DOST’TAN DOSTA – 2

Ahmed Hulûsi

  1. Sevgiyle başlayan birliktelikte eşlerin birbirine saygısı yoksa, o beraberlik şiddetli depreme açık bölgedeki yuva gibidir!
  2. Cuma’nın bereketine nail olmak istiyorsanız eşinizi veya ebeveyninizi muhabbetle öperek güne başlayın, nasip ettiği için Allâh’a çok şükredin.
  3. Sevgi keyif verir, saygı elindekini değerlendirmeyi kolaylaştırır. Saygı duymadığının sözü, çöldeki serpinti gibi gelir.
  4. Akıllı elindeki imkânı değerlendirir; aklı kıt başkalarından meded umar!
  5. İsmi “ALLÂH” olan, niçin ilâh değildir ve niye tanrı olamaz? İsmi “ALLÂH” olanın, “ilâh” kavramını da Esmâsıyla kapsayıp yaratması bir gerçektir. Ancak bu, insanların ötelerinde ilâhı var anlamında değildir. “Allâh” kitabımızı ve “Kur’ân Çözümü”nün giriş açıklamalarını okuyanlar sanırım ilâh konusundaki itirazımızı daha net fark edeceklerdir.
  6. Kulu ve yaratılmışa dayalı ilâhı esmâsıyla yaratan “ALLÂH” münezzehtir yarattıklarıyla kayıtlanmaktan!
  7. Teşbihsiz tenzih, şirki; tenzihsiz teşbih, küfrü oluşturur. Tenzihli teşbih ise tevhiddir. Önerilen budur.
  8. “Algılanan algılanamayan her şey O’dur” sözü kayıt sınır getirdiği için (teşbih) küfür; “Her şeyden ötedir” (tenzih) demek ikilik şirktir. Tevhid; BİR’LEMEK, öylesine TEK’TİR ki her şey Esmâ’sıdır ama Esmâ’sının açığa çıkardığıyla sınırlanıp kayıtlanamaz, anlayışıdır.
  9. Sevmek, birleşme bütünleşme isteğidir. Bu da benliğinden fedâkarlıkla olur. Birleşme bütünleşme gerçekleşmiyorsa o sadece hevestir, sevgi değil!
  10. 70’li 80’li yıllarda yazıp anlattıklarımı batıda yaşadıkları ve medya destekleri olduğu için yeni keşif gibi anlatanları hoşça seyrediyorum.
  11. Yaşam bu! Kimileri devrim yapar; kimileri de dedikodusunu!
  12. Dini kaynaklarından bizzat siz öğrenin, geleceğinizi başkalarının anlayışına ipotek etmeyin. Mazeret geçersizdir!
  13. Gerçek şu ki ölüm hepimize belkide yarından yakın ama hâlâ dünyada bırakıp gideceğimiz şeylerin kavgasıyla ömür harcıyoruz. ÖLÜMÜ HATIRLA!
  14. Tüm sevdiklerinizi ve kavgalı olduklarınızı geride bırakıp şuurunuz yerinde olarak mezara konacaksınız. Sorguculara hazır mısınız?
  15. El Hasiyb olan Allâh her an hesabımızı görüp ona göre bir sonraki an’ı yaşatıyor. An, görülmüş hesap an’ıdır! Fark etmesen de.
  16. An içinde görülen hesabın faturası bazen bir an sonra, bazen 10 yıl sonra, çoklukla da ölümü TATTIKTAN sonra önüne gelir!
  17. “Allâh, Seriülhisab’tır” demek; düşündüğünün, fiilinin hesabını AN içinde gören, sonucunu yaratan demektir.
  18. “İnsan”sın/san sürüde bir koyun olamazsın. Özgürce yolunu seç, aklını kullan, sonunda pişman olma.
  19. Yaşadığın her an düşüncen veya fiilinle bir domino taşını devirip bir oluşumu tetiklediğini fark et, nerden çıktı deme!
  20. Sevdiği uğruna benliğinden geçemeyenin “seviyorum”u boş lâkırtıdır!
  21. KABULLENDİĞİNİZ zaman kavramı ölüm ötesinde olmadığına göre hangi yaşınızdan veya yaşlardan söz edeceksiniz? Şuurda zaman kavramı yoktur!
  22. Rüyada yaş hissetmediğiniz gibi ölüm ötesinde de yaş hissedilmeyecek. Herkes aynı yaşta denebilecek şekilde yaşsız olarak bilinçte yaşayacak.
  23. İnsanın yaşı yoktur! Bedenin yaşı denen yıpranma sürecinin, insan denen bilinç varlıkla alâkası yoktur. Düşünürken yaş hissediyor musunuz?
  24. Allâh aklımızı erdirsin, bu dünyada bırakıp gideceğimiz şeylerle ömür harcamaktan korusun bizi. Kolaylaştırsın!
  25. Her an sizi seven, beraberliğinizden keyif alan biri varken birkaç günde sizden bıkıp değişiklik arayacak birilerine yönelmeniz nankörlük olur.
