DOST’TAN DOSTA – 2

Ahmed Hulûsi

  1. Herkes elleriyle ettiğini bulur; sonra döner bu iş nereden beni buldu, der çevresini suçlar! Dün düşünmeden ektiğini bugün yanarak biçersin!
  2. Düşündüğünüz dünya, evren, uzay, boyutlar, ölüm ötesi, gördükleriniz, geleceğiniz ne kadar doğru?
  3. Kesinlikle vurgulayayım ki: Kurân’ın anlattığı sistem birebir doğru ve gerçek. Açıkladıklarım da realite. Tüm sorularınızın cevapları da var!
  4. Bazıları hâlâ konuyu tam kavrayamadı! Beyni hardware, bilgi tabanını da software sanıyor! Oysa ismi “beyin” olan tümüyle sadece software’dir.
  5. “NEFS” ismiyle dinde anlatılmak istenen “BEYİN”dir! “NEFS” adı altında açığa çıkan her şey “BEYİN”den açığa çıkmaktadır.
  6. “Öz”lemeyen özleye özleye yaşar; “Öz”lemiş olanda ise özleme son bulur! “Öz”ümseyin ki özlem ateşiyle yanmayın!
  7. Dünyanın en değerli aracı idi karasaban ZAMANINDA! Bugün onu saygıyla anıp, bilgisayar teknolojisiyle çalışan tarım araçları kullanıyoruz.
  8. Görme aracı ve kapasitesi değiştikçe “algılama” da değişir…
  9. ahmedhulusi.org’daki kuantum yapı aynıyla maddedir konulu sohbet bilimsel gerçekliğe işaretse, tüm kabullerini buna göre yenile!
  10. “Ya yenilen ya elen” sözünden ne anlayalım diyorlar. Ya yenilen yarınki algı boyutuna hazır ol, apışıp kalma; ya da hayal dünyan patladığında!
  11. Mecaz ve işaret yollu ya da göz verilerine dayalı anlatımlarla kurguladığın ezber dünyan ergeç patlayacak. Bilimsellik ışığında KURÂN’I ANLA!
  12. “Ölüm, algı değişimidir” demek; beş duyu algısı ötesinde farklı dalga boylarından gelen datanın beyin tarafından çözülmeye başlanması demektir.
  13. Türkiye’nin nüfusu % 99 müslümanmış. Nüfusun kaçta kaçı hayatında bir kere olsun Kur’ân meâlini baştan sona okumuştur? Okuduktan sonra iman etmiştir?
  14. Kur’ân-ı Kerîm’i doğru anlamak için şu iki kelimenin işaretini doğru kavramak gerekir. “İNZÂL”; “İRSÂL”. İndirme ve gönderme denmiştir!
  15. Nice güzel yüzlüler vardır seyre doymayacağın, Allâh içyüzlerini göstermesin! Nice muhteşem içyüzler vardır, yüzünde göremediğin!
  16. Allâh’ın Kemâlini seyredeceklerin olduğu gibi, Cemâlini ya da Celâlini seyredeceklerin de olacaktır. Hepsi bir diyemeyen, Celâlden uzak dursun.
  17. Cemâline giden yol Celâlden geçer! Cehennemden geçilmeden cennete varılmaz! Yanmadan arınılmaz! Dünyaya gelmiş her bilgi tabanı yanar arınır.
  18. Önümüzdeki yıllarda en büyük gelişme, hastalıkların frekans yollanarak tedavisinde olacaktır. İnsan bedeni pek çok frekans bütünüdür! Frekans tedavisinde Rusya başı çekecektir çünkü ABD’li ilaç firmaları bu işin önünü kesmektedir. Beynin hakikati, quantum mind’dır! Bedenin yapısı da frekanslar kompozisyonudur. Bilim hücresel tedaviden frekans tedaviye gitmek üzeredir. Dünya hızla yenileniyor!
  19. Ne kadar arttı TR’yi NATO’dan atma meraklısı! Kader ağlarını ördüğünde akıl baştan gidermiş!
  20. Zikir denilen şeyin yukardaki tanrıyı anmak övmek değil, beyninin özelliklerini aktive etmek olduğunu, frekans hareketi olduğunu anla artık!
  21. Kainat, esas itibarıyla Allâh’ın indîndeki bir anlık bir düşüncesinin hasılasıdır. Yaratılış sırrı! Her yaratılmış, kendi derinliğindeki ilmin/programın çalışmasıyla açığa çıkar. Özünden dışa!
  22. Delikli kovayla su taşınmaz! Beyine zarar vererek tasavvufta yol alınmaz!
  23. Algısına dayalı bu dünyanın her an değişebileceğini, şu anki kazanımlar dünyasına asla geri dönemeyeceğini niçin düşünemez insan?
  24. Yaşanılan, madde algılanan aynen kuantum boyutsa; bu boyut asla yok olmazsa, sen de yok olmayacaksın! Hâlâ mı iman etmeyeceksin ölümsüzlüğe?
  25. Onyüz milyar bin trilyondan fazla yıldızlı evrende tek gerçeğin dünyaN! O dünyaNı cennet etmek mi istiyorsun cehennem etmek mi? Cehenneminin büyüklüğü “herkesin” ve onlara köleliğin kadardır! Onlardan, yargılarından özgürlüğünü almadan yanman bitmez! Nefretin ve kavgalarının cehenneminden ne zaman sevdiklerinle sevgiyi yaşamanın cennetine geçmeyi düşünüyorsun? Ya geçemeden geçersen!
