DOST’TAN DOSTA 2 – 601 – 800

Ahmed Hulûsi

  1. “Ölümü tattıktan sonra beni ziyaret eden aynen hayattayken ziyaret eden gibidir” (Hadis). Bu idrakla ve edebiyle Medine’de olana ne mutlu!
  2. Kâbe yakın çevresi enerjisi, beyinlerin açılım programını güçlendirir. Hidâyet ehlinin hidâyetini; sefahât ehlinin de sefahâtini arttırır.
  3. Halkoyuna dayalı sistemlerde, halkı küçümseyenler (under estimate) hüsrana uğramaya mahkûmdurlar. Küçümsediğinin sillesini yersin!
  4. Vehim, bilgi tabanına dayanarak beklentiyi kurgular, o da hayali; hayal, coşkuyu tetikler. Derken hayal gerçekleşmez, çöküş yaşanır. Hayat bu!
  5. HİÇ KİMSE TERK ETTİĞİ KOLTUĞA TEKRAR OTURAMAZ! Bu hayat ırmağında aynı suda iki defa yıkanılmaz! Davranmadan önce çok düşün sonucunu!
  6. Allâh sisteminde (Sünnetullâh) hokuspokus yoktur! Her şeyin bir oluşum nedenselliği vardır, her bir oluşum bir sonrakini tetikleyerek oluşturur.
  7. Allâh, yukardaki hoca değildir ki sizi imtihan etsin! Yarattığının ne olduğunu bilmeyen cahil tanrı da değildir. Bu konu Kur’ân Çözümünde!
  8. Ateistlik; kuantum ve holografik evren gerçekliği önünde iflâs etmiş çağdışı anlayıştır. Üzerinde konuşmaya değmez. Allâh isminin anlamı?
  9. “Sadece kulluk etmeleri için yarattım insanları ve görünmezleri (cinni)” derken Kur’ân; O’na kulluk etmeyen olabilir mi? Bunu iyi düşün!
  10. Her birim (ins-cin) O’nun Esmâ özelliklerini açığa çıkartmak sûretiyle her an gerçek anlamda KULLUK etmektedir! Kimi El Hâdi kimide El Mudil…
  11. Nefs, kalp, ruh, sır, hafî, ahfa açılımı: benliğe dayalı duygular, şuur, oluşmuş esmâ bileşimi, esmâ hakikati, yedi zâtî sıfat varlığı, meşiyeti…
  12. Mümin de abiddir, kâfir de abiddir! Müminin abidliği “el Hâdi, el Mümin” esmâlarına kulluğudur; kâfirin küfrü de “El Mudil” ismine kulluğudur. El Mudil’e kulluğunu yapan abid, El Hâdi’ye kulluk edenin Rabbine kulluk edemez. Bu Esmâ tecellileriyle ilgili hakikate işaret eder. Tüm âlemler ve içindekiler Allâh Esmâsına kulluk hâlindedir her an, farklı isim özellikleriyle. O isimlerin sonuçlarını da yaşarlar.
  13. Allâh Esmâsının açığa çıkış konusunu, “vahdet”in sistemini fark etmek için, “Kur’ân Çözümü”nün giriş bölümündeki açıklama önemlidir.
  14. Benim kullandığım ilaç, nasıl senin hastalığını tedavi etmezse, herkesin ibadetinin getirisi de yalnızca kendinedir. Hakikatindeki Rabbine yönel!
  15. Salât (namaz)da rükû sadece Muhammed ümmetine özgüdür. Anlamı; benliğinin hakikatinin farkındalığını yaşama hâlidir. Tasavvuf buna dayanır.
  16. Subhane Rabbiy elAzîm sözüyle varlığını beyninden oluşturan Rabbin olan El Esmâ boyutuna hitap edersin. Bu azameti anlamak çok önemlidir.
  17. Varlığındaki, Allâh isimleriyle işaret edilen özelliklerini keşfedip yaşayamazsan, dünyaNdaki yangınların hiç bitmez! Kendi Hakikatini tanı!
  18. Bir toplumun “İNSANLIK” ve gelişmişlik düzeyini anlamak için, trafiğine ve karşısındakine ne kadar öncelik tanıdığına bakın.
  19. Tasavvuf bilgileri edinilip tekrarlamakla, tasavvuf yaşanmış olmaz. OKUnanların anlamı hissedilip yaşanmadıkça, yalnızca dedikodusunda kalınır.
  20. Karşılıksız vermeyi, öğretmeyi meleke edinmemiş olanın tasavvufu, oyun ve eğlenceden öteye geçmez. Dini ticaret olanın, âkıbeti hüsrandır!
  21. “B” harfi Kurân’ı anlamada bambaşka bir derinliğe işaret eder. Allâh’a iman vardır; ayrıca bir de “iman edin Billâh’a!” (4:136)
  22. Bir düşünün! Eğer Hz. Muhammed (sav) ve bildirdikleri hiç hayatımıza girmemiş olsaydı, bugün ferd ve toplum olarak nasıl bir yaşamda olurduk?
  23. Kur’ân ve Rasûlullâh öğretisi gününüzün ne kadarında yaşamınıza ve olaylara bakışınıza yön veriyor, hiç düşündünüz mü? Bu neyi gösterir?
  24. Enerji bilgidir, bilgi de enerji! Nur ilimdir, ilim de nur! Aynı şeyin iki ayrı isimlerle tanımlanması. Bütün mesele Allâh sistemini OKUyabilmek!
  25. İnsan-ı Kâmil’in Rabbi olan Allâh, vahşi hayvanların ve vahşeti yapanların da yaratıcısıdır. Rasûl, zararlı olan haşeratı öldürün demiştir! Çoklu varlıktaki her şey algısının Tek’ten meydana gelmiş olması, onların işlevini ortadan kaldırmaz. Zâlim zulme, mazlum merhamete lâyıktır. Merhamette aşırıya kaçmak, zulmü teşviktir! Zâlime merhamet insanlık değil, acziyettir! Allâh, Azizül Züntikâm’dır. Açığa çıkanın sonucunu yaşatan!
  26. Mübarek gecelerle (kandil değil!) ziynetli üç ayların herkese bereketli olmasını, hakikatine daha da yaklaşmasına vesile kılınmasını niyaz ederim.
  27. ADALET kavramınızı yenileyin! Allâh Adil’dir ne demektir; Allâh ADALETİ NEDİR?
  28. Regaib gecenizi tesbih namazıyla değerlendirip Allâh’tan yakîn niyaz ederseniz hazineye kavuşursunuz. Tesbih namazı, “Dua ve Zikir” kitabımızda.
  29. Gözünüzün algılama sınırlarına dayalı olarak, beyninizin yarattığı dünyanızdaki, bir illüzyondur, MADDE!
  30. Yarın herkesi, her şeyi dünyada bırakıp öleceğini bilmesine rağmen, hiç ölmeyecekmiş sanrısı ile yaşayan insan, niçin sorgulamaz ölüm ötesini?
