DOST’TAN DOSTA – 2

Ahmed Hulûsi

  1. Beyin, bilgisayarı yarattı. Bilgisayar ise robotları. Duygular dahi data/bilginin sonucu oluşur. İnsanda duygu varsa, ergeç robotta da olur.
  2. Aşk olmasa, âlemler olmazdı. Tutku, aşktandır. Aşk, kime vechini nereden göstermişse, onun tutkusuyla yaşar kişi. Sorma neden, aşktan!
  3. Muhyiddini Arabî’den Geylânî’ye Bektaş Veli’ye tüm tasavvuf ehli “Allâh hakikatindir kendinde ara, kendinde bul” derken; başkasından bekleme gaflettir.
  4. Kurân’ın mesajını ve ruhunu anlamamış kişiler, kendilerini başkalarının cennete sokacağını sanarak, umarak beyinlerini kiraya verip beklerler.
  5. “İnsan için kendi çalışmalarının getirisinden başka bir şey yoktur” âyeti, kişiyi sadece kendi yaptıklarının kurtaracağını gösterir.
  6. Dışsallığındakilere körü körüne tâbi olmak körlere yakışır! Dışsallıktakilerden medet ummak özündekini inkârdır ki sonu hüsran ve yanıştır.
  7. Senin hakikatin Allâh Esmâsı ise, seni kurtaracak olan içselliğindeki kuvvelerdir, karşındaki efendiler değil! Âlimler bilgi almak içindir.
  8. Dışsallıkta aramayı, başkalarından beklemeyi bırak, özünde, kendi içselliğinde bul; işte Kurân’ın ana mesajı budur! Rasûl farkı budur!
  9. Sevgi veren, sevildi; huzur veren, huzurla yaşadı; hoşgören, hoşluk buldu! Kavga edenin kavgası hiç bitmedi, huzuru olmadı, yangını sönmedi!
  10. Öylesine etrafa laf yetiştirip akıl öğretmekle meşgûldü ki; kendini, hakikatini tanımaya vakti olmadan GİTTİ! Vah!
  11. Cehennem imanlıya rahmet; sükûtuhayal (düşkırıklığı) düşünebilen beyine nimettir.
  12. Ben yağar geçerim! Bulutun derdi değildir yağdırdığı suyunun nerede, ne kadar değerlendirildiği! Çiftçinin sorunudur bu! Ektiğini biçer.
  13. Bana paye verip övmeyi bırakın; bunu yapmanıza neden olan “ilmi” yaşamaya bakın. Yalnızca yaptığınız çalışmalar size yarar sağlar.
  14. Kimseden paye beklemiyorum; kimsenin kem sözü de bana ulaşmaz döner üstüne akar! Yalnızca yaşam deneyimimi paylaşıyorum her türlü, beklentisiz.
  15. Tasavvuf; lakırdı, vahdet dedikodusu değil, kendini keşfetme, nefsini arındırma çalışmalarıdır. Kendin içindir, başkaları için değil.
  16. Reklam mı yapıyorum, umurumda değil! 80-120 günlük riyazatlardan, 3-5 günlük bağlamalı oruçlardan, gece tesbih namazlarından geçilmeden umma!
  17. Konuşurken sıcaklardan laf geldi eşim dedi; hatırlar mısın 5 günlük bağlamalı oruçlarımızı Ağustos sıcağında. Sûfilik laf değil, ameldir.
  18. Beyninin hakikatindeki özellikleri tanıman ve o gözle varlığı değerlendirmen için Esmâ ül Hüsna bildirilmiş. Tanı!
  19. Gece sat 3-4 arası beyinde Melatonin ve Seratonin hormonları salgılanır. Bu salgı beyinde oldukça önemli hassasiyetler açığa çıkartır. Eğer kişi bu saatlerde uyanık olursa, yapacağı DUA, beyindeki diğer ESMÂ kuvvesi olan özelliklerle birleşerek güçlü açılımlar oluşturur. Secdede beyine daha fazla kan ve oksijen gitmesiyle, ilgili hormonların da tetiklemesiyle inancı kadarıyla bu kuvveleri harekete geçirir. Dışsallıktan uzaklaşıp, beyninin hakikati olan Esmâ’ya iman ederek, arkana alacağın bu hormonal dalgayla DUA edersen, beynindeki çok farklı kuvveleri harekete geçirip, yönlendirilmiş beyin dalgalarıyla birçok şeyi gerçekleştirmiş olur Rabbin! Benden bu kadar. DÜŞÜN!
  20. Sahihi Buhari’den bir Rasûlullâh (a.s.) sözü: “Gecenin son üçte biri kaldığı zaman Rabbimiz her gece dünya semâsına iner ve; ‘Bana kim dua eder ki onun duasına icabet edeyim! Benden kim bir hacet ister ki ona dileğini vereyim! Benden kim mağfiret diler ki onun için mağfiret edeyim!’ buyurur.” İsteyenler Kadir Gecesi olayı ile birlikte de düşünebilir bu hadisi.
  21. Aşk, engelleme kabul etmez, âşık engellenemez! Engel kabul edeninki aşk değildir, bir sürelik hevestir! Her hoşuna gideni istersin çok ama…
  22. Aşk, duygu değil, fıtratın (ezeli programının) getirisidir. O yüzden kimse isteyerek âşık olamaz. Aşk, ne akılla ne de duyguyla engellenir!
