Esmâ

  • “ESM” kısaca “isimler” Yani, “Esmâ” kelimesi ile “ALLAH” adıyla işaret edilene ait olarak bildirilmiş çeşitli “ÖZELLİKLER”e işaret edilir…
  • Bu “özellikler”, ayrı ayrı şeyler olmayıp; TEK BİR varlıkta bulunan, değişik işlevlerin açığa çıkmasına kaynak olan özelliklerdir.

    İşte “Esmâ mertebesi” dendiğinde, sayısız özellikler sahibi TEK’ten söz edilir. “Es Samed, el Vahid” gibi tanımlamalar bu “TEK”liğe işaret ederler.

  • “Esmâ” dediğimiz “isimler”, insan gibi düşünen, insan gibi özellikleri olan ötedeki bir tanrının değil, ismi “ALLAH” olanın özelliklerine işaret eden isimlerdir
  • Konunun tahkikine yönelmek istiyorsak, “Esmâ” yaradılmışın tanrısı olmamalıdır!…

  • “Esmâ” mertebesini ve “her an yeni bir şan alış” sonuçlarını, kendini maddeden ibaret sanan beşerin dünyasına GÖRE yapılmış olan târif veya tanımlamalar düzeyinde değerlendirmeye kalkışmak, ancak perdelilik yaşamı için yaratılmış olmanın bir sonucudur…
  • Kendisinden gayrı mevcut olmayan “HÛ”, İlminde (ilim boyutunda), İlmiyle, “El Esmâ ül Hüsnâ” tanımlamasıyla işaret edilen özelliklerini (Kuantum Potansiyel), “İlmini” seyretmiştir… Bu seyrin başı ve sonu yoktur. “HÛ”, bu seyrettikleriyle kayıtlanıp sınırlanmaktan münezzehtir (âlemlerden Ganî’dir).

    İşte hakkında konuşulan âlemler ve içindeki her şey, “El Esmâ” seyri mertebesinde, seyrin oluşumuyla; “yok” iken “El Esmâ” özellikleriyle “var” olmuştur!

    Hakkında söz edilen her şey, “Allâh isimleri” diye kısaca bahsedilen ve El Esmâ ile işaret edilen özelliklerin sanki bir bileşim şeklindeki açığa çıkışlarıdır. Tıpkı, yüz küsur atomun değişik bileşenler hâlinde algılanan sayısız madde ve canlı türlerini meydana getirmesi gibi.

    Belki şöyle de diyebiliriz… Zaman ve mekân ötesi yapı olan Kuantum Potansiyel, “Esmâ” ile işaret edilen özellikleri itibarıyla kendi kendini “seyr” hâlindedir ve durum bundan ibarettir. Hz. Âli‘nin “İlim bir nokta idi, onu cahiller genişletti” UYARISI ise; “nokta” diye işaret olunan “Kuantum Potansiyel”in, algılayana göre algılananları meydana getirmesidir ki; bu algılayanlar “cahil” olarak tanımlanmıştır.

    “El Esmâ ül Hüsnâ” genel hatlarıyla doksan dokuz olarak anlatılmışsa da esas itibarıyla, detaylarıyla sayısızdır!

    Algılanan veya algılanmayan her ne varsa, hepsi de bu “El Esmâ” (Allâh isimleri) ile dikkat çekilen özelliklerden meydana geldiği içindir ki; bu oluşturmaya “âlemlerin Rabbi” tanımlamasıyla işaret edilmiştir. “Rabbin” ya da “Rabbi” tanımlamaları ise, algılanan birimin oluşumunu meydana getiren “El Esmâ bileşimi – terkibi” anlamınadır.

    “Bi-izni Rab” tanımlaması, ilgili birimin “El Esmâ bileşiminin o şeye elvermesi” durumunu anlatmaktadır.

  • “Çokluk” âlemlerinde “yok”tan “var” kılınmış her şey, “Allâh” adıyla işaret edilenin “El Esmâ ül Hüsnâ”sıyla varlığını sürdürüp işlevini yerine getirdiği içindir ki; “şuur” boyutu itibarıyla bu hakikat boyutunu algılayıp yaşayan “İnsan”, yeryüzünde açığa çıkışı itibarıyla “halife” olarak tanımlanmıştır. Kurân’a göre, bunu hisseden, yaşayan, “Diri”dir; “Gören”dir; buna karşın hakikatini fark edemeyen veya inkâr eden ise “ölü”dür; “âmâ – kör”dür! İşte hakikatini hissedip yaşayan, “şuur”unun hakikati itibarıyla “melek – kuvve” olan “İnsan”ın aslı da, Allâh isimlerinin işaret ettiği özelliklerdir ki, bu isimlerin mânâlarının onda “insana yakışır” şekilde kuvveden fiile çıkması, “cennet” denilen yaşamı oluşturur! Cennet, insansıya dönük yaşam ortamı değil, “melek – kuvve” olan “insan”ın özelliklerinin yaşanacağı ortamdır. Umarım neye işaret ettiğim anlaşılır!

    Kur’ân-ı Kerîm’de anlatılan tüm olaylar ve verilen tüm misaller, hep “İnsan”ın, hakikatini hatırlayıp, kendini tanıyıp; içinde bulunduğu şartları daha iyi değerlendirmesi içindir.

    Kur’ân-ı Kerîm’in anlatım üslûbunda dikkat edilmesi gerekli olan çok önemli hususlardan öncelikli olanlarından biri de şudur:

    Her şey -yani- “semâlar, arz ve ikisi arasındakiler”“Allâh” ismiyle işaret edilenin “El Esmâ ül Hüsnâ”sıyla bildirilen özelliklerinden meydana geldiği içindir ki; algılanan ve algılanamayanların tümü, varlığı ve işleviyle “Allâh” adıyla işaret edileni tespih etmektedir. Dolayısıyla, her şey ortaya koyduğu işleviyle kendisini var eden “El Esmâ” özelliklerine, yani “Allâh”a kulluk hâlindedir.

    İşte bu nedenledir ki, “BİZ” tanımlı anlatım Kur’ân-ı Kerîm’de sık sık geçmekte; sözü edilen varlığın, mânâ boyutunu kendi “Esmâ”sıyla yarattığı gibi; fiillerini dahi gene “Esmâ” özellikleriyle yarattığını her sırası geldiğinde vurgulamaktadır. Bu yüzden de onlardan açığa çıkan etken fiilleri kendi üstüne almış olarak, “BİZ” hüviyetini vurgulamaktadır fiilin gerçek fâili olarak! Yalnızca Esmâ özelliklerinden meydana gelmiş âlemler ve âlemleri meydana getirmiş olan “Esmâ” mertebesine işaret amaçlı olarak da “Rabb-ül âlemîn” tanımlaması kullanılmaktadır.

    Olay böyle olunca da, başı olmayan bir şekilde var olan “El Esmâ” özellikleri ve “yansıması” olarak müşahede edilen fiiller âlemi, tüm kapsam ve boyutlarıyla “Allâh” adıyla işaret edilenin kulluğundan başka bir şey yapmamaktadır. O‘nu zikretmektedir – hatırlatmaktadır, O‘nun İlim ve Kudretini sergilemektedir. “Allâh” adıyla işaret edilenin, bu hakikati bildirmesi bir realitenin tespitinden başka bir şey değildir!

    İşte bu yüzdendir ki, oluşumu, “El Esmâ”sıyla açığa çıkan oluşumdan oluşturan olarak, “BİZ” tanımlaması kullanılmaktadır.

    Öte yandan, oluşumdaki “El Esmâ” özellikleriyle yansıttığı anlamlarla, kendisinin, asla ve kesinlikle kayıtlanmaması, sınırlanmaması; açığa çıkardıklarının, hiçbir zaman hiçbir şekilde “ZÂTINI” tanımlayamayacağı gerçeği de, kendisinin “âlemlerden Ganî” ve de “benzeri hiçbir şey olamayacağı” uyarılarıyla fark ettirilmektedir!

    Bu da demektir ki… Âlemlerdeki “tedbirâtı”“El Esmâ”sının açığa çıkış sûretleri olan her isim ardındaki yoluyladır. İster burçlar ismi altında açığa çıkış sûretleri; ister evrendeki bildiğimiz-bilemediğimiz varlık sûretler; ister şuur, bilinç sûretleri; ister görünmeyen varlıklar; ya da cehennem veya cennet diye tanımlanan boyutlar, hep, kendi “Esmâ’sıyla tedbirâtının” yürüdüğü oluşumlardan başka bir şey değildir!

