DOST’TAN DOSTA – 2

Ahmed Hulûsi

  1. Misafirliğe gittiğinde oturduğun koltuğu ne kadar sahipleniyorsan ya da çevrendekileri, dünyandakiler öyle! Misafirliğin keyfini aşk ile yaşa!
  2. Aşk, benliğini âşık olduğuna kurban etmektir. “Kurban kes” hükmü buna işaret eder gerçekte!
  3. “Aşkım, sen olmasaydın felekleri yaratmazdım” hitabı yapılmış ZÂT’ın Doğumgünü. Aşk için gelmiş cihana! Sen tek Aşk’sın ey MUHAMMED a.s.!
  4. AŞK RASÛLÜ s.a.v.’in ümmeti olmakla iftihar ederiz. AŞK için gelmişiz biz. Aşk sarhoşuyuz! Ağyar anlamaz bizi!
  5. Aşk için gelen sevgiden söz ederken, kavga eden Allâh’ı tanımadığını ilân eder! Güzel söyle, sevgi ve şefkatle yanaş, muhatabını iyi gör!
  6. Dün çıkarı gereği yüzüne gülüp sevdiğini söyleyen yarın yüz çevirse, öbür gün yine sevdiğini söyleyip daha sonra da yine yüz çevirir. Bil bunu!
  7. Alâh’la olana ne söven ulaşabilir ne de seven!
  8. Yarın yaşayacaklarını bugün ellerinle şekillendiriyorsun! Allâh kimseye zulmetmez. Deme yarın, bunu niye yaşıyorum!
  9. Düşüncenle, elinle, dilinle, yüzünle, mimiklere vuran duygularınla yarınını inşa etmedesin; farkında değilsin!
  10. Aramıyorlar, deme; arattırmıyorum de! Sevmiyorlar, deme; sevdirmiyorum de! Aşk taşan bir yüz nasıl sevilmez! Sevenin yüzü güneş gibi parlar!
  11. Herkesin dünyasına saygı duyarım; dünyamda yaşarım. Ne esir olurum, ne de esir alırım! Yalnız, çıplak geldim; yalnız ve çırılçıplak gideceğim!
  12. Kavga beklemeyin bizden!
  13. Allâh, “ALLÂH”lığını kabullenme, hazmetme kuvvesi ve kapasitesi ihsan buyursun.
  14. Coşturmayan, taştırmayan, aştırmayan, isyan ettirmeyen, etraftan/kendinden geçirmeyen, köle etmeyen sevgi AŞK değildir. Deli derler âşığa!
  15. Allâhım, ölümü tattıktan sonra bana yararı olmayacak tüm bilgi ve insanlardan ve dahi senden engelleyecek neler varsa onlardan uzak kıl.
  16. Varlığının Hak olduğunu bilmekle Firavun düzeyinde olursun. İblis de “bende yaptırtan sensin” demişti. Aşktan mahrum öldüler, yandılar!
  17. Kin, nefret, şiddet, karamsarlık yayanlara karşı siz de çevrenize sevgi, aşk, tebessüm, umut yayıp Allâh’ın gülen yüzü olun. Ettiğinizi bulun!
  18. Tüm isimleriyle “insan” adı altında apaçık zâhir. Dünyada kör olan ebeden kör kalır.
  19. İlim ve kullanıcısı akıl Allâh’ı tanımak yakınlaşmak içindir. Ermek ve yaşamak ise yalnızca aşk ile mümkün olur. “Sen” Allâh’ı göremezsin!
  20. BEN/EGOyu yok etmeyen ilmin, hissettiklerin cehennem ateşidir. Aşk yaşamak için yaratılmamış olanlar ilimle oyalanır, keyiflendirilir.
  21. Aşk yaşayan her yüzde aşkını seyreder, sever. Kin, nefret, kıskançlık yaşamaz. Sevdiğini herkes sevsin ister. Çevresine neşe mutluluk yayar.
  22. Kimse kimseden bir şey beklemesin, ummasın. An’ı yaşayıp seyretsin. Herkes kendinden açığa çıkanın sonucunu yaşar!
  23. Demirin ateşte ateş olup çıkarılınca eski hâline dönmesi gibi, kimileri de aşk ortamında ateşlenip, ortamdan ayrıldıklarında eskiye döner.
  24. Boğulma KORKUSUYLA dizkapak adalarını aşamayan denizde yüzemez. Yüzme akıl değil, melekedir. Aşka salamayan kendini akıl batağından çıkamaz!
  25. Kıyamazsan başa cana girme aşk meydanına. Çok başlar kesildi bu meydanda hiç soranı olmadı!
  26. Aşk ummanının haddi sınırı olmaz. Haddi sınırı olan bu ummana dalamaz.
  27. İlmini aklını sandık odasında bırak da çık dışarı, aşk için gel. Bu meydan evcilik oynayanlara kapalı. Aşka kanatlı Korkusuz gönüllere açıktır!