  23. Bazıları hedefledikleri istasyondan bir öncekinde inme konusunda çok başarılıdır, duyguları sayesinde! Kimi de sabırla bekler son istasyonu.
  24. An’ı an’da bırakmayıp, sonraki an içinde canlandırmanın cezasıdır, yanmak! Senden sana! Allâh kullarına asla zulmetmez.
  25. KADİR’de hâlâ yukardaki tanrının yanından gelen meleklerin sadece gece olan ülke camilerini turlayacağını kabullenenler!
  26. İman, akılla çözemediğini kabullenip, ona göre gereken uygulamalarla o konuda sonuca gitmek için ARAÇTIR. İman ettim lafı bir şey kazandırmaz.
  27. Hakikatinin, ismi “ALLÂH” olanın özellikleri olduğunu anlamayanın, şartlanma ve kabullerinin getirisi ateşte yanmaması mümkün değildir!
  28. “ALLÂH” ismiyle işaret edileni, ötesinde, yukarıda bir tanrı/ilâh olarak kabullenenin tasavvufu anlaması asla mümkün olmaz. DİNİ anlamamıştır!
  29. Rabbin sana senden verecektir, dışarıdan öteden değil! KADRİ ÖZÜNDE ARA! Rasûl ve ona uyanlar camilerde melek aramadı! Hepsi kadri, odasında kendi içinde buldu!
  30. Rasûl, camilerde gökten inen melek aramadı! Sessiz odada, içselliğinizde melekî mesajı hissetmeye çalışın!
  31. Ölmeyeceksin, şuurlu canlı mezara konarak yaşama devam edeceksin Kurân’a göre. Öyle ise?
  32. İnsan Ol! Kimi miras öldürür, kimi miras süründürür, kimi miras da güldürür! Bak, miras ne geldi, ne yoldasın?
  33. Gerçeği algılamana engel olan perde, önyargını oluşturan kabullerindir ki, sen hiç farkında olmadan beyninde yer almışlardır.
  34. Evrensel “İNSAN”, beynini, önyargılı bakışını oluşturan kabullerden arındırabilendir. Arındıramayanın yanması hiç bitmez!
  35. Akıllı, başkalarının imanını tartışacağına kendini sorgular; imanımın gereğini ne kadar yaşıyorum veya inandığım hâlde niye yaşamıyorum diye.
  36. İmanın ölçeği yok ki bu dünyada, tartıp göresin! Kimse kimsenin imanına var/yok diye hüküm veremez! Söylenene iyi zanda bulunmak görevimiz.
  37. Sevilmek isterseniz sevmeyi, hoşgörülmek isterseniz hoşgörmeyi, merhamet isterseniz merhametli olmayı, dostluk isterseniz dost olmayı öğrenin.
  38. ÖLÜM seni uyarmıyorsa, korkutmuyorsa veya düşündürtmüyorsa; sonrasını araştıracak beynin yoksa, diğer mahlûkat gibi yaşamaya devam et!
  39. Herkes ortamında mutludur. Çünkü zaten o ortam için yaratılmıştır. Bırakın herkes ortamının keyfini çıkarsın; sonucunu da yaşasın!
  40. Yaşamakta olduğun, gerçekte, içindeki yaşamayı istediğindir. Zorunluluk olmadıkça, herkes neyi yaşamayı arzu ediyorsa onu yaşar; mutlu olur.
  41. Mayası şiddet olanlar yaptıklarının karşılığını Allâh’tan kul eliyle alırlar. “Her zarar vereni (öldürücü olanı) öldürün” hadisini unutmayalım.
  42. Hep yeniye, her an ileriye! Dünündekiler dünde kaldı. Bu an dünlerinin sentezi, yenisin ve yeniler!
  43. Apaçık anlatılanı anlamayıp hayalinde tasavvur ettiğiyle kendini kandırana ne denebilir!!!
  44. Anlayışı kıtlara! İslâm her türlü şiddet, zorlama ve zorbalığı yasaklar. Bir insanı katleden insanlığını katletmiştir.
  45. Tüm yaşamın istemediklerini yaşamakla geçerken, geminin gittiğinin aksine koşmakla yorulmak niye? Kaptan değilsen, otur seyret, yorulma!
  46. Savaş kötü, acı yaşatıyor; sevişmek güzel, acıları unutturuyor. Ne var ki hayat kesintisiz ikisi arasında gidip gelmede. İkisini de yaşa, takılma!
  47. Dünya yaşamı oyun ve eğlenceden başka bir şey değildir, derken O; gelenle gülüp gidenle ağlayıp; ne olduğumuzu niye olduğumuzu fark etmeden…
  48. İstemeden geldik dünyamıza; bize sorulmadan gideceğiz! Dilediğini yapanın hükmü altındayız her an! Sizi de fiillerinizi de ben yaratmaktayım, diyor!
  49. Allâh ve Allâh kulu indînde Türk, Kürt, Arap, Acem yok; insan vardır. İnsanı öldüren ise Allâh ve kullarının lânetine uğramıştır.
  50. Allâh nankörleri yaratmasaydı şükredenlerin değeri olmazdı. Yaradılışı nankörlük üzere olana ne yapsanız beğendiremezsiniz, bir kusur bulur.