  • Esmâ ül Hüsnâ” Allâh’ındır; o isimlerin işaret ettiği özellikler, TEK ve SAMED olarak bildirilen, Allâh adıyla işaret edilenin, Esmâ mertebesine, (Kuantum Potansiyele) zamansızlık – mekansızlık boyutuna, “nokta”ya işaret eder… Dolayısıyla bu isimler ve bu isimlerin işaret ettiği anlamlar sadece O‘nundur; beşer anlayışıyla kayıtlanamaz! Nitekim 23. Mu’minûn: 91’de: SubhanAllahi amma yesıfun = Onların vasıflamalarından Allâh münezzehtir; buyurulur! “O’na isimlerin mânâlarıyla yönelinO’nun Esmâ’sında ilhada sapanları (Esmâ’yı beşerî değer yargılarıyla sınırlayanları; El Esmâ ve El Hüsnâ’nın ne olduğunu fark edemeyenleri ve “Ekberiyet”iyle Allâh’ı bilmeyenleri) terk edin! Yapmakta olduklarının karşılığını göreceklerdir.” (7. A’raf: 180)
  • Mahlûkatın kaderini yazan kim?…

    Mahlûkatın kaderini yazan “Rabbülâlemin“dir…

    Rabbülâlemin“… Âlemlerin Rabbı, yani âlemler kelimesiyle işaret edilen, sonsuz sınırsız varlıkların meydana getirildikleri Rubûbiyet mertebesidir.

    Bütün “ALLAH İSİMLERİNİN mânâları“, “ALLAH” ilminde mevcuttur, dedik.

    Rahmaniyet” mertebesinden, “ilmi ilâhideki ilâhi esmânın toplu halde bulunduğu mertebedir” diye söz edilirse de; gerçekte burada topluluktan veya ayrılıktan söz edilemez.

    RAHMANİYET“, ilâhi esmânın hazinesidir, deriz; ki bu da mecazi bir ifadedir… Gerçekte, böyle bir tanımlamadan da münezzehtir “ALLAH”!.

    İşte bu “Rahmaniyet” mertebesinde mevcut olan esmâ-i ilâhi,O“nun, “melikiyet” mertebesi özelliği ile mülküdür.

    Bir yönü itibarı ile “Melîk”tir, bir yönü itibarıyle “Mâlik“tir.

    Ancak, “melîk” ismi, “mâlik” isminden daha kapsamlıdır.

    Mâlik” ismi,” “bir şeyin sahibi” anlamındadır.

    “Melîk” ise o şeyin hem sahibi”, hemde “o şeyler üzerinde mutlak hükümdar” olandır.

    Yani, “ALLAH”ın “Melîkiyet”i, “kendi esmâlarını dilediği gibi açığa ortaya çıkarması, seyretmesi” anlamındadır.

    “DİLEDİĞİNİ YAPAR.” ( )

    “YAPTIĞINDAN SUAL SORULMAZ!” (21-23)

    Bu âyetler “O“nun “Melikiyeti”nin eseridir.

    “Melikiyet” mertebesinin tenezzülü ile “rubûbiyet” mertebesi oluşur eder.

    “Rubûbiyet” mertebesi çeşitli esmânın, çeşitli terkipler –bileşimler– şeklinde açığa çıkmasını sağlar. Bu esmâ, çeşitli terkipler şeklinde ortaya çıktığı anda “abd” meydana gelir…

    Rabb” yani “ALLAH isimleri“nin bir terkip –bileşim– hâli, bir birimin, bir isim ardındaki varlık halinde ortaya çıkışını sağlar.işte bu ortaya çıkış “rubûbiyet” mertebesinin hükmünün zahir oluşudur.

    Kul, rabbına tâbidir!.

    “YÜRÜR HİÇBİR MAHLÛK HARİÇ OLMAMAK ÜZERE HEPSİNİ ALNINDA ÇEKİP GÖTÜREN O`DUR!.” (11- 56)

    Âyeti işte bu gerçeğe işaret eder.

    Yani, o varlığı bulunduğu haliyle yaşatan; “ALNINDA” -alnının arkasındaki beyninde- açığa çıkan, esmâ terkibinin oluşturduğu program onun Rabbıdır... Çünkü onun varlığı, kendisinin rabbı olan esmâ terkibinin tabii sonucudur…

    Yani, “birim” ismi, kendini meydana getiren isimler bileşiminin adıdır.

    Kendisini meydana getiren o esma terkibinin -isimler bileşiminin- dışında, birimin bir varlığı mevcut değildir.

    Eğer, o ismin ardındaki, o ismin karşılığı olan esmâ terkibini ortadan kaldırırsanız; ismin arkasındaki varlık da ortadan kalkar!.

    Hangi isimle isimlenen, hangi varlık, hangi birim olursa olsun, o ismin ardındaki varlık bir esmâ terkibidir; yani rabbın bir isimler bileşimi şeklinde kendi varlığını âşikâre çıkartmasıdır.

    Bu yüzdendir ki…

    Birimin, hiç bir şekilde, “ALLAH”ın esmâsı dışında, bir zerre varlığı mevcut değildir!.. Ve bu sebepledir ki, Abd, rabbının mutlak olarak kuludur!…

    Abd, rabbine kulluk etmededir!. Her hâlûkârda!.

    Abd`ın rabbine kulluk etmemesi asla düşünülemez ve hayâl bile edilemez… Tasavvur bile edilemez…

    Çünkü Abd`ın, Rabbinin varlığı dışında hiçbir şeyi yoktur!. Sadece ismiyle, rabbından ayrı düşmüştür abd!..

    Bunu târif sadedinde basit bir misâl vermişlerdir ama, bu misalin kelimelerinde kalınırsa gene olaydan çok uzak düşülür.

    Suyun çeşitli kalıplarda donarak, değişik sayısız buzdan heykeller meydana getirmesi; ve bu buzdan heykellere değişik isimler verilerek, sayısız değişik varlıklar varmış sanılması hâlini düşünün!…

    Birinin adına insan demişsin, diğerinin adına cin, bir diğerinin adına melek, ya da dağ, deniz v.s. demişsin!.

    Ne varki, buzdan birimlerin isimlerinin ardındaki varlık olan o buzdan heykelleri erittiğin zaman, buz, aslı olan suya döner!..

Soru

Muhyiddin-i A’rabi diyor ki: “Allah” ismi O’nun Zât’ının değil Sıfat ve Cemi Esmâ’nın adıdır…

Bu cümleyi biraz açar mısınız?

Üstad

-“ALLAH” kelimesi bir isimdir ve bir varlığa işaret etmektedir sadece…

“ALLAH İsminin İşaret Ettiği Varlığın” özelliklerine, yani sıfat ve özelliklerine de yine çeşitli isimlerle işaret edilmektedir… Öyle ise bizim isimlerle uğraşmayı bırakıp, isimlerin işaret ettiği anlamlar doğrultusunda, işaret edilen ZÂT’ı anlamaya çalışmalıyız ki, bu da somut bir ismi olan obje değildir!..

Dolayısıyla bizim çok iyi anlamamız gereken husus şudur:

Evrende bir nokta bile olmayan Dünya’da yaşayan varlıklar, “ALLAH” ismiyle işaret edilenin özelliklerinin yanında ; o isimlerin (Esmâ’nın ) işaret ettiği özelliklerle yaratılmışlardır ki , sonsuz varlık içinde bir hiçtir!… Tüm algılananlar, O`nun yarattıkları içinde bir hiçtir!…

Bizler, gene onun dilediği özelliklerle, ve KENDİSİNİ düşünebilecek bir kapasite ve özellikle yaratıldığımız için de bu yönden KULLUK yapmaktayız…

Gerçek kulluğumuz budur!…

“İbadet”adı altında yapılan çalışmalar ise, ”Kulluk” kapsamında değil, yeme-içmenin insana yararı gibi değerlendirilmek zorundadır…

Bu çalışmalar, yani, zikir, namaz, oruç; bilinçli yapılmak sûretiyle beyni geliştireceği için, kendini Var eden’le arandaki perdeleri kaldırır…

Denizdeki bir bardak suyun, kendini kızdırarak camı çatlatıp-kırıp denizle bütünleşmesi misâlinde olduğu gibi!…

Yani, ana konu, sen bardaktaki su olarak; denizle bütünleşmeni engelleyen camı yani beşeri değer yargıları ve şartlanmalarını kırarak, “ALLAH” ahlâkıyla ahlâklanırsın ki; böylelikle denizle bütünleşmenin yolu açılır…

Musa Aleyhisselâm’a, -SEN, “B”ENİ göremezsin- denmesinin sebebi, bardaktakini denizden ayıran cama işarettir…

Kendini, şeffaflığından dolayı fark edemedikleri cam sananlar!!!… Ya da camı görüp, içinde su olduğunun farkında olmayanlar….