  26. İstemekle sevemezsin! Sevgi, yaşamayı istediğini yaşamakta olana rastlarsan yaşanacak bir hâldir! Sevginin başı teslimiyet, sonu özgürlüktür!
  27. Birbirlerine karşı sevgi ve saygıyı kaybetmiş topluluklar, uzak düşmenin acı sonuçlarına da hazır olmalılardır. Bencillik yanma getirir!
  28. Hayatında bir kere Kur’ân meâlinin tamamını okumadan Kurân’dakine iman ettim diyene; beni eleştirmeden önce yazdıklarımı bir oku nasıl derim!
  29. Güzel soru: Kur’ân anlaşılmak ve üzerinde düşünülmek için gelmişse, Arapça bilmeyenin orijinalini anlamadan okumasına ne gerek var? Kur’ân meâli okumak size anlamayı ve üzerinde düşünmeyi kolaylaştırır. Neye iman edeceğinizi fark ettirir. Arapçasını okumak ve dinlemek ise, Kur’ân bilgisinin beyninize frekans bilgi/data olarak kaydını sağlar. Ölüm sonrasında lisan kavramı kalmaz beyin için. Tüm Kur’ân bilgisi okunur.
  30. Gerçek sevgide sahiplenme duygusu olmaz. Sahiplenmek en güçlü yakıcı ateş potansiyelidir. Çünkü ergeç sahiplendiğinden ayrı düşeceksin.
  31. Sev ve an’ını yaşa. Başkasını asla sevdiğinle arana sokma o an! Sadece yaşadığın an vardır ki, kimleysen onunlasın o anda! Fark et bunu!
  32. Dünyevi bağlarından arınmış bir insan, bedensiz algı yaşamına geçtiğinde neler yaşayacağını fark etseydi, birgün bile bu yaşamda kalmak istemezdi!
  33. Dünyanızda bağlı olduğunuz her şey ayağınızda bağlı bir gülle olarak sizi özgürlükten engellemektedir! Tüm dünyaNızdakilerle devam edeceksiniz.
  34. Yaşlı insan yoktur; yaşlı yıpranmış bedenler vardır! Şuurdan ibaret olan insan bilgi/tecrübesi kadar olgundur! İnsan, yaşsız varlıktır!
  35. “Ölüm, algı değişimidir” sözümü ve “Beyindeki Evren Gerçeği” video sohbetimi anlarsanız, insanın gelecekteki dünyasını fark edersiniz! Kıyamet anlatımı tamamen mecazîdir.
  36. Kıyamet tasvirleri, tümüyle ölüm an’ı geçişlerini sembolize eder. Dünyanın kıyameti Güneş’te yok olmaktır. Yaşayan hiçbir canlı görmez onu!
  37. İnsanın kıyameti ölümü tadışıdır. Mahşerle ilgili tüm aşamalar gerçektir ancak misalî anlatımlardır. Evreni dedikodu yollu değil, bilim yollu OKUyun!
  38. Kıyamet konusunda detay bilgi isteyen “Kur’ân Çözümü”nde ilgili bölümlere bakabilir. Kur’ân ve hadislerdeki misalî anlatımlara iman gerek!
  39. Hayal dünyanızdaki köyünüzden reel gerçeklere açılın lütfen!
  40. Şuursuz müslümanlığın temeli maalesef İmam Hatip okullarında ve ilâhiyatlarda atılmaktadır çünkü “ALLÂH” adıyla işaret edilen yanlış öğretilmektedir.
  41. “ALLÂH” adıyla işaret edilen yukarıda veya öteNde bir tanrı imişçesine öğretilmektedir; her ne kadar her yerde dense de! Önce bu yanlış düzelmeli!
  42. Cumalar bile bereketli olmaz, müslümanlarda yukarıda Allâh var anlayışı sürdükçe! Varlığın her zerresinde esmâsıyla Allâh var sadece!
  43. Anlamadan suçlayana, muhatap olma! Zira o yine aynı beyinle devam edecektir sana cevaba!
  44. Beyniniz duyu organları yüzünden kuantum boyutta tüm canlılarla aynı ortamı paylaşmasına rağmen, madde âlemi zannında yaşar.
  45. Herkes dilediğini söyleyebilir ama Rasûl (a.s.)’ın tespiti şudur: Kimse fiilleriyle cennete giremez! Cennetlik de bellidir cehennemlik de! Sen cennetliksen cennet fiilleri kolaylaşır onları yapar arınırsın şirkten. Cehennemliksen şirk anlayışında devam eder, benliğinle yanarsın!
  46. “İmtihan dünyası” demek, seni imtihan eden var demek değildir! Sana bilgi verilir o bilgiye göre yaşarsın ya da yaşamazsın, sonucuna katlanırsın.
  47. Korkun, asla seni yaşayacağından kurtarmaz! Tedbir, takdiri bozmaz! Alabildiğince tedbir al, içini rahatlat! Korkuların cehennemindir! Korkularından arınmadıkça, cenneti yaşayamayacaksın! Korkuların hayatını cehenneme çeviren şeydir. Onlarla yüzleşip aşmadıkça özgür olamazsın!