  51. Her şey hoşken tasavvufi etiketler atmak keyif vericidir. İman sınavı karşına geldiğinde; takdire imanla; Sen dilediğini yaratırsın, diyebilmek.
  52. “Deme şu niçin şöyle, Yerincedir o öyle; Bak sonuna, sabreyle; Görelim Mevlâ neyler, Neylerse Güzel eyler!” İ. H. Erzurumî
  53. Tek Yaratıcının yaşatmak istediği neyse hepimiz kayıtsız şartsız onu yaşayacağız. İmanlı, O’nun takdiriyle savaşıp kendini helak etmez.
  54. İsmi “Allâh” olanı anlamamak; kişinin yanmalarının, tanrısını suçlamasının nedenidir! Yeryüzündeki tüm olup biteni yaratan O ise düşünün bunu.
  55. Adalet eşitlik değildir. Sistemde eşit iki şey yoktur. Adalet, her fiilin hak etiği karşılığı ortaya koymaktır. Allâh adaleti budur!
  56. Korunma ve koruma gereğinde, Sûfi bile olsanız saldırana ne yaparsınız?
  57. Sevgi, saygı merhamet çok ulvî hissediş ve yaşamdır. Nefsini ve sevdiklerini zarar vericiden korumak ise, herkesin öz hissiyatıdır.
  58. Birisi çocuğunuz veya eşinizin canına kastederken siz o anda ne yaparsınız?
  59. Rasûlullâh: “Bir kişiyi bir sene hiç görmemişseniz, bir yıl sonra gördüğünüz kişi, bir yıl önceki gördüğünüz kişi değildir.”
  60. Boyutlar değişerek yaşam ölümsüz sürecek. Baasül badel mevt bunu anlatır. “Mutlaka siz, boyutlar değiştirerek o boyutların uygun bedenlerine dönüşeceksiniz!” (84.İnşikak:19) âyetini düşünün.
  61. Bilinç, ruh adı verilmiş yapıyla bedeni terk ettikten sonra sonsuza dek yaşar, önce kabir denen hologram dünyasında, sonra da mahşer, cehennem, cennette…
  62. İsa a.s. “Tokat atana öbür yüzünü çevir” derken; Muhammed a.s. “Zulmedene misliyle mukabele” anlayışını, kısas âyetini bildirmiştir. Düşünelim!
  63. Ölüm korkulası değil, ötesine hazır olmamak korkulasıdır. Eceli gelmeyen ölmez; eceli gelen geri duramaz. Gerisi bahane!
  64. Dünyada gerçekte yalnızca ölüm ötesi sonsuz yaşama hazırlanmak, varlığınızdaki muhteşem kuvveleri keşfetmek için varsınız. İnanan için ne mutlu!
  65. Dünyalarında kaosun oluştuğu, olayların vorteksinin bilinci içine çektiği süreçler insanlar için en zorlu süreçlerdir. Olaylara kapılmayın!
  66. Şartlanmış kişilik herkesi etiketlerle değerlendirir. İnsan, etiket ötesidir. Karşınızdakini hissetmeye çalışın, etiketiyle görmek yerine!
  67. Yaşam sisteminde mazeret geçersizdir. Her fiilin sonucu otomatik oluşur ve yaşanır. Düşünemedim, bilmiyordum bir şeyi geri getirmez. Düşün!
  68. Her konunun zıddının dedikodusunun yapıldığı ortamlarda kişinin tek şansı, geleceği için kendi sorgulamasına dayalı karar almasıdır.
  69. Gelişmiş insan önyargılı olmaz, dedikoduya dayalı hüküm vermez, bizzat araştırır, inceler, sonra da yorumunu ortaya koyar. Önyargılıdan uzak durur!
  70. İlim, amel (yararlı çalışmalar) içindir. Aldığın ilim/bilgi, gereği olan çalışmaları yaptırtmıyorsa ya bilgide bir yanlış vardır ya da sende!
  71. Tasavvuf sohbetleri kişilerde uygulama şevki getirmiyorsa, yeni bir şeyler yapma fikri oluşturmuyorsa, gönül eğleyen tasavvuf dedikodusudur!
  72. Bu bir rıza lokmasıdır yutamazsın; demedim mi? Velev yutsan dahi hazmedemezsin demedim mi! Hazım yakîn ehline mahsustur. Bilmek yakîn değil!
  73. Şuurun kozası; şartlanmalar, kabuller ve değer yargılarıyla örülmüştür. Bunlardan arınan, kozasından çıkmış kabul edilir.
  74. Herkes kendi yaptıklarının sonucunu yaşayacağı sistemde yaşıyor. Kim ne dilerse yapsın!
  75. Yıllar önce bilimsel açıklanamayan iki konuyu açıklamıştım: 1. Düşünce, genleri değiştirir 2. Doğan çocuk, annenin ilk yakınlık kurduğu erkeğe benzer.
  76. 60’lı yıllarda her sokakta neredeyse sadece bir evde telefon vardı, komşu seslenirdi size telefon var gelin diye. Şimdi arabadan görüntülü ABD’den TR ile konuşuyoruz. Daha nice şükredilesi nimete boğulmuşuz. Şükreden nankörlük etmeyen ne kadar var. Nankörlük belayı davet eder. Pişmanlık gideni geri getirmez.
