TECELLİYAT

Ahmed Hulûsi

Muhterem kişi, bil ki…

Gerçek, hep aynı gerçek!..

Değişen, sadece, o gerçeği duyanların, idrak edenlerin, görenlerin, bilenlerin dereceleri ile bakış açılarıdır…

Su, aynı sudur; ama, akıtan çeşmeler değişik…

Suyu öğren; ama gerçeğini de idrak etmeye çalış!..

Sana denizdekini göstermişler ise su diye, bardaktakini; tencerede göstermişlerse, buharını; buharını göstermişler ise, bulutu inkâr etme!..

İsimleri değişik ama, diye itiraz edersen; hepsinin de aslı birdir deriz…

Az sözlerden çok şeyler anlayıp idrak etmeye çalış; ki, kemâlinin gelişmesi de süratli olsun!..

Bil ki, yolun sonuna eren yoktur…

Belki, deryaya erip, onda bir zerre hâlini alan vardır.

Göldeyim emniyetteyim, deme; bir an evvel ırmağa karış ve deryaya ulaş; onda bir zerre olmaya bak!..

Çünkü tarihte, çok göllerin ortadan kalktığına rastlanmıştır. Fakat, denizin ise asla!..

Orada gördüklerini yazmaya kalksan, cümle denizler ve misli mürekkep olsa, daha bir şey yazmamışken, onlar biter de, ne el kalır yazacak ne de dil kalır söyleyecek…

Ve ne de bilinç olur, görmedikçe onları idrak edebilecek!..

Eğer bu eriyişin sonucu, erişten sonra vazife verilir de dönmek zorunda kalırsan, bu defa her şey yerli yerine gelir; benimki benim, seninki senin demek zorunda kalırsın dilinle…

Ve bu durumda, artık kiminle konuştuğunu da bilirsin.