Denizin bereketinden mahrûm kalmış bir halde geçip giderler bu Dünya’dan…

Su her ne kadar deniz suyu ise de, bardak onu sınırladığı için, cam kayıtları içinde yaşayıp ; kendi varlığını da; Teklik bilgisini almış olduğu için, deniz sanıp; öylece avunarak ebedi yaşamlarına geçerler!…

“ALLAH ESMÂSI”NIN KUVVELERİ

  • Varlığın algılanamayan boyutu
  • Algılanıp fark edilemeyen varlığın hakikati olan “Allah Esmâ’sının kuvveleri
  • Her şeyin melekûtu
  • Semâları ve Arzı (derûnunda) oluşturan kuvveler
  • Bürünülmüş Mânâlar (“Vâhid-ül Ehad”olan Allah’ın  “Benliğini bürüdüğü” kelimeleri)
  • Melekî Kuvveler(Esmâ Kuvveleri)
  • Melek(Çoğulu->Melâike=Melekler)
  • “Mele-i Âlâ”
  • Âlemler{“İlâhi isimlerin mânâları”nın değişik terkipler şeklinde yoğunlaşmasından oluşan Âlemler-Varlıktaki çokluk(ayrı ayrı varlıkların var olduğu görüntüsü)}
  • Esmâ mertebesi kuvveleri
  • “Esma mertebesi”nden oluşmuş mutlak RUH’un hakikati
  • İlâhi kuvveler
  • “İlâhi isimler”
  • Kudret-i İlâhi
  • Allah Esmâ’sının koruyucu kuvveleri
  • Yüce kuvveler
  • Allah kudretinin açığa çıkış mahalleri
  • “Allah” Rasûlleri
  • Allah’ın nefslerdeki işaretleri(Esmâ’nın açığa çıkışı)
  • Nefsinizdeki(nefsinizin aslı olan) Esmâ kuvveleri
  • Varlıktaki görevli ve şuurlu varlıklar
  • “Sistem”in işleyişinde ana mekanizma
  • Yüksek bilinç düzeyindeki varlıklar
  • Kuantsal boyut tekilliğinde meydana gelen melekî katmanlar(?)
  • Alûn melekler
  • Refik-i Â’lâ
  • Mukarreb Melekler
  • “Makam-ı illiyin” diye bildirilen, o yüce makama has melekler
  • “Allah” isminin anlamına yakîn kazanmış birimler, çeşitli âlemlerden…
  • Kendisine “Allah” İsmi ile işaret Mutlak Varlığı bize fark ettirmek için görev ifa eden görevli ve şuurlu varlıklar
  • Kendi varoluş gayelerine uygun olarak, varlığa sayısız mânâlar-ışınlar yayan, “Yıldız” şeklinde bedenlenmiş “şuur birikimleri” olan “melek”ler…(Soyut kavram olan “Mele-i Â’lâ” yı sakın somut birimler olarak düşünmeyin)
  • Galaktik boyuttaki melekler
  • Yapısı itibariyle NUR diye vasıflandırılan enerji kökenli varlıklar-
  • Allah’ın dilediği “isimler”in manalarına(“Evrensel anlamlar ve kavramlara) uygun özelliklerle bezenmiş o ismin mânâsına uygun güçlerle güçlenmiş, o ismin manasını ortaya koymakla görevli varlıklar
  • Yapılarını oluşturan anlamların sonucu olarak görev îfa eden  üst boyut bilinci varlıklar
  • Varoluşunu sağlayan “İsim”in evrensel boyutlardaki mânâsı istikametinde manevi ve maddi sureti olan varlıklar
  • Evreni oluşturan mânâ gruplarının ihtiva ettikleri anlamlara göre sayısız görevleri yerine getiren yüksek bilinçli varlıklar
  • “İnsan”ın dahi hakikati olan kuvveler
  • Birimin (tüm açığa çıkardıklarını), önünden arkasından Allah hükmüyle muhafaza eden (kaydeden) kesintisiz izleyici sistemi (Melekleri)
  • “İnsan” a secde emri almamış, “Makam-ı İlliyyin”e(O yüce makama) has Melekler
  • “Hakikat”i dillendirmeleri için irsal edilenler
  • Ardı ardına irsâl olunanlar
  • Saflar olarak dizilenler…(Boyutları oluşturan kuvveler)
  • Allah’tan engelleyici-perdeleyici faktörleri şiddetle defedenler
  • Şiddetle esip de savuranlar
  • Diriltip ayağa kaldıranlar
  • Seçip ayıranlar
  • Hatırlatıcıyı ilka edenler
  • Zikir (hatırlatıcıyı) okuyanlar
  • Katmansal algılamanın başladığı dairenin en üst noktası(“Esma mertebesi”nden oluşmuş mutlak RUH’un hakikati)
  • Şuurda açığa çıkaran kuvveler
  • Elbise
  • Allah Rıdvanı

 

 

