DOST’TAN DOSTA – 2

Ahmed Hulûsi

  1. Kur’ân; Allâh yanı sıra ikinci bir varlık yoktur; olsa o da bir tanrı olurdu, diyor. Bütün sorun “Allâh” adıyla ne anlatıldığını bilmemek!
  2. Düşünen beyin, fikir; gelişmemiş beyin, küfür, çamur üretir!
  3. Askerî diktatörlerin zulmü ve işkencesi altında milyonlarla müslüman kardeşimiz çile çekip can verirken, biz bayram sevinci yaşayamayız!
  4. Ya 1400 yıllık mecaz, misal, sembolleri tekrarla avunacaksınız; ya da bilimsel gelişmeleri izleyip Kurân’ın mucizelerini fark edeceksiniz!
  5. “Ben ilim şehriyim; Ali de o şehrin kapısıdır” buyuran Hz. Muhammed (sav), ilme hangi kapıdan ulaşılacağını gösteriyor. Bu Hakikat ilmidir.
  6. Cahillerin inkâr ettiği, Kurân’daki “B” sırrına, “ilmin kapısı” Hz. Ali; “Kurân’ın sırrı Besmelede, O’nun sırrı da ‘B’ harfindedir” diyor.
  7. Kurân’ın esas nüzûl sebebi, Hz. Muhammed’in (sav) diğer Rasûllerden; İslâm’ın, önceki Din anlatımından farkı, işte bu B sırrına dayalı vurgusudur.
  8. “BÜTÜN isimlerin potansiyel varlığıyla yeryüzünde halife olan” varlığa, Kurân’da, B harfi başına getirilen isimlerle işaret edilmektedir.
  9. İnsanın tek şansı, B harfi mânâsına dayalı olarak Kurân’ı anlamaktır. İnsanın hakikati Esmâ ül Hüsna’dır her şey gibi; ama tümüyle!
  10. VAHDET sırrı, algılanan ve algılanamayan ne varsa hepsinin Allâh isimleri özelliklerinden yaratılmış olması hakikatidir. Kendini tanı, bundandır.
  11. “RUH”; bir mânâsıyla ölümsüz şuur yapı, diğer anlamıyla o yapıyı oluşturan Allâh isimleri bileşimidir. İsmi beyin olanın orijini/hakikatidir.
  12. Reenkarnasyon yanılsamadır! Her doğan, orijinal yeni bir Esmâ açığa çıkışı olarak, yeni bir RUH olarak, dünyasıyla var olur ebeden.
  13. Allâh sana “gereğini yaşayasın diye tüm Esmâmı yükledim” diyor; sense kendini sınırlı özellikli, ölümlü mahlûk sanıp, Hakikatine kâfirsin! “Varlıkta benim yüzümden başka yüz yoktur” diyor Allâh; sense ömür boyu O’nunla kavga edip yaptıklarını yanlış bulup yaşamını zehir ediyorsun.
  14. Kim olursa olsun, herkes düşündüklerinin ve yaptıklarının sonucunu yaşayacaktır; “neden bu geldi başıma” diyerek belki de! Etme, bulma!
  15. 50 yıl Allâh’ı ve sistemini karşılıksız anlatan bu fakîri kâfirlikle itham edip; kendi cemaat veya tarikatından olmayana sapık gözüyle bakan insanların çoğunlukta olduğu toplumlarda İslâm birliği hayalleri ne kadar gerçekçidir bilemiyorum!
  16. Mehdi ya 1400-1410 arası gelmiştir ya da gelmeyecektir. Ya da o tarihte, yüzyılın müceddidi gelmiştir, Mehdi bir başka yüzyıl başınadır.
  17. Ölüm bize hepsinden yakındır! Kur’ân ortadadır! Hazır mıyız yarın ölüm sonrası ebedî yaşama? Her sevdlğini geride bırakıp tek başına kalmaya?
  18. Salât, yaşadığın an’ın mirâcıdır! Kazası olmaz; geçmiş geçmiştir. Rasûl 5 vakit yaşamıştır hayatınca; ayrıca Kurân’dan delil aramak abestir!
  19. Rasûl, Kurân’ın uygulayıcısıdır. Rasûl uygulamışsa, o zaten Kurân’ın gerektirdiğidir. Ayrıca delil aramak abestir. Anlayış ihsan etsin Allâh.
  20. Nefsi emmarenin kaynağı “gut brain” denen, bağırsaklardaki nöronların oluşturduğu karındaki beyindir ki astroloji, ağırlıklı olarak bunu etkiler.
  21. Yaşamımızı büyük ölçüde yönlendiren, astrolojik etkileri de alan bağırsak ikinci beynin ne olduğunu biliyor musunuz?
  22. İlle de böyle olacak şartlanman olmasa, öyle olduğunda böyle yanmayacaktın! “Sizi de fiillerinizi de Allâh yarattı” âyetine iman eden yanmaz.
  23. “Ne kadar az şükrediyorsunuz!”; Rabbinizin nimetlerini nasıl görmezden gelirsiniz?