  31. Çok önemli değişim rüzgârlarıyla birlikte gelen üç aylar, şiddetli açılımlara, farklı gerçekçi değerlendirmelere vesile olacak inşaAllâh!
  32. İnsanları put veya ziyaret edilecek türbe olarak düşünenler hüsrana uğrar. Doğrusu, ilme sarılıp hakikati içselliğinde bulmaktır.
  33. Beni görmek hiç kimseye bir şey kazandırmaz! Önemli olan paylaştığım bilgileri okuyabilmek ve üzerinde düşünüp içselliğinde değerlendirmektir.
  34. Müslümanlık dünyasının en büyük sorunu, “ALLÂH” dediğinin ne olduğunu bilmemesidir, din adamlarının pek çoğu dâhil! “SÜNNETULLÂH”ı da bilmezler!
  35. “Allâh”, “Sünnetullâh” bilinmeden Din konusu rayına oturmaz. “ZERRE ETKİ ZERRE TEPKİYİ OLUŞTURUR” cümlesini çok düşünün; Sünnetullâh’tır bu!
  36. Yaşadıklarından mutlu değilsen dön kendini sorgula, nerede yanlış yaptım ki bunu yaşıyorum, de. Kendine samimi ol! Çoğu yanlış bilgidendir!
  37. İmam Gazâli’ye astroloji öğrettiği nakledilen Ömer Hayyam, dünyayı bir pula satmışlardandı. Duyana sesleniyor: “Niceleri geldi, neler istediler. Sonunda dünyayı bırakıp gittiler. Sen hiç gitmeyecek gibisin değil mi? O gidenler de hep senin gibiydiler.”
  38. Astrolojik etkilerde duyduğunuz kavramlar yoktur. Gelen dalgaboylarının frekansları farklı olup, beyindeki verileri tetikler sadece.
  39. Astrolojik etkiler, kişinin bilgi tabanındakilerin açığa çıkmasını tetikler. Kaderi, kişinin kendisindeki bilgi belirler, yıldızlar değil!
  40. Gıdalar nasıl biyolojik yapıyı ve beyni etkiliyorsa, astrolojik etkiler de bunun misalidir. Bilgi tabanını arındıran kurtuluşa erer!
  41. Kendine dön; şartlanmalarını ve bunlara dayalı değer yargılarını sorgula; Allâh ahlâkıyla ahlâklan; ki böylece kurtul. Kurân’ı “OKU”!
  42. Astroloji sizi yönetmez, bilgi tabanınıza girmiş bilgileri tetikler. Bu yüzden aynı etki herkeste farklı sonuçlanır.
  43. Yıldızların etkisi ancak Rabbinin izni (fıtratın/Esmâ bileşiminin elverdiği kadarı) ile sendekinin açığa çıkmasına vesile olur. Yaratan Rab!
  44. Yaşamakta olduğunuz her şey gerçekte beyninizin içinde olup biten “an”lık seyirdir. Ebeden de böyledir. Beyniniz kendisine ulaşan bilgileri, geçmişte kaydedilen bilgilere göre değerlendirip anlık düşüncelerinizi görüntülü oluşturmaktadır.
  45. Körlerin fili tanımasıyla, hayalindeki tanrıya tapınan; “Allâh” adıyla neye işaret edildiğini bilmeyenin farkı var mıdır?
  46. “Salâtı ikâme” ile “namaz kılmak” arasındaki farkı bilmeyenin yaptığı jimnastikten öteye geçmez. Salât; ezberini tekrarlayıp, yatıp kalkmak değil!
  47. “Herkes” mi yaşamına yön veriyor, ilmin mi? Herkesi taklit eden misin, özgün kişiliğinle mi yaşıyorsun? Taklit eden misin yoksa taklit edilen mi?
  48. Kur’ân-ı Kerîm’e inanan herkes okusun bu âyeti ve duyursun herkese: De ki: “Ey nefslerinin hakkını vermede israf etmiş kullarım (benliğinin hakikatini yaşamak yerine ömrünü bedensellik yolunda harcamış olan)! Allâh Rahmetinden ümit kesmeyin! Muhakkak ki Allâh bütün suçları (tövbe edene) mağfiret eder… Muhakkak ki O, Ğafûr’durRahıym’dir.” (39:53)
  49. Beni cennet anahtarı verecek bir şeyhefendi, hocaefendi sanarak gelenler bir süre sonra çekip gidiyorlar. Sadece bildiğini paylaşanım demiştim!
  50. Allâh sisteminde herkes bir ferttir; elleriyle yaptığının inancının sonucunu yaşar, kimse başkasının biletini ödeyip onu cennete sokamaz.
  51. Paylaştığım bilgileri, fikirleri izleyin; beni değil! Yararlı görürseniz değerlendirin; görmezseniz bana Selâmet, mağfiret, Rahmet dileyin.
  52. Yurtdışından gelenin ilk TR gözlemi: Telaş, acelecilik, sabırsızlık, stres, hırs, önce BEN! Allâh selâmet versin!
  53. Kişiyi Allâh ne amaçla yaratmışı merak ediyorsan, onun ne peşinde koştuğuna, ne istediğine bak. Dilediğini kendine seçer, dilediğini dünyaya!
  54. Dünya ehli, sonsuzluk ehlinden; sonsuzluk ehli, dünya ehlinden uzak durur. Allâh ehliyse, ikisine de yaklaşmaz; uzaktan seyreder!
  55. Allâh’tan çıkarı için, nefsi için bir şeyler isteyip bekleyip, bunun için ibadet edenler vardır; kulluğunun gereğince ibadet edenler vardır.
  56. Kadın ile jokey arasındaki benzerlikler? İlk benzerlik, ikisi de asla dizginleri elinden bırakmaz! Gerisini siz sayın!
  57. Espiri anlayışı gelişmemiş toplumlarda ne felsefe ne de derin tasavvuf konuşulabilir. Beyin çalışması hepsinde aynıdır. Sözden öze geçebilmek.
  58. Renkler Allâh’ın Esmâ paletinin yansımasıdır! Yalnızca siyah, lacivert, gri ve kahverengiyle sınırlananlar, nelerden mahrum kalırlar!
  59. Beyin, rahimde gelişen bebeği kendi organı, parçası kabul eder; daha sonra oradan çıksa bile. Phantom (hayalet) organ olayı. İşte anne-evlât ilişkisi!
  60. Evlât, annesi için, kendi organı hükmündedir ki, evlâdın bunu anlaması asla mümkün değildir. Anne ile ilgili hadislerdeki sır budur. Anneni ÜZME!
  61. Tüm varlık Rahman ve Rahiym’den yaratılır. Rahman etken, erkek; Rahiym dişi edilgendir. Rahimde dünyaya gelen her varlık ki, getirenin parçasıdır.