  • HER “ŞEY”İN MELEKÛTU(Esmâ Kuvveleri)
  • SEMÂLARIN VE ARZIN MELEKÛTU{Semâları ve Arzı (derûnunda) oluşturan kuvveler}
  • “VÂHİD-ÜL AHAD”OLAN ALLAH’IN BENLİĞİNİ BÜRÜDÜĞÜ  “KELİMELERİ”(“İlâhi isimler”-Mânâlar-Âlemler)
  • “HAKİKAT-İ MUHAMMEDÎ(“RUH” Adlı Melek) İSMİNE BÜRÜNEREK AÇIĞA ÇIKAN KUANTUM POTANSİYEL
  • ESMÂ KUVVELERİ->Esmâ’dan kaynaklanan kuvveler-Rabbanî özellikler-“Mele-i Âlâ”-“Allah İsimleri”nin mânâlarının aşikâre çıkışı halinde aldığı çeşitli adlar
  • “İSİMLER” İLE İŞARET KUVVELER->Melek!
  • MELEKİ KUVVE(MELEKE)->(Esmâ hakikatiyle tahakkuk kuvvesi-“İsimler” ile işaret edilen kuvveler-Birimin Hakikatini oluşturan Esmâ bileşimi-Libas)
  • HER “ŞEY”İN MELEKÛTU ELİNDE OLAN->”SUBHAN”!(Tek “Melik”…Ortağı yok)
  • HÜKÜM(“Emr”-Oluş)
  • ESMÂ KUVVELERİNDEN OLUŞAN HER “ŞEY”(Semâlar ve arzın mirası)
  • Esmâ Kuvvelerinden oluşan her “Şey”(Semâlar ve arzın mirası), Allah’ındır!
  • BOYUTLARARASI İLİŞKİLERMeleklerle(İlâhi Kuvvelerle) olur.
  • TÜM ESMÂ KUVVELERİNİN SAHİBİ->Allah!
  • ÂLEMLERDE AÇIĞA ÇIKAN KUVVET
  • Âlemlerde açığa çıkan kuvvet, yalnızca Allah’a aittir!
  • KÂİNATTA MEVCUT TÜM KUVVELERİN ALLAH’A KULLUĞU
  • Semâlarda ve Arzda mevcut kuvveler,O’nun hükümranlığı altında(dilediği mânâları açığa çıkarması için onları yaratan Allah’a) kulluklarını yerine getirir(işlevleriyle tespih eder).
  • ÂLEMLERDEKİ TEDBİRAT
  • TEDBİRATIN AÇIĞA ÇIKTIĞI MERTEBE (Esmâ Mertebesi)
  • ESMÂ ÖZELLİKLERİYLE FİİLLER ÂLEMİNDE TEDBİRATIN BAŞLAMASI
  • ·(Rabbiniz olan) ALLAH’IN HÜKMÜ ÜZERE TEDBİRİN(idare-her an yeni şe’nde olarak) OLUŞU
  • “EMR”İ(“Hüküm”ü) SEMÂDAN ARZI TEDBİR EDER!
  • Mülkünde dilediğini tedbir eden>EL MALİK’ÜL MÜLK(Hiçbir birime hesap verme kavramı olmadan dilediğini uygulayan)
  • Algılayanın algılama kapasitesine göre var olan paralel veya çoklu evrenler, içindekiler ile maden, nebat, hayvanat (insansı) ve cin âlemlerine ait tüm tedbirât ve tasarruf “mele-i âlâ” hükmü ile buradan açığa çıkar!
  • ESMÂ’SIYLA TEDBİRATININ YÜRÜDÜĞÜ OLUŞUMLAR->{El Esmâ”sının açığa çıkış sûretleri->; ister evrendeki bildiğimiz-bilemediğimiz varlık sûretler; ister şuur, bilinç sûretleri; ister görünmeyen varlıklar; ya da cehennem veya cennet diye tanımlanan boyutlar}
  • ŞİDDETLİ GÜÇ KUVVESİ->Mars
  • YUMUŞAKÇA GÖTÜREN KUVVE->Güneş
  • (Yörüngelerinde) YÜZÜP YÜZÜP GİDEN KUVVELER->Satürn-Jüpiter
  • YARIŞIP ÖNE GEÇEN KUVVELER->Merkür-Venüs
  • HÜKMÜ TEDBİR EDENLER
  • ESM BİLEŞİMİ İTİBARİYLE ÖLÜMSÜZ BİLİNÇ VARLIK->”İNSAN”!
  • “ESM”DAN KAYNAKLANAN ÖZELLİKLER(Rabbanî özellikler)
  • “İNSAN”IN  ASLI{Allah isimlerinin işaret ettiği özellikler(“İnsan”,”Şuur”unun hakikati itibarıyla “melek-kuvve“dir!)}
  • İNSANDA MEVCUT TÜM KUVVELERİN ALLAH’A KULLUĞU
  • İnsanda  mevcut kuvveler,O’nun hükümranlığı altında kulluklarını yerine getirir(tespih eder).
  • BİLKUVVE (Ölü-İşlevsiz –Nesnel)
  • BİKUVVE(Kendisine verilen “Hakikat” Bilgisi”ni kuvve olarak tutmak)
  • BİİZNİLLAH(Birimin Hakikatini oluşturan Esmâ Kuvvesinin elvermesi)
  • BİİZNİHÎ{Allah Esmâ’sının elverdiği kuvve-“Allah isimleri”nin mânâlarının(“insana yakışır”  şekilde, “Nefsin hakikati olan Esmâ Mertebesi”nden) kuvveden fiile çıkması}
  • “BİLÂHİRET”(“İman”)>{“Ben”in kendi hakikatine dönük olarak sonsuza dek geçireceği aşamaları (84. İnşikak: 19) ve yaşam hâlleri}
  • ÖLÜMSÜZLÜK BOYUTU{Gelecek Yurdu-Selâm Yurdu (bedensel sınırlamalar ötesindeki, hakikatinize bahşedilmiş kuvvelerle yaşam boyutu)-(Geleceğin yurdu) Adn cennetleri-Sonsuz gelecek vatan-Sonsuz gelecek yaşam-Sonsuz gelecek yurdu-Daimî kalma yurdu-Asıl bilinçlilik-yaşam yurdu-Âhiret-Medine}
  • ESMÂ KUVVELERİNE İMAN{“Meleklere” iman-O’nun melâikesine (Esmâ’nın işaret ettiği mânâların açığa çıkan kuvvelerine) iman-Algılanıp fark edilemeyen varlığın Hakikati olan Allah esmâsı”na iman}
  • ALLAH’IN TÜM KUVVELERİNE(Tüm İsimlerine) İMAN
  • RUH adlı melek (kuvve) dahi, Esmâ mertebesinin sonsuz sınırsız özelliklerine imanın kemâliyle Hayy ve Kayyum’dur!
  • ALLAH’IN TÜM KUVVELERİNE(Tüm İsimlerine) İMAN EDEN(“El Vekiyl” isminin özelliğine iman eden, Allah’ın tüm isimlerine (tüm kuvvelerine) de iman etmiş olur)
  • Yapmakta oldukları dolayısıyla “HÛ” onların Veliyy’idir.
  • Hakikat BİLGİsini (Kitabı) tenzîl eden Allah, (Dünya’da ve sonsuz gelecek sürecinde) sâlihlere Veliyy olur(Her anında hakikatini oluşturan isimlerinden Veliyy isminin anlamının açığa çıkışının farkındalığını yaşatır).(A’raf/196-Yusuf/101)
  • KUVVELERİN(Rasûllerin-İşlevlendirilenlerin),ÖLÜM VAKTİ GELENİ VEFAT ETTİRMESİ
  • İNSANIN KIYAMETİ
  • “Başlangıcınızdaki gibi (cennette Adem’in yaratılışı üzere) O’na döneceksiniz”
  • VEFAT SARSINTISI(Zelzele)
  • RUH BEDENİN OLUŞTURULMASI(Ölüm akabindeki diriliş)->{Madde beden ötesi ruh bedeninin yani, halogramik mikrodalga bedeninin oluşturulması dahi hep meleki güçlerledir!}
  • ÖLÜM(Dönüştürme) OLAYINI GERÇEKLEŞTİREN KUVVE(Melek)->”AZRAİL”{(“El Mumit” isminin mânâsı ağırlıklı olarak mevcut olan bir bileşim kuvveden fiile çıktığı zaman, “nur” diye bahsedilen enerji boyutunda bir varlık-birim)- görevi, bir yapının varlığına son verip, o yapının son buluşu ile birlikte,ikinci bir yapının başlangıç ortamını sağlamak olan melek}
  • YOKLUK GECESİ->KADİR GECESİ{“Yok”luk karanlığı (gecesi)-İçinde “Kadir anı” nın olduğu gece}
  • “HAKİKAT-İ MUHAMMEDÎ(“RUH” Adlı Melek) İSMİNE BÜRÜNEREK AÇIĞA ÇIKAN “KUANTUM POTANSİYEL”İN İLMİ{(Sonsuz-sınırsız; ezeli ve ebedi olmayan Esmâ mertebesinin İlmi)-Tüm evren içre evrenler olan “Çok boyutlu tek kare resim”}
  • RASÛLULLAH’IN “ALLAH ZİKRİ”NE ÇAĞRISI (Hz.Muhammed Mustafa aleyhisselâmın Hakikatinizi hatırlatmaya-Cuma Salâtına)
  • Kişinin, varlığındaki derûnunda (içselliğinde) gizli sonsuzluğu yaşama ve o kuvveleri açığa çıkartma aşamasında yaratılış amacına hizmet verecek (şefaat edecek) “RASÛLULLAH”a ihtiyacı vardır.
  • Rasûl’e iman edenler(O’na biat edenler-el tutuşup bağlılık sözü verenler), Allah’a biat etmiştir ve “Allah’ın eli” onların üzerindedir! (Biat edenlerin elleri üstünde Allah’ın eli tedbir eder)
  • “HACCI EKBER” GÜNÜ{Allah ve Rasûlünden insanlara bir ezan (çağrı)}
  • “ALLAH ESMÂSI”NIN KUVVELERİ OLAN MELÂİKENİN ŞEHÂDETİ(Şahitliği)
  • “Allah Esmâsı”nın kuvveleri olan Melâike,{Tanrı yoktur, sadece “HÛ” gerçeğine} şehâdet ederler!
  • ER RASÛL (Hz.Muhammed a.s.) VE İMAN EDENLERİN ŞEHÂDETİ
  • Er Rasûl (Hz.Muhammed a.s.) ve iman edenlerin hepsi de,(“B” harfinin işaret ettiği anlam doğrultusunda)”Nefslerinin aslı olan Esmâ Kuvveleri”ne iman etti!
  • YENİ RUH BEDENLE YAŞAMA BAŞLAYIŞ->”BÂİS“(Radife)
  • ÖLÜM ANINDA, BİLİNCİN RUHU KULLANMASINI SAĞLAYAN KUVVE->”El BÂİS”!
  • İNSANDAKİ ESMÂ HAKİKATİYLE TAHAKKUK KUVVESİ (Melekesi-Melekî kuvve)-> “Rıdvan
  • CENNET YAŞAMINI OLUŞTURAN KUVVELER(Allah’ın rızıklandırdıkları)
  • ALLAH REHBERLİĞİ->{Yaratış nimeti-Allah Hidâyeti-Gerçeği görme-değerlendirme-Evren içre evrenlerin meydana geldiği “işletim sistemi” olan “Sünnetullah”ın(Ve her işletim sisteminin bir “Akıllı Tasarım” olarak “Yaratıcı Zekâ” ile oluştuğunu kavrama}
  • Allah hidâyeti, Rehberliğin ta kendisidir(Hedefe giden yol Allah’adır!-İnsanlar hidâyet edemez, Allah hidâyet etmedikçe)
  • Sizin Veliyy’niz sadece Allah’tır, “HÛ”nun Rasûlüdür.
  • ALLAH’A GİDEN DOSDOĞRU YOL(“SIRAT-I MUSTAKÎM”)->{Allah hidâyeti-Allah rehberliği-Hedefe giden yolAllah’a götüren yol-Açığa çıkış amacına uygun doğrultu-Allah’ın in’amda bulunduklarının yolu-Nefslerinin hakikati olan Allah Esmâ’sına iman edip, ondaki kuvvelerin farkındalığını yaşayanların yolu-Âlemlerin ve nefsinin hakikatini görüp benlikleriyle kayıtlanmayanların yolu}
  • BİRİMİ KESİNTİSİZ İZLEYİCİ KUVVELER