  24. Algılanan ve algılanmayan her şey, Allâh esmâsından başka bir şey değildir! “Ne yana bakarsan gördüğün O’nun vechidir.” İyi düşün bu âyeti!
  25. Allâh’ın, ilminde olmasını irade ettiği şeyi kimse geri çeviremez! O’nun dilemediği hiçbir şey de oluşmaz! İster iman et buna, ister etme!
  26. Anlayışı sınırlı, Allâh’a teslim olması gerekli sanır; oysa tüm varlık, zaten teslimdir! “Allâh indînde din İslâm’dır” âyeti bunu vurgular.
  27. Kavga ettiklerin, yatağında (dünyasında) mışıl mışıl uyurken; sen dünyanda onun yüzünden azap içinde kıvranıyorsun! Unut ve an’ını yaşa!
  28. Biliyorum ama” diye başlayan tüm cümlelerin, o bildiğine inanmadığını gösterir; ya da hakkıyla o konuyu bilmediğini!
  29. Başına gelen her musibet Allâh’ın dilemesiyledir! Ya razı olursun iman ehli olarak; ya da o fiili yaratanın Allâh olduğunu inkâr edersin.
  30. Beyninin algılama organlarına GÖRE oluşan “HOLOGRAM DÜNYASI”nda yaşarken; hangi “dış(!)” dünya gerçekliğinden ne kadar söz edebilirsin?
  31. Beyninin orijin yapısıyla baş başa kaldığında, algıladıklarına göre oluşacak hologram dünyanda (kabrinde) yaşamını neye göre değerlendireceksin?
  32. Kâfir, hakikatinin Allâh esmâsı olduğunu inkâr eden; müşrik, O’nun esmâsı dışında bir şey olmadığı hâlde, O yanı sıra BEN de varım, diyendir!
  33. Sevmek, sevdiğinle bütünleşmek demektir. Bütünleşme yoksa o beğenmektir, hayranlıktır, sahip olma arzusudur. Seven, kendini sevdiğinde yok eder.
  34. 13/Eylül/1963 Cuma namazı Cerrahpaşa Camisi; bir ilhâm ile yaşamımı İslâm’a adıyorum. 13/Eylül/2013 Cuma, 50. yıl yolun sonu! Selâm ola herkese.
  35. Olan, olacaktı; olmama şansı yoktu; olmayanın, olma ihtimâli yoktu! Tedbir de takdirdendir!
  36. Kurân’ın ana fikri ve ruhu olan “VAHDET” konusunu anlamayana, kader sırrını çözmek mümkün olmaz! Varlık/vücud Allâh’ın, “sen” ise anlık bilgi!
  37. “Ben”in hakikati, her an yeni bir şanda olan Rabbin esmâ özelliğidir. Esmâsıyla her şeyi her an yaratır, ama hepsinden de münezzehtir.
  38. Kimse doğacağı galaksiyi, dünyayı, kıtayı, ülkeyi, ırkı, soyu, ana-babayı seçmedi! Bunlarla öğünmek gaflet; bunları tartışmak ilkelliktir.
  39. Beyninde açığa çıkanların kaynağı olan genetik bilgileri sen seçmedin; astrolojik programını da; doğduğun çevreyi de! Bunlarsız nasıl tanımlanırsın?
  40. Allâh esmâsından ibaret sistemde herkesin ve her şeyin kaderi, yaşayacakları bellidir. Teslim ol!
  41. Tüm evren içre evrenler Allâh ilminin esmâsında açığa çıkmaktadır. İster idrak et, ister iman.
  42. Rasûlullâh, şu âyetleri şu duaları okuyun demiş, kendi gibi Arapça bilenlere. Sen okuduğunun anlamını bilip yaşıyor musun, yoksa papağan mısın?
  43. Bu toplum ve çevrede doğup büyümeseydin bu değerleri savunacak mıydın? Mesela Çin’de yetişseydin? Öyle ise ne zaman evrensel İNSAN olacaksın?
  44. Okumaktan amaç, anlamını kavrayarak yaşamına sokmaktır! OKUduğunu anlamıyorsan, sorgulama araştırma düşünme getirmiyorsa, kendine yazık ettin.
  45. Yaşamında, hayata bakışında değişiklik yapmayan bilgiyi asla “İKRA/OKU”mamışsındır! “İnsan”, düşünen hayvan değildir, Tanı kendini!
  46. Okuduğunuz meâl yukarıdaki tanrının sizi cezalandıracağını mı anlatıyor; yoksa varlığınızı oluşturan Allâh esmâsının size yaşatacaklarını mı?
  47. “İNSAN” mekânsız varlıktır, Rabbinin kendisine o an yarattığı hologram mekânda yaşar. Bedeni ise bineğidir! Ölümsüz insan, gerçek beyindir!
  48. “İnsan”ın gerçek beyni, Allâh’ın esmâ bileşimidir! Bunu anlamayan asla dinin gerçek anlatımını fark edemez; mecaz ve sembollerle avunur.
  49. Dünün anlayışına dayalı Kur’ân ve müslümanlığı değil; kıyamete kadar geçerli Kur’ân ve İslâm perspektifini anlatıyorum.