  77. Kimi kelimeyi okuyup cümleyi göremiyor; eleştiriyi buna göre yapıyor. Kimi cümleyi okuyup paragrafı, kimi de paragrafı okuyup, metni okuyamıyor.
  78. Mutsuzluğun sebebi sahiplik duygusu veya yaşam gerçeğiyle bütünleşmeyen arzulardır. Arzularının köleliğinden kurtulamayan özgür olamaz!
  79. Huzur bulmak isteyen mutsuzluktan arınmayı öğrensin. Bir mutsuzluk binbir mutluluğu karartır!
  80. Çok enteresan! İnsanlar sanki yemek için yaratılmış, yiyor yiyor yağlanıyor, deliler gibi koşup, diyetler yapıp yağ eritmeye çalışıyorlar. Hele hele bir yandan tasavvuf dedikodusu yapıp, diğer yandan yemekten yemeğe koşanlara hiç diyecek yok! Rasûlullâh nasıl, ne kadar yerdi?
  81. Rabbim, “BEN”liğimi yaratandır Esmâsı ile. “BEN”lik Allâh’a mahsustur! “BEN”in hakikati HİÇ’liktir! Rabbim olmasa HİÇ’tim! El an öyleyim!
  82. Reenkarnasyona inanan insanın konuştuğu HER ŞEY dedikodu ilmidir, tahkiki ilim değil! Tahkiki ilim, sistem bilgisini ihtiva eder.
  83. Muhatabınızın anlattığınızı anladığını algılıyorsanız anlatmaya/yazmaya devam edin. Aksi hâlde, anlatımı keserek ona daha fazla zulmetmeyin!
  84. Sağlıklı bebek dünyaya getirmek isteyen anneler kesinlikle kızgınlık, öfke, şiddet, gerginlik yaşamamalıdır. Aksi hâlde bunu bebeğe yansıtacaktır.
  85. Dünya savaşlarının getirdiği sıkıntılı ortamlarda ve sonrasında ekonomik gelişmeden pay alamayan aile doğumlarında anne bebeğini etkiliyor.
  86. Bebek, genetiği doğrultusunda annenin yaşadığı tüm psikolojik sıkıntıları öfke patlamalarını beynine kopyalamakta ve ilerde bunları yaşamaktadır.
  87. Hamilelik dönemindeki annenin yaşadığı sıkıntı, kavgacı ortam, stres, gerginlik gelişmekte olan bebeğin beynine kopyalanmaktadır. Günümüz insanlarının bu kadar stresli, sıkıntılı ve kavgacı olmasının temeli tâ annenin hamilelik dönemine dayanmaktadır kanımca.
  88. Kimsenin gerçeğiyle kimseyi tanımadığı bu yaşamda en önemli kazalar underestimate (küçümsemek, hafife almak, değerlendirememek) kazalarıdır.
  89. Sizi eleştirebilecek seviyede kendini bilgili görene asla katkıda bulunamazsınız. Güven duygusu “daha iyi biliyor” ile kaimdir.
  90. Size sevgiyle yaklaşanlara, beğenmediğiniz bir davranışı yüzünden yüz çevirmeniz büyük nankörlüktür. Kusursuz insan olmaz. Kusuruyla sev!
  91. Amigdalanın görünür silahı zekâ; PFC (prefrontal cortex)’nin bilinen silahı da akıl olarak açığa çıkar.
  92. “Allâh için yaşamak” kendini bir öte tanrıya adamak değil; senin orijinin olan Allâh Esmâsının varlığını keşfedip onu hissetmek için yaşamaktır.
  93. Beyninizi geliştirmenin en başta gelen yolu zikir ve ilimdir. “Dua ve Zikir” kitabımızı mutlaka okuyun. Tanrıyı değil, orijinin olan Allâh’ı an!
  94. Velev inanmayarak 3-4 ay “Müriyd, Reşiyd, Kuddus, Mümin” isimlerini günü dörte bölerek tekrar edenler, neler değiştiğini gözlemler. Detayı “Dua ve Zikir” kitabımızda.
  95. Beyninin derinliklerinde ALİYM, MÜRİYD, KADİR isim özellikleri mevcut. Her an bunlarla açığa çıkıyor senden her şey.
  96. Hazım nedir? Yaşadıkların sonucu içinde patlayan duyguların, ilmin tarafından bastırılıp geçersiz hâle getirilmesidir. Rabbin hazmını versin!
  97. En hayırlı eş, ne parası ne de güzelliği olan değil, Allâh yolunda inancını paylaşandır.
  98. Dostlarım; kişisel tespitime göre, unutkanlık hastalık derecesinde. Ana sebep kullanmakta olduğumuz telefon ve tabletlerin manyetik dalgaları. İsimleri yerleri hatırlayamaz olduk. Bu cihazları günde bir iki defa açıp, acil konulara bakıp geri kalan zamanda power off tutmak tek çare görünüyor. Ya da acil iş için açıp akabinde kapatmak. Hamileler, bebek sağlığı için asla mecbur olmadıkça kullanmamalı. Sigaradan daha zaralı diye düşünüyorum.
  99. Allâh’ın takdiri karşımızdakilerden açığa çıkar, görüp değerlendirebilene! Her an bunun sınavındayız. Rabbim şükreden kul olmayı kolaylaştırsın!