  26. Bilebildiğimiz evrende yeri olmayan insanın, kendini tanrılaştırması, benlik edinmesi ne acayip iştir!
  27. Her an her şeyin birbirini görünür görünmez şekilde etkiliyerek yeni bir oluşum geliştirdiği paternde insanın bağımsız bireyselliği ne kadar?
  28. Aldığın miligram düzeyinde bir madde tüm bilincini etkileyip farklılaştırırken, aldığın frekans dünyanı değiştirirken ne kadar bağımsızsın?
  29. Ezelden ebede akan sonsuzlukta, okyanus dalgalarındaki bir dal parçası misali sürüklenirken, ne kadar özgür irade avuntusuyla yanacaksın!
  30. İnsanın tüm yanışları, kendisinin özgür ve dilediğince yaşadığını sanmasından kaynaklanır. Senden açığa çıkanı kendinden bilmen ateştir!
  31. Her şeyin algılanamaz veya algılanır şekilde birbirini tetiklediği bir evrende bağımsızlıktan söz etmek ya bilgisizliktendir ya da körlükten!
  32. Yazdıklarımızın net fark edilmesi için beynin çalışma sisteminin iyi anlaşılması gerekir. Input-process-output sistemi, konu anahtarıdır.
  33. Tanrılar öldü bugün; HAYY ALLÂH!
  34. Dinin ruhunu öldürdüler ve siyasetin içinde boğdular! İşi gökteki tanrıya havale edip, ALLÂH ismiyle anlatılanı anlamaktan yüzçevirdiler.
  35. Dinin ruhunu öldürdüler, Sünnetullâh nedir düşünüp sorgulamadan her duyduklarını DİN sandılar.
  36. Hayatın satranç gibidir, sürekli hamle yaparsın karşındakinin oyununa da karışamazsın. Doğru sandığın hamlenin yanlışını, taşın yenince anlarsın.
  37. Hiç kimse için, onu tanıdım, tanırım deme! Tanıdığın ancak, hayalinde oluşturduğun odur! Sevdiğin dahi, tümüyle o değil, sadece algıladığın kadarıyladır.
  38. İnsan bedeniyle frekans paketi; şuuru/ruhu itibarıyla bilgi/wave/dalga paketidir. Tüm yaşadıklarıysa ruh/beynin hakikatindeki bilgi çözümüdür.
  39. Dörtbin-yedibin angstörm görme kapasiteli gözbebeğimize sahip olmayan görünmez türler veya uzaylılar bizi nasıl görürler acaba?
  40. Senin dünyan ve evrenin, beynindeki bilgi girdilerin kadarsa; bu girdiler gerçeğinin yanında ne kadardır? Ne kadar gerçekleri görüyorsun?
  41. Gözbebeği, kulak sınırlamasının kalktığı, beyin/ruh algısının başladığı anda (ölümle) neler algılayacak, nasıl bir ortama geçeceksiniz?
  42. Algıladığın HER ŞEY Allâh esmâsının açığa çıkışı olduğuna göre; onlara bakış ve değerlendirmenle, GERÇEKTE ne kadar GÖRENsin?
  43. Ateş elini yakar, anlarsın, elini sürmezsin! Bir de seni yakan şeylerin, kendi davranış ve kabullerin yüzünden olduğunu fark edebilsen!
  44. “Âmâ (kör) ile basîr (gören) bir olmaz.” (35. Fâtır:19) Bedene ait gözbebeği körlüğünden mi bahsediliyor burada, yoksa İNSAN basîretinden mi?
  45. Anlattıklarınız karşınızdakinin kapasitesini aştığı andan sonra size vereceği tanım “sapık” olacaktır. Etiketlediği kavram, kapasitesidir.
  46. Sonsuza dek Allâh’ın görülebilirliği ancak ve sadece açığa çıkan Esmâ bileşimleri itibarıyladır. Bakan, mertebesi neyse ordan görür.
  47. Tüm varlık, Esmâ mertebesinin açılımları olarak vardır ve seyir de bu mertebeden devam eder. Sıfatlarıyla tanınabilen Zât, esmâsıyla seyredilir.
  48. Beyninize yapacağınız en büyük iyilik, yorulduğunuzu hissettiğiniz anda bir süre uyumaktır. Beyin için uykudan iyi ilaç yoktur.
  49. Benlik ve gurur duvarları arasında yaşayanın özgürlüğünden asla söz edilemez. Çünkü bunlarla tüm hareket alanı sınırlanmıştır! Kötürümdür!
  50. Uzun yıllar içinde edinilen kabuller ve yaşam/davranış biçimleri haftalar içinde değiştirilemez. Bundan dolayı tasavvuf çalışmaları, yıllar alır!
  51. Rayı üstünde giden trenin bir sonraki istayonunu söylemek ne kehanettir ne de kerâmet! “Hepsi programı (şâkilesi) doğrultusunda fiiller yapar” âyetini hatırlayın.