  50. Aşk odur ki, 30 yıllık eşine, 10 günlük yeni sevgilinmiş gibi davrandırır seni her yerde. Sevdiğinin vechini görebilsen!
  51. B-ismi-Allâh-erRahman-erRahiym… İsmi Allâh olan RahmanirRahim varlığımın hakikatidir “B” harfinin anlamınca. Besmelenin mânâsı budur.
  52. İsmi Allâh olana inanıyorum ya da inanmıyorum deyip geçme; ne olduğunu fark et! Aksi takdirde dünyan da cehennemdir, sonsuz geleceğin de!
  53. “B” sırrı, beynindeki tüm yaratıcı özelliklerin Allâh isimleri olduğunu anlatır. Rab ismi, seni var kılan bu Allâh özellikleridir. Dua bunadır.
  54. “B”nin anlamı, Allâh’ın ötenden değil, beynini oluşturan özellikleriyle senden, sende tasarrufunu vurgular. Tasavvuf bu temel üzere oluşmuştur.
  55. Allâh ismiyle, sonsuz sınırsız TEK; Rab ismiyle, andığın varlığı meydana getiren Allâh isimleri bileşimi anlaşılır. Genelde duan Rabbinedir.
  56. RUH’un hakikatini bilmeyen velî yoktur! Velâyet bu hakikat üzerine kuruludur; diyor Gazâli de. Ruhu tanımamış olan hakikatten mahrumdur.
  57. İsimler, o isimle işaret edilenin fark edilmesi içindir. “Allâh” da bir isimdir. Bu isim neye işaret ediyor? Yaşamımızdaki en önemli şeydir bu!
  58. İnsanın duyduklarını tekrarlaması, ona hiçbir şey katmaz! Neye, niye inanıyorsun lütfen sorgula. Cevabın, duyduğunu tekrar olmasın! Samimi ol.
  59. Allâhumme euzü birızake min sehatike ve bimuafatike min ukubetike ve birahmetike min gadabike ve euzübike minke.” Rasûlullâh’tan bir dua.
  60. Bütün yapılanları unutarak “ne yaptın ki” diyen kadın, erkeği sürekli üretime iten güçtür. Nankör demeyin o muharrik güce!
  61. İnancın neye, ne kadar ölçmek istersen, o alandaki uygulamana bak. “İnanıyorum”un “ama”sı olmaz! En pahalı fatura kendini aldatmaktan gelir!
  62. İnancını, anlayışını, okuduğunu ne kadar özgürce paylaşıyorsun? “Herkes, etraf, çevre” köleliğinden, dışlanma korkusundan azât olmayacak mısın?
  63. Düşünüp konuştuğunuz her fikrin, aynı zamanda beyninize “bu doğrultuda yaşamımı yönlendir” duası olarak geri döndüğünü biliyor musunuz?
  64. Günahlarının en büyüğü; Rabbinin her an her zerrende tasarruf etmekte olduğunun farkındalığını yaşamamandır.
  65. Hayırlı bayramlar olsun, bayram yapabilenlere… Ama KURBAN bayramı değildir bu! Ya ne bayramı?
  66. Dünyada bulunmanın gerçek tek nedeni, ismi Allâh olanı tanımak ve varlığını oluşturan esmâ özellikleriyle sonsuz yaşama hazırlanmaktır!
  67. Gâfil ve cahil kendini toprak olacak beden sanır! Oysa ölüm, sonsuz yaşam için rüyadan uyanmaktır. Bahtsız, tüm zamanını dünyaya harcayandır!
  68. Ne ve kim olduğunu, ölüm sonrası yaşam şartlarını sorgulamayan, kendi kendini ateşe atan kişidir ki; artık hiç kimseyi suçlamaya hakkı yoktur.
  69. Edep, Hakk’ın yarattığına yarattığı hâl üzere saygı duymaktır. Yargılamak bize düşmez!
  70. Hakikatler dillendiğinde Sünnetullâh’tır (Allâh sistemi) ki, mutlaka şeytaniyet ve deccaliyet tecellisiyle de örtüsünü yayar üzerine!
  71. El Hâdi ismiyle dillerde hakikati dillendirir hidâyet ehli (hakikati yaşamak) için; El Mudil’le de örter, ehil olmayanları uzaklaştırmak için.
  72. Demokrasi temelli nice Cumhuriyetli yıllar… Demokrasi temelli bugünkü Cumhuriyette yaşamasaydık böyle özgürce fikrimizi dillendiremezdik.
  73. Bu aklı fikr ile mevlâ bulunmaz! Tasavvuf, felsefe değildir! Konuşulması, istidadı olanlara kapı açılması içindir.
  74. Allâh tüm esmâ potansiyelini programladığı için, “Halife” değerlidir. Onu açığa çıkarana da “Abdullâh” derler. O’nun gözüyle görür, dili olur!
  75. Beşerî değer yargılarından ve oluşturduğu duygulardan arındığın kadar Allâh’a yakınsın. Arındığın kadar korkularından, Allâh’a yakın olacaksın.