  62. Annen Rahimdir! Anneye isyan o yüzden Yaratanına isyan gibi sayılmıştır. Allâh’tan yüzçevir demedikçe annene karşı gelip üzme! Allâh üzülür!
  63. Anneler günü senenin her günü, her saati, her an’ıdır. Anne sevgisi ibadettir! Çünkü o hep senin için en iyi bildiğini ister. Sevgiyle kucakla!
  64. Çeşitli toplumlardaki insanların kavgalarına, sanki Vikings dizisini seyrediyormuşçasına bakan insanlar da yaşıyor yeryüzünde!
  65. TEK, HER AN YENİ ŞANDA! Öyle ise… O’nun sonluluğundan ya da SONSUZLUĞUNDAN söz etmek ne kadar doğrudur? AN TEK ise!
  66. HİÇ’lik, yaratılmış kavramların tanımlayamayacağı şey anlamınadır! HİÇ’lik orijin olsaydı HEP’ten söz edilemezdi. Seyir, esmânın esmâyı seyri!
  67. TEK’lik, Esmâ’dan kaynaklanan çevirimiçi kavramdır! HÛ, mutlak Gayb’dır; tanımlanamaz! Tanımlamaya kalkan çevirimiçine düşer! İdrak edilemez.
  68. HİÇ’lik, yaratılmışın benliğinin hakikatidir! BEN’lik yaratana aittir. HİÇ’liğinin farkındalığı zâhir olursa, teslim olmuş olarak yaşarsın!
  69. Önündeki sağına soluna göğe uzanan sonsuz çelik duvardaki jilet kesiğinden trilyonlarca yıldızlı evrene bakan insanlık, başka canlı yok diyor!
  70. Allâh, bir toplumu “mesh” edip maymunlara (taklitçi mahluk) döndürmüşse; gaflet ve dalâlet kuşatmışsa her yanı, tek çare inzivadır ayık olana!
  71. Arada bir tanrıya yönelip bir şeyler isteyip, sonra bedensel isteklerine tapınanlar, yediği içtiğiyle hava atanlar: “Andolsun ki cin ve insten çoğunu cehennem yaşamı için yaratıp, çoğalttık! Ki onların kalpleri (şuurları) var, (hakikati) kavrayamazlar; gözleri var bunların, onlarla baktıklarını değerlendiremezler; kulakları var, onlarla duyduklarını kavrayamazlar!.. İşte bunlar en’am (evcil hayvanlar) gibidirler; belki daha da şaşkın! Onlar gâfillerin (gılaf içinde – kozalarında yaşayanların) ta kendileridir!” (7:179)
  72. DUA GECESİ… Allâh rahmeti merhameti mağfireti Soma’da göçük altında kalanlara, yakınlarına ve hepimize olsun.
  73. Yaratış Sisteminde (Sünnetullâh) hokuspokus yoktur! Beden gıdayla, beyin zikirle gelişir! Zikir, tanrı için değil, beynini oluşturan Esmân için.
  74. Soma şehitleri için, gayrımüslim taklidi olarak saygı duruşu yerine, ruhlarına 3 İhlâs 1 Fâtiha okuyun. Okuduklarınız ruhlarına ulaşır.
  75. RÜŞVET TOPLUMUN KANSERİDİR, adaleti (herkesin hak ettiğini alması) yok eder! Rüşvet alan karşılığında neler kaybettiğini bilseydi asla almazdı.
  76. İnsan her düşündüğünün ve eyleminin kendine döneceğini kavramadığı için başkalarının hakkını yer. Oysa zararı kendine vermektedir! Bir bilse!
  77. Başkasına yaptığın her yanlış sana geri dönecektir kesinlikle! Düşünce, duyguların beynine yeni bilgi olarak girer!
  78. BÜYÜK YANILGI! Melek; kuvve demektir, insanın varlığındaki Allâh Esmâsı kuvveleridir. Her birimin içsel kuvveleridir. Dışsal bir birim değil! Dışsal olarak cinlere yönelinebilir ama meleklere asla! Melek, varlığa yaygın mekânsız kuvvedir ki her varlığın özündeki El Esmâ’dır.
  79. İnsan, bugün bu boyutta biyolojik bedenle, yarınki boyutta ruh bedenle, cennette nur bedenle yaşama ölümsüz devam eder. “Mutlaka siz, boyutlar değiştirerek o boyutların uygun bedenlerine dönüşeceksiniz!” (84:19).
  80. Varlığını Yaratan Rabbine kulluk ettiğinin farkında olmayıp, kula kulluk edenler neler kaybettiklerini fark ettiklerinde geri dönemeyecekler. İlişkimiz bilgi paylaşımı için olmalıdır, saygı ve edep sınırları içinde. Kula kulluk, hakikatini inkârdır! “ALLÂH DÛNUNDA” ne demek araştırın.
  81. “Efendim sizde kibir hâli görüyoruz hikmeti nedir?” sorusuna “Kibriyâ’dır o” demiş Şahı Nakşıbend. Kaç Nakşi bunun anlamını açıklayabilir?
  82. Din; içselliğin için gelmiştir, dışsallıkta yabanda dolaşman için değil! Beynini, beynindeki kuvveleri, özellikleri çözebildiğin kadarıyla Rabbini tanıyabilirsin. Dışsallıkta kalmakla, tanrıya tapınmaktan kurtulunmaz! Beyni tanımak demek; amigdala, prefrontal korteks, pineal gland’i tanımak demek değildir! Beyni tanımak bunun çok ötesine gider!
  83. Bilinç, dalgaboyları hâlindeki data/bilgiden ibarettir. “Ben” de bu yapıdaki bir bilgidir. Düşünebilen var mı?
  84. Keşif yollu tespit edilen şudur ki; Kâbe’den semâya yükselen “nur sütunu” olarak ifade edilen bir enerji vorteksi mevcuttur. Ehlinin gördüğü! Tüm vorteksler sağdan sola dönüş hareketi yaparlar. Birer vorteks olan hortum ya da girdapları düşünün. Bu hareket, çevresini kendinde toplar. Galaksiden atoma, tümü sağdan sola dönüş hâlindedir. Çekim ve koruma gücü sağdan sola dönen çeşitli boyutlardaki vortekslerle oluşur. KÂBE’nin bulunduğu noktadaki NUR enerji vorteksi, çevrede tavaf etmekte olan insan beyinlerinde bir urûc hissiyatı oluşturur, ehli Hakk’ı görür. Enerji vorteksleri varlıktaki çekim merkezleridir. Pek çok oluşumun sırrı, bu enerji vorteksleri sırrına dayanır. Vortekslerin frekansları farklı olur.
  85. İslâm’ın düşünsel ve kişisel yaşam alanı, tasavvufun gösterdiği Vahdet/teklik anlayışı apaçık ortadayken batı görüşlerine sığınana şaşıyorum.