  48. Acı bir gerçek şu ki; Rasûlullâh bugün gelse ve dün söylediklerini tekrarlasa müslümanların önemli bir kısmı O’nu aklımıza uymadı diye inkâr edecek! %92’si hayatında bir kere Kur’ân meâlini baştan sona okumamış; altı sahih hadis kitabını belki %99’u okumamış lâkırdı müslümanından ne beklenir?
  49. Rabbinin sana vermediğini dünya bir araya gelse veremez. Neye ermek istiyorsan o yolda yapman gerekenlerin kolaylaşması için candan dua et.
  50. Allâh içine sevgi ateşini koymuşsa o küllenir ama asla sönmez! En hafif esintide küller uçar, ateş parlar! Beğendiklerin ise anı olur.
  51. Herkes sevemez. Seven asla yüzçeviremez. Sevilende yüzünü gösteren Vedûd’dur ki, bir seven bir daha asla unutamaz. Seven bir fark etse kimi…
  52. Herkes dünyaya geldiğinde geçmişin ve an’ının yükü olan kabullerle yaşamaya başlar. Hakikatini fark ederse onlardan arınır ve yanmaları biter.
  53. Ölüm ötesi yaşamında seninle olmayacak her şeyin ve kabulün, senin için bir yüktür. Sırtındaki odun yükü tutuşacak! Arın onlardan, Allâh’a yönel!
  54. Yeni Hicrî sene; yenilenmene, kendini, inancını, yaptıklarını sorgulamana vesile olarak doğru hedefe yönelmeyi kolaylaştırsın.
  55. Kaybetme korkusunun bir faydası vardır: kaybetmek istemediğinin değerini fark ettirir!
  56. Hayvanda bile sevme sevilme duygusu varken, insanın bu duygudan uzak, ömrünü kavgalarla tüketmesi acaba lânete uğramasından mıdır?
  57. Gününün en az bir kısmında sevdiğinle sevginin keyfini yaşayamıyorsan, dünyanda olmayan cenneti başka yerde tadacağını mı sanıyorsun?
  58. Gerçek sevgi karşılıksız olandır. Seven, karşılık beklemeksizin sever. Mutluluğu ve keyfi ise, sevdiğinin mutluluğu ve keyfidir.
  59. Madde kuantumsa, kuantum da madde denilen ise; şu anki kuantum beynin ve düşüncelerinle, duyguların ve korkularınla sonsuza dek yaşayacaksın.
  60. Ruh, kuantum beyinin özelliklerine işaret edilen esmâ potansiyelidir. 120. günde bu potansiyelden varlığını alan “birimsel ruh” oluşur. Birimsel ruhun hakikati esmâ, birimsel formu ise veritabanı denen esmâ bileşimidir. Kuantum potansiyel, sonsuz esmâ ilim planıdır. Bu konunun detaylarını YENİLEN isimli kitabımızda okunabilir.
  61. Düşünce mantığa dayanıyorsa, çelişki kabul etmez. Çelişki, mantığın yetersizliğini gösterir. Çelişkili olanla mantıklı konuşmak mümkün değildir!
  62. Çelişkili söz veya davranış gerçekte aklın bir hastalığıdır. Sağlıklı akıl, mantıksal bütünlük içinde düşünür ve davranış ortaya koyar.
  63. Düşündüğüne uygun davranışı ortaya koyamıyorsan, mantığını sorgula. Sorun karşındakinde değil, sendedir.
  64. Benim adımı kullanıp para karşılığı tasavvuf dersleri verenleri duyuyorum. İnancıma göre din tasavvuf bilgisi maddi kazanca âlet edilmez. Kim adımı ilmimi gelir kaynağı yapıyorsa o sahtekârdır; uzak durulması gerekir. Biz paylaşımlarımıza karşılık istemeyiz ve almayız.
  65. Bilge satranç hocası, oyun öncesinde kuralları öğretir ama oyun sırasında oyuncu yanlış taşı oynadığında müdahale etmez. Alacağı ders var, der.
  66. Korkun, korktuğunu yaşayana kadardır. Her korktuğunu yaşadığında, hiç de korkulacak bir şey olmadığını fark edersin. İnsan her şeye alışır.
  67. Korkma, asla ölmeyeceksin. Korkmaktan kork! Bin gece korkunla yaşayacağına bir gece korktuğunu yaşa ve kurtul korkundan. Korku, cehennemî ateştir.
  68. İnsan önemsemeden çok basit görerek öyle sözler sarfeder ki, onlar hayatında büyük makas değişikliklerine yolar. Düşüncelerinizi yaşarsınız!
  69. An, an’ın yaratıcısıdır. Muhatabının hakikatini göremeyen, hitabını da değerlendiremez. Düşüncen sözün, sözün duandır. İcabet mukadderdir.
  70. Bulunmuş 200 milyar galaksinin birindeki 200 milyar yıldızının birindeki yıldızdan milyon defa küçük Dünya’da var olan dünyanın büyük adamısın!
  71. Hakikate ermişler indînde, tasavvuf sohbetleriyle ömür tüketen; Formula 1 şoförleri yanında, pilli oyuncak araba kullanarak tatmin olandır!