  76. Allâh’ın yarını da yoktur, yarın korkusu veya beklentisi de! Allâh ahlâkıyla ahlâklanmış kulların da ne yarınları vardır, ne de yarın korkuları.
  77. İnsanı yarattı sevmesi ve sevdiğinin kim olduğunu bilmesi için. Uğruna her şeyinden geçecek kadar sevdiğin biri oldu mu? İşte o kendisiydi!
  78. Olan olmuştur, olmama ihtimâli yoktu; olmamışın da olma ihtimâli yoktu. Allâh’a imanın esası, kadere imandan geçer. Buna iman eden suçlamaz!
  79. Fizikçiler evrenin dev bir beyin olduğuna ilişkin ipuçları buldular.
  80. Hüseyin’i şehid edenlerin yaşadığı lânet, şirk dalâletidir. İblis de “sen-ben” ikiliğini yaşayan ve bu yüzden lânete uğrayan olmuştu.
  81. Kim nerede ne zaman cehennemî yanıyorsa, bu hâl, kendisindeki ŞİRK anlayışının cezasıdır. Şirk kalkmadan huzur bulunmaz! Kaldır benliğini!
  82. Kur’ân ve İslâm, insanlığı geçmiş yaşam sürecine kilitlemek için değil, yarınlara hazırlamak için bildirilmiştir. Hâlâ mı madde-ruh ikilemi!
  83. Allâh’ın sıfatları olmaz. Sıfat kavramından berîdir. “Subhanallâhi amma yasifun“! Kulluk, esmâ bileşimi özelliklerini açığa çıkarmaktır.
  84. İnsi ve cinni” kulluk etmeleri için yaratmıştır; hepsi de, farkında olarak veya olmayarak, her an kulluk hâlindedir oluşum esmâlarına! Fark et!
  85. “Sünnetullâh” denilen, ismi “Allâh” olanın yaratış sistemini anlayan, seçenek kavramına yer olmadığını bilir. Her kul ne için yaratılmışsa!
  86. Her dilde “ben” diyen, “dilediğimi yaparım” diyen “Allâh” ise; kavgan kimle? Gafleti yaşamak için varsan, kimden şefaat ulaşabilir ki sana!
  87. Ölümün çaresi ölümsüz olduğunu fark etmektir. Hayvan (beden) ölür; insan/şuur boyut değiştirir demiştik geçmişte!
  88. Her an her şeyi YENİLEYEN İsmi Allâh olan, DİNİN algılanma şeklini yenilemeyip, 1400 yıl önceki şekliyle sabit tutacak; öyle mi?
  89. Korkun, yaşayacağını algılamandan ileri gelir! “Korktuğunuz başınıza gelmeden ölmezsiniz” uyarısını anlayın artık! Velî’de korku olmaz.
  90. Düşüncen, duyguların, korkuların hep DUANDIR! Rabbin bu dualarına icabet etmektedir. Hepsinin getirisini yaşayacaksın zaman içinde!
  91. Duan neyse geleceğin odur! Talebin, Allâh ahlâkıyla ahlâklanmak mı; mahallenin ahlâkıyla yaşayıp geçip gitmek mi? Yaşadığın, talebinin sonucu.
  92. Kendine en büyük zulmü, nefsini et-kemik beden, Allâh’ı da ötende bir tanrı kabulüyle yapmaktasın! En önemli işin, bu yanlışını düzeltmektir.
  93. Sınırlı algılama kapasitesiyle hologram dünyasında/rüyasında yaşayan beynin, sınırsız data/bilgiden oluşan evrenin gerçeğini bilebilir mi?
  94. Allâh dilediğini azîz eder, dilediğini zelil; dilediğini sevdirir, dilediğinden yüz çevirtir. Kalpler iki parmağı (ilim ve kudret) arasındadır.
  95. Gülü seven dikeni batınca elinden atmaz onu. Beğenen, beğenmediğinde yüz çevirir. Gerçekten seven, asla yüz çevirmez sevdiğinden.
  96. Davranışlarını ilmine yakıştırıyorsan mesele yok. Hesap görücü olarak vicdanın yeter. Yanlışta ısrar, benliğin gücünü gösterir!
  97. Seni ya da sendekini beğenen, ergeç bir şeyini de beğenmeyecek ve senden yüz çevirecektir. Seven ise asla sevdiğine yüz çevirmez!
  98. Benliğin binbir bahaneyle herkesi kendine kul etmek ister; istediğin olmayınca da yanarsın. Ne zaman anlayacaksın, herkes Rabbinin kuludur!
  99. Her sûreti esmâsıyla var kılan Allâh’la savaşmak için değil; her fiilinden razı olup, hikmetini seyir için varım. Deme şu niçin şöyle!
  100. Yanmadıysan ateşi aşka, dilediğince yaşa; nasıl olsa gün gelecek kalacaksın el başta. Yokluğunu fark et de davasız ol!
  101. Hırsla kalkan zararla oturur! Dimyata pirince giderken evdeki bulgurdan olmak vardır. Kanaat tükenmez hazinedir. Keskin sirke küpüne zarardır.
