DOST’TAN DOSTA – 2

Ahmed Hulûsi

  1. İnsanların kalbini okuyamıyorsan onları değerlendirmen için tek yol yaptıklarına bakmaktır. Beşerî kabullerle değerlendiren sonuçta yanılır!
  2. Ölüm ötesi yaşama inanıyorsanız kimseye körükörüne tâbi olmayın. Yanlış yapıyorsa o size mazeret olmaz. Yaptığınızın sonucunu yaşarsınız.
  3. Beşerî duyguların bir sonu vardır. Sevgi de buna dâhil. Yalnızca Allâh’a âşık olanın aşkı bitmez, benliği O’nda eriyip mahvolmadıkça.
  4. Sevdiğinin sana tâbi olmasını istiyorsan ergeç ondan bıkarsında! Yollar ayrılır bir gün! Beraberlikler aynı pencereden aynı alana oldukçadır. Evlilik ev beraberliği değil, yaşama ve ölüm ötesine bakış beraberliğidir. Bu beraberlik farklı bakışlara dönüştüğünde evlilik biter.
  5. Sonunda neyin varsa dünyada kalacak. Allâh için yaşa, Allâh için dost edin. Allâh’a hesap vereceğini bilerek adım at. Allâh’la aran kapanmasın!
  6. Mahalle baskısı, çıkarı olanları çıkarları yönünden vurarak esir eder. Allâh için yaşayana mahalle baskısı etki etmez. İnandığın gibi yaşa!
  7. Ölümü tattığında sana başkalarının yaptıklarının hesabı sorulmayacak! Başkalarının hayatını sorgulayacağına aynaya bak! Kendinden sorumlusun.
  8. Bir yanlış yapanı taşlayalım diyenlere İsa a.s.’ın cevabı: İlk taşı günahsız olanınız atsın!
  9. Kimsenin kimseyi suçlama hakkı yoktur, o kişi birisine bilfiil zarar vermedikçe. Herkes hesabını Allâh’a vermektedir. Beğenmediğinle görüşme!
  10. Haddini bilmezlik insanların işine burnunu sokmakla başlar. Bilfiil seni ilgilendirmeyen iş hakkında hüküm vermek edepsizliktir!
  11. Bizâtihi işin içinde değilsen o olayın gerçeğini bilmiyorsun demektir. Bu da dedikoduya dayalı hüküm vermendir ki vebal olarak kişiye yeter.
  12. Basit insan; böyle olmuş, der ve kabullerine GÖRE olayı yorumlar. Gelişmiş insansa neden böyle olmuşu sorgular ya da yorumsuz geçer!
  13. Hayatta hiçbir olay göründüğünden ibaret değildir. Perde arkasını bilmeyen, sahnedeki rolüne göre oyuncuyu tanımlayan gibidir. Senarist?
  14. Beşer şaşar. Kul, kusursuz olmaz. Dünyaya beşerî kusurlardan arınıp Hakikatimizi keşfe geldik. Ne mutlu etrafla uğraşmak yerine kendini tanıyana!
  15. BÜYÜ YAPAN DA, BÜYÜ YAPTIRAN DA İMANSIZ ÖLÜR. DÜNYASI DA ÂHİRETİ DE CEHENNEMDİR.
  16. Ne devir! Ortalık astrolog görünümlü büyücüden geçilmiyormuş. Takdire isyan edip, büyü yaptırmak imansız ölüme işaret olabilir.
  17. Önyargılardan kurtulmayan, mahalle baskısı esaretinden özgürlüğünü alamayan hürriyetin tadını tadamaz ve keyfini çıkaramaz!
  18. Kişiliğin etrafın dediğine GÖRE şekilleniyorsa, mükemmel bir kölesin. Kendini tanı! Özgürlüğün bedelini öde! Yaşamına ilminle yön ver!
  19. Ölüm ötesi yaşama çırılçıplak ve hatta belkide bedensiz geçiş yapacaksanız. Yanınızda hiç kimse olmadan. Bu ne demektir düşündünüz mü hiç?
  20. Allâhım sevdiklerini dost eyle, senden ayrı düşmüşlüğü yaşattıklarından uzak eyle. Sana yakîn sağlayan fiilleri kolaylaştır, kendimden kurtar!
  21. Dünya yaşamı Allâh sistemini kavrayıp hazmedebilecek olgunluğa gelmek içindir. Bu arada hazımsızlıklarımızdan dolayı da bol bol yanarız elbet.
  22. Benlik, bencillik, hased, kıskançlık hep arınılması gereken hasletlerdir ki bunlardan arınma süreci hep yakıcı olaylar yaşatır. Hazmı kolaylaşa!
  23. Allâh sistemine göre herkes, yaptığının sonuçlarıyla karşılaşır.
  24. Allâh için sevmek demek, sevdiğinde hata kusur görmemek demektir! Görüyorsan, nefsin için seviyorsun, Allâh’ı görerek değil!
  25. Kimi aklıyla sever; hatalarıyla kusurlarıyla yanlışlarıyla. Kimi kalbiyle sever; olduğu gibi olumsuz görmeksizin, yapılanları hikmete bağlar.
  26. Allâh’a olan sevgin, O’nun yaptıklarına rızan kadardır. Her şeyi ben yarattım, diyene rızan yoksa, kime neye iman ediyorsun sorgula!
  27. Sanırım âhirette insanlar sırtlarındaki en büyük vebal olarak, hakikatini bilmedikleri konularda verdikleri hüküm ve gıybet günahını görecek.
  28. “GIYBET, ZİNADAN 36 kat daha şiddetlidir” Hadis. Zinadan korkup, yapanları cehenneme gömenlerin, gıybet ve iftirayı hiç önemsememesi ne garip!
  29. Ne enteresan! Seyahate gidip 15-30 gün kalacağın yere dair her şeyi öğrenmek istiyorsun da ebedî kalacağın ortam ve şartları araştırmıyorsun…Dünyaya geri dönemeyeceksin, reenkarnasyon masal! Hazırlıksız gidiyorsan o ortama, gittikten sonra da hiçbir şey yapılamıyorsa ne olacak hâlin…
  30. Hayat, Allâh’ın sonsuz yüzlerini hazım içindir. Yüzüne gülüp türlü sevgi sözcükleri yazıp çizenlerin, arkandan neler yaptıklarını hazmedebilmek!