  72. Dinî ya da tasavvufî sohbetleri dinlemekle kendini tatmin edip, o dinlediklerinin gereğini uygulamayanlar, yaşamayanlar hüsrandadır.
  73. Başarın ya da aksi, istidad ve kabiliyetinde gizlidir. Kabiliyetinin elvermediğini başaramazsın; onu da nasipsizlik olarak nitelendirirsin.
  74. Bazıları derin yaraları ağrı kesici kremlerle tedavi etmeye çalışır. Anlamamıştır ki kremlerin anlık uyuşturması ile tedavi olmaz.
  75. Kimi fikir için yaratılmıştır kimi küfür için. Cins cinsi çeker. Herkes kendi cinsini takip eder.
  76. Birbirini beğenenler arasındaki ilişki pamuk ipliğiyle bağlıdır, gerilince kopar. Sevenler arasındaki ilişkiyse lastik gibidir, hızla çeker.
  77. Benlik siner, ama “ölmeden” ölmez! Bunun için “ölmeden önce ölünüz” hadisi söylenmiştir. İlim, benliğin vitaminidir! Çare teslimiyettir.
  78. İnsana benliğinin (egosunun/nefsinin) kaybettirdiklerini hiç kimse kaybettiremez. Egonun şerrinden Rabbine sığın!
  79. Sevmek; feragât, fedakârlık, sevdiğinin arzularını öne geçirmektir. Kısacası benliğini sevdiğine teslim etmektir. Rıza lokmasını yutmaktır!
  80. Egonun en basit tarifi “ille benim dediğim olmalı” ile yaşamaktır. Bu yüzden kalp kırmaktır. Tasavvufî yaşam ego kabul etmez!
  81. Seven “katlanmaz”, ne gelirse keyfini yaşar. Katlanılan, sevgili olmaz. Sevse de sövse de sevene birdir.
  82. Cehennemî ateşini tutuşturup, şuurunu bulandıran yalnızca egondur! Bilincini objektif sorgulamadıkça ilmine göre ateşin sönmeyecektir.
  83. Bana göre diye baktıkça sıkıntıların son bulmaz! Evrensel gerçeklere göre diyerek konuları ele almak gerekir. Dünya, köyünden ibaret değil!
  84. Çoğunlukla her canlının diğerini canlı canlı parçalayıp yediği dünyada; senin, merhametli tanrı anlayışın ne kadar gerçekçidir? Ya gerçek?
  85. Herkesin başarısı istidat ve kabiliyeti kadarıyladır; ötesinden mükellef değildir. Kimseden bunun ötesini beklememeliyiz. Aksi zulme girer.
  86. Hayatı gördüğün kadarıyla mı yaşıyorsun yoksa düşünebildiğin kadarıyla mı?
  87. “Perdeli”; gördüğüne ve yaşadığına göre olayları değerlendirirken, “perdesiz”; olayların arka planındaki hikmetlerle seyreder aynı yaşananları.
  88. Yaşamda yalnızca inandığı yolda cesaretle, yüreğini koyarak korkusuzca ilerleyenler hedefine ulaşır. Nasibi olmayanlar da bahanelerle avunur!
  89. Yaşanacak kaçınılmazsa; yaşanmayacak asla yaşanmayacaksa; bu konuda en iyi dua, “Allâhım yaşayacaklarımın hazmını ver, hazmıyla yaşattır”dır.
  90. Allâhım hazmedemeyeceğim ilimden ve yakînden beni uzak kıl; “bu bir rıza lokmasıdır yutamazsın demedim mi?” hitabına muhatap düşürme!
  91. Varlığını oluşturan esmâ terkibinin izni olmadan hiçbir şey sana ulaşmaz; Onun sana yaşatacağını da hiçbir şey engelemez. Buna iman, huzurdur.
  92. İnsanların çektikleri kendi yaptıklarının ve düşündüklerinin sonucudur. Dün yaptığının sonucunu bugün yaşarsın. Mutluysan aynısına devam et!
  93. Kişi kendisini değiştirmedikçe, yenilemedikçe dünya bir araya gelse ona yararlı olamaz! Kendini yenilemedikçe, bulunduğun hâlde devam edersin.
  94. Sistemde oluşlar, hedeflenmiş sonuçlara göre oluşur. Farkı fark etmeyene, farkı fark ettiremezsin! Yanlışı kavrayamayana yanlışı kavratamazsın.
  95. Benlik, beynin kuklasıdır! Beyin; girdilerine, veritabanına göre kişilik/benlik yaratır. Unutma ki ismi beyin olan Rabbin olan esmâ-i ilâhidir.
  96. İnsanoğlu önce kavramlar, günler, âdetler yaratır; sonra da döner onlara tapınmaya başlar! Allâh’ı bilen ise hiçbir şeye tapınmaz!
  97. Tanrı korkusuyla Sünnetullâh gereği ibadetleri yapıyorlardı. Tanrı olmadığını fark ettiler ve ibadetleri terk ettiler, oysa Sünnetullâh Bâkî!
  98. “Siz benim bildiklerimi bilseydiniz rahat yatamaz, dağlara kaçardınız” diyen Rasûlullâh, korkulası Sünnetullâh/Allâh Sisteminden söz ediyordu!