  102. Bir anlık duygusal çıkış, bir ömürlük pişmanlık yaşatır! Yitirdiğin hiçbir şeyi geri alamazsın.
  103. Sevmek ve her an sevgiyi dolu dolu yaşamak için yaratılmış olanın, sahip olma hırsıyla ömrünü berbat etmesi ne acıdır!
  104. Sahip olmak için an’ını yitirip tüm geleceğini mahvediyorsun, oysa hepsi burada kalacak. Yalnızca sevgi sana cenneti yaşatır.
  105. Sahip olma duygusunun ayrılmaz parçasıdır KAYBETME korkusu! Sahiplik duymadan sevmek, cennet yaşantısıdır. Korkuların ise cehennem ateşin!
  106. Beğenen karşılığını bekler, sen de beni, der! Sevgi karşılıksızdır. Seven gocunmaz, küsmez, yüz çevirmez. İstediği olmayınca sen yoluna, demez!
  107. Cehalet, cehennemî ateştir! Uyaranı görememek, cehalettendir. Bilgisizliğini fark etmemek ise başa gelmiş en büyük belâdır ki sonucu yanıştır.
  108. Eser üretemeyen zavallı; dedikodu, gıybet üretir! Kendini geliştirip yeni bir bilgi üretemeyen, üretenlere çamur atarak tükenir!
  109. Her gün yeni bir başlangıç, yeniden yapılanma fırsatıyken, niye dünün tekrarıyla ömrü berbat etmek?
  110. Sâfiyetle inanmıştım” demek saflık itirafıdır; yeni saflıklara gebe olunduğunun işaretidir. İlmin ve aklın, inancını oluştursun, saflığın değil!
  111. Rüyada bir kişinin asker kıyafetiyle görülmesi, kişinin ehilse ricâli gaybtan, üzerindeki mertebe seviyesinden yardım aldığına işaret edermiş…
  112. Atlar çaresizdir, at gözlüğü takanlar zorunlu öyle görürler, fâsit dairede dönerler! İnsanın at gözlüğü ise, duygularıdır; aynı işlevdedir.
  113. Filmi seyrederken bütünleşirsin oyunla oyuncularla; müdahale etmek istersin, tâ ne zaman çekilmiş oyuna! Bitince de kalırsın kendi dünyanda.
  114. Senaryosu, rolleri, kostümleri belli oyun seyredersin de hâlâ sanırsın değiştirebilirsin senaryoyu! Salatalığı domatese çeviremezsin!
  115. Kral krallığını oynayacak, casus casusluğunu! Oyun belli sonu belli! Belli olmasa 1400 yıl öncede bilinir miydi bugünlere dair olanlar?
  116. Ârifsen seyredersin âlemi kimseyi suçlamadan; niye patlıcansın da biber olamadın; lâlesin de gül olamadın, diye! Teklif var, suçlama yok!
  117. Düşünebilen beyinler için kader konusunun püf noktası: Allâh, insanı kendi sıfatları üzerine yaratmıştır. Hayat, ilim, irade, kudret, kelâm. Ve de semî, basar. Kudret iradeye tâbidir, irade kadarıyla açığa çıkar insandan. İrade ilme tâbidir, ilmi kadarıyla açığa çıkar. İlim hayata… İnsanın ilmi ise fıtratına dayanır yani yaratılış amacına dayalı programına. İrade programa dayalı olarak çalışır. Fıtrat âyetleri bunu anlatır.
  118. Sonunda pişman olmak istemiyorsanız, duygularınıza hitap edenlerden sakının. İnsan aklıyla farklıdır. Aklınıza hitap edene yakın olun.
  119. Uzaydaki yıldızların, tüm dünya plajlarındaki kum taneciklerinden fazla olduğu bir evrende; kim ve ne olursan ol, sadece bir HİÇsin sen!
  120. Kimlerden hangi gerekçelerle olsun açığa çıkan fiiller ergeç sonunda kendilerine döner ve sonuçlarını yaşarlar. Dilediğini yap, sana dönecek!
  121. Dünyasında cehennem ateşi sönmemiş ego/benlik/nefsaniyet sahipleri, için için yanmaktan, asla aşkı yaşayamaz, şarab-ı tâhiri içemez.
  122. Yaşadıklarından ders almayıp, duygularıyla yaşamına yön veren, yanmaya mahkûmdur. Başkalarına ibret olmak için vardır. İbret al, ibret olma!
  123. Kavga etmek cehennem ateşlerinden bir ateştir ki, onu da benlik ateşi besler! Bırak kavgayı, sev ve hoş gör, Hoşu gör! Herkes karşılığını alır.
  124. İntihar eden kişi, o fikri oluşturan şartlarla beyni bloke olduğu için, ölüm sonrasında sürekli aynı şeyi yaşar kabrinde ve azabı süregider.
  125. Bu bedenden sonraki beden, beynin/ruhun edindiği bilgilere göre oluşacak maddesiz bedendir; tıpkı rüyadakine benzer.
  126. Şu an beynin dünyasında madde algısını nasıl yarattığını algılamayanın, ölüm ötesi yaşamı ve bedensellik hissini anlaması mümkün olmaz.