  100. Sevdiğin beraber olduklarındır. Kıymetini bil, tadını çıkar. Rabbinin nimetini inkâr etme; şükreden ol! Herkes tercihinin sonucunu yaşar!
  101. Bugün uğruna kavga edip gününüzü kararttığınız şeylerin ne kadarını o gece uyuduğunuzda rüyanızda görüyorsunuz. Ölünce de öyle olacak! Değer mi?
  102. Beyin sahipleri için en güçlü ve zararlı VORTEKS: Akıllı telefon!
  103. Müşrik; varlığının tamamının Allâh Esmâ’sının açığa çıkmasıyla oluştuğunu kabullenemeyen benliğin tanımıdır. Allâh yanı sıra benlik kabul eden!
  104. Öldü Üstad dediklerinde bir sabah bil ki yalnızca dünyaya bakan penceremin perdesini indirmiş olacak Rabbim. O’nunla seyrim devam edegidecek!
  105. Kimi Hakk’a yürür; kimi Hak’la yürür! Kimi ölür; kimi ölümle doğar! Dost edin ki o Hakk’ın sesi olsun! Kâfir gerçeği örten demektir, kaç ondan!
  106. Sûreti halk olan ben der, kibriyâ olur! Sûret olarak yaşar, benlik olur.
  107. Kâmil ehlullâhın vahdetten kelâmı rütbe-i tenezzüldür!
  108. Kavga, ehlullâhta hikmetten, avamda kudrettendir! Seyreden bilir bu sırrı!
  109. Rıza odur ki ardında inkâr ve red yoktur!
  110. Göremeyen hazmedemez! Hazım ilacı yakîndir!
  111. Öfke öfkeyi, kin kini, şiddet şiddeti, ateş ateşi doğurur. Yaşadığın ortam, dünyan olur. Allâh’ın hikmetini gör ki selâmet bulasın!
  112. Kavga formatıyla varolanın sevgiyi anlaması mümkün değildir. O yalnızca tartışma ve mücadeleyi bilir. Sevmek varlığını feda etmektir sevdiğine!
  113. Kimin hâliyle hâllenmişsen gerçek sevdiğin odur. Beğendiğini sevdiğin sanma!
  114. Kendisini kullandırtmayan özgür beyinlere, huzur ve sevgi yayanlara, yalnızca Allâh’a kul olanlara Selâm olsun!
  115. Elindeki silahla öldürmek ve hükmetmek üzere yaşayanların dünyasını ve yaşamlarını inceleyin. Sonra da onları dahi kullanan üst akıllarınkini!
  116. Varlığını El Vedud’dan alanlar sevgiyle yaşarken; El Kahhar, El Müntekim gibi isimlerden alanlar da kavga ve savaşarak geçip gidecekler.
  117. Tüm fiillerin yaratıcısının ismi Allâh olan olduğuna iman etmemiş olanın kesinlikle imanından söz edilemez! Allâh’tan razı olmayana cennet yok!
  118. “Allâh’ın âlemlerdeki tedbirâtı âlem sûretlerinledir”; El İnsan-ı Kâmil-Abdülkerîm Geylânî(Ceylî). Rabbim bu sözün sırrına yakîn ihsan buyursun.
  119. Yaşadıklarının tümü dilinin veya hâlinin duasına icabettir. İstemediklerin dahi istediklerine vesile olsunlar yönünden icabettir. Hikmettir!
  120. Şimdi dua zamanı! İyi düşün, pişman olmayacağın şeyler için dua et. Yemin ederim, duandan vazgeçmezsen ergeç duana icabet edecektir!
  121. Düşündüğün her şeyi senden sana yaratan Allâh’tır. Yakınlık kur O’nunla sen de! Konuş, iste derûnundakinden. Her düşündüğünü algılıyor, dua et!
  122. Bugün tüm yaşadıkların, dünkü fiillerinin veya düşündüklerinin sonucudur. Allâh kimseye haketmediğini yaşatıp zulmetmez! Kendinde ara suçu!
  123. Sistem, an’ın, önceki an’ın sonucuna göre oluşması prensibiyle oluşmuş. Dün yapmadığını bugün için bekleme! Yarınını bugün inşa ediyorsun.
  124. Beden sürekli yenilenirken, niçin yaşlanıyoruz? Çünkü yenilenen her hücre, yerine geldiği hücredeki son bilgiye göre yenilenmekte.
  125. İnsanlar her an ellerindeki telefonların esaretini sergiliyor her ortamda. Korkunç bir bağımlılık oluştu. Sigaradan bile zararlı bağımlılık!
  126. İnstagram ben güzelim beni beğen meydanı oldu. Ben Ben ben! Ego tatmin alanı! Lütfen beyninize zulmetmeyin. Sigara çok zararlı deyip sigara tüttüren gibi olmayın. Çok gerekirse tabletten wi-fi ile günde 1-2 defa bağlantı kurun. Dostluk sohbet bitti bu yüzden. Radyason, manyetik alan bağımlılığı sardı insanlığı.
  127. İnsanlar soruyorlar riyazat yapsak? Günümüzün en acil sağlık sorunu, beyninizi korumak için en azından akıllı telefonları elden atmaktır.