  28. AH aşk Kapını çalar da ansızın, Açmazsan korkup, Ebeden yanarsın, Aşktan değil egondan!
  29. Hikmet yurdunda kalanlar, ilim çiçekleri derlerler; aşk şarabı içenler kudret yurdunun ikrâmlarına ererler.
  30. Hediye sevginin bir sunum türüdür. Âşığın aşkına hediyesi ise benliğidir. Sevgisiz hediye bilmez vermez.
  31. Gururundan, benliğinden, her şeyi kontrol etme, yönetme hevesinden geçemeyen, aşk cennetine giremez; yanar durur!
  32. Sevgini, aşkı doya doya yaşamaktan alıkoyan engel senin içindeki bağlar, zincirler; kabullerin, şartlanmaların! Özgürleşsen, haykıracaksın!
  33. Sevgini, aşkını açık açık haykıramamanın cezasını için için yanarak çekersin. Kabullerinin köleliğinden ne zaman özgür olacaksın!
  34. Aşk için gelmişsin, benliğinin kölesi olmuşsun! Sevgi ateşi tutuşmazsa benlik bağların yanmayacak; ebeden köle kalacak, azap çekeceksin.
  35. Ölmek, bedensizlik yaşamını tatmak demektir. Aşk için ölmek ise benliksiz/egosuz yaşamı tatmak/deneyimlemek demektir. Geri dönüşsüzdür!
  36. Nefsinin kölesi olmak, bedensel isteklerinin kölesi olmakla sınırlanmaz; Seni kayıtlayan kabullerinin kölesi olmandır. Korkuların da dâhil!
  37. Ya AŞK kölesisin ya da EGONUN kölesisin! AŞK yakar tüketir; hiç eder; hep olursun! Özgür dilediğini yapan kalır!
  38. Gerçek sevenden, âşık olandan sevdiğinin isteği aksine davranış açığa çıkmaz. Baş koşuldur bu!
  39. AŞK; insanda bedensizlik hissini yaşatan en güçlü duygudur. Şuurun kendini beden hissetmesi hayvani duyguları tetiklerken, aşk özgürleştirir.
  40. Seven, birini sever onunla “bir” olmak ister benliğini köle ederek. Âşık, Sûretsiz TEK’i sever, her yüzde sever, aşk yaşar benliksiz sarhoş olur.
  41. Aşk sarhoşluğunun ayılması olmaz! Çıkmaz “şaraben tahura” mey hânesinden dünya hânesine!
  42. Sana sevgiyle bakan gözler Allâh’ın gözleridir. Sakın O’na nankörlük yapıp dirsek çevirme! Aşk cennetinden mahrum edersin kendini!
  43. “El Velî” ismi de herkesin hakikatinde vardır! Kendinin fark etme alanına girmese de, onda O’nun dillenemeyeceğini nasıl düşünürsün ki!
  44. Yer gök ile her dem dillenirken Allâh; Hitab edenin kim olduğunu fark etmeyenlere ne denir ki!
  45. Taklit/çakma âşık, veremediklerinden tanınır! Âşığım, aşkı yaşıyorum diyenleri böyle tanırsın. Âşığın aşkına veremeyeceği yoktur!
  46. Çakma âşık, sevdiğine efendilik taslar, istediğim gibi ol, benim dediğim olacak, der; Gerçek âşık, aşkının, kölesi olur.
  47. Âşık bir an olsun aşkından ayrı kalmak istemez her an yanında olmak ister, dokunmak ister. Çakma âşık görür doyar hevesini alır, işine dalar!
  48. AŞK, aşk yaşansın istedi; Mâşuk oldu sevilmek için, Âşık oldu sevmek için, Aşk âleminde gayrına yer kalmadı!
  49. Allâh aşkı, en büyük ibadettir! İçinde aşk olmayan ibadet kulluktur! Aşk mukarrebin, sair ibadet ise zâhitlerin yaşamıdır.
  50. Aşk yüzünü gösterdiğinde, Ondan yüzçeviren, nankörlüğün cezasını ebeden yanarak öder! Aşk için yaşa Aşk ile ki, varlığında gören o olsun!
  51. Şükreden aşka erer. Nankörlük eden nefs batağında göçer!
  52. Eşinde Allâh’ın Cemâlini göremiyorsan, başkasında gördüğünü nefsinle görüyorsun demektir. Marifet, en yakınında Allâh’ı seyredebilmektir.
  53. Bir bak Sonra bir daha bak, eşinin gözlerine Derin derin. Göreceksin oradan kalbine ulaşıp, İçindeki coşkulu sevgiyi. Hasretle bekledi bu an’ı!
  54. Seninle sever eşini Allâh! Eşinle, sevgisini yaşatır sana Allâh! Gâfil olma, seveni gör, sevileni fark et! Bir’leşmek için benliğini terk et!
  55. Büyük insanların büyük meseleleri harcım değil. Basit insanım değiştiremeyeceğim işle yorulmam. Sevgimi yayıp, sevgi paylaşabilirsem ne âlâ!
  56. Kalpleri Allâh birleştirir! Bir kudreti görebilsek!
  57. Aşkını haykırarak dillendiremiyorsan; etraf görüp, utanıyorsan çakma âşıksın! Aşk ne etraf, ne utanma, ne benlik bırakır. Âşık ol da gör!