  • Birimin (tüm açığa çıkardıklarını), önünden arkasından Allah hükmüyle muhafaza eden (kaydeden) kesintisiz izleyici kuvveleri(Sistemi-Melekleri) vardır.
  • ESM KUVVELERİNİN (“Mele-i Alâ”nın)  YERYÜZÜNDEKİ DİLLERİ(Rasûller ve vârisleri velîler)
  • NEFSLERİNDEKİ ESMÂ KUVVELERİNİN YAŞATACAKLARI KONUSUNDA İNSANLARIN UYARILMASI(Onların O’nun dûnunda ne bir Veliyy’i ve ne de bir şefaat edicisi vardır)
  • İNSANIN “HAKİKAT”İNİ HATIRLAMASI…
  • YERDE VE GÖKTE(Semâda ve Arzda- Bilinç ve beden boyutlarının tümünde) TANRI VE TANRILIK KAVRAMININ OLMADIĞI(sadece Allah’ın olduğu gerçeği) GERÇEĞİ (“Kelime-i Tevhid”)
  • “ALLAH İSMİ” ZİKRİ(Bi-zikrillah”-Tüm mertebeleri kapsayan zikirHakikatindekini anma, yaşama-Cum’a salâtının imamı olan Rasûlullah’ın hutbesi-Cuma Salâtı-yapılmadığında büyük gazaba duçar olunan zikir-Fena-Vahdet)
  • (Âlemlerin oluşum ve gelişim süreci diye tanımlanan) “SÜNNETULLAH”TA AÇIĞA ÇIKAN “EL ESM” ÖZELLİKLERİNE GÖRE TEDBİR ALARAK YAŞAMAK{Allah’tan korunmak-Allah’tan korkmak-Allah’a ve Er Rasûl’e (Rasûlullah’a) ihanet etmemek-Bildiği hâlde emanetlerine (nübüvvet ve risâlet ile kendisine ulaşan ilim ve marifetlere) hıyanet etmemek-Fıtrî Ahdine ve Rasûlullah ile ulaşanlara hıyanet etmemek}
  • KORUYUCU KUVVELER(“Hafaza”)
  • Davud’a tâlim edilen “Zırh Yapma Sanatı”
  • ŞİRON FARKI
  • “ÖZ”ÜNE YÖNELME TESİRLERİ ve URANÜS’ÜN İŞLEVİ
  • KORUNMA LİBASI {Melekî Kuvveler-Bedenselliğinizi örtecek giysi (hakikat bilgisi)-Cennet yaprakları}
  • SÜS-ZİNET OLAN GİYSİ(fazlından gelen ikramlar)
  • ESMÂ KUVVELERİYLE KENDİNİ-RABBİNİ TANIMIŞ ŞUURLAR{Esmâ kuvvesinin Hakikatindeki varlığına (Allah Rıdvanına) tâbi olan- Allah ve Rasûlünün dâvetine icâbet eden-Esmâ hakikatiyle kendini tanımış (Rabbine yakîn elde etmiş bilinçler}
  • ·Esmâ kuvveleriyle kendini-Rabbini tanımış şuurların indlerinde, açığa çıkaracağı mânâları uygulamaya hazır bekleyen yaşıtları olan cennet bedenleri vardır.
  • “VEKİL” OLARAK ESMÂ’SIYLA HAKİKATİNİZ OLAN ALLAH YETERLİDİR!
  • KUVVELERİN FARKINDALIĞINI YAŞAYANLARIN YOLU{“Sırat-ı müstakim” (Hakikate erdiren yol)-İn’amda bulunulanların (nefslerinin hakikati olan Allah Esmâ’sına iman edip, ondaki kuvvelerin farkındalığını yaşayanların) yolu}
  • RABBİNİN RAHMETİ SONUCU “ÖZEL MELEKÎ KUVVE”NİN AÇIĞA ÇIKIŞI(Ledünnünden…)
  • “ESM MERTEBESİ KUVVELERİ”YLE TAHAKKUK(Dıştaki bir tanrıdan değil, hakikatindeki Esmâ kuvvelerinin tahakkuku)->“Dar’üs Selâm”
  • “ESM MERTEBESİ KUVVELERİ”YLE TAHAKKUK MAKAMI{İbrahim makamı-Hullet makamı-Musalla (namazın yaşandığı yer)}
  • SALÂT=Namaz{Allah’a yöneliş-(Boyutsal anlamda) Hak’ka urûc-“Öz”ündeki sonsuzluğa, o sonsuzluktaki huzura yöneliş-“İman” edilen “Hakikat”in yaşanması Sistemi(Allah’a yöneliş ile mirac”ı yaşama)-Hakikatiniz olan Esmâ mertebesine yönelişin getirisi olan müşahede- Varlığındaki Allah esmâsının(Allah isimlerinin-“Esmâ’ül Hüsnâ”nın) azâmetini hissedip, tesbih etme ve bunun nefs’in hakikati olan Muhît olan tarafından algılandığını fark etme-“Öz”ündeki sonsuzluğa açılan pencere -“Mirâc”ın kapısını açan âfakî ve enfüsi yöneliş- Bâtının ve hakikatin olup, özünden Zâhir olanı hissedip, bunun sonuçlarını yaşamak-‘nun indinde hiçliğini, yok olduğunu yaşamakla başlayıp; kıyâmda, kendini dillendirişinin; rükûda, kudretinin önünde yaratılmışın kulluk etmekten başka şansı olmadığını açığa çıkarmasının; secdede, “Lillahil Vâhid’il Kahhar” hükmünün eserini ortaya koyuşunun yaşanışı}
  • SALÂVAT{İlâhi özellikler-Özel rahmet-Zât’ın Şefaati-Mânevi yardım-Doğru Bilgi}
  • SALÂVAT “OKU”MAK{(Varlığın bütün katmanlarına kati delil-“Hakikat” mertebesinin konuşan dili-Âlemlere rahmet olarak yaratılmış en güzel-saf-orijin varlık-Bütün rûhların, melâikenin ve varolanların mihrabı olan o yüce rûh-Bütün Nebilerin ve Rasûllerin imamı-Cum’a salâtının imamı-Bütün Cennet ehlinin önderi-Tüm insanlığın önderi-İslâm Dini’ni hakkıyla anlayıp gereğini yaşamak için tek örnek olan Zât} ile iletişime geçmek için)- “HÛ” nin “ABD”ı ve “RASÛL”ü-“Allah” İsmine  “AYNA” olan Hz.Rasûlullah’ın ruhuyla-bilinciyle bağlantı kurup, o yayın kanalından bilgi almak için…)- “Allah” adıyla işaret edilenin “Rasûl” ve “Nebi”si olan “Muhammed Mustafa” isimli “KİTAB”ı “Oku”mak için)-( “Sistem”in tümünü“Oku”yabilmek için…)-(Müşriklerin gördüğü “Yetim Muhammed”i değil, Âlemler kendisi için yaratılan “Allah Rasûlü”nü görebilmek için)-( “Peygamberlik”le bloke olmamış beyinlerin Allah Rasûlünü değerlendirebilmesi için)-(“Ölmüş Peygamber”in ardından birtakım kelimeleri tekrar etmek (salâvat çekmek…) için değil… Sizi algılayan, “Hakikat”in zuhuru olan o Sonsuzluğa uzanan EN MUHTEŞEM RUH ile iletişim için)}
  • BİRİMİN HAKİKATİ OLAN “ALLAH ESMÂSI”NIN BİLİNCİNE İNZÂL(Boyutsal geçiş) ETTİĞİ KUVVELER(Allah indînden inzâl olan-Melekler)
  • ALLAH, VARLIĞINIZDAKİ KUVVENİN İŞARETLERİNİ GÖSTERİR, tâ ki aklınızı kullanın (Değerlendirin)…
  • ESMÂ KUVVELERİ GÖLGESİ ŞUUR(Zıll)
  • YAKAN SICAK BEDENLER(Harur)
  • Esmâ kuvveleri gölgesi şuur ile yakan sıcak bedenler bir olmaz. Kim arınıp temizlenirse ancak kendi nefsi için temizlenmiştir… Dönüş Allah’adır!.
  • ESMÂ KUVVELERİNİN BİLİNÇTE FARK EDİLMESİ(Allah’ın rüzgârları yönlendirmesi)
  • Fırtınanın Süleyman’a boyun eğdirilmesi
  • İNSANIN, KENDİ “HAKİKATİNDEN KAYNAKLANAN KUVVELER”İ DEĞERLENDİRMESİ->Cennet yaşamını kazanmak!
  • “ALLAH İSİMLERİ”NİN MÂNÂLARININ(“insana yakışır”  şekilde, “Nefsin hakikati olan Esmâ Mertebesi”nden) KUVVEDEN FİİLE ÇIKMASI=->Biiznihi{“Allah Esmâsının kuvveleri”yle tahakkuk ortamı-“Cennet” denilen yaşam-“Melek-kuvve” olan “insan”ın özelliklerinin yaşanacağı ortam}
  • HAKİKATİNDEKİ ESMÂ KUVVELERİNİ FARK ETME SÜRECİ(Rabbini müşahede süreci)
  • Varlığınızı oluşturan “ALLAH ESMÂ’SINDAKİ KUDRET KUVVESİ(Menn)
  • “KUDRET”İN “KUVVE”YE DÖNÜŞMESİ
  • “KUDRET”İ “KUVVE”YE DÖNÜŞTÜREN->(“El Kaviyy“!-Melekî boyutu meydana getiren)
  • ÂDEM’İN ESMÂ KUVVELERİNDEN UZAK DÜŞMESİ{Yasak ağaca dokunması-(Üflenen ruh = Esmâ (El Veliyy) açığa çıkışı = şuur varlık olarak kayıtsız şekilde yaşarken bedenini (Havva) kendisi olarak kabullenmesi-Bedenini (Havva) kendisi olarak kabullenmesi-Cennet boyutunu Esmâ kuvveleriyle yaşarken şuur varlık olarak kayıtsız şekilde yaşarken (Üflenen ruh = Esmâ (El Veliyy) açığa çıkışı), kendini beden vehmetmesi-Beden kayıtlarıyla arzda-bedende yaşamak zorunda kalması}
  • Bilinç-Beden ikilisinin, (Birbirine düşman olarak) kuvveler boyutunda yaşamaktan beden boyutunu yaşamaya inişi {Şeytanın, Âdemoğullarınının(şuur boyutunda yaratılmışın oğullarının) libaslarını(melekî kuvvelerini) onlardan soyarak Cennet yaşamından çıkarması}
  • BEDENDEKİ ESMÂ KUVVELERİNİN “ÂDEMÎ ŞUUR”A BOYUN EĞMESİ
  • Hz.Âdem’ ile Havva’nın, nefslerindeki çeşitli Esmâ Kuvveleri ile bedensellik hisini örtmeye çalışması(Cennet yapraklarından üzerlerine örtmeye başlaması-Âdem’in bedendeki kuvveleri kullanmaya başlaması)
  • HZ.İBRAHİM’E, SEMÂLARI VE ARZI OLUŞTURAN(Derûnundaki) KUVVELERİ GÖRECEK BASİRETİN VERİLMESİ
  • Hz.İbrahim,  gözünün gördüğüyle eşyanın hakikatinden perdelenmedi… Semâlar ve Arzın Fâtır’ına (her şeyi yaratış amacına göre programlayarak Yaratan’a) yöneldi.
  • HZ.YUSUF’UN 11 GEZEGENİ, GÜNEŞ VE AY’I GÖRMESİ
  • HZ.MUSA’NIN VARLIĞINDAKİ ESMÂ KUVVESİYLE ÂSASINI TAŞA VURMASI
  • (Birimin Hakikatinden açığa çıkan) DAYANMA KUVVESİ(Sabır)
  • Eyyüb aleyhisselâmı hastalığın yıpratması
  • Yunus aleyhisselâmın, hasta (yıpranmış-sağlıksız) olarak çıplak arazide (kuvvelerin bilinmediği bir ortamda) bırakılması…
  • ÖZEL KUVVELERİN AÇIĞA ÇIKTIĞI “ALLAH KELİMESİ”{İsa-(Bi-Kelime)}
  • MERYEMOĞLU İSA’DA AÇIĞA ÇIKAN KUVVE(“Ruh’ul Kuds”)
  • RUH’ÜL KUDS KUVVESİ
  • Hz.İsa’nın, Hakikatindeki Esmâ  Kuvvesinin elvermesiyle (Biiznillah) ölüleri diriltmesi…Körü ve Cüzzamlıları iyileştirmesi…