  128. Telefon manyetizması BAĞIMLILIĞINIZLA mücadele için günde en az üç kere bir saat power off yapıp ele almasanız?
  129. Akıllı telefonlar sizi nasıl uykusuz bırakıyor? Ne feci bir bağımlılık olduğunu, zararlarını bir kavrayabilsek!
  130. Arayana yarım saat sonra cevap verebilirsin. Ya da istediğin zaman. Anında yapışmak telefona bağımlılık/esarettir! Bahane arama esaretine! Pavlov’un şartlı köpeği her düdük sesi duyduğunda mama var diye koşardı. Her mesaj sesi duyduğunda, zil duyduğunda telefona yapışmasan!
  131. Gece yatmadan bir saat önce tüm ekranlardan telefon dâhil uzaklaşıp eşinizle, çocuğunuzla, hayvanınızla, kitabınızla sohbeti deneseniz?
  132. Dünya senin çevrende dönmüyor! Dünya sensiz de dönmeye devam edecek! En azından sabah kalktığında ve gece yatmadan bir saat uzak dur elektronik âletlerden.
  133. “Allâh’ın âlemlerdeki tedbiratı (oluşturma/yönetme), âlem sûretlerincedir” cümlesindeki “âlem sûretleri” sözcüğünden neleri anlamalıyız?
  134. Aklı olmayanın ne dini olur ne dünyası. Dua ile akıl gelmez, çünkü fıtrî özelliktir. Rivayete göre İsa akılsızdan kaçmıştır, devası yok diyerek.
  135. “Alma mazlumun ahını, çıkar aheste aheste” denilmiş. Görüldü! Göreceğiz!
  136. “Şeytan” isimli bir tür yoktur; cin türünden veya insan türünden şeytaniyet özelliğini açığa çıkarana “şeytan” denmiştir.
  137. Tüm senaryolar amaçlanan sonuca göre gelişiyor ve noktalanıyorsa… Sünnetullâh’ın da bir senaryosu ve gelişim sıralaması olduğu düşünülemez mi? Yani, olacak olanın oluşması için olanın oluşması bir realite ise. Sonraki andan önceki an’a bakabilirsek. Olmasaydı olmayacaktı ise?
  138. Düşünelim mi? Yaşam, Sünnetullâh’ın dışavurumu ise. İnsanlarda açığa çıkan tüm senaryolar bir amaca dönük ise. Olan bir sonrakini oluşturmaksa?
  139. Allâh’ın inananlara yaşattığı her acı, onların şifası için ameliyat yapan operatör misalidir. Şifa acıların, ameliyatların arkasındadır.
  140. “One man show” vardır, bilmem izlediniz mi hiç? Kendi yazar senaryosunu, kendi bürünür rolün gereğine, kendi oynar rolünü seyreden de kendisi!
  141. Allâh, tüm yaşamımız boyunca ertesinde pişmanlık duyacağımız tüm düşünce ve fiillerden korusun bizleri; benlikten kurtarsın. Amin.
  142. Kulluğum, açılan kadarıyla Sünnetullâh/Allâh sistemini, anlatmak üzere kurgulanmış; dilim döndüğünce anlatıp yazdım, tüm engellemelere rağmen. Öğrenip yaşadıklarımı karşılıksız hibe olarak paylaştım kulluğum gereği, siyasete karışmadan. Hiçbir politikacı ile ilişkim olmadı. Allâh takdirindeki kadar da konuşacağım, algı dünyam değişene dek. Her şeyi bırakıp sonsuzluğa geçeceksiniz tek başınıza, hazırlanın; diyerek!
  143. 13.9.1963/2015. Dile kolay bugün 52 sene doldu 70 yıllık hayatımda, Allâh’ı tanıma, seyir yolculuğumda. Yunus; “Arar idim buldumsa ne oldu” der.
  144. En acil duamız olmalı: Allâhım yanlış anlayışlarımı, farkında olmadığım kusur ve eksikliklerimi, hatalarımı fark ettir, düzeltmeyi kolaylaştır.
  145. İnsanların pek çoğu tövbe etmez çünkü yaptığının yanlış olduğunu fark edemez ve kabullenemez. Bu yüzden de yanlışının körlüğüyle geçer gider.
  146. “B” kavramıyla Allâh’a iman eden, KEVSER HAVUZUNDAN İÇEN, varlığını oluşturan Esmâ potansiyelinden el an ve gelecekte yararlanacak olandır.
  147. “Kaldır benliğini aradan (kurban et), ortaya çıksın Yaradan (Rabbin olan Esmâsı)” denmiştir. Varlığını oluşturan Allâh Esmâsı, KEVSER havuzudur.
  148. Namaz/Salât yöneliştir. Rabbe yönelmek beyninde/gönülde açığa çıkan Allâh Esmâsına yönelmektir. Benliğini kurban kesebilen, Rabbiyle varolur!
  149. 108. Sûre: Sana kesinlikle KEVSERİ (beynindeki ESMÂ HAVUZUNU) verdik. Ona ermek için Rabbine bu esmâ havuzuna yönel ve benliğini kurban et. Koçu kurban, açı doyurur; “ve nahr” benliği kurban Rabbine erdirir. Salâtla Rabbine yönel ve ona benliğini kurban et!
  150. HAC BAYRAMI’dır, çünki hacılar geçmiş tüm günahlarına Arafat’ta tövbe ederek ARINMANIN bayramını yaşarlar. Bizler de bayramlarını paylaşırız.