  86. Bugün keşfe dayanan bazı vorteks olaylarından söz edelim. İsteyen inanır! Girdap, hortum türü görünür. Vorteksler yanı sıra bir de görünmezler var! Bizi ilgilendiren görünmez vortekslerin başında “yatay vorteks” adını taktığım, insan bilincini yutup, kilitleyen vorteksler mevcuttur. Bu “yatay vorteksler”, insanların toplu enerjilerinden kaynaklanır ve olayın boyutuna göre büyüyüp güçlenir ve insan bilinçlerini yutar. “Yatay vorteks”ler insan beyinlerinin aynı frekansta yayınıyla güçlenir ve içine aldığı her bir beyinin yayınıyla daha kapsamlı olur. İnsanları kitlesel duygusallıklara ve çeşitli taşkınlıklara sürükleyen şey, “yatay vorteks”lerdir. Mesela Özal’ın vefatında, Soma olayında olduğu gibi… TV dizilerinin insanlarda yaptığı bağımlılıklar birer “yatay vorteks” olayıdır ki, bilinç o konu içinde döner durur! Beynin belâsıdır! Orijinaliyle (taklit değil) yaşanan toplu ibadet vorteksleri, kişiyi kendi hakikatini hissetmeye sevkederken; toplumsal vorteksler bilinci kitler! Normalde bakıp, duyup geçeceğiniz bir olay sizi içine çekip, o olay içinde dönüp duruyorsanız, bilincinizi yoğun işgâl ediyorsa, bunu düşünün!
  87. Her birimin, türün, insanın vorteksi vardır. El Esmânın açığa çıkışı vorteksler şeklinde oluşur ki bu da birimlerdeki çekim gücünü oluşturur. Vortekslerin oluşumu ikidir. Ya El Mudil ismiyle işaret edilen özelliğin enerjisinden/nurundan oluşur; ya da El Hâdi isminin nurundan oluşur. Birimlerden ve beyinlerden açığa çıkan bilgi/enerji/data, vorteksler hâlinde kendi frekansındakileri çeker içine, kendine yönlendirir. Tanrısallık kavramı, El Mudil’den kaynaklanan beyni dışsallıkla kayıtlayan en güçlü bilgi/enerji/data vorteksidir. El Hâdi ise Allâh’a çeker! Varlıktaki her bilgi paketi esasen bir vortekstir ki, kendi frekansından olan bilgi paketlerini (görünen-görünmeyen) kendi içine çeker. Allâh, varlıktaki her türü oluştururken; El Esmâ kompozisyondaki El Vedûd özelliği, o yapıdaki vorteks olayını meydana getiren ana NUR’dur. “Her şey AŞK ile yaratılmıştır” denmesinin sebebi, o şeyin El Vedûd özelliğiyle oluşan vorteksle var olmasıdır. Varlıkların bütünlüğünü sağlar.
  88. Kadınlara en büyük zulüm, İslâm’ın ilk şartının örtünmek olduğunu, bunu yapmayanın hiçbir ibadetinin kabul olmayacağını söylemektir!
  89. Her tarikat, cemaat mensubunun kendi cemaat ve tarikatına mensup olmayanı dışlaması ve onu sapıklıkla, kâfirlikle etiketlemesi neyi gösterir?
  90. Herkes, iman ve İslâm konularında Allâh’a karşı birebir sorumludur; başkasını ilgilendirmez! Her an El Hasiyb’e beyninden hesap vermektedir.
  91. Herkes Allâh’a karşı düşünce ve fiillerinden hesap vermekte ve bir an sonra ya ayıklık ya da gafletle sonucunu yaşamaktadır. Tanrıya değil!
  92. Yaşadıkların, düşünce ve fiillerinin yorumlarının sonucudur! Başkalarını suçlamayı bırak kendi düşüncelerini sorgula. İmanın hakikatine geç!
  93. Hayatım boyunca hiçbir şey için, niçin niye olmadı, demedim; olmayışının hikmeti neydi, neye dönük olarak olmadıya baktım!
  94. Olan her şey, olacak olana basamak oluşturmak için olmuştur! Görebilene… Düşünebilene!
  95. Cehennem; senden açığa çıkan yanlış sonucu oluşan yanma hâlidir. İnsanı ORTAM değil kendisindeki oluşmuş ŞARTLANMA VE DEĞERLER yakar!
  96. Aynı olayı yaşayan üç insandan biri yüzde yüz yanarken, diğeri onun yarısı yanabilir, bir diğeri ise hiç yanmaz. Nedeni beynine girmiş değer yargıları.
  97. “Cehennnem hepinizin güzergâhındadır” âyeti bir mânâsıyla da herkesin yaşam boyu kendisini yakacak olaylarla karşılaşacağına işaret eder. Öte yandan, “Müminin nuru cehennemin ateşini söndürür”; “Cehennem: ‘Ey mümin hızlı geç, iman nurun ateşimi söndürüyor’ der” uyarılarını iyi düşünelim!
  98. Dışsallıktan gelen her türlü olay, insanın içselliğindeki şartlamaları ve değer yargıları kadarıyla yanmasına sebep olur. Arın, yanma!
  99. Günümüzün en önemli konusu, yeni neslin imanı konusudur. Amelde eksiklik olsa da, öncelikle İMAN önemlidir. “KİMSE AMELİYLE CENNETE GİREMEZ”!
  100. Kim Rasûlullâh’a ve O’nun bildirdiği Allâh’a iman edip, tanrısallığın olmadığını tasdik ederse, cenneti yaşar. Bu konuyu çok iyi anlamak gerek!
  101. Cehennem, sizin iman esaslarına uymayan düşünce ve fiillerinizin sonucunda yaşayacağınız yanmalar ortamıdır. Fiiller imana göre oluşur.
  102. İnsanın tüm düşünce ve fiilleri; imanının yansıması, iman anlayışının sonucudur. İman esastır.
  103. Hz. Muhammed (sav) Sahihi Buharî Cilt-12, 1918. hadisinde şöyle buyuruyor: “Hiç kimse kendi ameliyle felâha eremez. Cennet sahibi olamaz.” Sorarlar: “Sen de mi ya Rasûlullâh?” Cevap verir: “Evet, ben de… Ama Rabbim beni rahmetine gark etmiştir.”
  104. Duanın, Allâh’a yönelişin, zikrin gücünü biliyor musunuz? Secdede Rabbinizle konuşup kusurlarınızı itiraf ettiniz mi?
  105. Secdede Rabbine karşı samimi olarak tüm yanlışlarını detaylarıyla itiraf edip bağışlanma dileyemiyorsan, samimiyetten söz etme!