  31. Sorgulamadan, araştırmadan her söyleneni olduğu gibi doğru kabul edip yoruma başlıyorsan (dediklerim dâhil) kendine yazık edersin. Araştır!
  32. Sen beyinden ibaretsin ebeden ama bu et beyin değil, ölümsüz, ölümü de tadacak beyin. Beynindekilerle de geçip gideceksin! Yükün ne kadar?
  33. Âli İmran Sûresi (26-27): Dilediğinde Azîz, dilediğinde zelil olarak EZ ZÂHİR! Ölüden (hakikat ilminden gâfil) diriyi (hidâyetle) çıkartırsın!
  34. Kur’ân-ı Kerîm’i neden anlamıyoruz defalarca okusak da… Anlaşılmaz kitap deyip bir kenara koyuyoruz? Zaman ayırıp okuyun.
  35. Rasûlullâh Muhammed a.s’a iman etmeyenin Allâh’a imanı olmaz; sevgisi/kavgası zihnindeki tahayyülü olan tanrısıyla olur!
  36. Ey insanoğlu ne yaşayıp hissedersen et, yaşadıkların iç dünyanın getirisidir. Ne var ki, her hissettiğini yaşadığını mutlaka dışarıdan bilirsin.
  37. Yalan üzerine kurgulanan tüm senaryolar, bir süre doğru sanılsalar bile, er geç gerçek açığa çıkar. Bunu kavra, dilediğince konuş!
  38. Din, beşeriyet yaşamı için gelmemiştir! Din, insana hakikatini hatırlatmak ve bunun gereğini yaşaması için gelmiştir. Bu insanı da Kur’ân, “Halife” ismi ile tanımlamıştır!
  39. Rasûlullâh Muhammed a.s’dan önce hiçbir Nebi âhiret yaşamının gerçeklerini, sistemini anlatmamıştır. Allâh sistemini açıklamamıştır.
  40. İnsanın kendini tanıması “tanrı”dan “Allâh”a geçişiyle mümkündür. Tanrı uludur mu? Tanrı kavramı, insanın hapisanesidir.
  41. Hayatında bir kere ezan “OKU”yabilen cennete erer!
  42. Kendini yalnızca biyolojik beden ve ondaki kuvvelerden ibaret sanmakla hayatının en büyük yanlışını yapıyorsun. Din, tanrıya tapınman için değildir. Din; sana, tanrı olmadığını, Allâh adıyla işaret edilenin özellikleriyle var olup, kendini beşerî özelliklerinin ötesiyle fark etmen içindir. Bütün sûfiler “dışında arama, kendinde ara; kendinin ne olduğunu sorgula” demiştir. Bugün bilimsel yoldan da bu gerçeği fark etmek mümkün.
  43. Garabet örneği: “A.H’yi hiç tanımadım, tanıyanı da tanımadım, kitabını da okumadım” ama diyorlar ki(!) şudur budur!!! Dedikodu meddahı! Sitemiz ortada. Tüm yazdıklarımız sesli görüntülü anlattıklarımız sitede youtube kanalında açık. Tüm fikirlerimiz yerimiz belli.
  44. Düşünen beyine sahip olanlar sorularına cevap verecek birilerini ararlar. Düşünemeyen beyni olanlar da dedikoduyla ömür tüketip, diyorlar der.
  45. Allâh hiç kimseyi yakmaz ateşte. Allâh sistemini anlamayanlar sisteme ters düştükleri için yanarlar, elini ateşe sokan gibi! Sistemi anla!
  46. Rasûllerin teklifleri sistemin realitelerini fark edip yanmaman içindir. Allâh sistemini “OKU”yup gereğini uygulayan korunur ve yanmaz!
  47. Seni yakan şey hiçbir zaman olay değil o konudaki şartlanman veya kabulündür! Bunu çok iyi düşün!
  48. KORKMAYIN BEYLER! Kendi hâlimde köyümde yaşıyorum. Ne siyasileri tanıdım ne siyasetle ilgim var. Siyasilere ziyaret ettikleri şeyhleri yeter. Âhir ömrümde kimseye muhtaç olmayacak kadar ekmeğimi de veriyor Allâh! Dünyanıza ait hiçbir şeye ihtiyacım yok! Sağlık ve imanıma şükür! Şükür ki, ne kimsenin benden beklentisi var, ne de benim kimseden beklentim var! Bana Allâh yeter! Dünyanız ve içindekiler sizin olsun!
  49. Balın şifa olduğuna inanmanız balı yemedikçe faydasızdır. İman da, inanıyorum demek de gereği uygulanmadıkça fayda sağlamaz!
  50. “Beni yakan hep kabullerimdir, o kabullerim olmasa böyle yanmam” bilgisi de hiçbir şeyi değiştirmez; ta ki o kabullerinizden arınmadıkça!
  51. Ölüm ötesi yaşamda geçerliliği olmayan ne yükleriniz var sırtınızda hiç düşündünüz mü? Oysa onların yüzünden şu günlerde hayatınız cehennem! Etraf yüzünden hayatınızı cehenneme çeviriyorsunuz. Oysa ölüm ötesinde hiçbiri sizle olmayacak! Hak bildiğiniz yoldan sapmayın etraf yüzünden.
  52. Akıl, hikmeti görsün için yaratılmıştır; Kalp, kudreti açığa çıkarmak için. Kalp, insana aittir; Akıl insansıda da bulunur. Kalp, halifenin açığa çıkış kapısıdır insan adını alarak. İnsan zâlimdir hakikatinin hakkını veremediği için; Cahildir hakikati âmâ olduğundan.
  53. Her şeyin varlığı Allâh’ladır; oysa o şeyde varlık gafletle devam eder. Allâh Zâtıyla var kıldığından mutlak gizlidirki, varlığı sürsün onun.
  54. İstersen “Allâh”ı ötele, dünya âhiret yanmaların bitmesin; istersen “yok”luğunun farkındalığıyla yaşa, seyrin Allâh olsun!
  55. İlişkinde başın ağrımasın istiyorsan muhatabının Allâh tarafından ne amaçla yaratılmakta olduğunu keşfetmeye çalış; ötesini de ondan bekleme!