  127. Ölüm sonrası tüm yaşam, madde beden olmamasına rağmen; aynen dünya yaşamındaki gibi, madde algısı devam eder; rüyada olduğu gibi!
  128. İsimler tanımlamadır. Kişi o tanımlamayı yaşamıyorsa, ismin anlamı boştur. Âmentü’ye iman etmemişin, müminim deyip kendini aldatması gibi!
  129. Din tekliftir ve hatta tespittir! Ârif, teklif eder, geçer; huzurda cenneti yaşar. Gâfil, egosuyla zorlayıcıdır; kavga eder için için yanar.
  130. İman rızayı yaşatır; imansızlık kavgayı! İmanı olanın kavgası olmaz! Allâh’la kavga etmez! Gayrıyla kavga ediyorum demekse, imansızlıktır.
  131. Kandil kutlayanların avizelerini kutsarım!!! İslâm’da Mevlid, Beraat, Kadir gibi geceler vardır; özel yararlı ibadetlerle değerlendirilesi.
  132. Risâlet nurunu görmüş olanın kavgası biter; teklif eder geçer; baş olma hırsı sona erer! Kavgası olan kazansa bile, kaybetmiştir! Seyret gör.
  133. Dilerim, umarım iki cihan güneşimiz bizim için doğmuş olsun da, düşünce dünyamızı, yolumuzu aydınlatsın. Işığını görenlerden olalım!
  134. Dünyadaki yahudiler, hristiyanlar ve müslümanlar hâlâ insanların veya dünyanın altıbin yıldır var olduğuna inanıyor!
  135. Cemaatlerinde kapalı devre yaşayanlar; tek bilgi, fikir kaynağına bağlı kalanlar; başkası tarafından beslenen felçliler gibi yaşıyorlardır!
  136. Ölüm ötesinde “beni falancalar yanlışa saptırdı” demen asla yitirdiklerini kazandırmayacaktır. Herkes kendisinden açığa çıkanın sonucunu yaşar!
  137. Düşünsel özgürlüğünü kazanmadan tahkike eremezsin! Taklit, ne imana erdirir ne İslâm’a. Sünnetullâh’ta/yaşam sisteminde mazerete yer yoktur!
  138. “İki müslüman birbirine kılıç (silah) çekerse ölen de öldüren de cehennemdedir” (Hadis). Ölenin cehennemde olmasının sebebi, öldürme niyetidir.
  139. Büyük resmi göremeyen beyinler, küçük resimle yetinir, basit düşünür, kısa süreli çıkarlar peşinde koşar. Ölümsüz insan, büyük resim içindir!
  140. Elindeyken nimetin kıymetini bilemiyorsan; yanındayken sevdiğinin, keyfini çıkaramıyorsan; bil ki ergeç pişmanlık ateşi yakacak seni!
  141. Suyun nereye aktığını göremeyen veya görmek istemeyenler, bir gün o suda boğulurlarsa; başkalarını suçlamanın hiçbir yararını görmezler.
  142. Yaşam önceliğin ne; niçin varsın, neye ulaşmak istiyorsun? Yanlış öncelik sıralaması, asla telâfi edemeyeceğin zarar ve sonsuz yanış getirir.
  143. Kalpten gelerek yaptıkların kadar samimisin; mecburiyetten, âdetten, alışkanlıktan yaptıklarından değil! İçinden gelmiyorsa yapma! Aldatma!
  144. Gündüz yaşadıklarının uykuya daldığında geride kalması gibi; dünyadaki tüm kavgaların da ölümle geride kalacak. Ya kavgalarının kâbusundaysan?
  145. Ne kadar büyük oynarsan oyna, Allâh mekrinden emin olma! El Hasiyb ve El Müntekim olduğunu unutma! Bumerang, yaşam gerçeği sembolüdür!
  146. Herkeste Allâh esmâsını gör; fâili sev, fiiline, Hakk’ın rızasına uymuyorsa buğz et! Fiil, fâili görmene perdeyse, dünyada/âhirette yanarsın!
  147. Anne için çocuğu oluşum sürecinde beyne giren data/bilgi nedeniyle, kendisinin bir organı hükmündedir; doğumla o parça kendisinden ayrılsa da…
  148. Hakikatin olan Allâh’ı hatırlamak ve O’nunla yaşamak için dünyada açığa çıkmışken, bırakıp gideceklerine taparak ömür tüketirsen vay hâline!
  149. İnananlara başarı için: “lahavle vela kuvvete illa Billâh” ile “Hasbünallâhu venimel vekil” tesbihlerini günde 500 kere okumaları önerilir.
  150. Tevekkül, işi beyindeki “Vekîl” ismi özelliğine devretmedir. Manualde vehim, zan vs işe karışırken, “Vekîl” olayı en mükemmel şekilde çözer.
  151. İnsanlar, “Esmâ” (beyinleri oluşturan Allâh isimleri) özelliğini keşfetseler, tüm yaşamları değişir. Zikir, en büyük sır. Allâh (Esmâ) zikri.
  152. Allâh seni oluştururken, sonsuza dek isteklerini sağlayacak tüm kuvveleri beyin adı altında vermiş. Artık dışarıdan bekleme; zikirle tanış!