  151. Gelen HAC BAYRAMI; kurban bayramı değil! Kurbanın bayramı olmaz, kurban etiyle karnı doyan açlar bayram eder. Açın hâlinden anlamaz toklar!
  152. Arafat dönüşü kesilen kurban, tövbe sonrası “şirkten arınmak için benliğimi kurban ediyorum” sembolüdür, şükür için açı doyurmak yanı sıra.
  153. Allâhım Kâbe tecellin hakkına vechinden gayrını seyretmeyenlerden eyle “fesemme vechullah” hükmünce. Amin.
  154. “Allâh” adıyla işaret edilen, el Hasiyb ve el Adl dâhil tüm Esmâsıyla yaşanan “AN”ı açığa çıkarırken “dün”ün sonucu olarak, hâlâ gelecekte?
  155. Rabbini bilen Azâzil, niçin iblis oldu, şeytan olarak tanımlandı?
  156. “Sizi de fiillerinizi de Allâh yarattı” âyetini yaşamda görmeyi, tasavvuftaki “tevhid-i efâl/fiilleri Tek’ten görmek” anlayışı önerir.
  157. Eleştiri, dedikodu, gıybete ağzını kapamayanın gözü Allâh’a açılmaz!
  158. Allâh hesabı anda görür, fatura gelince mahşerde gözler faltaşı gibi açılır. Sanmayın kimse yaptığının karşılığını almaz! Herkesinki kendine.
  159. Gül hangi ortamda olursa olsun kendi kokusunu yaymaya devam eder. İnsan da hangi ortamda olursa olsun fıtratının getirisini açığa çıkarmaya.
  160. Şiddet, zorlama, vahşet hayvanlık âlemine; sevgi, saygı, hoşgörü, anlayış, tebessüm insanlık âlemine hastır. Hangisinde yaşıyorsunuz?
  161. Allâh’tan uzak düşmüşün alâmeti, baktığı yerde eksik noksan kusur görüp eleştirmesidir.
  162. Kurban eti açlara, takvanız Allâh’a yaklaştırır. Tekbirin, hakikati fark ettiğin kadarıyladır.
  163. DÜŞÜNÜN! 1847 yılında Kâbe’yi. Tavaf alanı yarıçapı 50 metre. Rasûl devrinde belki 30 m., Kâbe enerjisi bu alandaymış.
  164. Kendinin dostu olmayan, başkasının dostu hiç olmaz! Kendinizin dostu musunuz?
  165. Arefe gecesi ve Arafat gününde duamız: Allâhım, kendimi beden kabullenerek hakikatim hilafetime zulmetmekteyim. Hakikatimi fark ettir, yaşat!
  166. Allâh, Kur’ân ile sizi hakikatiniz olan “Halife”lik yaşamına cennet boyutuna çağırırken; kendinizi bedensellikle sınırlamak keyifse, hoş ola!
  167. “Halife” Allâh Esmâsının sınırsızlığında yaşamını sürdürenken; beden yaşamı maddenin tüm handikaplarıyla cehennemî yaşamdır. Tercihiniz?
  168. Kurân’daki işaret yollu anlatımlar anlaşılmadan, sistemi ve insanın ne olduğunu anlayamazsınız, kendinizi tanıyamazsınız. Allâh “Halifesi”nin yaşam boyutuna cennet adıyla işaret edilmiş; bedenin dünyası da esfeli safiliyn/sefilliğin en sefili olarak tanımlanmıştır.
  169. Allâh Adem’i yarattı topraktan, onda açığa çıkardı “halife”sini Esmâsından. “Halife” olarak mı yaşıyorsun; kendini toprak beden kabullenerek mi?
  170. Kâbe ve Arafat NURU/enerjisi; gidenlerin fıtrî özelliklerinin birkaç misliyle açığa çıkmasına yol açacak. Kimi daha fazla Allâh’a, kimi de dünyaya…
  171. Hac Bayramı yaşayan, hac ehlinin bayramını paylaşan tüm dostlarımızın da bayramlarını kutlarım. Allâh bu ümmetin arasındaki husumeti kaldırsın. Arafat’ta tövbe edip, tüm geçmiş günahlarından arınıp dün tecrübesiyle yeni başlangıç yapanların HAC BAYRAMLARI mübarek olsun.
  172. Bizim beşeri bakışımızla felaket! Allâh günahlarından arınmış 800 kuluna Mina’da ŞEHİDLİĞİ ihsan buyurdu ve dünya çilesini sonladı. Selâmet!
  173. Çevrendekilere saygı duymuyorsan bu senin EGONDAN ileri gelir. Bu da Allâh’tan uzak düşmüşlüğün yaşantısıdır.
  174. Doğrudur dediğin şeyin gereğini de uygulamıyorsan, anlayışını sorgula! Hak veriyorsan, gereğini de yap!
  175. Edep, Allâh’ın seni yaşattığı ortama ve şartlara saygı ve rızadır. Rızanın dışa vurumu saygıdır.
  176. Bedeninin bağımlılıklarından kopamayan âcizin tasavvuf sohbetleri bant kaydından başkaca değildir. Mum gibi çevresine ışık verip, kendi tükenir!