  56. Allâh Celâliyle Zâhir oluyorsa, gadap tecellisinde ise, edep, O’na karşı çıkmak değil, sessizce dinleyip seyretmekten geçer.
  57. Dua, senin sende açığa çıkmasını istediğin şeyi Allâh’tan istemektir. İlmine göre istediğin neyse onu dua edeceksin, isteyeceksin Allâh’tan! Dualarınızı türkçe yapın! Allâh, senin hakikatindir, özündür, varlığındır. Allâh’a dua; senin düşündüğün, konuştuğun dil neyse, o dil ile yapılır. Sadece salâtta yani namazda okuduğunuz âyetleri Arapça okumak zorundasınız!
  58. Dünyaya doğurtur Rahimden Rahman, baba etiketiyle etiketleyip kendini. Ölmeden öldürür Kahhar benliğini, mürşid adıyla etiketleyip kendini!
  59. Dünyaya doğan sürüyle de; Dünyadan melekûtuna doğan ne kadar acaba? Melekûtumuza yol olduğundan kaçımızın haberi var ki? Fark ettire Rabbimiz!
  60. Bir inanabilsen ölüp toprak olmayacağına! İnanabilsen Allâh halifesi olduğuna ve bunu keşfetmek için Dünya’da varolduğuna; cennete girersin!
  61. Ötendeki bir tanrı ile değil, Kurân’a göre, şah damarından yakın (beyninin derinlikleri) olan ile muhatapsın. Hitabın dışa değil özüne!
  62. Seni her an senden seninle izleyen, hesaba çekip sonucunu yaşatıyor veya erteliyor. Bil ve dilediğin gibi yaşa! Sonunda gelecek başa!
  63. Rasûlûllah’a, bildirdiği “Allâh”a, Kurân’a, âhirete inanıp; dünya kavgalarından uzak durup, ölümsüz yaşam geleceğine hazırlanana Selâm olsun.
  64. Kimse mezara yanında biriyle girmeyecek. Kimseye başkasının günahları sorulmayacak. Herkes kendi düşünce ve fiillerinin sonucuyla karşılaşacak.
  65. Aklınız veya imanınız varsa, sizi dünyada bırakacaklarınızın kavgasını yapmaya tahrik edenlere kapılmayın, cevap vermeyin. Adam olan, tartışmaz!
  66. Allâh bu dünyada âlimi cahille, akıllıyı deliyle, varlıklıyı hasedçi ile, güzeli kıskançlarla, çok sevilenleri dedikoducu müfterilerle sınar.
  67. Keşke bu dünyada yaratılan insanlarda irtifa göstergesi olsaydı! Herkes kendi manevî yüksekliğini görüp takip edebilseydi! Kendini nerelerde sananların gerçekte nerede olduğunu, yüksekten uçuyorum diyenlerin bacaklarını neden ağaçların çizdiğini görebilseydik!
  68. Kadir camilerde mi aranır? Gökten mi başına iner? Gece metaforu neyi anlatır? Kadr süreci ne olur? Düşün, gerçeği gör!
  69. İNZÂL kelimesinin İNMEK olarak çevirisi yanlıştır. Gökten inmiş bir şey yoktur! İnzâl, Rasûlün gaybındaki ilmin akıl boyutunda açığa çıkmasıdır.
  70. İnsanın hakikati ve dahi gaybı olan Esmâ mertebesi ilmi, Cebrâilî kuvve metaforuyla anlatılan akıl düzeyinde vahiy olarak açığa çıkar: İNZÂL!
  71. GECE; insanın gayb/bâtın yanının sembolik anlatımıdır. Kişinin kendi hakikatine benliksiz yönelişi sürecidir. Kur’ân mekânsallıktan söz etmez.
  72. Madde kavramının beynin algısı/yaratısı olduğunu kavrayamayanlar Kurân’ı da maddesellik/mekânsallık esasına göre yorumlar. Ucu gökteki tanrı!
  73. Yukarıda, uzayda tanrı var; onun yanından melekler dünyaya iniyor anlayışı, bilimin de tespitleri ile iflâs etmiştir. Olay dışsal değil, içseldir. Allâh’a varacak yolun; dışsallığında, uzayda değil, özüne, nefsinin gerçekte sâfiye olan hakikatine doğru… Hesap görücü Allâh, beyninin hakikati!
  74. Allâh kimseye akıl tutulması yaşatıp, hüsranla dünyadan ayırmasın! Dünyada önemli bir akıl tutulması yaşatan etkiler mevcut! İzleyin!
  75. Milyarlarca insanın açlık susuzluk çektiği dünya ortamında hâlimize şükürde değilsek, gerçekten nankörlerdeniz. Kazandım deyip, kendinden bilme!
  76. O yokluk yoksulluk ortamında yaratılsaydın, bugünkü nimetlerin hangi biri elinde olacaktı çok çalışsan bile! Allâh’ın takdirini görmeyen kördür!
  77. Her şey Yaratanın takdiri sonucudur! Seçimini yaparken kullandığın tüm argümanlar dahi Allâh’ın hibesi sonucu oluşmuştur. İyi düşün! Şükret!
  78. Kurân’ı anlayamıyoruz çünkü pek çok konu misallerle metaforla anlatılmış, ama onlar bize reel gerçek olarak takdim ediliyor. (17:89)
  79. Türkiye’nin yüzde 99 müslüman olduğu masalını bırakıp gerçeği görelim… Müslüman ama hiç Kur’ân okumamış! Dedikoduyla edinilmiş müslümanlık bilgisi! Müslümanlığı dedikodu yollu oluşmuş, anamdan dedemden imamdan şeyhimden duydumkiyle İslâm Dini hakkında hüküm verenler, kendilerini kandırır.
  80. Uzun yıllarını İslâm Dini’ni anlamaya vermiş insanları eleştirecek kişilerin de en az onlar kadar bu konunun içinde olması gerekir.
  81. Hayatını İslâm Dini’ni anlamaya vermiş insanların bazı temel noktaları gözden kaçırıp yanlış yorumlar oluşturmalarında hüküm Allâh’a aittir.
  82. Herkes bizzat dinini Kur’ân ve sahih hadisleri ihtiva eden hadis kitaplarından öğrenip sorumluluğunu kendi sırtlanmalıdır. Zira olay, ferdîdir. Hiç kimse falanca beni yanılttı mazeretiyle âhirette kendini kurtaramaz! Mazeret âhirette geçersizdir, Kurân’a göre! Gerçeği bulmak zorundayız.
