DOST’TAN DOSTA – 2

Ahmed Hulûsi

  1. Kişinin imanı, kişiyle Yaratanını ilgilendiren konudur. Sen, Allâh’ın onu yaratış amacına saygı duy; sana uyuyorsa değerlendir, uymazsa sövme!
  2. Sevgi, varlığın özüdür ve birini sevmeyen hiçbir varlık yoktur. Marifet, özündekini görüp herkesi sevmektir. Fiilini sevmek zorunda değilsin!
  3. Ârif, nedeni, niçini, nasılı kalmayandır! Her şeyin hikmetini görür, yersiz hiçbir şeyin olmadığını seyreder. Gerisi de dedikoduyla geçer gider…
  4. Rasûlullâh (sav): “Bizi aldatan bizden değildir.” Mümine takiyye yapılmaz! Takiyye yapılan kişi müminse, yapan kişi münafık konumuna düşer.
  5. Kişinin hiçbir günahı olmasa, doğruya sanarak yanlışa sürüklediği insanların vebâli yeter! Hele büyük topluluklarsa! Önderlerin işi çok zor.
  6. Herkes kendi dünyasında farklı şeyler yaşarken, sen de onlara yorumlar yaparak oluşan kendi dünyaNda yaşamaktasın. Duyguların senden sanadır!
  7. “Dilediğimi yaparım” (Kur’ân) diyen Allâh, nerede nasıl yapıyor dilediğini? Cehennemî yanış, “dilediğimi yaparım” diyeni görmemenin cezasıdır!
  8. Psikiyatrideki, “MİSTİK HEZEYANLAR” tanımıyla anlatılan yaşantıyı araştırır öğrenirseniz, toplumdaki pek çok insanı daha farklı görürsünüz.
  9. Domino dizilimindeki ilk taşı devirdiyseniz, sonrakilerin neden devrilmekte olduğunu sorgulamaya hakkınız yoktur! Yaşam, tetikleme sistemidir.
  10. Kâmiller güçlendikçe tevazu, hoşgörü, merhamet, rahmetle açığa çıkarken; gelişmemişler güç sahibi olduklarında bunların tersini ortaya koyar.
  11. Nankörlük; yapılan iyiliği teşekkürle geçiştirmektir. Şükür; verileni değerlendirip, misliyle mukabele etmektir.
  12. Beyin, potansiyelindeki data programıyla kendisine ulaşan tüm bilgilere/data form ve kompozisyonlar oluşturarak hologram dünyamızı oluşturur.
  13. Tüm varlık oluşurken esmâ kompozisyonunda ana isim “el Mudil”dir. Şirk/ikilik anlayışı ve kesret kavramı böyle oluşur. Çokluk anlayışı doğar!
  14. “El Hâdi” ismi açığa çıktığında beyin formunda, insan bilincinde şirk kalkar; Tek, kendini insan aynasında seyreder! Âlemlerini dahi!
  15. Tüccarlar medyayı kullanır; halkı şartlandırır; SEVGİ TİCARETİYLE CEPLERİ DOLDURUR! Seven her gün her an sever, zamanla kayıtlanmaz.
  16. AŞK NEBİSİ Hz. Muhammed’i (sav); AŞK VELİSİ Mevlâna’yı ve daha nicelerini göremeyip; Aziz Valentine’e odaklanan müslümanlara hayretle bakarım.
  17. Yaşamda gerçek sevgiyi bulup yaşayamamış biri bile, hayalinde, ötesinde bir tanrı yaratıp onu sever. Çünkü sevgisiz varlık olmaz.
  18. Allâh’ı bilmeyip, o isimle, ötesindeki bir tanrıyla muhatap olduğunu sananlar; bilsinler sevdikleri karşılarındaki “El Vedûd” olan Allâh’tır!
  19. Her sûrete bürünüp, karşında kendisini sevdiren yalnızca Allâh’tır. Kulu ol, kulun olmasını isteme! Sevgini, benliğine kurban eyleme!
  20. Huves Semiul Basiyr: Algılayıp değerlendirmekte olan “beyin” adıyla tanıdığın Rabbindir! “Sen” yoktan yaratılmış var görünen bir “yok”sun!
  21. İnsanların pişmanlık duydukları yanlışlarının altında çoklukla, ilişkilerinde karşılarındakinin kapasitesini değerlendirememeleri yatar.
  22. Ama bunu düşünememiştim”, “ama bunu hesap edememiştim”, “böyle yapacağını düşünmemiştim” türü cümleler hiçbir kaybınızı geri getirmeyecek!
  23. Gaflet bürümesi, kendini herkesten akıllı sanmakla başlar; çevredekilerin gazına gelmekle sürer; pişmanlık yanışlarıyla devam eder.
  24. Yalnızca, dünyaya ve içindekilere bakıp, “neyleyim dünya saltanatını bana Allâh’ım gerek” diyenler huzurla yaşar. Dünya davasından geç!
  25. Beynini sürekli dünya ve dünyada bırakıp gideceklerin meşgûl ediyorsa, ne huzurla yaşarsın ne de huzurla ölümü tadarsın! Kabrinde de yanarsın.