  52. Kabir âleminde gece ve gündüz yoktur. Herkes kabir âlemini, dünya yaşamındayken duygu, düşünce ve kabulleriyle kendi döşer. Allâh zulmetmez!
  53. İster Sünnetullâh deyin ister karma ister başka bir tanım. Kesinlikle “düşündüğünüz size dönecek” sistemine tâbisiniz!
  54. Niçin din? Tanrı kavramından kurtulup, tanıyabildiğin kadarıyla ismi ALLÂH olanı ve kendini tanıman için! Başarana cennet, aksine cehennem!
  55. İnsanlar ismi Allâh olanın İLİM, İRADE ve KUDRET sıfatlarının her an beyinlerde açığa çıkmakta olduğunu fark etmedikçe, pek çok konuyu çözemez.
  56. Tasavvufçular, kendilerinden olmayan herkesi kâfir ilan eder. “Tasavvuf ehli”, herkesi Allâh kulu görüp, değerlendirmeyi Rablerine bırakır.
  57. Maymunun bile kullandığı zekâsı muhakemesi varken; akıl, mantık muhakeme özellikleriyle sivrilen “en mükemmel”e, “Düşünme! Tâbi ol!” demek?
  58. İman; aklın sonucudur, bilim gereğidir. Akılsızın imanı olmaz! Sınırlı akıl, tanrıya tapar; kapsamlı akıl, ismi Allâh olanı fark eder!
  59. Cahil, aklı imana rakip görüp aşağılar. Âlim, aklın imana basamak olduğunu görüp hakkını verir. Aklın hükmü, veri olmadık alanda imandır.
  60. Nankörlüğün cezasını insanlar nankörlük ettikleri şeyden mahrum kalmakla öderler. Aradıklarında bulamazlar!
  61. Özün, hakikatin, orijinin ismi Allâh olan ile arandaki perdeyi kaldırmamışsan, yüzmilyar yıl tapınsan varsandığın ötendeki tanrıya ne gelir ki…
  62. İnsanları kendime değil; ölümlü bedenselliklerinden, hakikatleri olan Allâh’ı tanımaya, ölümsüz varlıklarını keşfetmeye çağrıyorum.
  63. “Dünya fânidir” demek; dünya, ölümü tadınca ebeden senin için içindekilerle birlikte yok olacaktır, demektir. Dünyada edindiklerinse seninledir!
  64. Geçmiş tüm Rasûller ve evliya, insanları kendi hakikatlerini tanımaya davet etmiş, bunu yapmayanların çok yanacaklarına işaret etmiştir.
  65. Ölümle dünya kavgaları geride kalacak; Allâh’a ne kadar yakîn elde etmişsen o kadarının nimetlerine ereceksin. Sana kendi çaban yarar sağlar!
  66. Hakikatin, Allâh ismiyle duyurulanın Esmâ’sıdır. Sen kendini, kendindekileri tanımak yerine, dünyada bırakıp hiç beraber olmayacaklarınlasın!
  67. İnceliklere dikkat! Allâh, yeryüzünde “HALİFE” yaratmamıştır meydana getirmiştir/açığa çıkarmıştır. “Haleka” değil “ceale”dir tanım.
  68. İlim/bilinç düşünen varlık olan insan, bilincini bedensellikle sınırladığı için halifelik sırrının getirisinden mahrum eder.
  69. Hiç rüyanızda “ben” dediğinizi gördünüz mü? Yalnızca olayları seyreder, yaşarsınız bilgi tabanınıza göre bilinç olarak; asla ölmezsiniz de!
  70. Dünya yaşamında hakikatine iman edip bunun getirisini yaşamayanlara, ölümsüzlüğü yaşama aşamasında çok sıkıntılı süreç olacağı KURÂN’da anlatılıyor!
  71. Kısaca, dünyadan yüzçevir dağa çık demiyorum. Sadece, biraz zaman ayırıp; ölümü, yalnızca tadacağına inanıyorsan, bu konuya da zaman ayır!
  72. Allâh esmâsı, cinsiyetten münezzehtir. Halife ise, insanın hakikati olan Esmâ boyutudur. Bedeni kadın veya erkek olsun, her insan halifedir.
  73. Aidiyetiniz; kişiye, topluma, renge, ırka, cinse, dile değil ALLÂH’A olsun! Ki böylece ALLÂH kulu olasınız, Rabbiniz Allâh olsun.
  74. Kişiyi yakan içindeki ateş, karşısındakinin davranışı veya olay değil; ondaki, o şeyin doğrusunun yalnızca kendi bildiği olması kabulüdür.
  75. Astrolojide Mars ötesi planet etkileşimleri 8 derece kala başlar, 8 geçe sürer. Bunlara dair gün tespitleri bu yüzden fazla geçerli değildir. 8 derecelik etki, haftalar aylar süren süreçtir. Oluşumlarda ayın bunlara yaptığı açılar tetikleyici olur. Günlük açığa çıkan etkiler değildir.