  83. Bir Ramazan daha geçti! Mübarek oldu mu? Ne kattı, kazandırdı yaşamınıza? Neler değişti hayatınızda Ramazan bereketiyle ki bayram yapasınız?
  84. Tüm takip edenlerimin Ramazan bayramının sağlık huzur afiyetle geçmesi ve gerçek Bayram olan Allâh rızasına ermeyi nasip etmesi niyazıyla!
  85. Allâhım apaçık itiraf ederim ki her an her zerrem kudret ve ilminle açığa çıkmakta! Yaratanımsın her an yeni bir şanınla. Teslimim hükmüne!
  86. Allâhım irsâl ettiğin Rasûlünün bildirdiklerinin tamamına yakînen şehadet ederek bundan sonraki tüm yaşamımda da bu şehadetin gereğiyle yaşat! İrsâl ettiğin Rasûlün bildirdiği Allâh’a, Kurân’ın tanımı doğrultusunda şehadet ederim, ölümsüz gelecekte takdirinden başka bir şey yaşanmayacak!
  87. Senden insanlara bir şeyler ulaştığı süreçte yanında olanlara değil, herkesin senden uzaklaştığı süreçte yanında olanlara dostum gözüyle bak.
  88. Verirken, kazandırırken elbette sevilirsin. Kedim de verirken seviyor. İsteklerine karşı gelip, taleplerine cevap vermediğinde sevenin ne kadar?
  89. Allâh ile aranı açıp, arada perde olan düşmanını tanımak istiyorsan aynaya bak! O senin beşeriyetin ve beşerî duygularındır!
  90. Kim olursan ol, girdiğin ortamın şartlarının sonucunu yaşarsın. İçine gireceğin ortamın şartlarını önce iyi düşün.
  91. Yaşadığın her şeyin nedeni senden çıkanlardır. Başkasını suçlaman, kendini rahatlatmak içindir. Ama çözüm getirmez. Önce kendinde ara. Düzelt! İstediğin olmadığında/istemediğinin olduğu ilk anda senden otomatik olarak, olması gereken buymuş, düşüncesi açığa çıkarsa, olayı kavradın!
  92. Ekspres trenler uzun yol içindir, küçük istasyonlara takılmaz! Hedefin Allâh ise, dünyalık meselelere takılman yolunu keser, zaman kaybettirir.
  93. İyi düşünün, sistemde eşitlik gerçekten var mı? Adalet, Malik’el Mülk olan mülkün sahibinin mülkünü dilediği gibi dağıtmasıdır.
  94. “Adl”; Allâh’ın herkese hak ettiğini vermesidir. Adalet; Allâh’ın kimi, ne için, nasıl, ne şekilde yaratmışsa onun hak ettiğini ona vermesinin adıdır.
  95. İyi anlayalım: Allâh’ın seni sınaması demek, yukardaki ötendeki tanrının seni bir olayda imtihana sokup sonucuna göre bir şey vermesi değildir. Allâh’ın imtihanı demek, senden o olayda açığa çıkan, Hakikatin olan Allâh anlayışının gereği mi, yoksa beşerî kabullerine göre mi demektir. Her an iman sınavındasın. Ya Hakikatin olan Allâh Esmâsının şuuruyla senden açığa çıkar davranışlar, ya da beşeriyet kabullerine dayalı!
  96. Sen kendine acıyıp merhamet etmiyorsan, başkasından da bekleme. Çünkü yararı olmaz. Kendine zulümden vazgeç önce.
  97. Hayatta ve dahi garanti ediyorsan ölümü tattıktan sonra hiçbir şekilde pişman olmayacaksan, dilediğini yap! Sonra da yakınma!
  98. Kendinin yapmadığını başkalarından da isteme! Mazeret de üretme! Mazerete sığındığında bil ki herkesin de bir mazereti vardır.
  99. Kabulüne ters düşen şey yüzünden karşındakiyle kavga ediyorsun ya da en azından kötü görüyorsun. Sen onun şartlarında yetişseydin?
  100. Nefret, gelişmemişliğin duygusal dışa vurumudur! Kimse şuurlu bir şekilde başkasına kötülük yapmaz. Ya akıl sağlığı sorunu ya da şartlandırılma sonucudur.
  101. Hased, kıskançlık, kin, bencillik insansının doğal duygularıdır! Sonucu yanmadır! İnsanda imanı gereği ve sonucu bu duygular oluşmaz!
  102. Sağlıksız beyinlerin oluşturduğu medya düzeninde toplumların gelişmesi beklenemez! Duygulara hitap eden medya, toplumların silahsız katilidir!
  103. Herkes kendi doğrusunu, programını yaşıyorsa, tek doğrudan nasıl söz edilir? Tüm doğrular Allâh’tan değil mi? Şâkile/programlayan kim?
  104. Bütün kavga ettiklerinden kesinlikle ebeden ayrılacağını düşünürsen, dündekilerin bugün anlamsız geliyorsa, hayata yeniden yön vermek gerek.
  105. Olmuşu tartışmak abesle iştigâldir. An’ı ve şartları değerlendir, ona göre de geleceğine yön ver… Dün seni suçlayan, yarın da suçlayacaktır.
  106. Dünyada yolcu olduğunun farkındalığıyla yaşamak. Ne var ki son seyahatte tüm sevdiklerini ve sahip olduğunu sandıklarını da geride bırakmak!
  107. Vazgeçemediğin ne varsa putundur, ilâhındır! Allâh bana yeter, diyerek yaşayabiliyor musun?
  108. Vicdan, içindeki Rasûlün seslenişinin adıdır. Hak ve hakikati dillendirir! İçindeki vicdan sana ne yapman gerektiğini, işin doğrusunu söyler. Gece uyumadan evvel yada sabahın bir saatinde uyanır uyanmaz yada gecenin bir yarısında uyandığında, vicdanın sesini daha rahat duyar insan…
  109. “İşimi Allâh’a bırakırım” demek, şartlanma ve kabullerimi bırakıp esmâ özellikleri ile çalışan otomatik pilota bağlarım kararlarımı demektir.