  58. Bağlı dilleri çözen, kalplerdeki volkanı tetikleyendir aşk. Aşk ile başladı yaşam; tüm bir’leşmeler onunla oluştu. “İnsan”da mi’râc oldu!
  59. Ayrılık bazen âşığa rahmet olur. İçin için yaşadığı sevgi, ayrılık hâlinde coşar taşar bentleri yıkar, aşk olarak açığa çıkar, Leyla’dan da geçer!
  60. Âşığın aşkı mâşukuna, varlığında görünen AŞK’adır! Kör de sûrete sanır. Aşk sûretsizdir!
  61. AŞK kiminde, sevdiğini gördüğünde patlar yüzünde güller açar; kiminde de ayrı düştüğünde fışkırır sular sellerle dilinde şarkılar şiirlerle…
  62. Aşk rest çeker, Akıl pes der.
  63. Benlik/nefs köleliğinden azât olmadan hakkıyla sevgiyi ve aşkı yaşamazsın. Engel senden sanadır!
  64. İnsanların, senin istediğin gibi, senin doğrularına GÖRE yaşamasını istediğin sürece cehenneminden çıkamayacaksın! Kara gözlükle yaşayacaksın!
  65. Allâh seni başkalarını eleştirmek için yarattıysa ne denebilirki! Her yüzde kendi Cemâl ve kemâlini seyir için yaratılmışa ne mutlu.
  66. En sevmediğin, nefret ettiğin kişide Allâh’ın yüzünü ve fiilini göremiyor, onu suçluyorsan mümin olduğuna inanmak çok zordur.
  67. Ya adam gibi önceden düşünün o fiilin/sözün sonucunu, ya da ertesinde hindi gibi düşünün el başta!
  68. Gönlünde sevgi, aşk olmayan, geçmişin/hatıraların kölesi olarak yaşar. Allâh’ı seyredenin geçmiş bağları olmaz, her yüzden Cemâli seyreder.
  69. Aşk varlığın derinliklerindeki “el Vedud” tecellisi mazharı “Müheymin” meleklerle açığa çıkar. Cebrailî kuvve ilim “oku”turken, aşk nereden?
  70. Aşk, bütün melekî kuvveleri camî olan “insan”da Müheymin melaike kuvvesinin açığa çıkışıyla yaşanır. Müheymin melaike âlemlerden bîhaberdir. Aşk yaşayan da bu yüzden âlemlerden kopar, aşkının seyrinde kendini kaybeder. Dünya varmış tâ ki yok olmuş, der, şarabı tâhir ile mest!
  71. Şükreden de Allâh Esmâsının açığa çıkışıdır, nankörlük eden de. Şükredende nimetini arttırır, nankörlük edeni kendi başına bırakır.
  72. Hidâyet Allâh’tandır. Gerçeğe davet edildiğinizde nefse uyarak daveti reddederseniz, kendi başınıza kalır, yanmaya devam edersiniz.
  73. Ya “Allâh” diyecek, O’nun fiillerinizi yarattığını, o istemedikçe isteyemeyeceğinizi kavrayacak, insanları suçlamaktan döneceksiniz. Ya da…
  74. Ne mutlu, nefsanî duygularına uymayıp, Allâh sevgisiyle dolu ve bunun gereğini açığa çıkaran kalplere. Sevgi ve merhamet sunanlara!
  75. Dostlarım! Seviniz, sonuna kadar, dibine kadar seviniz ve sarhoşluğunu yaşayınız ama kimseyi putlaştırmayınız; gavs kutup mehdi sanmayınız.
  76. Gerçek sevgide ünvan, makâm, etiket, paye yoktur. Sûretsiz, nedensiz, gönlün bir hissedişi, görüşüdür o! İnsanlara paye verip sevmek gaflettir.
  77. Ayrı düştüğünde anlarsın gerçekten sevip sevmediğini. Gerçek seven ayrı düştüğünde cayır cayır yanar. Âşık ise yanındayken bile yanmadadır.
  78. Kudret açığa çıkışını kesen hikmet perdesidir.
  79. “Çakma” tanımlaması, o şeyin hakikisi olmadığı hâlde, kendisini hakikisi gibi gösterip, insanlara yanlış kabuller yerleştiren, anlamına mı?
  80. “Hüsran”; hakikatinin kuvveleriyle ayakta durmayıp, dışsallığın geçici desteğiyle yürüyen ve böylelikle kendini bir mertebede görenin sonudur.
  81. Hakikatinde varolan kuvvelere erişmeden, yalnız başına kalacağın yaşam boyutuna geçersen, pişmanlık bir şey kazandırmayacak.
  82. Cehennemî yaşam, içindeki sevgiyi aşkı yaşayamamaktır. Kin nefret haset kıskançlık bencillik ateşi, sevgisiz kalplerin içe dönük ateşidir.
  83. MEKR yaşayanda aşk olmaz! Sevgisizlik, baktığın yerde Allâh’ı görmemek, lânete uğramışlığın, mekr yaşamının sonucudur. Mekr’den Allâh’a sığın!
  84. Bu fakîri seviyorsanız, kendinizden bir şeyler bulduğunuz içindir. Herkes kendinden bir şeyler bulduğunu sever. Allâh’ı sevmek için varız biz!