  26. Herkes hayattan dersler almak için vardır ömrü boyunca. Ancak aldığı derslerden kaçı sınavından başarıyla geçer, işte burasıdır önemli olan.
  27. Seçilmesem sevemezdim! Sevmesem, yoluna baş koyamazdım! Baş koymasam, Allâh’ı anlatmaktan başka işim olurdu! Ne var ki özüm Allâh, sözüm Allâh!
  28. Bedeninin, beyninin, evrenle ilişkisinin nasıl çalıştığından habersiz insanın; hep birilerine önder olup yönetme arzusu ne tuhaftır!
  29. Dedikodusunu duymuşuz Gavsın, Kutbun, Müceddidin, Mehdinin; hemen sevip saydıklarımızı etiketleriz bu isimlerle! Dedikodu bilgin dışında neyin var?
  30. “İnsan için kendi çalışmasının getirisi dışında hiçbir şey yoktur” âyetini iyi düşünün. Herkes sadece bilgi kaynağıdır; uygulamanıza bakın!
  31. Soruyorlar; niçin huzurdasın? İnsanlardan ve dünyadan hiçbir beklentim olmadığı için. Allâh takdirine razı olup, hiçbir kavgaya girmedim.
  32. Takdire teslim olunmuşluğu fark ettirmezse Allâh; asla huzur bulup, seyre giremezsin!
  33. Osmanlı imparatorluğu, tasavvuf düşüncesiyle büyüdü. İngiltere bu birliği ırkçılık ve vahhabi/yukarıda Allâh anlayışı ile sona erdirdi.
  34. Tasavvuf, Bir’liği oluşturur; Yukarıda Allâh var anlayışı ise çıkarcılığı, bencilliği, kavgayı, cehennemî yanışları getirir.
  35. İnsanoğlu, cehennemî yanışları hep kendi beyninde düşündükleri yüzünden yaşar. Yanmamak için bilgi tabanınızı yenileyin.
  36. İçinizde oluşan her duygu bumerang gibi dönüp yeniden size ulaşacaktır! Her beyin ürettikleriyle beslenir! Beynin çalışma sistemini anlasak!
  37. İnsanların arasındaki birlik, saygı, sevginin kalkması; o toplumun çeşitli belâlarla karşılaşacağının işaretidir. Bunları inşâ için çalışalım!
  38. “Düşündüklerinizin sonucunu yaşarsınız”; beyin “seri-ül hisab”ı anında açığa çıkartır. Karşınızdaki kendine; siz kendi kendinize yapıyorsunuz!
  39. Çok uzun yıllardır insanlara beklentisiz ve karşılıksız gerçekleri anlattım ama insanlar çıkarları uğruna kulak tıkadılar. Şimdi gerçekler!
  40. Şeriat anlayışımızı merak eden “İnsan ve Sırları”nı; 5 önde gelen şartı, “İslâm’ın Temel Esaslarını” kitabını web sitemizden okuyarak öğrenebilir.
  41. Abdulkâdir Geylânî’nin “Risale-i Gavsiye Açıklaması” tasavvuf ve vahdet ehline hitap eder, sitemizde “Bilincin Arınışı” ile okunabilir.
  42. Neye neden nasıl iman edilmeli sorusunun cevabı sitemizde “Akıl ve İman” isimli kitabımızda…
  43. Dua Ve Zikir” kitabı beyni geliştirmek, Allâh’a yakîn elde etmek için ne yapmalının cevabıdır.
  44. Allâh hepimize, insaf, hoşgörü, samimiyet, birbirimize sevgi ve karşılıksız paylaşım nasip etsin. Gıybet, iftira, ikiyüzlülükten korusun!
  45. Demir ateşe düşmüş, kendini ateş sanmış! Tâ ki oradan biri çıkartana kadar. Yavaş yavaş soğumuş ve kendini tanımış!
  46. Bal tatmamışa balı; aşkı tatmamışa aşkı tarif edemezsin. Tarife kalırsa balı, zeytinyağı; aşkı, beğenip sahip olmak arzusu sanıp, avunur.
  47. Kimi aşkı yaşar; kimi de avuntusu ve dedikodusuyla, dünya kavgalarıyla ömür tüketir, açığa çıkan Esmâ özellikleriyle. Herkes kendi yolundan gider.
  48. Sorma neden yaptın, diye! Onu yapmak için yaratılmıştı; yapmama şansı yoktu! Her beyin girdilerinin otomatik sonucunu yaşar! EL HASİYB’tir!
  49. İyi düşün sonunda pişman olacağın şeye kalkışma! Olmuş bitmişin geri dönüşü yoktur! Doğmuş çocuğu geri koyamazsın! Doğurmadan önce düşün!
  50. Her düşünce, atılan bir oktur! Doğan bir çocuktur! Ağızdan çıkan dalga dalga yayılır ve her zaman sonucu yaşanır. Pişmanlık yanıştır!
  51. İnsana cehennemî yanışları yaşatan her olayın kökeninde, benlik ve gurur vardır. Bilgi, benlik ve gururdan kurtarmaz. Tasavvufî terbiye gerek.