  110. Önemli olan çok laf yapmak, asıp kesmek, esip gürlemek değil, eylem ortaya koymaktır. Yapacağını konuş ve yap! Yapamayacaklarını konuşma!
  111. İnsanların büyük kısmı lafla avunursa da akıllı olanlar eylemine bakar. Hitap etmek, arkanda görmek istediğin kesim hangisi olmalı?
  112. Temelsiz görüşler er geç çökecek, hakikate dayanmayan fikirler geçersizleşecek, balon kişilikler mutlaka gün gelecek patlayacaktır.
  113. Zorla kabul ettirilen hiçbir şeyin ömrü uzun olmaz. İnsanlara sevmedikleri şeyleri baskıyla kabul ettirmek imkânsızdır. Ayırımcılık tükeniştir.
  114. Vehim, bir savaş atıdır ki ona kendini kaptıran, kuyruğuna bağlanıp peşinden yerde sürüklenen gibidir. Kimi de üstünde onu kullanır!
  115. Kaderini karakterin gerçekleştirir. Yaşadıklarında kimseyi suçlama, çünkü karakterin kabullerinin temelindeki ana itici kuvvedir. Kaderini ve geleceğini görmek istiyorsan duygu ve düşüncelerine bak! Onlar senin geleceğini hazırlayıp yönünü belirliyor. Kendini sorgula!
  116. Dünyada hiçbir erkek bir kadın kadar “an”ı yaşayamaz! Bir an önce onu mutlu edecek ne yapmış olursan ol, bir an sonra istediğini yapma, gör!
  117. Geleceğin “an”ında gizlidir! OKUyabilsen! Kaderin de karakterinde gizlidir. Karakterin bugün cehennemi yaşatıyorsa, yarın cenneti bekleme!
  118. Sen “sen”liğinden geçmeden; benim dediğim olmalı deyip, Allâh’ı görmezden gelerek yaşama hâlinden geçmeden sadece vahdet dedikodusu yaparsın.
  119. Kin, hased, kıskançlık gibi duygulardan arının deniyorsa; bu da gösterir ki bu duygular yapıdaki değişmezler olmayıp, edinilmiş kabullerdir. İnsan, edinilmiş kabullerden arınmadıkça insanlığının şerefini yaşamaktan mahrum kalıp, cehennemî yangınlardan çıkamaz. Arınarak kurtul!
  120. 120. gün etkisi ile nuranî dalga/antiçekim enerjisiyle ruhu oluşan, er geç cehennemden çıkar, cenneti yaşar. Cennet amele bağlı değildir. “Hiç kimse fiilleriyle cennete giremez” Hadis. Fiiller kişinin yaşadığı cehennemî yanışlarla alâkalıdır. Kabullerinden arınıp seyreden yanmaz.
  121. Önemli bir noktaya dikkat çekelim: 120. gündeki said/şaki (cennetlik/cehennemlik) tespitinin işareti, beynin ürettiği çok özel dalga yapıdır.
  122. “İnsan”ın dünyadaki, kabirdeki ve cehennemdeki yanmalarının sebebi, kabullerinden kaynaklanan benlikçi fiilleridir. Arınanın yanması biter.
  123. Dünyada, kabir âleminde ve cehennemde yanmanın nedeni, kişinin edinilmiş kabullerine dayalı beşeriyete dönük nefsanî fiilleridir. Arın yanma!
  124. Birbirleriyle uğraşıp, tartışıp, kavga edip ömür tüketenler, apaçık ben Allâh’ı, yaptıklarını yarattıklarını beğenmiyorum itirafı içindedirler.
  125. Allâh’la kavga için değil, Allâh’ı her Zâhir oluşuyla seyir ve temaşa içindir “insan”! İnsansı da Allâh ile kavga için vardır! Anlayabilsek!
  126. Kemâlattan (olgunluktan) sevgi çıkar yayılır; Kem alâttan (insansılar) şirretlik kavga nefret yayılır!
  127. Sen kendine acımıyorsan başkalarının sana acımasının yararı olmaz. Zira kendi bildiğine devam edeceksin demektir!
  128. Kaderim buymuş deyip oturmak, şartları zorlamamak kader bilgisi cahillerine mahsustur. Sen elinden geleni yap, ötesine de takılma!
  129. Kader, karakterinde gizlidir. Karakterini geliştirebiliyorsan kaderin de değişiyor demektir. İlmin değiştirdiği karakter, değişmez huy değil. Değiştirilen kabullerin forme ettiği karakteri, değişmez huy sanmak bilgisizliktendir. Bilgiye dayalı karakter değişir. Allâh dilediğini siler.
  130. İman “an”a aittir! Yaşadığın “an”da Amentü Billâh anlayışı ile seyirde misin? Yoksa “an” içre Ez Zâhir Allâh ile kavgada mı?
  131. Huy değişmez ifadesindeki işaret; mesela sakarlık, mızmızlık, acelecilik, saldırganlık, otistiklik ve bunlar gibi özelliklere işaret eder. Sahiplik duygusu, kendini yalnızca beden sanma, kin, hased, kıskançlık, birine tapma gibi hasletler ise kabullere bağlı oluşan karakterdir.
  132. Huylar asla değişmez. İlaç veya zikirle belki baskılanabilir. Kabullere dayalı karakteristik özellikler ise bilgiyle, deneyimlerle değişir.
  133. Ebedî cehennemde kalmak, kişinin kendini oluşturan Allâh Esmâsı kuvvelerini şuurlu olarak açığa çıkaramaması hâlidir. Cennet de bunun aksidir.
  134. Her insan yanmasına neden olan beşerî kabullerinden arınana kadar yanar. İster cennetlik ister cehennemlik olsun. Arınanın yanması biter! Cehennemde arınan, yanması bitenlerden Amentü Billâhşuurundakiler cennet yaşamına geçer. Buna iman etmemişler de ebedî cehennemde kalır.
  135. İnsanlık sevgisi olmayanda Allâh sevgisi de olmaz. Din, ayırımsız olarak insanları sevmenin nedenlerini bildirmek içindir. Yanlış fiile takılma!