  85. Allâh’ın madde algılanan varlıkta esmâsıyla açığa çıkışı üç mertebedir. En dar esmâ açığa çıkışı maden, sonra nebat, sonra hayvandır. İnsanın bedeni Kurân’da hayvan metaforuyla anlatılmıştır, benliğin dağ olarak sembolleşmesi gibi. Tasavvufta hayvan denince beden anlaşılır. “Ölen hayvan imiş” deyişi Yunus’un “ölen beden imiş” anlamındadır. İnsan ise bedenden doğan ölümsüz ruhtur. Cennemî ateş kendini beden sanmadır. Yakıcı tüm duygular, sıkıntılar, bunalımlar kendini beden sanmanın getirdiği kabuller ve duygulardan yaşanır. Hakiketine imansızlığın cezasıdır. Aşkı uğruna benliğinden, gururundan geçemeyen, sonunda aşktan mahrumiyet ateşiyle yanar.
  86. İsa a.s. iki doğumdan söz etmiş. 1. Dünyaya 2. Semâya. Beden, Dünyaya doğar, sonra “insan” ise semâya/melekûta doğar. Aşk’ta doğar! Ne demek? Kendini beden kabullenmiş, bedenin kendi otomasyonu ile çalışan ve sonunda toprağa karışacak varlık olduğunu hissetmeyen bu bilgiyle gider. Kendisini beden kabullenenin tek doğumu vardır. Aşk’a doğan ise ikinci doğumu tadar ve dünyadayken dünya kayıtlarından arınmış yaşar.
  87. Aşk, yaşayandan kopyalanır istidadı olanca. Öğrenilmez, okunarak ya da dinlenerek. Aşk serhoşları vardır ateşteki demir misali. Bir de “Aşk” olan vardır.
  88. İhlâs Sûresini ancak aşk yaşayanlar “okur”. Aşk şarabı kimini Allâh serhoşu yaparken, kimine de dünyadayken ölümü tattırır. Melekûtta yaşar.
  89. Benlik zincirlerinden kurtulmadan AŞK olamazsın, aşkı yaşayamazsın. Kabullerin, uçmana engel pırangalarındır. Dünyan değerliyse aşkı unut!
  90. “Dehr’e sövmeyin! Dehr, Allâh’tır!” Rasûlullâh s.a.v. Dehr = Sınırsız-Sonsuz-Zaman kavramsız An. Kibrin kime?
  91. Sonucunu yaşadığında pişmanlık duymayacaksan dilediğini yap. Yaşam yaptıklarının sonucunu yaşamak için yeterince uzun. Sevişene çok kısa!
  92. Samimi olarak Allâh adıyla işaret edileni seven o uğurda benlik ve beşerî duygularını terk etmek zorundadır. Dolu kaba yeni bir şey girmez.
  93. Aşk aynalanır yaşayandan; taklit edilmez! Taklit bilinçlidir, “sen” taklit edersin. Aynalamada sen olmazsın, bir’leştiğin kadarıyla akar sana.
  94. Mevlâna Şems’ten aynalamıştır aşkı. Deccal, aşk Rasûlü İsa önünde tuzun suda eridiği gibi erir, hadise göre. Benlik, sadece aşk ile erir!
  95. “Allâh dilediğini kendine seçer” âyeti, aşk ile benliğini eritip, varlığında kendinden gayrı olmadığını yaşattıklarını, anlatır.
  96. Ali k.v.’nin “Görmediğim Allâh’a kulluk etmem” sözü aşkın dile gelişidir. Âşk yaşamı, her yüzde Allâh’tan gayrını görmeme yaşamıdır.
  97. Aşk insanda yaşanır, hayvanda olmaz demek onun bedenle ilgisi olmadığını, sûretsiz bir hissediş olduğunu anlatır. Aşkın yaşı yoktur.
  98. Sevgi yaşayan, âşık olan ne kendinde yaş hisseder ne de muhatabının yaşını görür. Dolayısıyla da beden kayıtlarının ötesinde yaşar.
  99. Allâh seni severse, sana çok seveceğin birini karşına çıkartır. O sevgiyle bedenini yaşını unutur, cehenneminden çıkarsın. Sevdiğin gerçekte O!
  100. Ölüm aniden çalar kapını, parana etiketine bakmadan. Aşkı bulmadıysan hâlin nice olacak?
  101. “Felsefe”, hikmetler dünyasını tanımak isteyenlerin alanı; “tasavvuf”, kudret yurdunda yaşamak isteyenlerin alanıdır.
  102. Aşk ancak ve sadece Aşk yaşayandan aynalanır. Nasibi olmayan da sevgilerle, sevgililerle oyalanır!
  103. Hikmetler alanında ilimlere ermenin anahtarı çoktur. Kudret yurduna geçişin anahtarı tektir: AŞK!
  104. Seven, benliğiyle sever. Aşkta benlik yok olur, ki bu yüzden kudret alanına geçiş sağlanır. Kerâmet ve mucizeler kudret alanından açığa çıkar.
  105. İlim, hikmet sistemiyle açığa çıkarken, kudretin âlemi aşktır. Kudret rest çektiğinde, Hikmet pes der. Kudret yurdunun tedbiratı, mardiye nefs!
