TECELLİYAT

Ahmed Hulûsi

Muhterem kişi, bil ki…

Yaradan bütün mahlûkatını her an nice rızıkla rızıklandırmaktadır. Önce zâhirde, birçok yiyecek ve içecekle maddeni rızıklandırmaktadır, bu bir…

Sonra, ilimle bilincini rızıklandırmaktadır, bu da iki…

Daha sonra, her an yeni bir tecelli ile cesedinde ve mânânda tecelli etmektedir, bu da üç!..

Bu daha derinleştikçe gider, ama şimdilik, biz bu kadar ile yetinelim; bu üç mânâ kâfi bize!..

Ve bu rızık, her mahlûkatın fıtratına en uygun bir tarzda onu bulmaktadır. Şüphesiz ki bu rızık ile o mahlûkat, her an bir nebze daha tekâmül eder ve aslına yaklaşır!..

Bu rızık umumi ise de, herkes ancak kabiliyeti ve istidadı miktarınca alır. Kabı büyük olan elbette daha fazla rızık almış olur. Tabii ki bu kişinin vüsatincedir.

“…ALLÂH DİLEDİĞİNE HESAPSIZ RIZIK VERİR.” (2.Bakara: 212)

Âyetinde bu incelik vardır…

Efendimiz, yağmurun yağdığı üç çeşit topraktan bahsetmişti. Yağmur yağarken, hiçbir şeyi diğerinden ayırmaksızın, hepsine eşit şekilde yağar!..

Eğer bu yağmur kayaların üstüne rast gelirse üstünden akıp gider, çünkü kaya ve taşların istidadı suyu emmek değil, üstünden akıtmaktır.

Bazı topraklar da vardır ki, suyu muhafaza eder de -havuz, kuyu gibi- halk onunla faydalanır, kendileri içerler, hayvanlarını sularlar, ekinlerinin sulanmasında yararlanırlar.

Bazen de verimli bir toprağa yağar ki, bu toprak suyu emer ve onunla nice nebatın yetişmesine vesile olur.

İnsanlar da fıtratlarına göre çeşit çeşittir.

Kimi hikmetten, Yaradanın uyarılarından anlamaz, dinlemez!..

Kimi onlardan yararlanır; ancak kendisini kurtarabilir, başkasına faydası olmaz!..

Kimi de onlardan kendisi faydalandığı gibi, pek çok insanı dahi faydalandırır!..

Öyle ise kendini şöyle bir kontrol et bakalım, bunlardan hangisine daha ziyade benziyorsun?