  • HZ.RASÛLULLAH’IN,(Cebrâil aleyhisselâm eşliğinde) 7 KAT SEMÂYI GEZİŞİ… CENNET VE CEHENNEMİ BOYUTSAL SEYRİ(Hz. Muhammed aleyhisselâm “Sistem”i “OKU”duktan sonra, İslâm dinini tebliğ etti)
  • Gerçeğe yönelme kapılarının açılmasıyla(Fetih ile) “Mi’râc”ın oluşması(Kendi hakikatine yönelmesi suretiyle Rabbini, bâtınında müşahede etmesi- Dalga(wave) boyut olan berzâh âlemini gezmesi -“Allah” adıyla işaret olunanı bâtınında yaşamak; “Allah ahlâkıyla ahlâklanmış olarak!”)
  • HAK İLE BÂTILI AYIRT ETME KUVVESİ(“Furkan”)
  • DOĞRUYLA YANLIŞI EN MANTIKLI ŞEKİLDE AYIRAN MUHAKEME KUVVESİ(Fasl-ul Hitab)
  • “ESM KUVVELERİ”NİN(Melâike”nin), İÇİNDE İÇ HUZURU-FERAHLIK VE “İLİM”İ  GETİRMESİ·Nefsinizdeki Esmâ Kuvveleri(Melâike),içinde iç huzuru ve “İlim”i(Musa ve Harun neslinden bir geriye kalan ilim) getirecek…
  • ·KALBİNDEKİ(Hakikatindeki) KUVVEYE MUTMAİN OLMAK{İman edenlerin kalplerindeki(Hakikatlerindeki) kuvveye mutmain olmaları için Allah’ın, varlıklarındaki Esmâ’dan kaynaklanan melâike kuvvesi ile yardım etmesi}
  • KUVVELERİN EFENDİSİ(Seyyid)
  • BEDENDEKİ ESMÂ KUVVELERİ(Yeryüzü Melekleri)
  • BEDEN BOYUTUNDA AÇIĞA ÇIKABİLECEK KUVVELER
  • Tüm organlardaki kuvvet, Allah’la meydana gelir.
  • Beden boyutunda açığa çıkabilecek kuvvelerin şuurda varlığının oluşumu(Semâ ile arz arasında emre amade bulutların varlığı)
  • Allah’ın ölümden sonra arzı diriltmesi (bilinç katlarından ilim inzâl ederek hakikatine şuuru olmayan bedende “diri” olanın açığa çıkarılması) ve onda hareket eden tüm canlıları yayması…
  • ESMÂ KUVVELERİ VE ŞEFÂAT
  • Nefsinin Hakikati olan Esmâ Mertebesinden açığa çıkan kuvve olmaksızın O’nun indinde kim şefâat edebilir?(Şefâat, tümüyle Allah’ındır!)
  • “HÛ” ki; sizi arzda (bedende) halifeler kılan ve size verdiklerinde (Esmâ kuvvelerinde) sizi denemek (o özelliklerinizi kuvveden fiile çıkarmak) için, kiminizi kiminizin üstünde mertebelere yüceltendir.
  • “ŞUURLU KUVVELER”İN İMAN EDENLER İÇİN DUASI
  • SEMÂLAR İLE ARZ GENİŞLİĞİNDEKİ(Hakikatinizdeki Esmâ bileşiminden kaynaklanacak olan idrak mertebeleri ile bedensellik genişliğindeki) ALLAH ESMÂSININ KUVVELERİYLE TAHAKKUK ORTAMINA KOŞUŞUN…
  • Esmâ kuvvelerini, Allah yanı sıra varsaydığınız(vehmettiğiniz-tasavvur ettiğiniz-oluşturduğunuz)İlâhlara-Tanrılara ait saymayın.
  • Semâlarda ve Arzda varolan her şey, ortaya koyduğu işleviyle kendisini var eden “El Esmâ” özelliklerine (yani “Allah”a) kulluk hâlindedir.
  • Esmâ kuvvelerini, vehmettiğiniz benliğinize ait sanmayın{Bilerek (kasten) Allah işaretlerini inkâr etmeyin}
  • O’nun hükümranlığının açığa çıktığı Esmâ mertebesinin(“Arş”ın) özellikleri, kişinin şuuru ve bedeni üzerinde hükümrandır.
  • Siz Allah’a (mutlak muhtaç) “yok”sullarsınız (Esmâ’sıyla varsınız)! Allah ise Ğaniyy’dir, Hamiyd’dir.
  • Sizde açığa çıkan kuvvet, sadece Allah’a aittir!(“Lâ havle velâ kuvvete illâ Billah”)
  • ·Esmâsıyla Hakikatiniz olan Allah’a tamamıyla bağlanın!({O, Mevlâ’nızdır (sahibiniz, her fiilinizin oluşturanı)-Allah’a (esmâsına) iman eden, kesinlikle o kopması mümkün olmayan, hakikatindeki sağlam bir kulpa yapışmış olur}
  • ALLAH’IN KULUNA İKRAMI
  • Allah, kuluna ikram’ıyla, Esmâ kuvvelerinin kendisinde açığa çıkışını seyrettirerek Bekâ’yı yaşatır.
  • Rablerinden korunanlar, Hakikatleri olan “Allah Esmâsı”nın bilinçlerine inzâl(Boyutsal geçiş) ettiği kuvveler ile (Allah indînden inzâl olan ile) sonsuza dek yaşarlar.
  • HAKİKATİNDEKİ ESMÂ BİLEŞİMİNİN GETİRİSİ OLAN KUVVELERE KAVUŞMAK{Rabbinin indinde ecre kavuşmak-Kendisi için artık korkulacak ve üzülecek bir olayın kalmaması}
  • “Allah Esmâsı” Kuvvesinin açığa çıkartılmasıyla Denizin yarılması ve kurtuluşa ermek
  • ESMÂ KUVVELERİYLE TAHAKKUK EDEREK YAŞAM(“Adn Cennetleri”)
  • “ALLAH” YANSIRA, O’NDAN AYRI(Benliği dahil) BİR GÜÇ-KUVVET SAHİBİ VARLIK KABULÜ->(“ALLAH’ın kesinlikle affetmeyeceği tek suç-ŞİRK!)
  • İBLİS’İN ASLI(Şeytanî vasıfla tanımlanan varlık da Hakikati itibariyle melekî kuvvedir. Ancak bazı İsimlerin özelliği yeterince açığa çıkmamıştır)
  • ESMÂ KUVVELERİNİ(Melâikeyi-Melekleri) İNKÂR(Küfür)->{Esmâ’nın işaret ettiği mânâların açığa çıkan kuvvelerini inkâr etmek-Gerçekten çok uzak bir inanç bozukluğuna sapmak)
  • ·Dünya yaşamında Esmâ’dan kaynaklanan kuvvelerini(Rabbanî özelliklerini) değerlendiremeyenlerin yanma aşamasındaki sonsuz pişmanlıkları
  • NEFSİNİ ESMÂ KUVVELERİNDEN AYRI DÜŞÜNMEK(Meleklerin lâneti)
  • Allah’ın Kendi fazlından verdiklerinde cimrilik etmek
  • DIŞ KUVVETLERE BAŞVURMAK SURETİYLE KENDİ HAKİKATİNİ ÖRTMEK{Hakikatinden perdelenmek-Hakikatini örtmek-Aslındaki sâfiyeti (şuurunda) bozulmuş olmak-Kendisine faydası olmayıp aksine zarar vereni öğrenmek-Şeytanlara (vehim yollu saptırıcılara) tâbi olmak-Kâfir olmak-Sihir yapmak-Sihri satın almak-Sonsuz gelecekte hiçbir nasibi olmamak-Nefsinin Hakikatini kötü bir şeye satmak}
  • MUCİZEVÎ KUVVELERDEN UZAK TUTULANLAR{Haksız olarak arzda büyüklenenler-Mucizeleri gördüğü halde iman etmeyenler-Rüşd yolunu gördüğü halde o yola girmeyenler-Sapıklık yolunu görse, onu yol edinenler-Hakikate işaretleri yalanlayanlar ve onlardan gâfil olanlar}
  • “Biz, şeytanları (şaşırtıp saptırıcı kuvveleri), iman etmeyenler için velîler kıldık.”
  • (Gerçekte varolmayıp) VEHİM YOLLU VAR SANILAN KUVVELER{Şaşırtıp saptırıcı kuvveler-İblis’in insandaki varlığı-Şeytanlar-İnsan bedeninin bedenselliğe, kendini beden kabul etmeye çekmesi itibarıyla aldığı isim-Tagut(Şeytâni güçler)-“Nur”dan zulmete ihraç eden kuvveler-Aklın (bilincin) hükmü altına girmeyen kuvve-“var”ı yok, “yok”u var kabul ettiren kuvve-İblis}
  • VEHİM KUVVESİNİN SESLENİŞİ(Vesvese-“El Vesvas’il Hannas”- Sinip sinip geri dönen kuvve)
  • VEHİM KUVVESİNİN SONUCU
  • GERÇEKTE VAR OLMAYIP-VEHİM YOLLU VAR SANILAN KUVVELERE TAPINMA{Kendisinde kuvvet vehmedilen put ve Tağut’a (şeytanî güçlere) iman etmek-Hakikati inkâr etmek-Allah’ın lânet etmesi-Allah’ta uzak düşmek}
  • ATEŞİN ZEBUN EDİCİ KUVVELERİ(Zebâniler)
  • VEHİM KUVVESİ ÜZERİNDE TASARRUF{(Her yaptığı işin öncesinde “B-ismillah” diyerek “Allah namına” o fiîli ortaya koyduğunun bilinciyle yaşayarak şirkten arınmak; o fiîl ile  “Allah” adıyla işâret edileni kayıtlamamak)-“Allah Ekber”i yaşayarak “salât”a (namaza-yönelişe) girip, “B-ismillah….”la gerisini getirebilmek}
  • Mu’min” isminin özelliğinin açığa çıkışı şuurdan bilince direkt yansır; dolayısıyla da vehim kuvvesi onun üzerinde tasarruf edemez.
  • Hakikatlerine = şuur varlık olduklarına iman etmiş olanlar üzerinde İblis’in(İnsandaki vehim kuvvesinin-Aklın (bilincin) hükmü altına girmeyen kuvvenin) zorlayıcı gücü(Sultası) yoktur!
  • “ALLAH ESMÂSI”NIN KORUYUCU KUVVELERİNE SIĞINMAK->Eûzü Besmele okumak
  • Eûzü Billahi mineş şeytanir racim{İnsandaki vehim kuvvesinin şartlanmalarla “yok”u var, “var”ı yok olarak düşünmesi sonucu; insana kendini Allah Esmâ’sı dışında bağımsız bir varlık ve beden kabul ettiren; bunun sonucu olarak da gökte bir tanrı kabulüne yönlendiren, taşlanmış şeytanî vesveselerden, Hakikatim olan Allah Esmâ’sının koruyucu kuvvelerine sığınırım.}
  • Gerçekte varolmayıp, vehim yollu var sanılan kuvvelere tapınmayı terk etmek{Allâh’a (Esmâ’sına) iman etmek-Kesinlikle o kopması mümkün olmayan, hakikatindeki sağlam bir kulpa yapışmak-Zulmattan (karanlıklardan-hakikat bilgisizliğinden) Nur’a (ilmin aydınlığında hakikati görmeye) çıkaran kuvvelere {Allâh’a (Esmâ’sına)} iman etmek-Velisi Allah olmak}
  • Eyyüb aleyhisselâmın, şeytandan (beden olma fikrinden)hakikatinden kaynaklanan kuvveyle kurtulması…
  • “Rabbim! (Dışsal ve içsel) şeytanların vesveselerinden sana (varlığımdaki koruyucu Esmâ’na) sığınırım.” “Ve sana (varlığımdaki koruyucu Esmâ’na) sığınırım Rabbim, çevremde bulunmalarından.”