  99. Dün adı anılmayan, yarınlarda da adı anılmayacak insan, neyinle gururlanabilirsin! Benlikten daha büyük günah yoktur! Bırak benliği, keyfini yaşa!
  100. Benliğin en önde gelen açığa çıkışı, başkalarını senin istediğin gibi yaşamaya zorlamandır. Teklif edebilirsin ama asla zorlayamazsın.
  101. Nasibi olmayan üstüne alınmaz, başkalarına yansıtır gelen fikri. Nasibinde olan da her gelen fikri üstüne alınıp değerlendirir.
  102. İmanlı, eksiklerini tamamlamak için kendiyle meşgûlken; imansız da başkalarının dedikodusu ve gıybetiyle ömür tüketir. Akıllı, imansıza uymaz!
  103. Yakîn istemeyi tavsiye eden Rasûlullâh’ın duası: Sonu küfre ve inkâra varan yakınlıktan sana sığınırım. Sıdk üzere yakîn isterim.
  104. Şartların getirisinden ya da yakınlarınız yüzünden değil, yalnızca sevdiğiniz için beraber olduğunuz kaç kişiniz var?
  105. Uyuduğun her gecenin sabahı yeni bir güne başlarsın. Bundan ötesi ise kabullerin ile yarattığın ve tapındığın kavramlardır. Yeni yıl vs vs…
  106. Ya sistem (Sünnetullâh) gerçeklerine göre beynin değerlendirme yapıyordur an içinde ya da kabullerine göre. Birincisi realite, ikincisi hayal!
  107. Tasavvufla ilgilenenler için en büyük fitne, edindikleri ilmi “yaşamak” zannetmeleri, “yaşıyorum” hissine kapılmalarıdır.
  108. Şeriat platformu “dava” platformudur; tasavvuf platformu “ölmeden önce ölme” platformudur. Tasavvuf ehli, kavga/iddia ehli olmaz.
  109. Fark edilen tüm tasavvuf ehli fena/tevhid evresi kişilerdir. Bakâ ehli ise tanınmaz. “Kubbe altındaki velîlerdir” onlar.
  110. İnsanlar yalnızca insanları muhatap alır. Konuşmaları yalan, iftira ve hakaret olanlar hayvandan aşağı sınıftır; muhatap alınmaz.
  111. Nasibi olmayan, uyarıları değerlendirmez, sonucunu yaşar. Rabbin uyarıları dinlememenin sonucunu yaşatır. Yaşadıkların, dualarının sonucudur.
  112. Allâh kendisine yakîn isteyene arınmanın kolaylık yollarını açar; benliği ve egosuyla yaşamak isteyene de o hâli ve yollarını kolaylaştırır.
  113. “Bühl” tasavvufta, hakikati fark edip gereğini yaşayamayan anlamınadır. “B” sırrına ermemiş anlamınadır. Cennete imanı olan herkes girer.
  114. “B” sırrını duymak ayrıdır, bilmek ayrı, yaşamak ayrıdır. Herkes duyabilir, bazıları ona iman eder, enderi de gereken arınma sonrasında sonucunu yaşar.
  115. “Günahını bilmeden gufranı arzularsın” demiş Yunus. Yanlışını kavramadan onu düzeltemezsin; düzeltmeden de getirisini yaşayamazsın.
  116. Sistemde mazerete yer yoktur. Sistemde boşluğa yer yoktur. Boşalttığın yer mutlaka dolacaktır. Deme neden böyle oldu, çünkü istediğindi o!
  117. Ama ben öyle olsun istememiştim, böyle olacağını düşünememiştim” hiçbir şeyi geri getirmez. Önce düşün, sonra davran ya da sonucuna katlan!
  118. Yeryüzünde üç yaşam mertebesi vardır; “RUH”suz hayvanat; ölür. “RUH”lu insansı, ölümü tadar sonsuz yaşar. “RUH”lu insan, boyutu cennet olandır. “RUH” bir anlamıyla, ölümsüz benlik bilincidir. Esmâ-i ilâhi olan beyin kompleksinin gelişimiyle açığa çıkar. İki mertebesi vardır. “RUH”, dışardaki tanrı tarafından değil; beynin hakikati olan Esmâ-i ilâhi’nin kudretiyle yaratılır. Aşağı mertebesi insansı/şaki ruhudur. “RUH”un kâmil mertebesi ise insan/said “halife” mertebesidir. Bu mertebedekiler dahi iki seviyededir: Allâh’a iman edenler, Allâh’a yakînler.
  119. Karşındakileri orijinaliyle ne kadar tanıyabilirsin, onları kendin gibi sanırken. Tanıdığını sandığın kimseyi, bil ki asla tanımamışsındır.
  120. Polis tutuklamak istediği adamın evine esrar koyup sonrada tutuklarmış. İngiltere İslâm âleminin göbeğine Vahhabîliği koydu, İslâm=terör dedi.
  121. Nankörü dost edinirsen, yarın da nankörlükten başka bir şeyle karşılaşacağını ümit etme! Nankörlük, değişir huy değildir.
  122. El Kaide’nin de İşid’in de beslenip yetiştirildiği kaynak Vahhabî anlayışıdır. Vahhabîlik, İngilizler tarafından tahta oturtulmuştur.