  52. Karşısındakinde HAKK’ı görmeyen, kavga da eder, hakaret de! “NE YANA DÖNSEN VECHULLÂHI GÖRÜRSÜN” âyetini okuyamamış olan yanmaya mahkûmdur.
  53. “FESEMME VECHULLÂH” âyeti, uyarıdır. Gaflete düşme, Esmâmla sonsuz sûrette görünürüm, sen gördüğüne takılma; ilmine göre değerlendir, demektir.
  54. Ufkunun genişliğini, sahip olmayı hayal ettiğin şeyler gösterir. Kimi et, ot, ya da dünyalık nesneler hayal eder; kimi de sonsuz kuvveler!
  55. İnsanın yaşı yoktur! Beden üzerinden zaman geçer. O da her üç-beş senede tamamen yenilenir, eskisini baz alarak. Sen bir bilgi paketisin!
  56. 70-80 yaşında dediğin eskimiş bedendir. İçindeki bilgi paketi olan insan ise, ya 15-20’dir, yada çok seyrek 25-30! Bir de böyle incele!
  57. Şaşma o 70-80’liklerin hırsına, arzusuna, aşkına! Zira onların her biri ölümsüz bilgi paketleri olarak hâlâ, her dem taze gönüllerdir.
  58. “Allâh, Vekîl” de ve sabret! “La havle vela kuvvete illa Billâh” okumaya devam et, anlamını düşünerek. Mutlaka derdinden selâmete çıkarsın.
  59. Tasavvufun hedefi, Vahdettir (insana hakikatini hatırlatıp yaşatmak). İyi ahlâk derslerini, iyi ahlâk dernekleri veriyor zaten.
  60. Benim görevim, insanlara öğrendiklerimi bildiklerimi anlatmaktır. Ne yapacaklarına, bilgilerine göre kendileri karar verir; sonucunu yaşarlar.
  61. Allâh her kulunu bir görevle yaratmıştır. Herkes varlığında hâkim esmâlara göre görevini yerine getirir. “Ben” diyen, Esmâ’dır!
  62. Herkes kendi özgün programıyla ve kapasitesiyle yaratılmıştır. Basîret sahibi ol, karşındakinin kapasitesine saygı göster. Zorlama!
  63. Ne kadar değişik yollardan, misallerle anlatsam bir türlü anlatamıyorum, dedim; Mevlâna cevap verdi, seslendi: “Uğraşma boşuna. Seni ancak gördükleri ve duydukları kadar anlayacaklar. Gördükleri, ancak kendi anladıkları kadarı olacak.”
  64. Daima gerçekleri konuşan yalnız yaşamaya mahkûmdur. İnsanların çıkarlarına uygun konuşursan yanına koşar, toplanırlar; eleştirirsen kaçarlar.
  65. Arkandan iten yoksa, önünü göremediğin yerde adım atma! Nereye, neye, bastığını görmezsen, üzerine bastığından pişman olabilirsin!
  66. MEKR, Allâh’ın planını göremeyip, indî planlara göre hüküm vermekle başlar! Aceleyle karar vermek, çoğunlukla şeytana tâbi kılar insanı!
  67. İbadetten amaç, algıladığın her şeyde her an dilediği Esmâ özellikleriyle açığa çıkmakta olan TEK’i seyreyler hâlde olmaktır.
  68. TEK’i seyretmekten gaflet, tüm üzüntü, sıkıntı ve ötesinin getireceği cehennemî yanışlar; TEK’i seyir ise sonsuz mutluluğun kaynağıdır!
  69. Beynin fark edilen işlevleri, fark edilmeyen çalışmaları yanında çölde kum tanesi gibi kalır! Yedi milyar beyninden açığa çıkan hep aynı beyinden.
  70. Allâh’a yakîn elde etmek isteyen, “beyin” konusuna eğilsin ve beyni tanımaya çalışsın! Daha beyni tanımayan, onun yaratıcısını nasıl tanır!
  71. Sağdan soldan duyduğunu tekrar etmek asla iman değildir! Kelime-i şehadet okumak, “şahidim” demektir! Neye şahitsin? Ne gördün?
  72. Eserine bak, ustayı tanı! Birini tanımak, sana yararlı mı yararsız mı olacağını anlamak istiyorsan, eserine bak.
  73. Gerçek İslâm Dini’nde “fetvaya uydum” diyerek yanlışa uymanın sonucundan kimse kendini kurtaramaz! Fetva verenin yorumudur, kimseyi bağlamaz.
  74. Güçlenen her birilerini kullanmak üzere bekleyen daha güçlüler vardır. Güç için güçlüye sığınan, köleliği seçmiştir.
  75. Hırsın sonu köleliktir! Özgürlüğün yolu beklentisiz olmaktan geçer! Beklenti, kaybedeceğin kumar masasına oturmaktır! Hırs, borçlandırır!
  76. Kur’ân, “Ulu’l emr’e itaat” diyor. Peki kim bu “Ulu’l emr”? Cemaatlerin hocaları mı, tarikatların her biri kutup gavs olan şeyhleri mi, Cumhubaşkanı mı? “Ulu’l emr = Yönetici” demektir! “Sizden olan yönetici” kime göre? Düşünün! Bugün vicdan, Ulu’l emr mi oluyor artık?