  76. Astrolojik etkiler tüm insanlara aynı gelir, herkes kendi programına göre tesir alır. Bu etkiler şunu yap veya yapma gibi değildir.
  77. Aynı yer ve saatte doğmuş iki kişi dahi genetik birikiminden dolayı astrolojik etkileri farklı alır. Konu çok kapsamlıdır. Günlük genelleme yaklaşımını unutun.
  78. Bedeninizin hacmi diyelim 1m3, ağırlığı 80kg. Bedensiz kaldığınızda varlık âleminde ne kadar yer kaplayacağınızı düşündünüz mü hiç?
  79. İnsan ruhu denen yapının orijini wave/dalga/data/bilgi olduğuna göre hacmi ya da ağırlığı, şekli, biçimi olabilir mi?
  80. Ölüm ötesi bedenin nerede nasıl oluşacak ve dünyan nasıl oluşacak? Bunları eğer bu günden çözmemişsen, ebeden bundan kör olarak yaşayacaksın.
  81. “Ruhun hakikati” ilmi dünyada kendisine açılmamış kişi, sonsuza dek bundan mahrum kalır. Dünyada kör olmak, bu bilgiden mahrum yaşamak demektir.
  82. Bütün velîler ruhun mahiyet ve hakikatini bilmek suretiyle körlükten kurtulmuş, gören gözü olmuş, YAKÎN ile yaşamın hakikatine ermişlerdir.
  83. Kendini beden sanarak/kabullenerek yaşamak, tam bir basîret körlüğüdür. Ölümü tadıp yaşama devam etmeyeceğini sanan, imansızdır.
  84. Güneş tutulması korkulacak bir şey getirmez Türkiye’ye. Korkulası olan, insanlardaki akıl tutulması yüzünden duygusal tepki ve davranışlardır.
  85. RUH bilinmez” diyenler Kur’ân cahili, (17. İsra’:85) âyetinin geliş nedenini bilmez müslümanlardır. “Bilemezsiniz” hitabı, yahudileredir! Değerli İslâm âlimi ve velîsi İmam Gazâli, “İhya-u Ulûmid’din” isimli kitabının 1. Cilt Rubul ibadet bölümünde “Ruh” konusunda şöyle der: “Yoksa sanma ki, Rasûlullâh Efendimiz Ruh’un hakikatini bilmiyordu!.. Zira, RUHUNU bilmeyen kendini bilmemiş olur!.. Kendini bilmeyen ise nasıl Rabbini bilebilir?.. RUHUN hakikatini Nebi ve Rasûller bildiği gibi, bazı velîler ve âlimlerin bilmesi dahi uzak değildir!..
  86. Allâh, ilmiyle ilmini ilminde seyredermiş. Senin de yaşamın, ilminle ilmini ilminde yaşayarak geçmiyor mu; madde tasavvuru içinde bedensiz?
  87. Sıkıntı, kilitlenip fasit dairede dönüştür. Yolu ileriye olanda sürekli yenilendiğinden sıkıntı olmaz. Kilitleyen konuyu bul ve çöz ki, ilerle!
  88. Sayısız ikaz ve uyarıdan sonra hâlâ yanlışını düzeltmiyorsa diyebileceğiniz şey, “kaderi/programı bunu yaşamasını gerektiriyormuş” olacaktır.
  89. Ne Güneş tutulması ne başka bir astrolojik etki, Rabbinin/beyin adı altında açığa çıkan El Esmâ bileşiminin izni olmadan sana zarar veremez!
  90. İnancını açığa çıkaran ve oluşturan Allâh Esmâ kuvveleri onu ergeç sana kazandıracaktır. DUA, sendeki oluşturma mekanizmasıdır. Düşün bekle!
  91. İlminde ilmini, bilgi tabanında bilgini seyrediyorsan hâlâ bir bedeninin varolduğunu mu sanıyorsun? Beden bilgi yollamasa farkında değilsin.
  92. Dünya yaşamında kendini bedenli kabul edenler, sonrasında da aynı kabulle yaşayıp, sonuçlarına katlanacaklar!
  93. Dikkat et yaşamının pek çok an’ında hiç bedeninin farkında bile olmadan, düşünce dünyanda yaşamaktasın. Fark et bu ayırımı! Sonucunu düşün!
  94. Madde olarak algıladığın gerçekte kuantum yapı ise sen o yapınla ölümsüz olarak son hâlinle devam edeceksin.
  95. On milyonlarca insan, Mehdi kendilerini kurtaracak diye beklerken ölümü tattı! Mehdi beklemeyi bırakıp, kendi kendinizi kurtarmaya bakın!
  96. Talepsiz, karşılıksız, beklentisiz verdikleriniz hayatınızda ne kadar yer tutuyor?
  97. Beynin alarmı: Karşınızdaki kişi aynı olayı defalarca tekrarlıyorsa, aynı cümle ve kelimelerle kalıp tekrarlar yapıyorsa, durumu kritiktir.