  136. Varlık, Allâh Esmâsıdır, yanlış gördüğün fiiller ise hikmettir! Hikmetini anlayamıyorsan da hikmeti inkâr etme! Yersiz fiil yaratmaz Allâh! Sen bugünden, haddini bilenlerden olarak, aklının ermediğini, hikmetini anlayamadığını inkârdan vazgeç de, huzur bul, yanmaktan kurtul!
  137. Tüm insanlar er geç Allâh Rahmetine erişip, Rabbini tanıyıp, yanmaktan kurtulacaktır, hâline razı olarak. Allâh Rahmeti gereğidir bu!
  138. Allâh, sana kulluk etmek için seni yaratmadı! Sen, Allâh kulusun! Bunu fark edemediğin için yanmalardasın! Allâh her an dilediğini yapmada!
  139. Her an dilediğini yapmada olan “Allâh”, ötelerde bir tanrı olarak değil, “Ez Zâhir” olarak yüzünü ne yana çevirsen orada yapmakta, beğenmesen de!
  140. Değişemedi, dönüşemedi, yenilenemedi; beceremedi! Çünkü olduğu gibi yaşamak için vardı! Seyret gitsin!
  141. Sadece ve yalnızca “AN” vardır! Geçmiş ve gelecek “AN” içindeki bir hayal/rüyadır! “AN”ın, 2D tek kare resim içindeki “AN”dır. Ki o da anlık!
  142. Benlik; strese, hastalıklara yol açar… Allâh’a imanı olanın stresi olmaz. Eğer depresyona girmek, huzursuz olmak, yanmak istemiyorsan; her birimi olduğu gibi kabullenmeyi öğren! Karşındakini asla değiştiremezsin! Karşındakine bilgi verebilirsin, teklif edersin.
  143. Allâh’ta gayretullâh vardır, beşerde/insansıda kıskançlık. Kıskançlık, cehennem ateşindendir. Benlikten, şirk anlayışından kaynaklanır. Her insanda beşeriyetinin oluşmasıyla benliğinin oluşmasıyla kıskançlık da oluşur az veya çok. Cennet için yaratılmış olan ergeç arınır.
  144. Seven, yokluğunda eksikliğini duyup arayandır. Sevdiğin, yokluğunda eksikliğini duyup aradığındır.
  145. İnsansının yaşamı, dilediğimi yaparım. DilediğiMi yap! İnsan: İhtiyacıNı yaparım. DilediğiNi yap! Yaşam senin, yaptığının sonucunu yaşarsın!
  146. “An”ın seninle senden oluşuyor! Yeni “an”ın da senin yaşadığının sonucu. “Ellerinle yaptığının sonucunu yaşarsın” âyetini iyi anla!
  147. Saatin içine bak, dişlileri seyret! Büyüklü küçüklü pek çok! Tek bir mekanizma! Kimi paralel, kimi ters dönüyor! Her dişlinin akrabası var! Saatin her bir çarkı yalnızca kendi işlevini yerine getirmekle görevli. Dışardan bakan, büyük çarka bağlı küçük çark onun kızı, diyor! Saatin dönen büyük çarkı denileni duyup kendine ters dönen küçük çarka bakıp kızımmış, diyor. Hepsi akraba çarkların zaten!!! Saat işliyor! Dünya dönüyor, çarklar dönüyor, çehre her an yeni bir görünümde. Her çark her dişli kendi işinde devranında. San ki sen dünyayı döndürüyon!!
  148. Kur’ân pek çok âyetiyle “Düşünün” diyor. DÜŞÜNEBİLİR MİSİNİZ?
  149. Hayvanın evrimi realitedir. “İnsan” evrimleşmez çünkü RUHULLÂH’tır. İnsanın bedeni evrime uğramıştır, çünkü hayvandır. Evrim vardır hayvana! İnsanın evrimleşmiş bedenine “HALİFE” olan RUHULLÂH nefholmuştur ki, gerçek İNSAN odur! İNSAN evrimleşmekten berîdir! “İnsan”ın irfanı artar. “İnsan” bedeni itibarıyla mahlûktur, beşerdir, “ahseni takvim”, mahlûkatın en şereflisidir. İnsan, ölümsüz hakikati itibarıyla ise HALİFE’dir. “İNSAN” cennet boyutu yaşamı için irsâl olmuş varlıktır ki, hayvani bedenini cehennemde terk edip, salt şuur olarak nur bedenle cenneti yaşar. Hakikati Allâh esmâsı olan “İNSAN”ın beden şartları içinde yaşama süreci cehennemî nasibidir. Cennet yaşamı, mahşerden ve cehennemden sonradır. “İnsan” dünyada hayvani bedenle, kabir âleminde hologram bedenle, mahşerde ve cehennemde ruhani bedenle yaşar, sonra NUR bedenle cennete geçer.
  150. Allâh’ı bilen, kim ne derse desin hoşgörülü olur. Kavgalı olmaz. Dilediğini der, deyip geçer! İman lafla değil, uygulamadan açığa çıkar.
  151. Ergen çocuklar ezberlediklerini tekrarlayıp yazmakla, olgunlaşmışlar demek değildir. Benlik gösterme gösterileri olmamalıdır tweetler!
  152. Biz bugün varız yarın olmayacağız. Bize kızıp hoşlanmayanlar, beğenmeyenler zaman ve enerjilerini boşa harcıyorlar. Zaman değerli, keyfine bak!
  153. Laf taşıyan, dedikodu yapan, gıybet yapan insanların Allâh’a imanı ne kadar vardır? Onlarla ancak zorunluluktan beraberlik yaşanır. Mesafeli!
  154. Hiç kimse Allâh’a eremez, velî olamaz! Yalnızca Allâh dilediğine erer, Velî olarak Zâhir olur! Kabullerinden arınıp meydanı aç ki Sultana…
  155. Hayatın en güzel çiçekleri çılgınlardır! Onlar toplumun kölesi olmaktan kurtulmuş, etraf mahalle baskısından uzak, yaratıcılıklarını yaşarlar!
  156. Korkakların yaşamının ikiyüzlü olmaması mümkün değildir! Kaybetme korkusu kişileri zorunlu ikiyüzlü yapar! Yaşamı, etraf hapisanesinde geçer! Etraf, başkaları ne der esaretinden özgürlüğünü alamayanların özlerinden kaynaklanan yaratıcılıklarını yaşamaları mümkün olmaz! Bırak desin!