  77. Her bilenin üstünde daha kapsamlı bilen; her plan sahibinin üstünde daha kapsamlı planı olan vardır!
  78. Zâhirin beyefendileri, titanları varsa; bâtının da Ricâli Gaybı vardır! Onlarda hikmet ve kudret ilmi açığa çıkar; zamanlama üstadlarıdırlar. Bu gerçeği gören İbrahim Hakkı Erzurumî, “Deme şu niçin şöyle, yerincedir o öyle; bak sonuna, sabreyle” demiştir. Her şer görülenin sonu mutlaka hayır!
  79. La Tecessesu”; “Birbirinizin özel hâllerini araştırmayın” âyetine uymamakla, zina veya katil yasağına uymamanın farkı yoktur, din indînde!
  80. Herkesin kusurlarıyla uğraşıp kendini pirûpak sanan, canlı cehennem ateşidir. İlişki kuran da yanar! Cehennem gıybet, dedikoducularla doludur.
  81. Gıybet ve dedikoduyu yapan kadar YAYAN DA ölü kardeşinin çiğ etini yemekte olan canlı cehennem ateşidir! Gerçek dindar bunu yapmaz!
  82. İnsanlar en büyük mücadeleyi, hayallerinin boşa çıkması yolunda geliştiğini gördüklerinde verirler. Sükûtuhayal, ölümden beter gelir!
  83. Amigdala korunma pozisyonu aldığında, çaresiz kalmışsa, “saçmalamak” dediğimiz mantıksal bütünlüksüz konuşmalar duyulur. Hoş görün aczdir o!
  84. Seviyorum, deme bana; Sevgiyi dolu dolu yaşa! Sevdiğini göster, hissettir bana! Allâh AŞK’tır! Hû Vedûd!
  85. Mutmainne nefs bilincine eren, rıza hâlinde Rabbine döner; Mardiye kemâliyle yaşar; cennete dâhil olur. Eremeyenin kavgası hiç bitmez!
  86. 1950’de Cerrahpaşa’daki evin penceresinde ilk ALLÂHU EKBER’li ezanı dinlediğimden beri hiç bitmedi halk iktidarına karşı kavga. Allâh’la huzur buluna!
  87. Sizi hesaba çekecek olan yukarıdaki tanrı değil; beyninizi oluşturan Allâh Esmâ’sından “El Hasiyb” isminin özelliğidir. Her an işlevdedir!
  88. Bedensel yaşam ve algılarınızla dünyada; değerlendirmelerinizle, hissettiklerinizle âhirette/berzahta/kabir âleminizde, kısaca dünyaNIZdasınız.
  89. Ölüm, bedensiz kalma sonucu dışsal veri girişi kesilmesiyle kabir âlemi yaşantısına geçiş sürecidir. Yok olma değil! Vicdan (El Hasiyb) süreci…
  90. Kıyamet, bir anlamıyla ESMÂ yapının, şuur/beyine içinde olduğu boyutu algılayacak ortam bedenini yaratıp yaşatması sürecidir.
  91. Beynini oluşturan Allâh isimleri özelliklerinden “El Hasiyb”, anında hesap gören olarak düşündüğünün sonucunu yaşatacak.
  92. Allâh isimlerinden beynindeki EL MÜNTEKİM, yaptığının sonucunu acıma duygusunu devreye sokmadan yaşatandır. Kendine veya karşındakine dönük!
  93. Rasûlullâh (sav): MÜNAFIKIN ALÂMETİ ÜÇTÜR; EMANETE İHANET EDER; KONUŞTUĞUNDA YALAN SÖYLER; SÖZÜNDE DURMAZ!
  94. İslâm’ı dünyaya hâkim kılmaya çabalamak abesle iştigâldir; zira Allâh indînde DİN İSLÂM’dır; zaten her şey O’nun iradesine mutlak teslimdir!
  95. İslâm’daki savaşlar ya nefsi müdafaa içindir ya da tebliğ özgürlüğü için. “RASÛLÜN ÜZERİNDE TEBLİĞDEN BAŞKASI YOKTUR” âyetini iyi düşünün!
  96. YENİLENMEK İÇİN NE BEKLİYORUZ? Ya göremeden gideceksek yenileyiciyi? Biz kendimizi yenilemeye başlasak bir yandan?
  97. Okuduğundaki derinliği anlayamayana anlatabileceğin hiçbir şey yoktur. Cahil itham eder, ârif derinliği çözer! Üstad diyorsan, anlamaya çalış!
  98. Müslümanlık geçmişindeki savaşlar, İslâm tebliğini kısıtlamak isteyenlerin savaşına karşı nefsi müdafaa savaşıdır; toprak kazanma savaşı değil!
  99. Günü kurtarmak için yaşayanların sonu hüsrandır! Sorgula kendini, yaptıklarım günü kurtarmak için mi yoksa yarınıma katkı için mi?
  100. Yarının ne kadar öte? Gün, hafta, ay, sene, ömür boyu ya da ölüm ötesi sonsuzluk mu? Tüm dünya kavgaları ardında kalacak; yalnız gideceksin!