  106. Aşksız yaşam, aşk istidadı olanlar için boşa harcanmış zamandır. Aşk ile yaşamana engel olan benliğin ve kabullerindir. Bunlardan geç!
  107. Dem bu demdir. Sonrakini yaşayacağın ise meçhûl! Aşksız geçen dem için küseceksen, benliğine küs. Seni mahrum bırakan benliğindir.
  108. Salamıyorsan kendini âteşi aşka, söz etme aşktan yana. Dünyanda oyalan aşk masallarıyla. Âşık engel tanımaz, benliğini keser atar!
  109. Bâkî Allâh’tır! Aşk gözünü açar, perdeni kaldırırsa Görürsün!
  110. Allâh’ın “Allâh”lığını tartışmaya kalkanların yaşamı hep hüsran olacaktır! “Dilediğimi yaparım, yaptığımdan soru sorulmaz” diyene secde et!
  111. Gerçekleri görüp anlamak istiyorsan, önce, o konudaki önyargılarını bir yana bırakmak zorundasın. Biliyorumlarınla yeni bilgilere ulaşamazsın. Bildiklerinle ancak buraya kadar gelebildin. Daha ileri gitmek ancak bildiklerinin yeniyi sınırlamaması ile mümkün olur. Soyun da gel! Denize elbiseyle girilmez! Aşk, benlik kabul etmez! Yenilenmek istiyorsan önce şartlandırıldığın kabullerinden soyunmak zorundasın! Sana, aşığıM diyorsan, daha çok yüzücü sanırsın kendini dizkapak adalarında gönül eğlerken! Aşk, yalnızca “M”sizlerde açığa çıkar!
  112. Kapıda kim var dendi, “benim” dedi; açılmadı kapı! Kapıda kim var dendi, “senden gayrı yok” dedi; girdi; bütünleşti, birleşti!
  113. Kimin yaşam ağırlığını hangi organı oluşturuyorsa, onun aşkı arayışı, o organı yönünden olur. Kimi beyninde, kimi kalbinde kimi de daha aşağı!
  114. İçindeki sesi dinle! İçindeki ses, ilk seslenişi ile seni bilmediğin derinliklerine çeker. Sonrasında vehmin devrede, dinleme onu! İçindeki sesin yansımasını da bulursan karşında, sakın yüzçevirme! Tren kaçarsa aynı trene bir daha binme şansın yoktur. Kaynağın TEK’tir!
  115. Ne kadar mı seviyorsun, arayıp sorduğun kadar!
  116. Kişiliğinin güvenilirliği, verdiğin sözlere uyduğun kadardır.
  117. Amigdala yalnızca bedenin değil benliğin de koruyucusudur. Eleştiriye kapalılık ve itiraz, amigdalanın benliği savunma sistemindendir.
  118. İnsanı tanımanın yolu beyini tanımaktan geçer. Beyni bilmeyen, hayalî mecazi kavramlar çölünde dolanıp soyut kavramlarla avunur.
  119. Tasavvufî olarak nitelenen her şey beyinden, beyinle açığa çıkar. Beynin ne olduğunu kavramamış olanlar birçok hayalî kavramlarla avunurlar.
  120. Sevgiyle başını yaslayıp her sıkıntını unuttuğun göğüs, Allâh’ın şefkat kucağıdır; ama sen ona istediğin ünvanı yakıştır. Baba de anne de vs…
  121. Varlık âleminde kendi Esmâsı dışında bir şey olmayan Allâh, diler âşık diler mâşuk olur. Diler nefret yaşatır, diler lânet. Dilediğini yapar.
  122. Seni seviyorum ama benim kölem ol!!!
  123. Değiştiremeyeceğin şeyleri düşünmek ve konuşmak, beyin ve enerji israfıdır. Her aklına geleni yazıp konuşmak yerine, önce düşün bir, ne veririm diye.
  124. Kendini tatmin için yapacağın her konuşup yazma, kendine zulümdür. Yazdıklarını, konuştuklarını değerlendirecek kaç kişin var? Onlara yaz!
  125. Herkes nasibindeki kadarını alır. Alacağı bitince de bahane ve mazeretleri başlar. Dünya için yaratılmış olan Allâh’a yönelsede sonu dünyadır.
  126. Allâh’ın kendine seçtikleri ne kadar dünyaya/bedene batsa da kudret eli onları çıkartır! Dünya ehli de ne kadar heves etse, bedenleri batırır.
  127. Aşk ile dol, benliğin varlığın yansın… Kül olsun… Yok olsun! İşte o zaman Dünya varmış…Yokmuş!!!
  128. Hadis: “Evde sûret resim olursa melek girmez!” Kişinin evi yani hologram dünyası kendini sûret/beden kabul ederse, melekî boyutuyla kendisini tanımaz!
  129. Garibim gaflet tecellisi, hayalindeki tanrısının ötesel aşkıyla avunur. Aşk yaşattığı, “kapına gelen fakir bendim” sırrınca aşkıyla bir olur!
