GAVSİYE AÇIKLAMASI

Ahmed Hulûsi

Yâ Gavs-ı Â’zâm. Ashabına söyle, fakr hâlindekilerin dualarını ganimet bilsinler. Şüphesiz ki onlar benim indîmde, ben de onların indîndeyim!

 

Eğer, fakr hâlinde olduğunu düşündüğün birine rastlarsan, hiç durma, hemen onun duasını al, diyor burada. Niye?

Daha önce şöyle bir husustan söz edilmişti de ondan:

“Fakr’deki o kimsedir ki, bir şeye ol derse, o şey olur!”

İşte bu yukarıdaki mânâ dolayısıyla, fakr hâlindekilerin duası bizler için kesinlikle bir ganimet, bir lütuf, bir ikram, bir azîm nimet gibidir.

Çünkü, fakr hâlindekinin duası, hakikatinden gelişi dolayısıyla, “Ol” emri gibidir!

İşte halkın evliyadan diye bildiği kişilerden yardım istemesi, meded umması hep bu sır yüzündendir!

Talep edilen, gerçekte, kişiden değil, Hakk’tandır. Ancak bu hakikat idrak edilmeden, direkt kişiden olarak yapılırsa, bunda gizli şirk tehlikesi çok büyüktür.

Esasen, bütün sûretlerin ardında hep VECHULLÂH olduğu için, bütün talepler hep Allâh’adır. Ancak icabet “fakr” hâlindekilerden veya “yanık, mahzun, mağdur, erimiş” gönüllerden veya kerem ve gına zuhur mahallerindendir.

İcabet; bilinmelidir ki, kesin olarak Hakk’ın takdirine kalmış bir şeydir. Anında icabet eder veya erteleyerek icabet eder veya etmez! Ama yine de yaptığından sual olmaz! Çünkü sual edebilecek ikinci bir varlık mevcut değildir