  101. Allâh basîretimizi açsın, kuvvetlendirsin; indîndeki hakikati hazmıyla bağışlasın. Ta ki yaşamımızı o hakikat doğrultusunda değerlendirelim.
  102. Allâh Adıyla İSTİSMAR ancak bu ismin mânâsını bilmeyenlerce, bilmeyenlere yapılır. “ALLÂH” isimli kitabımızı okuyun.
  103. Kim, kim hakkında velîdir diyorsa bu onun zannıdır. Velâyet kubbesi altındakiler ancak birbirini tanır. İlgili hadisi hatırlayalım.
  104. İnsanların ameline şahit olabiliriz ama imanına asla! İman, kişiyle Rabbi arasında bir husustur! Ta ki kendisi iman etmediğini beyan etmedikçe.
  105. Ben insanların imanını ölçüp onları yargılamak, onları gütmek için yaratılmadım. Kulum; kulluğum kadarıyla bildiğimi paylaşırım.
  106. Dünyada varsam, dünyamda Allâh’ı her tecellisiyle seyredip, sûretlerden dolayı hakikatlerinden perdelenmemek için yaşarım. Kulum, şükrederim.
  107. İrfan sahibi, hangi filmi seyrederse seyretsin, oyunculara takılıp Senaristten perdelenmez! Allâh kulu, muhatabının hakikatinden perdelenmez!
  108. İslâm’ın dünyaya hâkim olma derdi yok; insanların İslâm’ı anlayıp Allâh’a ermeye, sonsuz huzur ve saadete ermeye ihtiyacı var.
  109. İslâm’a arkasını dönen, kendi hakikatine sırt çevirip, elleriyle gözlerini kör eder evrensel gerçeklere! Allâh’ı bilmeyen kördür!
  110. Allâh seni, KULA KUL OLMAK İÇİN DEĞİL; öz hakikatini fark edip hatırlaman (zikir) için uyarmıştır Kurân’la. Anlamıyorsan, kölelikten kurtulmazsın!
  111. İlim ehli, ilminden istifade edilmek içindir; tâbi olunmak, kul olunmak için değil! Mahşerde, yanılgınıza kimseyi mazeret gösteremeyeceksiniz!
  112. Rasûl’e (sav) göre kişiye kabre konduğunda üç soru var: Rabbin kim, Nebin kim, Kitabın ne? Kişiye ne mezhebi, tarikatı, ne de şeyhi, hocası sorulur!
  113. Rabbini tanımamış olanın yanması bitmez. Rabbini tanımış olanın ise kavgası kalmaz!
  114. Elin kapı kulpunda, ölüm arkasında; sen ise hâlâ, Rabbine dönmek yerine dünya kavgasında! Allâh ölüm ötesi yaşamın farkındalığına erdirsin!
  115. Öğrendiğin birkaç bilgi kırıntısına göre, hayal ettiğin TANRINA tutup Allâh dersen, yaşamını buna göre kurgularsan, feci! Önce Allâh’ı bil!
  116. Kıyamet alâmeti! İnsanlar kapı arkası ölüm beklerken, zamanı harcıyorlar hiç yoluna! Dedikodu, yalan, iftira, gıybet gırla gidiyor dillerde!
  117. Yarın öleceğinizi haber alsanız; hâlâ, bugün konuştuklarınızı konuşmaya, yaptıklarınızı yapmaya devam eder miydiniz? İmanınız mübarek olsun!
  118. Toplumla bütünleşmeyen hiçbir camia başarıya ulaşamaz; kendi içinde boğulur. Diktatörler bile toplumla bütünleşerek başarıya ulaşmıştır.
  119. Tepeden inme ergeç dipten püskürtülür!
  120. Başarılı önder; inancını, hedefini topluma yayıp onlarla beraber yürüyendir.
  121. Dünyada demokrasi yoktur. Demokrasi görünümlü devlet rejimleri vardır. Toplumla bütünleşmiş görünümlü tepe yöneticiler yaşamı dizayn eder.
  122. Boğulmamak için zorunlu olduğun şey, Kurân’ı anlamak, Rasûlullâhı (sav) anlamak ve gösterdiği yoldan Sünnetullâhı çözerek gerçeği görmektir.
  123. Dünya hayatı oyun, eğlence ve savaştan ibarettir! Tıpkı rüyalar gibi! Allâh ehli bunlarla kayıtlanmaz; seyreder senaryoyu yazanı ve oyuncuları…
  124. Rabbin şirki kesinlikle affetmez; nankörlüğe karşı ise Seriül hisab (hesabı anında gören) ve Züntikâm (acımadan yapılanın sonucunu yaşatan)dır!
  125. İnsanlar arasında güvensizlik, hırs, kin, düşmanlık arttığında, beyinlerinden yayılan dalgaların frekansı son derece sıkıcı bulut oluşturur. Stres bulutlarının kapladığı alanlarda yaşayanlar ne yapsalar mutlu olamazlar, sürekli gerginlik, huzursuzluk ve kavga isteği duyarlar. Birbirlerine sevgi, saygı, güven, yardımcı olma düşüncesindeki insanların oluşturduğu dalgaboylarının frekansı ise, rahatlama sakinlik sağlar. İnsan bulunduğu ortamdan kaçma duygusu hissediyorsa şiddet frekansı; ortamdan ayrılmak istemiyorsa karşılıklı sevgi dalgaları hâkimdir orada.