  123. Osmanlı’da tasavvufî anlayışa dayalı İslâm ve bunun getirdiği birlik varken; gökteki tanrı anlayışıyla Vahhabîlikten, terör şiddet doğmuştur.
  124. “Yâr”inle beraberliğin sevgin kadarıyladır. Ne kadar sevgin varsa o kadar berabersindir. BİR’likteliğin kadar sevgin!
  125. Demiri ateşe sokmuşlar, kendini kor ateş sanmış! Garip, Güzel’i görmüş, kendini âşık sanmış; sonra dönmüş işine bakmış!
  126. İnsanın Allâh’la arasındaki perde, benliği/egosudur. Allâh, Zâhir’dir. Benliğin ise basîretindeki perde. Her sûrette Zâhir, ama köre ne çare!
  127. Seven ve sevilen hep Vedûd ise, sevilmeyi isteyen haksız mı? Seven, arayan, aranan hep Vedûd’un açığa çıkışı değil mi? Ne mutlu sevilene!
  128. Bütün hayvanlar bir kere, insansılar iki kere, insanlar üç kere doğar. Hayvanlar ölür dönüşür. İnsansılar ve insanlar ölümü tadar, yaşama devam eder.
  129. Doğmak değil, sonsuz mutluluğa ermek kutlanası bir olaydır. Herkesin kazancı da kendine, kaybı da kendinedir. Ektiğini biçmektesin.
  130. Basîret, yanlışını kavratıp olması gerekeni yaşatandır. Daha gelişmişi ise hatadan koruyandır.
  131. İmâdan, işaretten, nükteden anlamayıp; ‘ne söyleyeceksen açık söyle’ diyen kişinin tasavvuftan nasibi yoktur!
  132. Rabbi bir kuluna yeni açılımlar nasip edecekse ona yanlışlarını idrak ettirip düzeltmesini ilham eder. Kilitlenen ise yanlışta ısrar eder.
  133. Gurur, ahmağın rozetidir! Rozetinden tanırsın. Zeki, ahmak olabilir ama akıllı asla! Bühl, kendini kayıtlarıyla bloklayandır. Hür, kayıtsızdır!
  134. Sınırsızlıktan, sınırsızlık için yaratılmış olanın; kendini beşerî kabullerle ve EGOSUYLA sınırlaması ne acıdır!
  135. Allâh seni, senden kurtarıp cenneti yaşatmayı diler; Sense, sana sarılıp cehennemî duygularla yanmayı seçersin. Teslim olabilsen!
  136. Gurur, egonun rozetidir! Gururlu için en zor şey, hatasını kabullenmek ve özür dilemektir.
  137. Gururunu yenemeyen, onun kölesi olur. Gururunu aşamadığı için bilgisizliğinden kurtulamadı; yaşamı cehennem oldu iki cihanda!
  138. İnsan ilim konuşur, insansıysa dedikoduyla ömür harcar!
  139. Herkesin özgün dünyası vardır. Sen ise, o özgün dünyayı yalnızca sana yansıttığı kadarıyla görüp tanırken, nasıl onu tanıdığını söylersin?
  140. İnsanları birkaç saatliğine bir mezara koysalardı ve sonra da ölümü yaşadıklarında bu durumun kıyamete dek sürekli olacağını söyleselerdi?
  141. Akıllı, başına gelmeden ders alıp gereğini uygulayandır. Dünyası hayal olanın balonu ergeç patlayacak, sistem gerçekleriyle yüzleşecektir!
  142. Allâh sistemini anlamanın yolu, Esmâ’sını çok iyi öğrenmekten geçer. Allâh isimleriyle işaret edilenler anahtardır.
  143. Olgun kişi özür dilemekten ya da eleştiriden gocunmaz. Hata yapmaktan değil hatanı kabullenememekten kork; çünkü onu düzeltme şansın yitiyor.
  144. Ne arkandan övüp ağlayanların, ne de sövenlerin sana ulaşamayacaklar! Dönüşüme (ölüm) girdikten sonra yapayalnız olacaksın. Hazır mısın?
  145. İnsan, bedeniyle zamanın hükmü altında; bilinciyle zamanın üstündedir. İnsan için zaman değil, bilgi birikimi esastır. Bilgi/bilinçtir insan.
  146. “Hakiym” ismi anlamı açılmazsa beyinde, oluşların hikmeti üzerinde durmaz kişi. İsyan, hikmetten mahrum kalmışın davranışıdır.
  147. “Hikmet müminin yitiğidir; onu nerede bulursa alır.” Hadis. Hikmet ilmi olanın, isyanı; isyanı olanın, hikmet ilmi olmaz!
  148. Hikmet ilmi; içinde yaşadığın sistemi (Sünnetullâh) okuma, nedensellik ilmidir. Bir şey neden öyle olmuşsa, olacaksa nedenini okuma ilmidir.
  149. Yaşamınız boyunca hep sevenleriniz de olacaktır, sevmeyenleriniz de. Önemli olan vicdanınızın getireceği huzur; başkalarının ne dediği değil.
  150. Sevmek, nedenini bilemediğin bir hâlde her an sevdiğinle birlikte olma duygusudur. Güzellik, ünvan, para, ilim, şöhret vs gibi nedenlersiz.
  151. İngilizcede “passed away/öteye geçti” derler, müslüman “ölümün tadılması” sözünü anlamaz “öldü” der. Ölen yok, hepsi yaşıyor, göremiyoruz!