  106. Öncelikle şu hususu kavrayamazsanız, dini anlamada hayal dünyasında dolaşıp, gerçeklerden uzak yaşamaktan kurtulamazsınız. Nedir o? Din kapsamında kullanılan kavramlar, yaşamın çeşitli boyutlarında kendi boyutlarına göre algılanabilir somut gerçeklikleri tanımlamak içindir. “Her yağmur damlası iki melek tarafından yeryüzüne indirilir” anlamındaki hadisi düşünün. İster su damlasını oluşturan iki kuvvet (H2O) de, istersen de melek (melk/kuvve) anlamında yerine nurdan kanatlı görünmez varlık tahayyül et. Zebânî vs. kavramlar, varlıktaki somut gerçektir. İnsan beyni, her bilgiyi/data, “El Musavvir” ismi özelliğinden dolayı hayalî görüntüye çevirir ve farkındalık alanında öylece açığa çıkarır. Bu yüzdendir ki, insanoğlu bilgi/data evreninde, her an hayalî sûretler dünyasında yaşar. Gerçekte yalnızca ilim vardır, bilgi/data dönüşümü.
  107. Rasûlullâh’ın bildirdiği her şeyin mutlak gerçekliği vardır. Ya söz ettiği tanımlama ile neye işaret ettiğini anla; ya da söylediğine iman et! İş böyle olunca VORTEKS konusunu daha derin ve kapsamlı sorgulamak ve düşünmek gereği ortaya çıkar, düşünebilen beyinlerce. Geride neler var? ÇEKİM GÜCÜ, GRAVİTASYON ve bu türden konuşulan birimlerin ilişkisi ve varlığın bütünlüğü tamamıyla Esmâ özelliklerinin enerji VORTEKSLERİDİR. Doğa, Sünnetullâh’ın açığa çıkış ve işleyiş sistemi midir?
  108. Rabbim, okuduğunu anlamayan ya da tersinden anlayanlardan sana sığınırım!
  109. Ezberini tekrarla ömür harcayanla; sürekli ezber bozup, yeniye açılıp, kendini yenileyen bir olur mu?
  110. Vorteks enerjisi; TEK’in, evren adı altında açığa çıkan bilgi paketlerini oluşturup, bir arada tutan dalga boylarıdır. “Vedûd”, çekim gücüdür. Şuur ismiyle tanımlanan bilgi paketinin (insanın) bütünlüğünü ve sonsuz bir aradalığını bu “Vedûd” ile işaret edilen çekim gücü sağlar.
  111. Vorteks; kuantum boyut bütünselliğinden, gerçekte bilgi paketleri olan evrensel oluşuma tüm algılanan ve algılanamayan yapıların yapıştırıcısıdır. Her bilgi paketi olan yapının kendi vorteksi vardır ki, diğer kendi frekansındakileri bu yoldan kendi kapsamına çeker, yörüngesinde tutar. Tüm elektromanyetik dalgalar gerçekte bilgi/data dalgalarıdır ki, evrende kaybolup yok olmazlar, uygun frekanslı bilgi paketleriyle bütünleşir. Beynini dışsallığa çeken her birim ve olayın vorteksi dinde “fitne” olarak tanımlanır; içselliğinin hakikatini fark etmene ise “ibadet” vesile olur. Dışsal vortekslersiz yaşamak mümkün değildir; ancak onlara kapılmamak mümkündür. Allâh irade sıfatının adı “MÜRİD” sende mecuttur. Zikri yararlıdır. “MÜRİD”, beyninin hakikatindeki Allâh’ın irade sıfatının frekansıdır. İradeyi güçlendirerek dışsal vortekslere karşı direnç geliştirir. Bütün ibadet ve zikirler, beyninin hakikatindeki kuvveleri harekete geçirerek fitnelerden korunman için önerilmiştir. İbadetle Allâh’a firar! “Allâh’a firar edin” âyetinin anlamı; beyninizin hakikati olan Allâh Esmâsının işaret ettiği kuvvelere firar edin dışsallıktan, demektir.
  112. HAKİKAT, RENKSİZDİR! El Esmâ renk paletidir, renkleri yaratır! Sanma ki kırmızı yeşilden söz ediyorum! Renksiz, renklerde tedbir eder!
  113. Belli alt yapısı olanlar için yazıyorum. Geri kalanın zaten hocası şeyhi var, onların beni okumaya gereksinimi yok. Mutlular, dünyalarında… İnsanların az çok bildiklerine dayalı olarak bazı derinlikli konulara değiniyorum. Hiç farkında olmadıklarını yazsam hemen inkâra saparlar! Beynin derûni oluşumu ve varlığın Hakikatine hiç değinmedik!
  114. Vortekslere karşı neden savunma zikri “Müriyd”dir?
  115. Allâh kime hidâyet ederse, işte o hakikate erdirilmiştir… Kimi de saptırmışsa artık onu aydınlatacak bir velî bulamazsın. (18:17)
  116. TEK’LİK, ismi Allâh olanın Vâhid, Ahad, Samed oluşunun mânâsını kavrayamayan ve buna göre varlık âlemine bakamayan KADER KONUSUNU ANLAYAMAZ!
  117. PRENSİBİM: Söylediklerime inanmakla kalmayıp, sorgulayın, araştırın, inceleyin, DENEYİN; ondan sonra kendi aklınızla kendi kararınızı verin!
  118. Cennet nimetleri için birilerinin kanatları altına sığınmak isteyenlerle, özgün hakikatlerini yaşamak için benliğinden geçenler bir olur mu?
  119. Herkes sana yanlış veya düşüncesiz (kendine göre düşünceli) davranabilir. Akıllıysan o davranıştan yarar sağlayacak yolu bulursun. Kazanırsın.
  120. Hırs, insanın başına gelecek en büyük belâdır. NANKÖRLÜĞÜ TETİKLER! Dimyata pirince giderken evdeki bulgurdan eder! Pişmanlık çare olmaz!
  121. Ne gidene dur deriz, ne ölecek bir dakika ertelenir. Herkes lâyığını bulur, sonucuna katlanır. Herkes kendi mezarında gömülüdür. Selâm ola!
  122. Basit düşünceli; ömrünü isim ve resim dedikodusuyla harcarken; derin düşünebilen beyinler; varlığın hakikatini, açığa çıkış sistemini irdeler!
  123. Mâdem istek var, yaz diyorsunuz; buyurun! Anlayabilene, hazmedebilene: Dünya’dan algıladığınız her şey, ANLIK İLLÜZYONDUR! Dünyanız Bâkî’dir! Bâkî dünyanızdakiler dahi, anlık hologram/hayallerdir ki, onlar da yalnızca hafızadaki an’ın kareleridir. “Var biraz da sen oyalan”!
  124. Taklit ehli klişe konuşur, tasavvuf dedikodusuyla avunur; kendini ermiş sanır! Tahkik ehli tahkikini anlatır eğer konuşursa, sistemi bilir!
  125. Geldim, gidiyorum 50 yılı aşkın çalışmadan sonra, gerçeğini, sistemini Rabbimin keşfettirmediği şeyi dedikoduya dayalı yazmadım. Görene!
  126. Dileyen dedikodu tasavvufuyla avunsun; dileyen de kendi ölümsüz hakikatindekileri fark etmeye zaman ayırsın! Yaşam süreci son fırsat.