  126. Kurân’daki “SÜNNETULLÂH” tâbirinin mânâsını anlamamışsanız, yaşadığınız sistemi asla anlayamazsınız ve sorularınız hiç bitmez! Yangınlarınız da!
  127. Evrendeki tüm canlılar, tek bir sisteme göre hayatiyetlerini sürdürürler; gelen bilgi>işlenen bilgi>sonuç bilgi. Yaşam otomasyonudur bu! Kurân’daki SÜNNETULLÂH tanımı bunu ifade eder ve her şey buna tâbidir; bu sistem asla değişmez ve istisnası yoktur!
  128. Beyin, et beyin değildir; orijini dalgaboyu/enerji türevi beyindir ki “cin” denen yapılarda da aynı beyin vardır! İspatı Kurân’daki cin âyetleri…
  129. SÜNNETULLÂH’a göre; gelmeyen bilginin sonucunu da yaşamazsın! Duymadığın, kulak vermediğin, görmediğin şeye üzülüp yanmazsın!
  130. “İlle de böyle olacak veya olmalı” varsa sende, yanma günlerin bitmemiştir; çünkü öyle olmayacaktır. Her birim kendi programını uygulayacaktır!
  131. İlâhi sarhoşluk, şahit olunan teklik hâlinin mânevî sarhoşluğu. O müşahadeye “şaraben tahura” denmiş. Ben kavramı kalkar, yalnızca TEK!
  132. Birisi diyor ki, sekr yani sarhoşluk hâlinde şatahat söylenir; muhatabı, hocam içki haram değil mi, velî içer mi!! Varlıkta TEK’i görme hâli…
  133. Günümüzdeki seyri… Evrende her şeyin hakikati data/bilgi! Evren dalga/data okyanusu. Birimler yok TEK VAR! Bilgi bilgiyi bilgiyle seyirde!
  134. Aklını, zekânı arttıramazsın çünkü onlar beynin çalışma mekaniği ile ilgilidir. Oysa bilgini arttırabilirsin ki bu beyin kapasitesidir. Bu yüzdendir ki Kurân’da “Rabbim ilmimi arttır” duası önerilmiştir. İlim/bilgi/data; beynin daha kapsamlı, daha büyük resim görmesi içindir.
  135. “Allâh için” bahanesiyle, hırsların zirve yapıp, her türlü İslâm ahlâkı dışındalığının mübah görüldüğü ortamda, yüzünü Allâh’a dönüp yakîn dilemek…
  136. At gözlüğü takılmış bostan kuyusu çevresinde dönmekte olan beygirden; ufku sonsuz çılgın küheylânın performansı beklenmez! Seyredin gitsin!
  137. Teslim alınıp kullanılanlar, hırslarının esiri olmuş kölelerdir! Özgür beyinler, beklentisiz olup, hırslarını kontrol etmeyi bilenlerdir.
  138. Basîretli önder, işin nereye gittiğini gören değil, nerelere kadar uzanabileceğini sezen ve ona göre tedbirini alandır.
  139. Akıllı kaptan gemisini kurtaran değil, gemisini riske sokmayandır! Gemi yara aldıktan sonra kurtarmak, kaptanlığı sorgulatır!
  140. “Değer mi?” sorusunu sormayan, “değer miydi?” sorusuna muhatap olur ki; iş işten geçmiştir zaten o zamanda!
  141. Hüsrandan ders almayanın takdirindeki, yeni hüsranlardır! Ders almayan, ibret olmaya devam edecektir!
  142. Beynin evrenin özüdür! Beyninde açığa çıkanlar, evrende farklı noktalarda açığa çıkan özelliklerdir. Kendini tanı!
  143. Fark edelim! Ne beynin nöronlarının sayısının ne de evrenin yıldızlarının gerçek yapının tanımıyla ilgisi yoktur! Bunlar göze GÖREDİR!
  144. Nöronlar ve yıldızlar hakkında göze göre konuşuyoruz ki; bunlar data/bilgi okyanusunda hiç hükmündedir. Data boyutuna ermeyen, dedikodudadır.
  145. Şefaati şu an, yaşarken değerlendirmeyenlerin, âhirette değerlendireceğini mi sanıyorsunuz? Bugün kazanmadığınızı âhirette kazanamayacaksınız!
  146. “Kur’ân Çözümü”nde “Biiznillâh”ın mânâsına bakın. Senin beyin programını/fıtratını oluşturan Rabbin izni yoksa kimse sana şefaat edemez demektir.
  147. “Biiznillâh”, bağlanan zamirin, fıtratı/oluşturulmuş beyin programı anlamına gelir. Ötedeki bir tanrı anlamında değil!
  148. Şefaat; bize yaşadığımız dünyamızın ve yaşayacağımız dünyamızın gerçeklerinin bildirilmesidir. Değerlendiren şefaate nail olmuştur, Biiznillâh.
