kelimesi dilimize “O” olarak çevrilir.

“O” zamiri dilimizde, üçüncü bir varlığa işaret eder; ve bu anlamda kadın-erkek veya cansız ayırımı yoktur.

Biz üçüncü bir birim için, ister kadın ister erkek; ister canlı, ister cansız; ne olursa olsun hep “O” kelimesini kullanırız…

Oysa, Türkçe’deki “O” kelimesinin İngilizce’de karşılığı üç ayrı kelimedir… Üçüncü şahıs erkek birim için “HE”; üçüncü şahıs dişi birim için “SHE”; üçüncü cansız birim için de “IT” kelimeleri kullanılır.

Dilimizde yanlış kullanılan bir terim vardır, Tanrı-Baba”! Bu bize İsevîlikten geçmiştir… Onlar için bir tanrı vardır göklerde-erkek, ki O İsa (aleyhisselâm)’ın babası!..

Oysa diğer bölümlerde elimden geldiğince açıklamaya çalıştığım üzere “Allâh” ismiyle işaret edilen varlık ötedeki erkek-baba değildir!

Düşünmeye çalışalım… “Ben” dediğimiz özümüzü fark etmeye çalışalım…

Maddenin özüne yönelip “zoom”lama yapalım! Molekül-atom-nötron-nötrino-kuark-kuanta boyutlarına inip, düşünebildiğimiz her şeyi parçacık-dalga boyutunda hissetmeye zorlayalım kendimizi… İşte bu yaptığımız, bir boyutsal “zoom”lama veya “mi’râc”dır!

İşte Arapça’daki “HÛ” kelimesi, varlığın özündeki bir boyutsal öteliğe işaret eder; niteliksiz ve niceliksiz bir yolla!

Şimdi bir bu anlattığım mânâyı düşünün, bir de İngilizce’deki üçüncü erkek şahsa işaret eden “HE”kelimesinin anlamını!.. Ve üstüne üstlük, “HÛ” kelimesinin işaret ettiği mânânın, insanların “HE”kelimesinden anladığına dönüştürülmesiyle ortaya çıkan kavram kargaşasına!

Evrensel boyutlu “TEK”lik noktası olarak algılanması istenene işaret eden “HÛ”nun, cinsiyetli bir tanrıolarak algılanması ne derece doğruya yakın olabilir?

Soyutluğun ardındaki somut olarak işaret edilen erkek-baba tanrı anlayışı ile, gerçekte, sonsuz-sınırsız diye tanımlanmaktan dahi berî olan ne kadar bağdaştırılabilir?

Hele şunu fark edelim ki…

Bize göre sonsuz olan evren, bir anda, noktadan var olmuş bir açı, “<”!

Sonsuzluk düzleminde, bir noktadan meydana gelmiş bir “<” -açı-!

“Evren” kelimesiyle ya da “evren içre evrenler” tanımlamasıyla anlattığımız her şey bu açıda –“<”– yer almakta!

Bu “<” açı ve dayandığı “nokta” ise, anlarından bir andaki yaratışı “HÛ”nun! Sayısız “an”lardaki, sayısız “nokta”lardan, yalnızca bir “an”daki bir “nokta”dan yaratılmış “evren içre evrenler”den birindeyiz!

“İnsan-ı Kâmil” ya da “Hakikat-i Muhammedî” isimleriyle işaret edilen ise o “nokta”dan var olan varlık!

“NOKTA” ise bir “nükte”!

Sayısız “nokta”ların Hâlık”ı olup; “nokta”lar indînde “nükte” olan “HÛ”!..

İlminde “nokta”dan yarattıklarını, hayal hammaddesiyle var kılan “HÛ”!..

Ve bütün bunlardan “ĞANİYY” olana işaret eden, “HÛ”!

İşte “HÛ” ismiyle işaret edilip, müslümanların fark etmesi istenen Hakikat!..

İşte, “HE” kelimesiyle işaret edilen Kur’ân tercümelerindeki erkek-baba tanrı kavramı!

“HÛ” kelimesinin anlamının “HE”ye dönüştürüldüğü Kur’ân tercümeleriyle…

Ötede bir tanrı’dan söz ediyormuşcasına anlaşılan Kur’ân meâlleriyle, insanların İslâm Dini’ni anlaması fevkalâde zordur!

İslâm Dini’ni anlamak ve bilinçli olarak tasdik etmek istiyorsak, öncelikle bu gibi kelimelerin işaret ettiği anlamları iyi anlamalıyız!