  127. FARK EDELİM: Beyni, nöronik boyutta beyin olarak kabul etmek, ya ölümden sonra yaşam yok, sonucunu getirir; ya da beyne dışarıdan gelen RUH anlayışını! Ötedeki bir tanrının yanından beyine RUH YOLLAMADIĞINI kavrarsak; “RUH” ismiyle işaret edilen, dışardan girmiş değil, özünde açığa çıkmadır. “RUHUN NEFHİ”, üflemedir. Üfleme, içten dışa açığa çıkmadır. Beynin hakikati, el Esmâdır (‘BİZ’ sözcüğünün işaret ettiği) RUH ondandır. Yani Ölümsüz insan RUHU, beyinin alt boyutudur ki, hakikati orijini olan Allâh Esmâsı özelliklerinden oluşmuştur. Bu yüzden, beyin deyince, ondaki özellikleri, nöronik yapıdan değil, alt boyutu olan dalgaboyu/bilgi/data yönünden anlamak çözmek gerekir. “İRSÂL” (açığa çıkış), Nur/ilim’den Ruha, Ruhtaki bilgiye/data, bilginin/datanın oluşturduğu âlemlere/dünyalarınıza doğrudur. İş bu nedenledir ki, REENKARNASYON tamamıyla geçersiz görüştür. Bilgi ve çözüm yetersizliğinin oluşturduğu temelsiz uydurumdur! RUH, BEYNİN TA KENDİSİDİR ORİJİN BOYUTUYLA! Beyne girip çıkan, gelip giden bir şey değildir ve buna dayanan tüm fikirler de temelsizdir.
  128. Kimi diyor, Ahmed Hulûsi’yi 20 yıl önce tanıdım, kimi diyor 30 yıl önce. Eşim diyor, “el an tanıyamadım hep yanında olduğum hâlde, O an’ın Ahmedi.”
  129. Dünde kilitlenmeyelim; hiçbir andaki, bir an önceki değil! Dündekini unutmayalım, dündekiyle kayıtlanmayalım! Kayıt, yeniye körlük oluşturur!
  130. Bilincimdeki ben, ASLA değilim bir başkasının bilincindeki ben! Bilincindeki sen, asla değilsin benim ya da bir başkasının bilincindeki sen!..
  131. İnsan için başarılması en zor olan şeyler, önyargısız olmak, objektif değerlendirmek, gerçekçi olmak, kabullerine ters de olsa gerçeği kabul etmek!
  132. “İNZÂL”, Esmâ özelliklerinden belli mânâların insanın şuur boyutuna inmesidir; içsellikte algılanır. Vahiy, ilham gibi.
  133. “İRSÂL”, Esmâ boyutuna ait özelliğin ya da mânânın, dışsallıktan algılanır biçimde açığa çıkarılmasıdır. Geçmişte “gönderme” denmiştir.
  134. TEK’ten çoka bakan, okyanusu uydudan seyreden gibidir; çokluktan TEK’i anlamaya çalışan, sal üstünde okyanus dalgalarıyla boğuşan gibidir!
  135. İnsan özlüyor memleketini, geliyorsun, kavga ortamı! Bir Moda, bir Antalya bitap düşüyorsun. Kimi dinlesen başkasının dedikodusu! Vorteksler!
  136. Moda güzel, Antalya güzel, Türkiye güzel; bir de yurdum insanları huzurlu olsalar, huzur verip, huzur bulsalar! Kim neyi götürebilmiş ki…
  137. İstanbul ve Antalya’da lüks otolar çok artmış; ama bir de direksiyonda, kemiği paylaşmak istemeyen mahlûkat gibi önce BEN DİYENLER olmasa!
  138. İnsanın doğasını, makinenin çalışma prensibini okuyamayan, sonucunda faturasını öder! Bazen de suçu olmayana ödetirler.
  139. Allâhım, muhatap olduğum ve karşılaştığım kişi ve olayları hakkı ve hakikati ile değerlendirmeyi nasip et ve kolaylaştır.
  140. Çıkarları yüzünden başkalarının yanlışlarına göz yumanların, o yanlışlardan dolayı zulme uğradıklarında şikayete hakları yoktur!
  141. Başkasını abartacağına KENDİNİ TANI! Başkasıyla gömmeyecekler seni mezara! Senden açığa çıkanların sonucunu yaşayacaksın ebeden!
  142. Biraz zorlanın! Bilim sizi yukardaki “tanrı” inancından kurtarıp; İSMİ “Allâh” olana yönlendirecektir! Bunu kavradığınızda, iman neye anlarsınız!
  143. İnsanların adalet ve hukuka güvenleri kalmadığı noktada neler olur?
  144. Beyinin orijininin, bir wave/bilgi/data paketi olduğunu kavrayamayanlar, insanın ne olduğunu ve neden ölümsüz olduğunu anlayamazlar!
  145. ENTERESANDIR! Amerika’da cinlere ve şeytanlara inananların sayısı TR’den katbekat fazladır! Kimine ‘alien’ kimine ‘ghost’ kimine ‘demon’ derler. ‘CİN’, gözle görünmeyen varlık türü demektir. Şeytan, varlık türü değil VASIFTIR! Bu vasfı taşıyan, insan veya cin türü olabilir. İblis, cin türüdür. “Her şey sadece gözümün gördüğünden ibarettir” diyen çağ dışında yaşayanların bunları kabul etmesi mümkün değildir.
  146. Akıl, bilgi tabanındakini analiz yapıp, sonuç çıkartırken; sezgi, derûnundaki kaynaktan orijin bilgiyi indirir.
  147. Beynimize bilgi/wave ulaştıran gözbebeğimiz (receiver) yerinde çok çok daha yüksek frekansları çözen alıcı olsaydı nasıl bir dünyamız olacaktı?
  148. Din; bilimin tespit ettiği doğa kanunu adını verdiğimiz “Sünnetullâh” denen kesin sistem gerçeklerine göre tanımlanmış evrensel gerçekliktir. Dinin ne olduğunu mecaz ve simgelerin ötesinde gerçekçi biçimde anlamak isteyen, bilimi değerlendirmek zorundadır. Hayalî kavramlardan gerçeğe!
  149. Tüm çabanızı beyninizi/veritabanınızı geliştirmeye yönlendirin. Beyniniz form değiştirdikten (ölüm) sonra yalnızca zorunlu izleyici olacak!
  150. Beynin zorunlu izleyici pozisyonu rüya ortamı benzeridir. Bilgi tabanındakilere göre ortamın getirisini yaşama sürecidir, getirisi duygularla.
  151. Hiçbir elinizdeki Bâkî değildir, ergeç yitireceksiniz! Pişman olmak istemiyorsanız, elinizde yanınızda iken hakkıyla değerlendirin.