  149. Çevrendekilerin kölesi olmak istemiyorsan, sana yaptığından hesap soranlara, “sana ne” demeyi öğrenmelisin!
  150. Herkes herkese karışıp şöyle/böyle yap deyip duruyor; kendi aklına göre! Oysa herkes kendi programını uygular! Sen ne dersen de!
  151. Allâh üzerine haktır ki, herkesin gerçek yüzünü ergeç açığa çıkartır! Herkesin, herkesi gerçek kişiliğiyle göreceği gün kesinlikle gelecektir.
  152. Ancak Allâh’a yakîni yaşayanlar karşılıksız verir ve beklentisiz yaşarlar! Çünkü bilirler ki, veren de O’dur, alan da O!
  153. Kimi anlamaz, kimi de anlamadığını anlamaz! Anlamadığını anlamayana anlatmaya çalışmak beyin israfıdır! İsraf haramdır! He, deyin geçin!
  154. Zulümler yaygınlaştığında Aziyzün Züntikâm devreye girmek üzeredir! Bekleyelim görelim. Kimlere şehadet verilecek, kimler yangınlara düşecek!
  155. “BEN”, Rabbinin/beyninin (et gördüğün değil) yoktan yarattığı bir sanal yaratıktır!
  156. Beyninin hakikati, Rabbin olan Esmâ ül Hüsna’dır! Geçmişte, mecaz misalle anlatılanı deşifre etmezseniz, hayal dünyasında geçer gidersiniz!
  157. “Ben” diye başlayıp gerisini nasıl istersen tamamladığın her fikir/fiil; “ben” sözünden 6 saniye önce beyin otomasyonu içinde olup bitmiştir.
  158. Birisini bağışlamak, gönlünde ona karşı artık kırgınlık olmamasıdır. Bağışlayabilirsin ama mesafeni de koruyabilirsin. Aldığın dersi değerlendir!
  159. Tüm astrolojik etkiler ancak ve sadece Rabbinin izniyle/elvermesi, sonucunu oluşturur. Aynı etki herkese eşit gelir. Fark, kişisel bilgidedir.
  160. Allâh, fiysebilillâh ölen müslümanlara şehadet mertebesi ihsan edecekse, kimse engel olamaz! Zâlimler zulmün sonuçlarını yanarak yaşayacak!
  161. Ancak ölüm ötesi sonsuz hayata ve Allâh’a imanı olmayanlar İslâm Dini’ne karşı çıkıp, müslüman kardeşlerine sahip çıkmaz.
  162. Kurân’a, Rasûlullâh’a (sav) ve O’nun tanımladığı “Allâh” kavramına imanı olmayan insanların, din birliği olmaz!
  163. Mısır’da katliam var ama, İslâm düşmanları ve vicdansız müslümanların gıkı çıkmıyor; bu durumu protesto bile edemiyorlar. Sıra susanlara gelir!
  164. Suçları Allâh’a, Kurân’a iman edip buna göre yaşamayı istemek! Cezaları İDAM! Firavuna dünya suskun!
  165. Ne olursa olsun, İslâm’a karşı güçler sonunda kaybedecek; Dünya Kelime-i Şehadet gerçeğiyle yüzleşecektir!
  166. Ve gün gelir ölümü tadarsın; hakikatini tanıyamamanın acısıyla ne yapacağını bilemeden âkıbetine sürüklenmeye başlarsın! Biraz düşün bunu!
  167. Ve gün gelir tüm düşünce ve fiillerini bir sinema gibi seyreder; vicdanının Hakkanî bakışıyla kendi kendini yargılarsın!
  168. Bu yaşıma geldim hâlâ insanların duygusal davranışları yüzünden pişmanlıklarını seyrediyorum. Anlık duygu, ömürlük çile…
  169. Hayırlı Cumalar. İnsanları cennete ulaştıracak olan Kelime-i Şehadetin anlamını yaşamaktır. Kelime-i tevhidin anlamı nedir?
  170. Tüm hayatınca kendini beden sandın ama şimdi gördün ki bedensiz ve ölümsüz varlıkmışın! Sonra biri gelir ve ne kadar hazırsın bu ortama derse?
  171. İftiracılara muhatap olanın üstü çamurdan kurtulmaz! İftiranın kaynağına bak, iftirayı anla!
  172. Belki de bu sabah başarırsın yaşamdan amacım ne, hedefim ne, önceliklerim ne, diye kendini sorgulamayı. Lütfen samimi ol kendine!
  173. Hep aklıma geliyor yazacağım, unutuyorum; ille her söylenene cevap yetiştirmek zorunda mıyız? Dinleyip geçsek, kendimizi tutmayı öğrensek?
  174. O’na selâm olsun ki, O yeryüzünde yaşamış en muhteşem Allâh Esmâsı bileşimi, en muhteşem beyin, en muazzam Ruh ve en mükemmel Rasûl ve Nebi!
  175. Kurân’da “peygamber” kelimesi geçmez. O, Rasûl ve Nebi olarak tanımlanır. Dinin inceliklerine vakıf olmayanlar postacı anlamına kullanır.