  130. Eğer âşık isen yâre, ne kadar aşk ile sarılıp, bütünleşip BİRleşiyorsun yârinle! Aşkın lâfıyla avunanlar, ergeç tadarlar hüsranı.
  131. Aşk, aşkla(!) sarılıp, sonra da dönüp arkanı dünyana gitmek hiç değildir! Aşkın fenâsı aşkında yok olmak, bekâsı “Aşk” olarak aşkı yaymaktır.
  132. Daha, “Allâh’ın Allâh’lığını kabul” etmemiş olanların aşktan söz etmeye hakları olamaz. Her noktada “ben dilediğimi yapıyorum” diyeni gör!
  133. Henüz Allâh’ın Allâh’lığına iman etmemiş olanların aşktan söz etmesi, sanırım kıyamet alâmetlerinden biridir. İman ehli yanmaz!
  134. Dünyandakiler seni yakıyorsa, imanını sorgula!
  135. Hakikiyi görmemiş taklidi kabullenir, hakiki diye. Gerçeğini görmüş olanın taklit olana kanması mümkün değildir. Cins cinsini seçer!
  136. İmanınız gerçek mi? Kurân’daki âyetlere gerçekten inanıp, bunlara göre mi yaşamı değerlendiriyorsunuz? Düşün!
  137. Kaçırdığın tren geri gelmeyecek! Aklın varsa, elindeki kadarını değerlendirmeye bak!
  138. Biline ki… “Ben Allâh’ım” sözünü Deccal söyleyecektir. Bugün bunu söyleyenler farkında olmadan cinnî etki altına girenlerdir. Uzak durun!
  139. Hiçbir velîden “ben Allâh’ım” sözü sadır olmaz. “Ben Rabbinizim” diyen Firavun idi.
  140. Kendini Hak, Allâh, karşısındakileri kul gören, cinnî etki altında vahdet bigisinden sapanlardır. Bunları takip etmeyin!
  141. Anlattıklarımı yazdıklarımı kullanıp çevresine insan toplayıp kendini tatmin edenlerden uzağım. Ne sağken ne de sonra adıma kimse konuşamaz.
  142. Elbette herkes dilediğini yapar, sonucunu da yaşar. Allâh kuluyum. Ateşten, ağaçtan ben Allâh’ım dediğine iman ederim. İnsandan bunu demedi. Ağaçtan, ateşten ben Allâh’ım diyen niçin insandan demedi de yalnızca Deccal’den bu çıkar? Akıl hastaları hariç! Düşünülesi bir konu.
  143. Dua kitabımızdaki “Euzübivechillah…” ile başlayan korunma duası kendini Allâh sanan, peygamber sananların okuyacağı duadır. Toplu olarak da kişiye okunabilir. Cinnî etkilerden korunmak için, günde 100 defa, ağır vakalarda günde bin defa 40 gün. Toplu da okunabilir yüzüne.
  144. Ene beşerün misliküm”; sizin gibi bir beşerim; diyen Rasûlullâh a.s.’ın ümmetinden Allâh kulu biriyim. Aklı başında olan da öyledir!
  145. Sûretsiz sevgi demek, bedenselliğin getirisi olan hayvani duygulardan arınmışlıktır. Başolma hırsı, ikiyüzlülük, hased, kıskançlık hayvanidir.
  146. Sûretsiz sevgi, aşk yaşayanda; başkası ve onlara bir şey verme hırsı olmaz. Sûretsiz sevginin İDDİASI olmaz! “Korkusuzum” demek iddiadır!
  147. Amigdala o kadar güçlüdür ki, benliğini savunmak için tasavvufun tüm bilgilerini kullanır. Sûretsiz aşk yaşayanda savunma olmaz.
  148. Tüm Nebilerde ve Rasûllerde ve velîlerde Allâh korkusu vardır. Mekre uğrayıp kendini velî sananlar hariç. Mekr; kişiye uzaklığı yakın gösterir. Mekrin alâmeti, kişinin mevcut hâlini en mükemmel görüp, insanlara efendilik taslayıp, onlara bir şeyler vereceğini sanmaktır. Biz kimseye hiçbir şey veremeyiz. Bildiğimizi yazarız, tavsiye! Kişiye verecek olan Rabbidir! Allâhlık taslamak; Rablık taslamak mekrdendir! Tasavvuf; hazım, edep, haddini bilmektir! Kula karşı. Allâh’a karşı. “Ben hakikatimi bildim”, “ben Allâhım” demek, mekirdir. İddiadır! Kulun hakikati “yok”luğudur. Hiçbir açığa çıkış, Allâh olduğunu iddia edemez. Çünkü sadece bir minicik kompozisyondur!
  149. Çay kaşığındaki okyanus suyu, okyanustandır. Ve lakin okyanusta neler vardır, çay kaşığında ne vardır?! Velînin bâtını vahdet, zâhiri kulluktur. Zâhirine paye biçen, mertebe seçen, kendini Rab çevresini kul gören mekre uğramış, aldanmıştır. Bunlardan uzak durup selâmet dilemek gerekir.
  150. Beyini ve amigdalanın işlevini bilmeyen tasavvuf heveslilerinin düştükleri vartalar hesapsız… Bilgiyi kullanıp, insana kendini Allâh sandırır.