  153. “Beyin” adı arkasındaki tüm Esmâ kuvvelerini zikir ile harekete geçirerek sonsuz mutluluğa eriş. İrade sıfatını “Müriyd” ismi zikriyle arttır. Zikir sırları Dua ve Zikir kitabımızda.
  154. Zikirde sayı sabit değildir, yaklaşık ne kadar yaptığını bilmek içindir. Bir miktar az/fazla önemli değildir. Her zaman yapılabilir.
  155. İnanmayarak yapılan esmâ zikri dahi sonuç verir. Çünkü zikir, beyin çalışma sistemiyle ilgilidir. “Dua ve Zikir” kitabındaki özel zikirleri deneyebilirsiniz.
  156. Hayvanlar kendilerini besleyeni sevip, nankörlük yapmazken; kendisini karşılıksız besleyeni inkâr edip nankörlük yapana ne denir?
  157. İnsanın iki doğum günü olur. Birincisi dünyaya; ikincisi melekûta! Bunlar dışındakiler oyun eğlencedir. Takvim göreseldir, zaman göreseldir!
  158. Allâh basîretindeki perdeyi kaldırıp Sünnetullâh/sistem hakikatini seyrettirirse, hoşgörü ve Hoş’u görüden başka şey gelmez elinden!
  159. Din konusunda ihlâs kadar önemli konu da “MEKR” konusudur! Pek çok insanın kendini mertebe sahibi velî, kutup, mehdi hissedişi “MEKR”dendir.
  160. Mekr (hile) yaptılar ve karşılığını Allâh’tan mekr ile aldılar. Allâh mekr yapanların en hayırlısıdır. (3:54) Neden deme; ETTİĞİNİ BULURSUN!
  161. Dost sandığının ihaneti, dostunu düşmanını tanıyamamanın cezasıdır. Başkasına yapılandan ders almazsan, sırada sen olursun!
  162. Rabbim ve Rabbülâlemin hepimize hidâyet versin, gerçekleri görüp anlamayı ve hazmetmeyi nasip etsin!
  163. İhaneti yaşamadan gerçeği göremeyenler; ihanetin sonuçlarından kaçınamazlar! Karşındakine hain demeyi bırak, aynaya bakıp “gâfil, basîretsiz” de…
  164. Ne yaşarsan yaşa, yarın o senin için rüya olacaktır. Hayat, yarını kazanmak için an’ı değerlendirmekten ibarettir. Düne takılma, yarını kazan!
  165. İman ehline karşı takiyye yapılmaz! İmanlıyı katleden imansız ölür, tövbe etmezse. Kelime-i tevhidi dillendirene imansız diyen, imansızdır.
  166. İman ve ikiyüzlülük aynı kalpte bir arada olmaz! Mümin, yılan deliğine iki defa parmağını sokmaz! Bizi aldatan bizden değildir! Hırs kaybettirir.
  167. Allâh’ı hakikatinde bulmak için varolmuşken, bu yoldan uzaklaşan topluluklarda vicdan susar; sevgi kalkar; sen-ben kavgası başlar!
  168. Sana, KARŞILIKSIZ, BEKLENTİSİZ Allâh ilmi sunulurken; hâlâ bedel ödeyerek dünyanı burada bırakıp gideceğin şeylerle dolduruyorsan, çok yazık!
  169. Kılıçlar nefretle çekildiğinde kan dökülmesi kaçınılmaz olur! Allâh’ı gören, tahta kılıçla savunmuş kendini, şehid olmak için! Ehli anlar!
  170. “Ne yana dönsen Allâh yüzünü görürsün” âyetini görmezden gelip; mümin kardeşine düşmanlık edip, yol kesenler, yolun sonuna gelmiş demektir!
  171. Her bilenin yanılgısı olabilir, ilim (Kur’ân/hadis) yanılmaz! İlme uy! Âlim, duygularına tâbi olmaz! Âlime duygularıyla davranmak yakışmaz!
  172. Zerre kadar insafın varsa, dur bir düşün! Allâh’a ermek için mi varsın, insanlarla kavga için mi? Tek affedilmez yanlış ŞİRKTİR!
  173. İslâm’ın temel kriteri, her hâlukârda fâili sevmek, Hakk’a uymayan fiiline yüz çevirmektir! Severek, fiilinden yüz çevirmiyorsan şirktesin.
  174. Mümin sevgiyle yaşar, inanmayan nefret ve öfkeyle! Kızarken bile sev! Sevdiğin için kız! Yaşamının temelini sevgi oluştursun. Sev ki sevilesin!
  175. Vahşi aslan yalnızca acıktığında yer; medeni(!) insan her an daha fazlasına HIRSLA saldırır, her şeyi mubah görerek!
  176. Rüyadaki hırs, öfke, kin yaşamı uyandığında nasıl geride kalıyorsa; dünya kavgaları da öylece geride kalacak. Şirksiz dünyası değişene ne mutlu!
  177. Hakikatimizin ne olduğunu bilip; arınarak, sonucunu yaşamak için geldik! Bundan ötesi boş kavga! Eremediysen Hakk’a, tüm ömür geçti boşa!