  176. “Biz ve onlar” anlayışıyla yaşayıp “onlar”ı dışlayanlar sonunda “onlar” tarafından dışlanacaklarını düşünemediler!
  177. İlmin haysiyetini korumak, zamanını ne için harcadığına bakmakla mümkündür! Şu soruya cevap ver: Zamanın ne kadarını dünyada bırakacağın şeylere harcıyorsun, ne kadarıyla sonsuzluğa hazırlanıyorsun?
  178. Aslında tek istediğim, Allâh ve Rasûlünün kendisinden razı olduğu bir kişi olarak âhiret yaşamında yer almak! Allâh bunu nasip etsin!
  179. Birini seviyorsanız gerçekte o sevdiğinizin Hakk’ın Esmâsı olduğunu bilin ve ona göre hakkını verin bu sevginin. Sûretin ardındakini görün!
  180. Şimdi yapılacak en güzel şey, Allâh’a dua etmek; yarın pişman olacağımız tüm duygusal davranışlardan ve hırsın yol açacaklarından korumasını istemek!
  181. Rabbimden dileğim, samimiyetle kendisine yönelmişlere hidâyet/hakikati görme ve hazmetme kuvvesi vermesi; bunu istemeyenlerden beni uzak etmesi!
  182. Düşündüm de herkesin ‘iyi, benim bildiğimdir’ dediği bir ortamda, aklı olan kimseyle tartışmaz! Fikrini söyler geçer. Dileyen alır dileyen almaz.
  183. Acaba istediğin olmayınca Allâh böyle dilemiş deyip karşındakine kızmadan hoşgörmeyi başarabiliyor musun? İman budur!
  184. Benim derdim; insanları duyduklarını, ezberlediklerini tekrarlamaktan kurtarıp, her bilgiyi, sorgulayarak böylece düşünmeye başlatmak.
  185. Kaç yaşına geldim hâlâ insanlara kendi hakikatlerini sorgulatmaktan vazgeçemedim! Ölümsüz olduklarını bir fark ettirebilsem!
  186. Artık bu saatten sonra gerçekleri görmemekte ısrarlı olup, bilimsel bulguları kâle almadan, mecaz misal dünyasında avunanlara, Selâmet dilerim!
  187. Ben sadece seyirdeyim! Tanımasaydım Allâh’ı, 30 yıla yakın kitaplarımın okunmasını ve yayınlarımın dağıtımını yasaklatanlarla savaşırdım! Bekliyorum, elbette devran dönecek ve gerçekler herkes tarafından anlaşılacaktır. Biz karşılıksız paylaşıma devamla kulluktayız.
  188. Demir tavında dövülür; sonsuz yaşamın bu dünya hayatında inşâ olunur! Treni kaçırdıysan keyfine bak, dövünmenin getirisi yoktur!
  189. Allâh yaratısı hiçbir insan ve mahlûk, özürlü kusurlu değildir; yaratılış nedenselliği vardır. Bu nedenselliği “OKU”yamayan onu itham eder.
  190. Hiç kimse elindeki nimetin kıymetini bilmez, biliyorum sanır; ta ki onu kaybedene kadar. Kaybedince anlar. O zaman da iş işten geçmiş olur.
  191. Başkalarının neler yaptığıyla uğraşacağına ölüm ötesinde nelerle karşılaşacağına kafa yorsan en hayırlı işi yapmış olursun!
  192. Allâh Kurân’da kullara emretmemiş, teklifte bulunmuştur. Emrine itaat etmemek mümkün değildir! Emri “OL” demesidir ve olur o şey! (Yâsin:82)
  193. Birisinden yüzçevirmeden önce çok düşünün! Ya o kişi sizi tekrar görmek istemeyebilir, ya da tekrar görmenin bedeli size ağır gelebilir.
  194. Hor görmeyin hiç kimseyi! Her birimin Allâh kulu olduğunu, Rabbinin orada dilediğini yaratmakta ve yapmakta olduğunu hatırlayın!
  195. Benliğinden geçirtmeyen sevgi, sadece beğenidir, geçici hevestir! Aşk, sarhoş eder! Seven sevdiğine benlik sergilemez!
  196. Aynı şeye bakan pek çok kişiden, pek çok farklı hüküm, yorum çıkıyor, niçin? Çünkü beyinlerde farklı bilgi tabanı ve farklı dünya mevcut.
  197. Herkes kendi beyninin bigi tabanının oluşturduğu dünyasında yaşadığından, aynı yerde biri ağlarken biri gülebilir. Yanyana iken iki rüya gören!
  198. Kabir âlemi, ölümsüz beyninin şuur dünyasıdır. Şu anda da, sonsuz gelecekte de hep o dünyanda yaşamaktasın! Şu an biyolojik, gelecekte ruh bedenle.
  199. Dünküleri tekrarla dünden öteye geçemezsiniz! Bugün yeni bir şey öğrenerek yarını inşâ edin, çok geç olmadan!
  200. RUH isminin üç anlamı vardır. Ölüm ötesi beden anlamına kullanılması ikinci anlamıdır. Şuur, bu beden/yapıyla sonsuz yaşar.