  152. Bildiklerinin DEĞİL, meleke hâline gelmiş doğal yaşamının sonuçlarını yaşarsın ebeden!
  153. Ne Türk doğmayı, ne Kürt doğmayı ne de Arap doğmayı biz seçmedik! Şeytanî düşünce bunu kullanıp insanları böler, zayıflatır, KULLANIR!
  154. Günlük size ulaşan olayların ve televizyonun vorteksinden kendinizi kurtaramıyor, onları tekrarla beyninizi tüketiyorsanız çok büyük tehlikedesiniz!
  155. Allâh her şeyi PAHASIYLA yaratmıştır. Neye sahip olmak veya kimle beraber olmak istiyorsan onun pahasını ödemek zorundasın.
  156. “Gönüllü cehalet” nedir bilir misiniz? Öğrenmekten korkmaktır! Öğreneceğiniz şeylerin keyfinizi kaçıracağını düşünerek, o konuya gözü kapamak. Duymak, dinlemek, görmek istemeyerek kendisini irrite edecek konulardan uzak duran ‘gönüllü cahil’ görüyor musunuz çevrenizde? Ne kadar?
  157. Çokluk ve Teklik iki ayrı şey değildir. Çokluk, tek ilmindeki özelliklerdir. Çokluktaki yersiz gördüğün her şey, Tek’te bulduğun yanlıştır!
  158. Rasûlullâh aleyhisselâmın çok önemli bir duası ile beraat niyaz edelim: “Allâhumme inniy eûzü birızake min sehatike ve bimuâfâtike min ukubetike ve eûzü bike minke. Lâ uhsiy senâen aleyke ente kemâ esneyte alâ nefsik”; “Hoşnutsuzluğundan rızana, cezalandırmandan bağışlamana, SENDEN SANA Sığınırım… Senin kendine olan senân gibi senâ etmekten aczimi itiraf ederim.”
  159. Yüzmilyarlarca galaksili çok boyutlu evreni Yaratanın uyku kavramı düşünülemez! “Ne uyur ne de uyuklar….” diyen Âyet-el Kürsi beyinden mi söz ediyor?
  160. Hakikati Allâh Esmâsından olan beyin, “ne uyur ne de uyuklar”! Her an tüm Esmâyı açığa çıkaran ise beyin, Âyet-el Kürsi bu Hilâfete mi işaret ediyor?
  161. Okuduğunuz tüm Kur’ân meâlleri birbirinin kopyası, gökteki bir tanrının fermanı üslubuylaydı. Gerçek bu mu? Bir de “KUR’ÂN ÇÖZÜMÜ”nü okuyun.
  162. Beynin farklı boyutları vardır. Bu boyutlardan ikisinin adıysa “RUH” ismiyle tanımlanmıştır. 1. Ölüm ötesi beden 2. El Esmâ açığa çıkışı.
  163. Yanlışını kabul edememek veya fark edememek kadar büyük belâ olamaz! Allâhım Hakkı ve Hakikati kabul edebilecek bir idrak ihsan et!
  164. İslâm, Kur’ân ve Rasûlullâh bütünlüğünden ibarettir. Kim bundan öte mensubiyetlerle ayırımcılık yaparsa, bunun faturasını ağır ödeyecektir.
  165. Veliyullâh Halife Ali ve Caferi Sâdık kökenli Alevilik, İslâm’ın temel Vahdet anlayışını dillendirir. Hiçbir tasavvuf ehli bunu inkâr edemez!
  166. İnsanları yalnızca kendine bağlanmaya, kendi eserlerini okumaya sevkedip, tefrikaya yol açanlar, çok büyük vebal altındadırlar.
  167. Allâh sisteminde MAZERETE YER YOKTUR. Herkes kendisinden açığa çıkanların sonucunu yaşar, başkası yanılttı mazereti kesin geçersizdir!
  168. Her davranış, söz veya düşünceniz bir dizi gelişmenin tetiğini çekmektir. O doğrultudaki sonuçlarıyla karşılaşmamanız mümkün değildir.
  169. Âhiretten dünyaya dönüşü bırakın, bir an önceye bile geri dönüş yoktur. Şu konuyu lütfen iyi fark edin:  İnsan, sonsuz yaşama dönük ne elde etmek istiyorsa, Dünya’da iken bunun gereklerini yapma ve ruhuna bunu yükleme şansına sahiptir. “Ölüm” denen “boyut değiştirme” sonrası, ibadet denen beyin geliştirme çalışmaları söz konusu değildir. Ölümle buna dayalı tekâmül yolu da kapanır! Dolayısıyla yaşam, ibadet denen beyindeki Allâh isimlerine dayalı özellikleri açığa çıkarmak için tek ve eşi bir daha gelmeyecek yegâne şanstır. Bahanesi veya mazereti ne olursa olsun bunu değerlendirmeyen sonuçlarını ebeden değiştiremez! Okuyun (23. Mu’minûn: 99-101).
  170. Kitaplarımın, yazılarımın okunmasını, kitapçılarda satılmasını, medyada yayınlanmasını yasaklamaları, gazetelere müdahaleleri takip ediyorum. Sonuçta herkes El Hasiyb indînde yaptıklarının sonucunu yaşayacak… Allâh dilediğini yapar; seyrederim güzel eyleyeni! Hitabım, tarikat veya cemaatlerde aradıklarını bulmuşlara değil; o alana girmeyen, düşünen sorgulayan beyinleredir çağdaş bilimler eşliğinde.
  171. Karşılıksız ve beklentisiz, fiysebilillâh verici olup; insanlardan Allâh için dahi karşılık alanın samimiyetinden söz edilmez!
  172. Misalleri, birebir gerçekmiş gibi anlayanların işleri çok zor! Çözümsüz vakalar! “Andolsun, insanlar için şu Kurân’da (Hakikati) her türlü MİSALLERLE açıkladık. İnsanların çoğunluğu (misalleri orijin gibi gerçek olarak {muhkem} kabul ederek) hakikati örttüler.” (17. İsra’: 89)
  173. Kurân’da Muhammed Sûresi 15. âyette verdiğimiz örnekler misallerdir, deniliyor; birebir anlayıp spekülasyon yapılıyor! “Korunanlara vaat olunan CENNETİN TEMSİL (misal – benzetme) yollu anlatımı şöyledir: Orada, bayatlamayan SU’dan nehirler, tadı bozulmayan SÜT’ten nehirler, içenlere lezzet veren ŞARAP’tan nehirler, süzme-saf BAL’dan nehirler vardır! Onlar için orada her çeşit MEYVE ve Rablerinden mağfiret (örtme) vardır! (Bu misal nimetlerle yaşayanlar) ateşte sonsuza dek yanarak yaşayacak, sıcak – kaynar su içirilmiş de bu yüzden onların bağırsaklarını parçalamış kimse gibi midir?”