  98. Faal beyin, sürekli yeni üretimlerle yeni düşünce ve anlatımlarla kendini tanıtır. Kısır döngüdekiler ise devamlı aynı konu ve olaydadır. Bir de teyp hükmünde olan beyinler vardır ki ezberlediklerini tekrarlar ama bildikleri arasında bağlantı kurup, yeni sonuçlar çıkaramaz.
  99. Güneş tutulması felâket olmadı ama bazıları kötü akıl tutulmasına uğradı, olmayacak konuşmalar yapıldı. Pluton-Uranüs-Mars-Satürn ilşkisi?
  100. İran, Ortadoğu’ya hakimiyetini ilan etme noktasına emin adımlarla yürürken bu Suudilerin de sonu olur görünüyor.
  101. Rus ve Çin desteğini arkasına almış İran’a karşı, ABD destekli İsrail ve Suudi Arabistan son taşlarını oynamaya başladı. Görelim Mevlâ neyler!
  102. Allâh’a ve KURÂN’a inanıyorsanız eğer; şu sorunun cevabını verebilir misin? “Küllü nefsin zâikatül mevti sümme ileyna turce’un”; “Her nefs, ölümü tadacaktır! Sonra bize döndürüleceksiniz!” (Ankebut: 57) âyetine göre nereye, nasıl döneceksin?
  103. “Allâh’a döneceksiniz”, “döndürüleceksiniz” benzeri Kur’ân ayetleri ne demek istiyor? Uzayda mekânlı tanrı yoksa! Allâh’a nasıl dönülecek?
  104. Enteresandır bu ara bir çok kişiden anlık görme ve duyma kayıpları yaşadıkları bilgisini alıyorum.
  105. Fikire fikirle cevap veremeyen beyin özürlüdür. Muhatap alan da öyledir!
  106. Gönül hoşken, keyifliyken Allâh’ı seviyorum demek kolaydır. Hoşlanmadığın olaylarda gerçek fâil olan Allâh’tan razı olabiliyor musun?
  107. Haddini bilmeyenle yakınlık, insana üzüntüden başka bir şey vermez.
  108. Kâbe’den dönünce başını örteceksin fikriyle hanımların Kâbe ile bütünleşmesini engellediler. Ne olursan ol git Kâbe’ye, tanı Onu! Yaşa hisset!
  109. Kâbe’ye giden her kişi pişman; daha önce niye etrafın lâfına kandım da gitmedim, diye. Dönünce ne yapacaksını bırak, ilk imkânda git gör, yaşa!
  110. Kâbe’ye gitme isteğine engel çıkaran bil ki şeytandır! Hangi isim, etiket, ünvan arkasında olursa olsun. Kanma şeytanın engelleme bahanelerine!
  111. Sevginin çözemediği sorun ya kadere takılmıştır ya da benliğe!
  112. Haset ve kıskançlık, benliğin yüksek sesle seslenişidir!
  113. Duydumki ile yola çıkan, sanmıştımki durağında iner pişmanlıkla!
  114. Benlikten/egodan arındırmayan İLİM, bilgi koleksiyonundan başka bir şey değildir.
  115. Sevgi seni egondan arındırmıyorsa, ilmin çaresizliğini ergeç anlayacaksın. Sevgi, benliği öldürmek yolunda ana silahtır.
  116. Tasavvuf, benlikten arınmaktır. İçselliğinde ve dışsallığında TEK’in varlığını görerek yaşamaktır. Göremeyen kördür!
  117. TEK’in hükmünden gâfil olanın yanması hiç bitmez! Bilgisi ağır basıp ateşini şimdilik söndürse dahi, yarın daha şiddetli tutuşur.
  118. Her canını sıkan olayda, sor kendi kendine: “Eğer o zaman yapmasaydım öyle, şimdi olur muydu böyle?” Ektiğini biçersin!
  119. Herkes bu dünyada nasibini almak için varsa, nasibini alıyorsa, hâlâ birilerine bir şeyler verdiğini mi düşünüyorsun?
  120. Şirk; “ben”ini Allâh’a ortak koşmaktır. Her zerrede, noktada dilediğini yapan Allâh ise Kurân’a göre, fâili O’ndan gayrı kabul ne olur?
  121. Sevgi ve hoşgörüyü dillendirmek, keyifli davranıştır. Bunları yaşamak ise gerçek keyiftir; çünkü ancak Hakk’ı gören yaşar!
  122. Hazımsızlık, “BEN”dedir, “BEN”dendir! Hazımsızlık, “ben”deki kabuldendir! Şifası, kabullerden arınmaktır. Şifası, benliksiz yaşamaktır.
  123. Ne çimenler yaratılmıştır koyunlar yesin diye, ne de koyunlar yaratılmıştır otları yesinler diye! Hiçbir hayvan diğeri için yaratılmamıştır!
  124. Her varlık/birim kendi yolunda yürümek için vardır. Bu yüzdendir ki sistemde (dinde) zorlama olmaz. Zorla yapının programı değişmez!