 

iSRA 17-110 De ki: “`Allah` diye yönelin veya `Rahman` diye yönelin! Hangi anlayış ile yönelseniz, El Esma ül Hüsna O`na aittir (Esma ül Hüsna ile işaret olunan hep aynı TEK!, TEK`in değişik özelliklerine işaret eden isimler; illa “Hu”)! Salatında sesini yükseltme, onu gizleyip kısma da; ikisi arası bir yol tut.”

1766 – Hz. Ebu Hüreyre (radıyallâhu anh) anlatıyor: “Resûlulah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: “Allah’ın doksan dokuz ismi vardır. Kim bunları ezberlerse cennete girer. Allah tektir, teki sever.”
Bir rivâyette: “Kim o isimleri sayarsa cenntete girer” buyurmuştur. Buhârî hadisi bu lafızla tahric etmiştir. Müslim’de “tek” kelimesi yoktur.
Buhârî, Daavât 68; Müslim, Zikr 5, (2677); Tirmizî, Daavât 87, (3502).
Tirmizî’nin rivâyetinde Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) Allah’ın isimlerini şöyle yazdı:
“O Allah ki O’nda başka ilâh yoktur. Rahman’dır. Rahim’dir. E1-Meliku’l-Kuddûsu, es-Selâmu, el-Mü’minu, el-Müheyminu, el-Azîzu, el-Cebbâru, el-Mütekebbiru, el-Hâliku, el-Bâriu, el-Musavviru, el-Gaffâru, el-Kahhâru, el-Vehhâbu, er-Rezzâku, el-Fettâhu, el-Alîmu, el-Kâbizu, el-Bâsitu, el-Hâfidu, er-Râfiu, el-Muizzu, el-Müzillu, es-Semîu, el-Basîru, el-Hakemu, el-Adlu, el-Latîfu, el-Habîru, el-Halîmu, el-Azîmu, el-Gafûru, eş-Şekûru, el-Aliyyu, eI-Kebîru, el-Hafîzu, el-Mukîtu, el-Hasîbu, el-Celîlu, el-Kerîmu, er-Rakîbu, el-Mucîbu, el-Vâsiu, el-Hakîmu, el-Vedûdu, el-Mecîdu, el-Bâisu, eş-Şehîdu, el-Hakku, el-Vekîlu, el-Kaviyyu, el-Metînu, el-Veliyyu, el-Hamîdu, el-Muhsî, el-Mubdiu, el-Muîdu, el-Muhyi, el-Mümîtu, el-Hayyu, el-Kayyûmu, el-Vâcidu, el-Mâcidu, el-Vâhidu, el-Ahadu, es-Samedu, el-Kâdiru, el-Muktediru, el-Muahhiru, el-Evvelu, el-Âhiru, ez-Zâhiru, el-Bâtinu, el-Vâli, el-Müte’âli, el-Berru, et-Tevvâbu, el-Müntekimu, el-Afuvvu, er-Raûfu, Mâliku’l-Mülki, Zü’l-Celâli ve’l-İkrâm, el-Muksitu, el-Câmiu, el-Ganiyyu, el-Muğnî, el-Mâni’, ed-Dârru, en-Nâfiu,en-Nûru, el-Hâdî, el-Bedîu, el-Bâki, el-Vârisu, er-Reşîdu es-Sâbüru.”
İsimleri bu şekilde, sâdece Tirmizî saymıştır.