  152. Akıllı, keyifle otururken düşünür. Ârif her an, her olay öncesinde evvela düşünür sonra davranış ortaya koyar. Düşünmeden davranma!
  153. Yaşam gerçeklerini, geleceğini sorgulamayan düşünmeyen beyinlerin, içgüdüleriyle ve dürtüleriyle yaşayan mahlûkat beyninden çok farkı yoktur.
  154. Venüs günü olan Cuma’nın bereketi, Güneş saatindeki Cuma salâtından sonra Venüs saatinin dostlarla ya da ibadetle değerlendirilmesindedir.
  155. Kimi elleri arasındakileri yenilemez, korkudan; kimi korkmaz onları sürekli yeniler. Ama herkesin ana korkusu, kendisini yenilemektendir.
  156. İnsan günümüzde her alanda bilgi obezi olma yolunda! Ne var ki edinilen bilgilerin, uygulamayla getiriye dönüşmesi yerine, depolanması sözkonusu. Edinip yararını göremediğin her bilgi beyninde ağırlıktır, parazittir. Bilgi, kullanıp yararını yaşamak için edinilmelidir.
  157. Duygusallıktan kendini kurtaramayan insanın, ne kalır keyifle yaşayacağı ilmi, ne de kalır bir gün huzurla oturacağı kilimi!
  158. Eğer seni düşünen birisi varsa gerçekte o düşünen, düşünenin hakikati olan Allâh’tır; değerlendirme ya da aksi Allâh’adır.
  159. Yanlışa “hayır” diyemeyen, yanlışın vebalini paylaşır! Hatır için yanlışı görmezden gelmek, yanlışı yapana ihanet ve zulümdür!
  160. Bilgi tabanınızdaki bilgiler genlerinizle sonrakilere aktarılıyor. Gerçek mirasınız da budur. Bunun getirisi, götürüsünü düşünebilir misiniz?
  161. Beynin yaşamında zaman kavramı yoktur. Zaman kavramını beyin oluşturur. Beyin her an bilgi dönüşümü içindedir. Beyin, bilgidir!
  162. Beyinler, bilgi tabanı ile giren bilgi toplamının sentezine göre anlık otomasyon çalışır; an’ını oluşturur; bilinç de kendi yaptığını sanır!
  163. Beynin bilgi işleyişinin sonucu, zekâ ve akıl olarak açığa çıkar. Açığa çıkmayan işlem yanında açığa çıkan, belki milyarda birdir.
  164. Tasavvuf; hakikatini fark edip yaşama yolunda edep ve karşındakilere saygı esası üzerinedir. Laubaliliği asla kaldırmaz!
  165. Varlıktaki her sûret Hakk’ın esmâsıdır, vechidir diyorsun; sonra da dönüp onun gıybetini, dedikodusunu yapıyorsun. Bu ne yaman çelişki!
  166. Benliğinden/egosundan arınamayan bilgili kişi muma benzer! Çevresini aydınlatır ama kendini tüketir.
  167. Zenginin malı züğürdün, tasavvuf mertebe ve hikayeleri de tasavvuf yolcusunun çenesini yorarmış!
  168. Duymuştum ki… görünmez toplulukların genel karakteristiğini anlamak istersen, dünya üstündeki milletlere, toplumların karakterine bak. Toplumlar o bölgede yerleşik görünmezlerin genel karakterini aynalarlar. “İnsanların ekseriyetini hükmünüz altına aldınız” anlamında âyet! Hadis: “İnsan sayısının on katı görünmezler yaşar yeryüzünde”! İnsanlar üzerinde bilinçli tahakkümleri yanı sıra, insan beyinlerinin otomatik aynalamaları da sözkonusuymuş çevrelerindeki görünmezleri!
  169. İnsanlık âleminin işi gerçekten çok zor, farkında olamadıkları bir sistem içinde yer almaları dolayısıyla! Allâh yardımcımız olsun!
  170. Bilmediğin şeyleri yok sanabilir, ya da yok sayabilirsin; ama kesin bil ki, onlar var ve gerekleri oluşmakta; sen inanmasan da!
  171. SİGARA VEYA NARGİLE içerek genlerine işleyen özellikleriyle yalnızca kendi beynine, sağlığına değil, gelecek nesline de zarar vermektesin.
  172. Mirror neurons/ayna nöronlar sistemi, nöronlara gelen dalgaların içeriği olan bilgiye dayanır. Sistem, beyni etkileyen dalgalarla çalışır. İnsan beynine gelen dalgalar; nöronlardan da yansıyabilir, ışınsal/dalga yapılı varlık türlerinden de gelebilir. Dalga bilimi geliştirilmeli.
  173. Beynin orijini, RUH adıyla işaret edilendir. Beynin orijini, dalga yapıdır. Bu yapısı itibarıyla da insan ölümsüz varlıktır. Ölümsüz tadar!
  174. Beyin, et beyin değil orijini itibarıyla kuantum beyindir. Beyne zarar vermek esmâ özelliğini sınırlamaktır!
  175. Gördüğün ve duyduğun, okuduğun her şey ya seni hakikatine, kendini tanıma yoluna yönlendirir ya da yarın sana yük ve vebal olacak bilgiye!