  157. Nankörün işareti alâmeti odur ki, içinde bulunduğu binbir rahmet arasındaki bir zahmetten yakınarak yaşamını sürdürür. Nankörün devası yoktur!
  158. Başına gelenlerden sürekli başkalarını suçlayarak kendini tatmin edenlere ne anlatsanız boştur. Yanmak için var olan, şükretmeyi bilmez!
  159. Sanki bitişlerin ve yeni başlangıçların oluşmakta olduğu bir süreç içindeyiz. Günden güne değişik fikirler ve duygular oluşmakta insanlarda! Dün sevdiğini beğendiğini sandığına, bugün farklı bir gözlükle bakıp uzaklaşırken, dün uzak gördüklerin üzerine üzerine gelmeye başlıyor. Tırnağın etten uzaklaştığını ve acısını hissederken, o tırnağın düşeceğini de görüyorsun! Ama yeni tırnak çıkacak oradan, sabret! Seyret!
  160. Yeni beklenmedik kopuşlar, yeni umulmadık başlangıçlar! Sünnetullâh bu! Komedyen, meddah din adamlarının bilmediği anlatmadığı sistem bu! Bu söylediklerim kişiler bazında da böyle, toplumlar milletler bazında da öyle! Öyle istiyor Gök! Gökten ne inmedi ki yer reddedebilsin!
  161. Yıkıntı bina malzemesiyle yeni bina inşa edilemeyeceğini fark edemeyen devlet büyükleri, yeni din üniversiteleri peşinde. Boş hayal! Komedyen, meddah din adamlarıyla, gök tanrı inancındaki din hocalarıyla çağa hitap edilemeyeceğini anlamaya ömür yetmeyebilir. Hüsran!
  162. Anlayışların fikirlerin, kabullerin allak bullak olacağı bir süreçteyiz gibi geliyor! Hazmıyla kolaylaşa. Zira herkes birikiminin sonucuyla!
  163. Hasbiyallâhu veni’mel vekil, la havle ve la kuvvete illa Billâh”; Tutulmalar sürecince okunmasında yarar olduğunu düşündüğüm dualar.
  164. Kurân’ı okumadım diyenler bir yana ey “okudum” diyenler: seçtiğimiz bu bir kısım âyetleri hiç okuyup düşündünüz mü? Belkide dikkatinizden kaçmış pek çok âyet var ki onlar düşünce sisteminizi allak bullak eder! Hele okuyun Kurân’ın Sırrı kitabımızı!
  165. Birinin bir bilgi ya da fikir tweetine cevap yetiştirmek dedikodudan öteye geçmez. Fikre bilgiyle cevap veremiyorsan okunmaya değmezsin!
  166. Allâh size zahmet vermez, siz kendinize zahmet verirsiniz. Allâh arzı geniştir. Huzur bulduğunuz yere gidin, huzur bulduğunuzla yaşayın!
  167. Allâh sisteminde her elinize geçmesini istediğiniz için bir bedel ödemeniz zorunludur. O bedel de elinizdeki bir şeyden geçmektir.
  168. Allâh bir yüzünden surat asarsa başka yüzünden de güler. Güleni seçin ki huzur bulun. Dünyada bir yerde kıştır, bir yerde bahar. Seçim sizin.
  169. Dünyada hiç kimse kendiniz kadar üzerinizde zorlayıcı olamaz. Geçmeyi başarmadan, ermek istediğinize eremezsiniz. Mecbur değilsiniz! Geçmeniz gerekenden geçmeyi göze alamadığınız için kendinizi mecbur hissedersiniz. Kendi kendinize ediyorsunuz ne yaparsanız. Kabulün esiri!
  170. “İman ediyoruM” derken şirke düşmekten; “HU’dan gayrı yoktur” derseM, küfre düşmekten Allâh’a sığınırıM! “Allâh de ötesini bırak…”
  171. Beden bilincin rahimidir. Bilinç, bedenle doğar büyür gelişir ve sonunda rahimi hükmündeki bedeni terk eder (ölümü tadar), ölümsüzleşir!
  172. Ez Zâhir’in anlamını düşünemeyen kıymetini bilemez, hikmeti göremez, değerlendiremez; dünyasındakilerle kavga ederek geçer gider! Yakışır Ona!
  173. Edep, Ez Zâhir’in zâhir oluş (açığa çıkış/irsâl) anlamına uygun zâhir oluştur!
  174. Hayırlı olsun! Sevenlerin sevdikleriyle daha da Birleşip bütünleşeceği, beğenmiş olanların da beğenilerinin değişeceği bir dönem başlıyor.
  175. İnsan hakikatinin şuuruyla ne kadar yaşarsa yaşasın, beşeriyetinin kayıtlarından çıkamaz. Fiziksel ölümü tadana kadar!
  176. Astrolojik etkiler bedeni, hormonal ve duygusal sistemi etkilediğinde insanın şuuru davranışlarını kontrol edemezse, sonucunu yaşaması kaçınılmazdır. Şuur (kalp/vicdanın sesi) bilinci kontrol gücüne sahiptir ve astrolojik etkilerden etkilenmez. İnsan beşeriyetiyle bu etkiler altındadır.
  177. Beşer gözüyle bakan beşer görür, şaşar! Allâh kendinden gayrını görmez, Esmâsıyla seyirdedir! Beşerî duygulardan arınılmadan yanma bitmez!
  178. “Mahşerde herkes Rabbini gökteki Ay’ı görür gibi görecektir” (hadis) anlatımı, tipik bir metaforik anlatımdır. Dünyada görmemiş olanlaradır. “Ne yana başını çevirsen yüzünü görürsün” (âyet) gerçekliğini dünyada yaşamamış olan âhirette gerçeği fark eder demektir, cennetlik ise. “Dünyada âmâ olan âhirette de kördür” (âyet) vurgusu ise beşerî bakıştan arınmamışları anlatır. Ebedî cehennem yaşantısındadırlar.
  179. Beşer (kabulleri ve bedenî özellikleri bilincine yön veren); astrolojik etkilerin ZEBÛNUDUR! Kalp sahipleriyse, kalp gözüyle/şuurla fevkindedir.
  180. Hac bayramından önceki on günde oruç tutmanın çok büyük yararları olabilir. Hadisle tavsiye ediliyor. Hele şu kritik günlerde!