 

7119 – Hz. Ebu Hureyre radıyallahu anh anlatıyor: “Resülullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: “Allah Teâla hazretlerinin doksandokuz ismi vardır, yüzden bir eksik. O, tektir, teki sever. Kim bu isimleri ezberlerse cennete girer. Onlar şunlardır: Allah, el-Vahid, es-Samed, el-Evvel, el-Ahir, ez-Zâhir, el-Bâtın, el-Hâlık, el-Bâri, el-Musavvir, el-Melik, el-Hakk, es-Selâm, el-Mü’min, el-Müheymin, el-Azîz, el-Cebbâr, el-Mütekebbir, er-Rahmân, er-Rahîm, el-Latif, el-Habîr, es-Semî’, el-Basir, el-Alîm, el-Azîm, el-Bârr, el-Müte’âl, el-Celîl, el-Cemîl, el-Hayy, el-Kayyüm, el-Kâdir, el-Kâhir, el-Aliyyu, el-Hakîm, el-Karîb, el-Mucîb, el-Ganiyyu, el-Vehhab, el-Vedüd, eş-Şekür, el-Mâcid, el-Vacid, el-Vâli, er-Râşid, el-Afuvvu, el-Ğafür, el-Halîm, el-Kerîm, et-Tevvâb, er-Rabb, el-Mecîd, el-Veliyyu, eş-Şehîd, el-Mübîn, el-Bürhân, er-Ra’üf, er-Rahîm, el-Mübdiu, el-Mu’îd, el-Bâis, el-Vâris, el-Kaviyyu, eş-Şedîdu, ed-Dârru, en-Nâfi’u, el-Bâki, el-Vâkî, el-Hâfıd, er-Râfi’, el-Kâbıd, el-Bâsıt, el-Mu’ızzu, el-Müzillü, el-Muksıt, er-Rezzâk, Zü’l-Kuvve, el-Metîn, el-Kâim, ed-Dâim, el-Hâfız, el-Vekîl, el-Fâtır, es-Sâmi’, el-Mu’tî, el-Muhyî, el-Mümît, el-Mâni’, el-Câmi’, el-Hâdî, el-Kâfı, el-Ebed, el-Âlim, es-Sâdık, en-Nür, el-Münîr, et-Tâmm, el-Kadîm, el-Vitru, el-Ahadu, es-Samedu, ellezi lem yelid velem yüled ve lem yekün lehu küfüven ahad.” 


Zûhrî der ki: “Bana birçok ilim ehlinden ulaştığına göre, bu Esmâu Hüsna’nın okunmasına “Lâ ilahe illallahu vahdehu lâ şerike leh. Lehü’l Mülkü ve Lehü’I-Hamdu bi-yedihi’l-Hayr ve huve ala külli şeyin kadîr, la ilahe illâllahu, lehül-Esmâu’l-Hüsnâ” diye başlanmalıdır.”

İsimler

Rabbül Âlemin

Allah İsimleri

Esmaullah

Esmâ-ül Hüsna

Özellikler

Kavram hakkında henüz bir not alınılmadı.

Esmâ

Anlamı “ESM” kısaca “isimler” Yani, “Esmâ” kelimesi ile “ALLAH” adıyla işaret edilene ait olarak bildirilmiş çeşitli “ÖZELLİKLER”e işaret edilir… Bu “özellikle…

Oku »

Burçlar

Anlamı Burçlar olarak nitelendirilen takımyıldızlar eskiçağda Babil`liler tarafından tespit edilmiş ve tasnife sokulmuştur. 12 Burç olarak tasnif edilen takımyı…

Oku »

Hiçlik

“HİÇ“lik yani “â’mâ“dan ne bir mertebe olarak sözedilebilir ne de hâl olarak.”Allah â’mâdadır” hükmü bu nokta ile alâkalıdır!…..

Oku »