  125. Hiçbir zaman okuyup anladığını sandığınla yetinme! Yazan senden üst beyinse kesin anladığının ötesi vardır o metinde. Hadisler böyledir.
  126. Bilincin, daima anladığını bildiğini sandırarak, ötesini sorgulamaktan engeller seni. Sen hep bildiğini koy bir yana, ötesi ne olabilir, de!
  127. DUA, ismi Allâh olanın YARATICILIK vasfının insan beyninden açığa çıkışıdır. Allâh istemedikçe siz isteyemezsiniz! İsterse ol der, olur!
  128. Her dua mutlaka kabul olur ve icabet görür, zaman veya boyutsal değişim sürecinde! İnsan ölümsüz varlık olduğu için, duası zaman mekân ötesidir!
  129. DUA mekanizması İRADE sıfatıyla tetiklenir. MÜRİYD isminin frekansıyla açığa çıkar. Bu bir beyin otomasyonudur.
  130. Müriyd, Reşiyd, Kuddûs, Fettah isimleri ile Allâhumme elhimniy rüşdiy, Kuddusüt tahiru min külle suindualarını her beyine tavsiye ediyorum. Tavsiye ettiğim tesbih ve dualarla ilgili geniş bilgi “DUA VE ZİKİR” kitabımızda vardır.  http://ahmedhulusi.org adresinden okunup indirilebilir.
  131. Mayasında edep olmayana tavsiye, göle yoğurt çalmaya benzer! Koyuverin, uzaklaşın!
  132. Haddini bilmeyenden edep beklemek, maymundan tefekkür beklemek gibidir. Maymun taklidi bilir, düşünmeyi değil!
  133. Kıskançlık, cehennemî ateşin insanda açığa çıkmasıdır.
  134. Ölümsüz insan, ölümü TATTIĞINDA, bedenini kullanamadığını fark edene kadar ölümü hissetmez. Başka boyut algılaması olsa da.
  135. Bilinç beyin olan insan, mevcut beş duyu algısı yanı sıra farklı varlıkları da algılamaya başlar, bedensiz yaşama geçiş sürecinde.
  136. Esasen tüm ölmüş dediklerinizle aynı boyutu ortamı paylaşıyoruz ne varki onları şu an beş duyunun baskın verileri yüzünden algılayamıyoruz.
  137. Fetva almak, fetvaya tâbi olmak asla mazeret olmayacaktır…
  138. Ben biliyorum, diyene bir şey öğretemeyeceğini anlayıp, tartışmaya girmediğin zaman, olgunlaşmaya başlamışsındır.
  139. İnsanlara hakaret, çoklukla derdini anlatmadaki acziyetin dışavurumudur. Yeterli olgun, hakaret etmez, yüzçevirir yoluna gider.
  140. İnternette gizli kişilik altında başkalarına saldırmak çeşitli akıl hastalığı tezahürüdür. Onu muhatap alan da kendi hastalığını itiraf ediyordur.
  141. Eğer o şeyin size yararlı olacağına kesin inancınız yoksa, isterseniz hiç girişmeyin. Başarı, inançla gelir.
  142. TR’de yeni trend, sosyal medyada dinî, tasavvufî sözler, etiketler yaymak sanırım. Böylece daha entel görünülüyor. Allâh yazdıklarını yaşatsın!
  143. Çocukların” elinden sahibi olduklarını sandıkları “oyuncakları” alındığında ya da onları kaybettiklerinde, yanıp yaygara yaparlar! Büyüseler!
  144. Tasavvuf, laflayanların diline düştüyse kıyameti bekleyiniz!
  145. “HERKES” kelimesiyle düşüncesini savunuyorsa o bir taklitçidir, kulağını yorma!
  146. DECCALİYET devrinde Deccal’in kulları kişi veya topluluklar, her türlü iftira ve yalanla Hakk’ı dillendirenlere çamur atmayı meslek edindi.
  147. Şartlandırmalarla kozanı örmüşsün, kabullerinle prangalanmışsın, korkularınla yaşayan ölü olmuşsun! Ölmedikçe, HAYY’ata dönme şansın var.
  148. Karşındakini kandırdığını sanıyorsun ama gerçekte kendini kandırıyorsun. Fark edebilirsen bunu, gene de çok şey kaybetmiş olacaksın!
  149. Açılan her yara iyileşmeye gitmiyorsa daha ilerliyor demektir. Temel, tam da iyi olacaktı neden, demiş!
  150. Dünün dünde kalması, dün alınan dersle bugün yeni bir yaşama başlanması demektir. Dün uzattığın elin yandıysa, bugün artık ateşi tutmazsın!
  151. Nankör tabiatlı olana verilen mutluluk objesi kısa süre onu mutlu edecek, daha sonra da nankörlüğünün yeni bir tezahürüne vesile olacaktır.