  151. “Kul” demek, kapasitesi sınırlı olan Esmâ kompozisyonu demektir. Allâh, sınırsız potansiyel, Rahmaniyet demektir.
  152. Cehalet ve dalâlet tecellisinden “ben Allâh’ım, ben Rabbinizim” sözü çıkar. Kulun sonu yokluktur. Sınırlı, sınırsızım diyorsa, gâfilim diyordur.
  153. Aşk’ın şablonu yoktur! Olmaz!
  154. Acayip tecelliler! Kimi amigdalasının oyununa gelip “ben Allâh’ım, kaderinizi değiştiririm” diyor; kimi peygamber, Geylânî bana geliyor, diyor! Kimi haberim olmadan benden mesajlar alıp talimatlar yağdırıyor. Kimi gaybdan haberler alıyor, nefs terbiyesinden geçmemişken! Adımı kullanan kimseye inanmayın. Yazdıklarım dışında, kimseye talimat vermem, işine karışmam. Bildiğimi yazar paylaşırım o kadar. Yanımda olan hiç kimse, bu bilgileri dünyalık çıkarı için kullanmaz. Kullananın benimle hiçbir ilgisi yoktur. Böylece kesin biline bu konu.
  155. Cehennemden korkmayan, dünyadaki korkunç vahşete bakıp “Gazap” tecellisinden ibret alsın. En şiddetli vahşet, hiç kalır cehennem ortamında.
  156. Cenneti hûri ile yemek sananın, Kudret Sıfatının getirisinin neler olduğunu hayal etmesi mümkün değildir. Metafordan cennet anlaşılmaz!
  157. Allâh’ın Aşk olarak algılanması, sûretsiz sevgiye erdirmiyorsa, eşinin gözlerinden kalbine indirmiyorsa, kuru hayal olarak kalır. Sev de gör!
  158. İster eşinde, karşındakinde gör, sonra Kâbe’ye yönel; ister Kâbe’de gör eşine yönel onda gör. Sonuçta mesele görmektir, yaşamaktır.
  159. Dünyada (basîreti) kör olan, âhirette de kör olacaktır.
  160. İnsanın orijini; melekî, sûretsiz yapıdır. Beden terk edildikten sonraki beden algısı beyinde yerleşik beden bilgisindendir. Cennet ehli hariç tüm insanlarda beden kabulü ve hissi devam eder. Cennet ehli sûretsizdir, dilediği beden formuna bürünür. Hissetmek önemli.
  161. Biz kimseyi dününden yargılamayız. İşlevimiz bugününe hizmet edip yarına hazırlanmasına yardımcı olmaktır. Yargılayan yargılanır!
  162. Nefs terbiyesi almamışa vahdet bilgisi vermişler, kendini âlemlerin Rabbi Allâh sanmış, kullara tanrılık taslamış!!! Kendini tanrı, insanları kulu gören Firavunun egosu İblis’i de aşmıştı. İblis hakikati olan Allâh’a imanlıyken, Firavun/lar “Allâh benim” der.
  163. Velî; kendini tanıtmaz, Allâh örtüsü altındadır. İç dünyasından, yaşamından, hissiyatından bahsedip, insanlara efendilik taslamaz.
  164. Tüm hayvan ve insansılar kavga ederken, savaşırken, “insan” yaratılmıştır aşk için. Sevmek ve sevilmek için! Yaşamına bak ne olduğunu anla!
  165. Birilerinin kanatları altına sığınmak isteyenlerle, özgün hakikatlerini yaşamak için benliğinden geçenler bir olmaz!
  166. Biliyorum”, yenilenmeni önleyen en büyük engeldir. Dinlerken birini, koy bir kenara bildiğini!
  167. Hayvan, “insan”lık bilgisi edinmekle “insan” olmaz!
  168. Bana bunu yaptırtan Allâh’tır” demen seni cehenneminden çıkartmayacaktır. İblis de öyle demişti!
  169. İnsanlar arasındaki ilişkinin frekans boyutunda yürüdüğünü göremeyen bilim; insanın da gerçekte frekans yapı olduğunu fark edemez! Bilim, beynin frekans çözen frekans paketi olduğunu çözemediği sürece yabanda dolaşacaktır.
  170. Dünyanın en CİMRİSİ, karşısındakini birkaç güzel söz ve tebessümle mutlu edemeyendir!
  171. Seni seven kalptekini görememek bedbahtlığına uğramışsan, sevgisizlik ateşi sana yeter yanmak için!
  172. Beynin et değil, dalga paketi olduğunu yıllar önce söylemiştim. Bilim adım adım yaklaşıyor söylediklerime… Et beyin, hücre beyin, nöron topluluğu beyin deyip, orada kaldılar!
  173. EGOnun ne olduğunu, nasıl oluştuğunu bilmeyen aydın(!)ların “free will (özgür irade)”den söz etmeleri ne kadar enteresan! Önce beyini tanısalar!
  174. ABD’de insan, yaya değerlidir; otolar yaya gördümü 50m.de durur. TR’de oto üstündür, yaya kaçıp kurtulur! Bilmem insan ne zaman değerlenir?