  177. Sigara içenin tasavvufu, dedikodudan öteye geçmez! Yaşamı, tasavvufun felsefesiyle tükenir!
  178. Her an yenilenmek fırsatı varken, niye dünde kalmak?
  179. Eskileri tekrarlayarak yenileri değerlendiremezsin. Hem dünde kaldı, yeni şeyler gerek deniyor, hem de çağının muhteşemi karasabana devam!!!
  180. Korku; başındaki en büyük belâ! Elindekini yitirme korkusuyla yeniyi eline alamıyorsun! Sonunda matbaayı ellerine aldılar. Bugün de tabletleri…
  181. Kavrayış seviyene göre değişen, hep aynı şey!
  182. Allâh bizi salih, kendine yönelten; dedikodu, gıybet, yalan, hırs, tamah ve cimrilikten uzaklaştırıp, ibadete teşvik edip ilmimizi arttıran dost vere!
  183. Nice hacı vardır sünnetullâh/sistem gereği orada sıfırlanmasına rağmen, oradan ayrıldıktan sonra fiilleriyle, silinenleri fazlasıyla toplamaya başlar. Kâbe’nin nuru; kişinin fıtrî özelliklerini, istidadını tetiklediği için said olan imanî fiillere, şaki olan da dünyalık, bedensel zevklere düşer.
  184. “B” sırrı ve Besmeleyi anlamamışların tanrısı göktedir; Allâh adıyla etiketleseler dahi! Tasavvufun özü Besmeledeki anlama dayanır yani “B” sırrına…
  185. B’ismillahirrahmanirrahîm sırrı ve yaşantısı bahşedilmiş kişi, cennetliktir. Besmele dilden hâle dönüşmeli, anlamı fark edilerek.
  186. “Âhirete intikâlimden sonra beni ziyaret eden, aynı sağlığımda ziyaret etmiş gibidir” anlamındaki uyarıya çok dikkat edilmeli. Biz algılamasak da… Şehidler için ölü denmezse, Rasûller kesin diridirler! Algılayamasak da, Rasûlullâh huzuruna çıkmak, kabir ziyareti değildir. Fark edelim!
  187. Salavat, âfakta/dışsallıkta Rasûlün a.s. Ruhaniyetine yönelmek; enfüste/içsellikte Hakikati Muhammediye ile bağlantı kurmaktır.
  188. Ölümü “tatmadan” önce kendi hakikatine ulaşıp, Nur’a kavuşanlara ne mutlu! Kafasını dünyada bırakıp gidecekleriyle doldurup nefsine zulmedene ise..?
  189. Cennet ehli ya “nur” olarak kendini tanımış “ayık”tır (mukarreb), ya da “ruh” olarak kendini bilir “bühl” olarak yaşar (ebrar).
  190. Allâh’a kulluk için yaradılmışın kulluk etmemesi düşünülemez. Kulluğunu yapmasa ortadan kalkar. Kâfir, “el Mudil”e kulluk eder. Mümin, Mümin’e!
  191. Evrenin orijini hakikati dahi “nur”dur yani ilimdir. Potansiyel information/ilimdir. Dinde buna “nur” denir. “Allâh yerlerin göklerin nurudur”; Allâh yerleri gökleri oluşturan ilimdir, demektir. Ne var ki açığa çıkanla sınırlanmaz. Evrende bildiğimiz %4 tür. Hakikatini fark et, tapınma!
  192. Kendisini hakikati itibarıyla “nur” olarak tanıyıp hissedemeyenler “bühl” olarak geçip giderler sonsuz yaşama. Nur, ilimdir (information).
  193. “Halife”liği duyurulan “insan”ın dünya bedeni toprak, âhiret bedeni ruhtur. Kendisi ise “nur”dur. Evrenin aslı dahi “nur”dur. “NUR”, ilimdir.
  194. Her alanda yenilenme var hızla! Sadece dini anlamada değil! Görebilene Allâh insanlık yaşamını her alanda yeniliyor; “insan”lar da nasiplenecek!
  195. Tasavvuf sırlarının bilgisinin herkese açılması ise önemli değil! Zira mesele BİLMEK değil, o öğrenileni yaşamak için GURUR, BENLİKTEN geçmek!
  196. Yenilenmeyi fark etmeyip dünde kalanlar dünü devam ettirmeye çalışırken; yenilenenler hızla yarına yelken açmada. Yarınlar yenilenenlerin.
  197. 75-100 yıl önce tasavvufun asla konuşulmaz, açıklanmaz vahdet sırları, tekkelerdeki özel sohbet konuları en incelikleriyle internette mevcut.
  198. Bu yıllarda anlayış değişti. Kâbe çevresinde film çekimine müsaade çıktı. Naklen yayın başladı. Dahası var… Müceddid (yenileyici) yeniliyor; İslâm’ı anlayış yenileniyor! 1965’te ilk haccımda ihramla resim ancak fotoğraf stüdyosunda, Kâbe resmi önünde alınırdı.1985’te gittiğimde ise Hareme kaçak fotoğraf makinesi sokup gizli çekim başlamıştı. El altından müsaade başlamıştı fotoya fetvacılardan. Daha da yenilendik.
  199. Nur Sûresi (35-37) “halife”nin nasıl açığa çıktığını anlatır.
  200. Bir toplumun insanlıktaki gelişmişlik seviyesi trafikte birbirlerine karşı SAYGI derecelerinden anlaşılabilir. Medeniyet: hak önce yayanındır!