  152. Ne kadar adamsın? Öldükten sonra seni unutmayıp, hayırla yâd edeceklerin kadar!
  153. Vicdanına sor! Rasûl’ün öğrettiklerine göre, ne kadar ölüme hazırsın? Yarın bir kazayla gitsen?
  154. Bugün kavgasını yaptığın ve hayatı kendine, karşındakine zehir ettiğin konular, yarın gözünü dünyaya kapadığında ne değer taşıyacak?
  155. Uyandıktan birkaç saat sonra, rüyandaki seni terleten kavgandan ne hatırlıyorsun, etkisi ne? Saplantı, cehennemî ateştir!
  156. Allâh’a kul, sevdiğine yâr olmadıktan sonra neylersin bu hayatı! Hayat, Allâh’ı tanıyana, yâriyle Birleşene cennet! Gayrı görene ateş!
  157. Lâfı güzel dersin de Hulûsi, gene de Dünya seni sorguya çekecek Ebu cehil’siz, Molla Kasım’sız kalmaz! Gül de, ısırganotu da Esmâ’sı!
  158. Gerçek seven için sevdiğiyle yanyana olmak önemlidir; isterse saatlerce konuşmasın dilleri, frekansları konuşur, onunla beslenirler.
  159. Sessizce sevdiğinin yanında oturmak yeterli tatmin sağlamıyorsa, sıkılıyorsan, o beğenidir. Beğenen bıkar, değişiklik arar! Sonu gelmez!
  160. 25 yıl önce “Ben ‘Muhammedi’yim” sohbetimde açıkladığım görüşe gelinmeden TR’de barış ortamı oluşmaz.
  161. Bugün kendimi aşan yeni ne yaptım dünün tekrarı olmayan? Ya da yeni olan nasıl bir bakış açısı edindim?
  162. Kurân’daki kıyamet anlatımlarının büyük kısmının metafor olup, gerçekte ölüm an’ında hissedilenleri sembolize ettiğini düşünmüyorlar.
  163. Ölüm, insanın kıyametidir. Bedenli yaşam, felçli yaşam gibidir insan için. İnsan bedensiz, bilinç/ruh olarak, kıyametle/ölümle ayağa kalkar!
  164. Kurân’da (81. Tekviyr :1-2)’de geçen “Güneş’in kararması”; mantığın gördükleri yaşadıkları karşısında sükûtu, “yıldızların dökülmesi”; bildiği fikirlerin işlevsiz kalmasıdır kıyametinde. Kur’ân pek çok konuyu sembollerle anlatır. Bu sembolleri çözmemiş olanlar, Vahhabi anlayışıyla, gökte oturan tanrı inancıyla avunur. Kurân’ın gerçek mesajını bir nebze de olsa almak için “KUR’ÂN ÇÖZÜMÜ”nü okuyun.
  165. Hz. Ali k.v.’nin “Kurân’ın sırrı Fâtiha’da, Fâtiha’nın sırrı Besmelede, Besmelenin sırrı B’dedir. Ben, o B’nin altındaki noktayım” sözü VELÂYETTİR!
  166. Hz. Ali’yi tasdik etmeyen VELÎ olmaz; Ona saygısı olmayan tasavvuf ehli olmaz. Ondaki sırra ermemiş olan Kurân’ın sırrından ebeden mahrum kalır!
  167. Allâh indînde “yok”luğumuzu, kavgalarımızın “boş”luğunu fark ettiren Rabbime Elhamdülillâh!
  168. Karşındaki değişimi diliyorsa, söylemin vesilesiyle değişir. Asla, senin onu değiştirdiğini sanma! Herkes fıtratının gereğini yaşar.
  169. Dikkat! Ölüm çok yakın, belki yarın! İlmin yaşama dönüşmemişse, Rasûl’ün yüzüne nasıl bakacaksın?
  170. Hakk’ı bildirene iftira eden, imansız ölür. İftiradan Allâh da payını almıştır, oğul (İsa) doğurdu denerek. Hakk’tan nasipsiz, iftiraya inanır.
  171. Güdülesi ahmak, dedikoduya dayalı yorum yapar; akıllı “insan” ise kendi sorgular, inceler ve bilgisiyle hüküm verir. Sosyal medyada çok misal var.
  172. Olgun insan, hoşlanmayacağı olayla karşılaştığı anki duygu ve düşüncesinden tanınır. Ham olan yırtınır, feryat eder; o hikmeti seyreder. Olgun insanın hazımla seyrettiği olayda, olgun görünmeye çalışan, yanmaya mahkûmdur.
  173. Karşınızdaki o an için sevinecek veya üzülecek diye hak bildiğinizi söylemezseniz, gün gelir siz çok üzülürsünüz.
  174. Birkaç saat sonra bile boşverip geçtiğimiz oluşlar yüzünden yaşamı cehennem ediyoruz karşımızdakine, kendimize! Hele ki birkaç ay! Değer mi?