  175. Yayınlanmayacak Evrensel Sırlar 2’den: Cem’e: Sanırmısın ki işleriniz yalnızca 5 duyuyla akıyor. Hepiniz bir manyetik bulut içinde yaşıyor. Bu manyetik bulut ise tümüyle beyinlerin yaydığı farklı frekanslardaki dalgaboylarının oluşturduğu bir bulut. Ve siz içindesiniz o bulutun. Seven beyinlerin yaydığı dalgalar, beyin verici gücüne göre yayılırken, aynı frekanstaki açılımı olan beyinler tarafından da alınarak yaşanır. Nefret, kin, kavga duygularını yayan beyinler için de bu böyledir. Dalgalar arasında kavga karışıklık olmaz. Herkes kendi alıcısından beslenir. Sevgi dalgaları “addict”i, yeryüzündeki en güçlü bağımlılıktır. Dalgaboyu yapı olan beyinlerin oluşumundaki sevgi dalgaları cinsinden beslenir.
  176. Sen beğenmeni, sevmek; SevmeNi, aşk sanmışsın çocuğum! AŞK, seni kabul etmez; SEN, aşkı yaşayamazsın! AŞKta sana yer yoktur; Soyun da gel!
  177. AŞK’ın yaşı, sûreti, cinsiyeti yoktur! Yaşarsan bilirsin. Belki yaşayanı bulursan, dinlersin Mevlâna’nın Şems’e aşkı neymiş, o zaman anlarsın.
  178. Dün küllerinden doğan Türkiye, her zaman bunu başaracaktır, neler yaşanırsa yaşansın. İslâm’ın kalesidir O!
  179. Koy bir yana isimleri de, her yerde sevginin sirkülasyonunu seyret. Seven sevilen sevgi hepsi BİR! Sen o arada var mısın ona bak!
  180. Sen aşk anlatırsın, Ehli, sûretsiz aşkta kaybolur. Hayvan da aşkı anlar(!), dişi/erkek tavlar seksle aşk(!) yaşamak için!
  181. “…malı”, “…mamalı”ların kalkmadan cehennemî ateşin sönmez!
  182. Seks, etten etedir. Aşk, kalpten kalbedir. Aşkı duyan kalpsiz, onu ette arar da, orada bulduğunu sanır!
  183. Frekans tedavisine evet, ama kanser ve bunun gibi patolojik tespitlerde acil doktor gereklidir, tedavileri de kesin zorunludur. Zaman kaybedilmemeli.
  184. Aşk için yaratılmamıştan onu yaşamasını istemek zulümdür. Gönlündeki sevgiyi hissetmeyen bırakın et peşinde koşmaya devam etsin!
  185. Seviyorum demek, senin uğruna her türlü fedakârlığı göze alıyorum, demektir. Sevginin arkasında bu anlam yoksa, o söz sadece lâkırtıdır!
  186. Sûretsiz aşkı anlamayıp, ete aşk sananlar, et peşinde koşarken, aşk üzerine de büyük laflar sıralar. Herkes kendini hissetiği yerden konuşur.
  187. Aşksız hayat, sırttaki ağır yüktür!
  188. Egonu aşamıyorsan sevgini karşındakine gösteremezsin. Âşık, egosunu aşmış olandır.
  189. Âşığım, diyenin çıkarlarına hele bir dokunun! Görürsünüz ne kadar âşıkmış! Çok, âşığım diyen gördük yaşamda. Şimdi külleri kalmadı!
  190. Tercihiniz? Kavga şehri ve kavga ehli mi, Aşk şehri ve aşk ehli mi? Cins cinsi çeker, derler. Neyseniz, çevreniz de onlardır.
  191. Dinin, dilindeki değil; kalbindeki ve yaşamındakidir.
  192. Kalbinin derinliklerinde ve yaşamının her anında yanında hissetmiyorsan “Seviyorum” deme; Aşktan söz etme!
  193. AŞK taklit kabul etmez. Aşk seni kabul etmez. Egondan geç de gel çocuğum!
  194. Ne zaman özgür olurum? Kaybetme korkundan kurtulduğunda. Nasıl mutlu olurum? Hiçbir şeyin seni hüzünlendirmeyeceği hoşgörüye eriştiğinde.
  195. Mutsuzluğunun nedeni, yaşam sisteminin gerçeklerini kabullenememendir. Herkes ve her şey kendi yörüngesindedir. Sen yörüngeleri değiştiremezsin.
  196. Eleştirmekle enerjini boşa harcama. Sevmiyorsan, beğenmiyorsan; terk et!
  197. Birilerine özenme, kendini keşfet! Belki de özendiklerinden çok daha özelliklisin.
  198. Kendimi nasıl keşfedebilirim? Karşılıksız, çıkarsız özündekileri aksettirecek “ayna”yı ara bul!
  199. Yaşamda kesinlikle tesadüf yoktur! Herkes düşündüklerinin ve tercihlerinin sonucunu yaşar. Dileyen dünyayı, dileyen Aşkı seçer, keyfini sürer.
  200. Para hırsından, etiketinden, gururundan, egondan geçemiyorsan, nasibinde Aşk ile yaşamak yok demektir. Dünyanın hayrını gör!