  174. Cennetin temsilî yani anlamanız için misal anlatımı RAD Sûresinde 35. âyette. Biz cenneti nasıl hayal ediyoruz? “Korunanlara vadolunan CENNETİN TEMSİL (misal – benzetme) yollu anlatımı şöyledir: Altından nehirler akar… Yemişi de daimdir, gölgesi de… İşte bu takva sahiplerinin geleceğidir… Hakikat bilgisini inkâr edenlerin geleceği ise, o malûm ateştir.”
  175. Allâh Şahid, hiçbir beklentisiz, fiysebilillâh hazırlanmış “KUR’ÂN ÇÖZÜMÜ”nü ayakaltına atıp parçalayanlar parçalanacak; yakanlar yanacaktır.
  176. Kurân’daki, bize GÖRE zaman kavramlı anlatan âyetleri, gerçekte zaman kavramsız olarak her an açığa çıkmakta olduğunu düşünerek anlasak.
  177. “Seriülhisab”, anında hesabını kesen ise, gelecekte ayrıca hesap mı var; yoksa gelecekteki hesabın sonucunun yaşandığının fark edilmesi mi?
  178. Allâh Esmâsı her an tümüyle açığa çıkmaktadır zaman kavramsız! Dünya, berzah, kabir, cehennem, cennet türlü anlam ve şekilde yaşanmaktadır! Bunların ne şu anda çeşitli boyutlarda yaşanması gelecekte ebeden yaşanmayacağı anlamına gelir; ne de şimdi yaşanmıyor gelecekte yaşanacak anlamınadır! Allâh sistemi Kurân’daki anlatımıyla ve tüm detaylarıyla her an açığa çıkmaktadır ve ebeden çıkacaktır; görene, fark edene!
  179. Hiç kimse gerçek dünyayı orijinaliyle göremez! Gözünün geçirdiği bilgi kadarının oluşturduğu hayal dünyasında yaşar!
  180. “KABİR” âlemi toprak altı değil, beynindeki bilgi/düşünce dünyandır. Şu anda da kabir âlemindesin! Fark et, işte âyet: “Diriler (hakikat ilmi) ile ölüler (kendini vefat edince yok olacak sanan bedenliler) de bir olmaz! Muhakkak ki Allâh dilediğine işittirir… Sen, kabirlerin içindeki (kozalarının – beyinlerinin içindeki dünyalarında yaşayıp kendini bununla kilitlemiş) kimselere işittirme işlevine sahip değilsin!” (35. Fâtır: 22)
  181. Allâh seni seviyorsa zihninde hep o vardır; andığında gözlerinde sevgisi parlar!
  182. Cumanın berekeketi ancak Cumayı değerlendirebilenler içindir. Bu Cuma kimleri SEVİNDİRDİNİZ?
  183. Görülen değil, orijin beyninizin çalışma sisteminden haberiniz var mı? İnanın hayatınızın en önemli konusudur bu!
  184. Duygusallığın açığa çıkışı olanın aklına hitap edemezsin. Duygusuna hitap edersen ergeç pişman olursun! Çare?
  185. Algıladığın ve hüküm verdiğin her şey, algıladığının sûreti kadarının yani bir enstantanesinin, dünyanda oluşan simgesi! Herkes kendi dünyasında yaşamakta ve yaşayacak sonsuza dek! Dünyan ne kadar gerçek geliyorsa sana, cennetin veya cehennemin de o kadar gerçek olarak sonsuza dek yaşanacaktır! Herkesin dünyasındaki her şeyi; veritabanını oluşturan değerlerine göre yerleştirdiği şeyler… Sevindiren, mutluluk veren ya da üzen yakan her şey, veritabanını oluşturan değerlerin yüzünden meydana gelmekte!
  186. Hitabın mertebesini değerlendiremeyenin hitabı değerlendirmesi mümkün olmaz. Hitabın mertebesi, anlamında gizlidir.
  187. Ruhlarla görüşüyoruz sananlar tanrıya inanır “Allâh”ı bilmez! 70’li yıllarda Dr. Ruhselman’ın “Allâh” kitabını okumuş, tanrısını! görmüştüm.
  188. 80’li yıllarda “ALLÂH” isimli kitabı yazıp, tanrı kavramı ile ALLÂH İSMİYLE İŞARET EDİLEN farkını anlatmaya çalıştım.
  189. Eren erir! Erimekle erilmez! Güneş’i gören buz erir, göremeyen buz dağı dikilir durur! Ateş yoksa, buz neylesin!
  190. Bilim dünyasındaki gelişmeleri, beyin konusundaki bulguları bilmeyenlerin geçmiş ruh, reenkarnasyon hikayelerine inanması normaldir.
  191. Aç durarak ölümlü bedeninize oruç tutturacaksınız; ya ölümsüz bilincinizin orucu nasıl gerçekleşecek?
  192. Her şeyi, kendini hangi boyutta hissedip, nereden baktığına bağlı olarak değerlendirirsin!
  193. Hüsran; duygularıyla hareket ederek, yanlış ata oynayanların sonunu tanımlayan kelimedir.
  194. İlmime göre elimden gelen her şeyi yaptım, diyebilmenin huzuruyla uyuyabiliyor musunuz?
  195. Sadece Allâh var, “gayrı” kavramına yer yok; diyebiliyorsan; hiçbir olay, oluşum da seni yakmıyorsa, sözünde sadıksın.
  196. Tasavvuf saflaşmadır. İlim, uygulanıp getirisini yaşamak içindir. Değerlendiremediğin bilgi yükündür!
  197. Tanrısını yargılayanların beğenmeyenlerin son durağı, psikiyatrist olur.
  198. İslâm Dini’nde DİN ADAMLARI SINIFI YOKTUR! FETVA ASLA KURTARICI DEĞİLDİR! Kişi fetvaya değil KURÂN’a muhataptır!
  199. Kaybedeceğin şey varsa, kaybetmeye mahkûmsun! Hatta kaybettin bile!
  200. Hayat “an”dan ibarettir; yalnızca yaşadığın “an” vardır, ama unutma ki, o anda yaşadığını geçmişteki “an”ların inşâ etmiştir.

Ahmed Hulûsi'nin Eserlerinin hiçbirinde telif hakkından kaynaklanan herhangi bir tür bedel talebi yoktur.

Ahmed Hulûsi’nin resmi web sitesi www.ahmedhulusi.org, Twitter hesabı: @ahmedhulusi ve facebook hesabı: ahmed-hulusi adresleridir.

Bu adresler dışındaki sosyal iletişim siteleri veya herhangi bir internet sitesinde, www.ahmedhulusi.org adresinden orijinaline sadık kalınarak yapılmış alıntıların dışındaki, Ahmed Hulûsi adı altında yazılan, konuşulan, söylenenlerin hiçbiri Ahmed Hulûsi’ye ait değildir.

 

Allahvesistemi.com Hikmet Şener tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir. Mesaj veya hatâ bildirimi için Bildiri Formunu kullanabilirsiniz.