  176. Dışsallığın sonsuzluğunda kendini yitirmek mi; içselliğin sonsuz zenginliğini keşfedip cennete ermek mi? Dışsallıkta arayanlar uzay yitiğidir!
  177. Allâhım, indînden ilim ve kudret hibe et bize ki, onunla benliğimizden arınıp vechini seyredenlerden olalım!
  178. Hiç kimse kalktığı koltuğa oturamadı, bulduğu boşluğu doldurdu! Hiçbir giden, döndüğünde bıraktığını bulamadı, bulduğuna razı oldu. Çok düşün!
  179. Ne kadar bilirsen bil, bildiğinin ötesi vardır. Akıllı, bildiğinin ötesini sorgular araştırır; aklı kıt da bildiğini tekrarla ömür tüketir.
  180. Cumalar ancak yeni bir bilgi öğrenip yaşamında onu uygulayarak getirisini elde etmekle mübarek olur. Mübarek sözünü tekrar, bir yere vardırmaz.
  181. Temenni yanında eylemi getirmiyorsa, getirtmiyorsa kendini tatminden öteye geçmez. Yaşam uygulamalarla gelişir temennilerle değil!
  182. İnsansı beden güzelliğine düşkündür, güzel yakışıklı beden peşinde koşar. İnsan, beyne âşıktır, beyinden yüzünü gösterene! Cins cinsi çeker!
  183. Gelişmekten mahrum insan görmek istiyorsanız, eleştrilmeye tahammülü olmayan insana bakın.
  184. Gelişmiş insan çok bilen değil, bildiklerini yaşamında uygulayan insandır. Değerlendirilmeyen ilim, kuru yük ve vebaldir.
  185. Ego ne kadar güçlüyse eleştiriye o oranda reaksiyon gösterir. Reaksiyonuna bak egosunun azametini gör!
  186. Astrolojik etkiler sizin kaderinizi yazmaz. Bilgi tabanınızdakilerin açığa çıkışını tetikler. Kolaylaştırır veya zorlaştırır.
  187. Astrolojik etkiler bilgi tabanınızda olmayanı veremez ve olanı engelleyemez. Yalnızca var olanların yaşanmasına vesile olur.
  188. Sevdiğinizi söylemekten çok daha önemlisi, sevdiğinizi sudan nedenlerle KIRMAMAKTIR.
  189. Sevmek; bir ömür, her an birlikte olmak duygusuyla yaşamaktır. Yalnızken hiçbir şey keyif vermez sevdiğiniz yanınızda değilse.
  190. Seviyorum sözüyle avunmak yerine sevgiyi yaşa. Sevmek, katlanmak, hoşgörmek, ne olursa olsun incitmemek, incinmemektir. Deme, yaşa seviyorsan!
  191. “Kısasta hayat vardır”! Tecavüz, vatandaşına sahip çıkmak zorunda olan devlete yapılmıştır! Devlet, mazeret kabulsüz suçun cezasını vermelidir. Kanunların halkın sesi olmadığı yerde, halkın kendi kanunlarını yapması geçmişte çok görüldü. Devlet buna meydan vermemeli. Kısas çözümdür.
  192. İmam Gazâli’nin “İhya-u Ulumiddin” kitabında nakledilen hadis: “Mezarın insanı bir sıkıştırması vardır. Eğer bundan bir kimse kurtulacak olsa Sa’d b. Muaz kurtulurdu.” İyi okuyun sonra yazılı kefen ne kadar kurtarır veya kimi kurtarır, düşünün! Sa’d bin Muaz, Rasûlullâh’ın en yakınlarındandı. Rasûl mezara indirdi ve: “Kabir Muaz’ı öyle sıktı ki feryadı arşa çıktı” buyurdu, Ahmed Hanbel.
  193. Yeni bir gün demek, geçmiş hesapların kapandığı gün demek değildir. Geçmiş yanlışları düzelteceğiniz yeni şanstır!
  194. “İnsan” için sevilesi eş, paylaşılası yaşam güzellikleri olan kadın; “insansı” için “alınası”, “kullanılası”, sahip olunası “KARI”dır!
  195. Sevip her an birlikte olmak istediğin, düşünce ve duygularını paylaştığın kadın, cennet hurîsinden değerlidir. Senin dünyadaki cennetindendir.
  196. Tiraj ve reyting için en seksi görüntüleri koyarak hayvani duyguları tahrik edenlerin hayvanların reaksiyonuna gözyaşları ne kadar samimidir.
  197. Görünmezler SİGARA ve NARGİLE içilen ortamlarda çok yoğundur; hassas beyinli insanlarla o ortamlarda tanışıp etki altına alırlar. Korunun!
  198. Kansere karşı ilk tedbir, stressiz yaşamdır. Devası, takdire iman ve teslimiyettir. Stres, pek çok hastalığın kaynağıdır. İman, stresi keser!
  199. İnsan beyni ve bedeni orijinaliyle dalga/wave yapıdır demiştik yıllar önce. Sonunda frekans tedavisi kapısı açıldı: Okuyun, Scientific American Mart 2015 sayısını.
  200. Nedense herkes kendisi olmasa çevresinin ayakta kalamayacağını düşünür, her şeyi kontolu altında tutmak ister. Oysa onlarsız da dünya döner!