  178. Kur’ân, insana hakikatini HATIRLATMAK, şirk düşüncesinden kurtarmak içindir. Hakikatini hatırlamamışsan, şirkten arınmadıysan KUR’ÂN OKUMADIN.
  179. Bugün itibarıyla adı “MEHDİ”likle geçen hiç kimse gereği olan ilmi ortaya koymamaktadır. Bu yüzden bağlananları sükûtuhayal beklemektedir.
  180. Yaz yağmuru bir anda başlar sağanak olarak ve çok kısa sürer. Kış yağışı hafiften başlar, hava soğudukça buza, kara dönüşür uzun sürelidir! Büyük hesapların sonuçları da büyük olur. Ya büyük kazandırır ya da her şeyi kaybettirir! “Bunu düşünmemiştim”in telâfisi olmaz. Ölüm yakın!
  181. Ne sevdiğimizin kıymetini bilip hakkını verdik; ne de Rabbimizin hakkını verip sonsuz geleceğe hazırlandık. Ölüm yakın!
  182. Her birimiz doğru veya yanlış yolda olan bildiklerimize selâmet ve hidâyet, mağfiret dua edelim. Rahmetiyle bize merhamet, basîret ihsan etsin.
  183. La ilâhe illallâh inancında olan için iftira, yalan, gıybet; Allâh’tan belâ istemektir. Bunu yapanlar, hâl diliyle kendilerine beddua ederler.
  184. Dünyaya, insanların başına geçip onları yönetmek, onlara efendilik taslamak için gelmedik! Âlim, ilmini paylaşır, işlevi biter. Zorlamaz!
  185. Dünyada varoluşun iki hedefi vardır inanan için; ölümsüz olduğu için kendini beden ötesi yaşama hazırlamak, hakikati olan Allâh’ı tanımak.
  186. Kabir âleminde de, algılaman kadarıyla, sevdiklerinle ve Allâh ile olacaksın. Senin algıladığın kadarıyla benle, gerçek ben arasındaki fark?
  187. Var sen hayal dünyandakilerle, asla orijine ulaşmadan, kavga ederek, beklentilerle ömrünü harca! Basîret sahibi, “dilediğini yapanı” seyreder.
  188. Ben, asla “SENDEKİ BEN” değilim! Sen, asla, “BENDEKİ SEN” değilsin! Dünyandaki, hayal ettiğin ben, algılaman kadarından oluşmuş “ben”im.
  189. Nerede algıladığın kadarıyla çevrendekiler, evren, Allâh; nerede bunların gerçekleri! “Basîretler O’nu idrak etmez” âyeti bunu anlatır.
  190. Ricâli Gayb denilen zevâtın reisi, Gavs’tır. İki yardımcısı Kutbül Aktab ve Kutbül irşad’dır 3’ler denir. Aktabı erbaa 4 kutubtur. Sonra 7’ler, 40’lar ve 212’ler ve 313’ler. Bu ana yürütme organıdır. Karar organı ise Divan’dır. Velâyet mertebelerini “Bilincin Arınışı” kitabımızda okuyabilirsiniz.
  191. Allâhım esmâ mükemmeliyetin ve Zât’ın hakkı için kalplerimizi sevgiyle doldur, birbirimize insafla muameleyi kolaylaştır, seni seveni sevdir!
  192. Her beyin, “nokta”sının projeksiyonudur. Holografik evren “esmâ mertebesi” dolayısıyla her noktada tüm esmâ özellikleri vardır. Yani beyinde…
  193. Beynindeki sayısız Rahmanî özellikleri keşfedip yaşamadan geçersen, tüm kavgaların doğru bile olsa ateş olup sürekli yakacaktır seni!
  194. Cennete bin kişide bir kişi girecekmiş. Niye acaba? Yedi milyar dünya nüfusunda kaç kişi olur bu durumda? Kimse ameliyle giremezmiş de! Düşün!
  195. Bazılarının yaşamı treni kaçırıp, sonraki treni ummak üzere kurgulanmıştır! Yanlış trene binip çok sonra aklı başına gelenlerin hâlini sorma!
  196. Kıyamet alâmeti odur ki, insanlar kürsülere teypleri koyar, yüzlerce yıllık bilgileri tekrar tekrar dinler ve yenileyici muamelesi yaparlar.
  197. Bildikleri kapsamlı olmayıp ezberini tekrar eden, yalnız beni dinleyin benden gayrını okumayın der, sürüsünü kaçırmamak için.
  198. Özgür beyinler her şeyi okur, araştırır, sorgular, yaşamına kendi aklıyla yön çizer; özgür beyinlerle sohpet ederler. Kula kul değil, Allâh kulu.
  199. Hak bildiğin dostunun eleştirilerini hazmedip değerlendiremez, nefsini hep haklı görürsen, ya gayrını nasıl değerlendireceksin? HÛ DOST!
  200. Bilim, Allâh ilim ve kudretiyle insan adı altında açığa çıkan yaratış bilgisidir. Bilime nankörlük, Allâh ilmine nankörlüktür! Nankör olma!