  175. Kurân’ı içinde yaşadığımız sistemin (Sünnetullâh) el kitabı olarak ele almadıkça geleceğimiz karanlık.
  176. Astrolojik etkiler ancak beyninizin izni kadarıyla sizi etkiler. Dua ve zikir bu etkileri kesinlikle geçersiz bırakabilir.
  177. Hayatta yapacağınız en değerli çalışma beyninizi, neler yapabileceğini öğrenmektir. Beyniniz, Allâh kudretinin sizden açığa çıkma aracıdır!
  178. Beyninizi gut brain (bağırsaktaki beyin!) esaretinden kurtardığınız kadarıyla, kendi orijinizi tanıma şansına kavuşursunuz.
  179. Beyin, potansiyeli itibarıyla, Kurân’da en şerefli yaratık olarak tanımlanmıştır. Genlerinde tüm yaratılmışların bilgisi vardır! Bilinebilse…
  180. İSMİ “Allâh” olan, bu İSİM ile işaret edilen BİR midir, kime GÖRE?
  181. Cuma’lar sanki iki günde bir! Zaman hızlandı! Unutkanlık üst noktada! Herkes o kadar çok unutkanlıktan şikayet ediyor ki ölçüsü yok!
  182. Ne olduğunu anlamadığımız hızlı bir değişim dönüşüm içindeyiz sanki, ama farkında değiliz. Vahşet ve hayvani duygular aşırı arttı ortamlarda.
  183. Az sayıda insan kendini tanımak, ölümsüzlüğe hazırlanmak için bilim ya da din yollu arayıştayken; çoğunluk dünyalıklar yüzünden kavgada!
  184. Allâh hepimize basîret, insaf, merhamet, hoşgörü, SEVGİ versin de; yarın pişman olacağımız davranışlardan korunalım. Yoksa hâlimiz perişan!
  185. Esmâsıyla sizi, beyninizi yaratan Allâh, hükmünü her an beyninizle açığa çıkarıyor. Beyne zarar vermek Allâh’a nankörlüktür!
  186. Sevgiyi gösteriniz ve tebessümü yayınız, isterse insanlar yadırgasın. Nefret ve kavga dünyasının ateşine damlayla da olsa su sıkın!
  187. İnsanlara, kim olursa olsun, iyilik yapmak “insan”a has özelliktir. Onlar hakkında hükmü Rablerine bırakın. Huzur verin ki huzurlu yaşayın.
  188. Her beyin ürettiğinin karşılığını alır. Sevgi, dostluk, merhamet üreten karşılığıyla; kavga, şiddet, nefret üreten karşılığıyla yaşar.
  189. Huzurum yok, diyorsan insanlara huzur vermeyi öğren.
  190. Hamuru şiddetten oluşmuş olan, hangi konu içindeyse şiddeti kullanır ancak. Dini de şiddettir zorbalıktır, aile yaşamı da. Konuya bağlamayın.
  191. Niye çok seviliyor diye şaşma, sorma; çünkü sevgi üretiyor o?
  192. Biri dünyaSINDAKİ kabullendiği fikirler yüzünden üzülüp yanarken; diğeri kabullendiği fikirlere dayalı huzur içinde. DünyaNI arındır yanma!
  193. Yapılan pek çok hatanın altında karşındakini, kendin gibidir diye sanman yatar. Öyle sanma, tanımaya çalış!
  194. Kurân’ın içeriğini anlamayan zihniyet/Diyanet, Onu ezberletip tekrarlatır sonra da pasta yapıp yer! Anlayıp anlatsa!
  195. Milyarlar bütçeli Diyanet’in TR’de dağıttığı ücretsiz Kur’ân meâli 50.000; ücretsiz hediye edilen Kur’ân Çözümü 1 milyon 700bin. Diyanet; Kur’ân kurslarıyla insanlara anlamadıkları Kur’ân ezberletiyor, teyp gibi tekrarlanan; biz okunup anlaşılsın diye Kur’ân Çözümü veriyoruz.
  196. Üç aylar bereketli olsun hepimize, Allâh yalan dolan, iftira, gıybet, kin düşmanlık hasletlerinden korunmayı nasip etsin. Kalbimizi nurlandırsın.
  197. Hayatımda Kurân’ın meâlini okumadım baştan sona, inan diyorlar diye içindekilere inanıyom”… Bu mu Kurân’a iman, bilmediğine iman olur mu?
  198. Sevdiğini sevindirmekten geri kalandan daha cimri kim olabilir?
  199. İnsanlara anlamadıkları şeyi ezberletmek, anlaşılmak için gelen şeyi öğretmek midir? Kurân’da yazılanı bilmiyorsanız, Kurân’a iman olur mu?
  200. Kur’ân kurslarında anlamadıkları metni ezberleyenler Kurân’ı öğrenmiş mi oluyorlar? Diyanet’in görevi Kurân’ı insanlara öğretmekse, bu ezberletmek midir? Anlamını bilmeden ezberlemek, diyorum; peygamber, hafızlığı övdü diyorlar. Onlar Arapça konuşuyor, ezberlediklerinin anlamını da biliyordu.