  181. Kurân’daki âyetlerden, Kütübü sitte hadislerinden haberi olmayan bizi eleştirmeye kalkıyor.
  182. Ay ve Güneş tutulmaları kişide olmayanı yaşatmaz. Herkes o an’a kadar beynine yüklenmiş kabullerinin ve değerlerinin tetiklenmesini yaşar. Rabbinin izni olmadıkça astrolojik etkiler sana bir şey yaşatamaz! Ancak dün edindiklerinin Rabbinin izniyle açığa çıkmasına vesile olur.
  183. İllâ BİLLÂH sırrıyla euzü Bİ vechillah duasına devam tutulma sürecinde yarar sağlayabilir. Dua kitabımızda hadis olan bu duayı bulabilirsiniz.
  184. Ay araya girdi Güneş’in ışığını kesti bir süre! 100 yılda bir böylesine! Günde haftada kaç kere duygular araya girip mantığın ışığını kesiyor?
  185. Güneş tutulmasından doğa korksun! Siz daha çok, sık sık yaşadığınız akıl tutulmalarından korkun! Duygularınızın aklınızı örtmesinden dolayı!
  186. İnsanlar yükselen burçlarından önceki 12. evlerinde yaşarlar. İç dünyaları odur. Kişiyi gerçeğiyle tanımanın yolu 12. evini tespitten geçer. Örneğin; yükselen Aslan olan birinin iç dünyası Yengeç’tir. Ne kadar Aslan görünümlü olsa da iç dünyasında Yengeç özellikleriyle kendini hisseder. Bütün yükselen burçlara göre gördüklerinizin iç dünyalarını bu yoldan tanıyabilirsiniz. Astroloji insan fıtratlarını kurgu mekaniğidir, Yaratanın. Astrolojiyi ve oluşturan dalgaboylarını inkâr edenler çağdışı materyalist dünyadan günümüze gelememişlerdir. Beyinden, evrenden bîhaberdirler.
  187. İnsanların yaşamlarındaki en büyük handikapları unutkanlıkları ve muhataplarını değerlendirememeleri. Küçük görmeler ya da aşırı büyütmeler!
  188. Kurban kesmenin bayramı olmaz! Bayram, hac bayramıdır. Arafatta tövbelerin sonucu geçmiş günahlardan arınma bayramıdır.
  189. Kevser Sûresinde geçen “..nhar” intihar kelimesiyle aynı köktendir, benliğini ortadan kaldır anlamındadır. “Fe salli li Rabbike venhar” Rabbin olan esmâ mertebesine yönel ve benliğini kurban et demektir.
  190. Kur’ân ve Rasûlullâh anlatımındaki en açık metaforik anlatımlardan biri Kevser Sûresidir. Kevser, insanın orijini olan tüm El Esmâ havuzudur. İnsanın hakikati olan bu El Esmâ havuzu, aynı zamanda Rabbidir. Bu sûrede insanın hakikatini tanıması için Rabbine yönelmesi istenirken; aynı zamanda Rabbi indînde yokluğunu fark etmesi için de benliğinin başını kesmesi, onu kurban etmesi önerilmektedir. Başaramayan ebterdir. Ebter tanımı, ölüm sonrasında varlığını oluşturan Esmâ kuvvelerinin cennet yaşamını oluşturacak şekilde açığa çıkmayacağını anlatır. Kevser havuzu hadisi ise Rasûlün dünya değişimi sonrasında “Aminu Billâh” inancından sapanların, mahşer boyutunda azap duyacaklarını anlatır.
  191. İnsanlar arasındaki ilişkide beynin yaydığı biyomanyetik enerjinin çok önemli bir rolü vardır. Bu bağlantı çeşitleri beş sınıftır. İnsanların birbirlerine duydukları hisler beyinlerinin ürettiği biyomanyetik elektrik ile alâkalıdır. Seni çok seviyorum, sensiz yapamıyorum, senden nefret ediyorum hissiyatları bununla ilgilidir. İnsanlar arası ilişki genelde 5 kategoride incelenirken, kiminin çevresindekiler 4 kiminin 3 kategoride çevresi vardır. Herkesin hepsi olmaz. İnsanlar arasındaki bu biyomanyetik çekim ilişkisinin 1. kademesini AŞK; 2. kademesini sevgi; 3. kademesini HOŞLANMA olarak tanımlayabiliriz.
  192. İnsanlar Allâh sistemindeki acımasızlığı fark ettikleri zaman iş işten geçmiş olacak! Yaşananları OKUyamayanlar yaşayarak OKUyacak!
  193. Yaşamda Allâh kudret sıfatıyla Kâdir, Muktedir isimleriyle zâhirken, bu esmâsını açığa çıkarmadığı yerde acz yaşanır. Ve de sonuçları! Bizde RAUF ismi açığa çıktığı içindir ki acırız. Bu ismin mânâsını zâhir kılmazsa Allâh, acıma duygusu oluşmaz şiddet, zâlim meydana gelir.
  194. Allâh’ın genişliğine sınır koyan o sınırlar içinde boğulmaya mahkûm olur. Varlığının O’nun varlığı olduğunu fark etmedikçe şirktesin, günahtasın.
  195. İsa a.s., “Ahmaklığın devası yoktur” demiş. Buna nankörlük ve dedikodu bağımlılığını da eklesek!
  196. Gününün ne kadarında yeni fikirlerle yaşıyor, ne kadarında dedikoduyla ömür tüketip kendine zulmediyorsun? “Ya hayır söyle ya da sus” (hadis)!
  197. Birilerine laf yetiştirmenin fikir üretmek olduğunu sanan dedikoducular yalnızca kendilerini tatmin ederler. Oysa hiçbir şeyi değiştiremezler.
  198. En büyük zikir “Allâhu Ekber” diyebilmektir. Elbette anlamını tefekkür ederek! Zira bu zikir, varsayım benliğini kahreder!
  199. Et gözüyle bakan et görür şaşar; Kalp gözüyle bakan hayretten hayrete dalar; Allâh Nuruyla bakan âlemlerinde seyre dalar.
  200. Varlık sûretlerinin hakikati Allâh Esmâsıdır ki tedbirat da bu yoldan devam eder. Astrolojinin hakikati de budur. Ehli bilir bunun inceliğini. (65:12)