DOST’TAN DOSTA – 2

Ahmed Hulûsi

  1. Şirkin kalkmış olmasının alâmeti; kişide yalan, ikiyüzlülük, gıybet, iftira, aldatma, çıkarı için yüzüne gülme gibi hasletlerin olmayışıdır. ŞİRKTEN ARINMIŞLIĞIN BAYRAMINI DİLERİM.
  2. Şükreden arttırır; nankörlük eden kendini kilitlemiş olur!
  3. Yaşamakta olduklarınız, düşündüklerinizin sonucudur. Düşünüp yaptıklarınız, yarınınızı oluşturacaktır. Dilediğinizi konuşun!
  4. Mukallit, duyduğunu okuduğunu; muhakkik, keşfindekini konuşup yazandır.
  5. HAC BAYRAMI öncesi 10 gün oruç, Ramazan dışındaki en değerli oruçtur. Gündüzü ve gecesiyle bu günleri değerlendirebilene ne mutlu!
  6. Nasibi olmayanın “AMA…”, “FAKAT…” türüyle başlayan bahanesi çok olur! Bu kelimelerle itirazın anlamı, “bu konuda benim nasibim yok, üstüme gelmeyin” demektir!
  7. Muhakkak ki biz sana kevseri (Esmâ özellikleri havuzunu) verdik… O hâlde salâtı yaşayarak Esmâ’dan oluşan hakikatinin farkındalığına er… (Böylece de BEN’liğini-EGONU) KURBAN ET! Bu bildirdiğine hıncı olan var ya, işte o soyu kesiktir (Hakikatinden kaynaklanan Esmâ özelliklerinin getirisinden mahrumdur!).
  8. Beynin, gününün ne kadarında bu dünyada bırakıp bir daha hiç bulamayacağı işlerle meşgûl? Kaç dakika da hakikatini müşahede hâlinde?
  9. MUKALLİT, delil ispat ister; MUHAKKİK, müşahede eder! Muhakkik, mukallidi delil istemesinden tanır. Muhakkik, mukallide muhatap olmaktan kaçınır, yalnızca müşahedesini anlatır. Tartışmaz!
  10. Taklitler, taklit edilenin değerinin ispatıdır. Ne mutlu taklit edilene!
  11. Dünde kalıp bugününü değerlendiremeyene, yarın kapısı ebeden kapalı kalır!
  12. “Düne ait NE VARSA, dünde kaldı” ne demek? Hiç bunun anlamını derin bir şekilde düşündük mü?
  13. Bir SEN var, bir de özünde, O’nun Esmâ bileşimi açılımı var öyle mi!!!
  14. KUR’ÂN okumayı kolaylaştırdık; hâlâ “oku”mayacak mısınız? “Oku”mazsanız nasıl anlayacaksınız?
  15. FARKIN farkında olmayana, farkı fark ettirmeye çalışmayın; farkı fark ettiremezsiniz! Çünkü fark etmemek için yaratılmıştır!
  16. Allâh tüm yaşamımızda, âlemlere Rahmet olarak irsâl eylediği ZÂTI hakkıyla değerlendirmeyi nasip etsin ve kolaylaştırsın.
  17. Allâh niçin “ŞİRK”i affetmez? NİÇİN İslâm’da en önemli konudur ŞİRK? Şirkin gizlisi açığı olur mu?
  18. Sık sık şu duayı yapsak? Rabbim içinde bulunduğum gafletin ve şirkin farkındalığına erdir ve hazmıyla bundan kurtulmayı nasip et!
  19. Öncüler, yeni kapılar açanlar, yepyeni farkındalıklara ulaştıranlar vardır; orijinaller… Onları taklit edenler vardır, onların dedikodusuyla ömür tüketenler; mukallitler!.. Hangisindensiniz?
  20. DOLUNAY günlerinde ORUÇLU olmak Rasûlullâh uyarısıdır.
  21. EDEP haddini bilmektir. İnsanlarla tartışmak boy ölçüşmek için değil, Hakk’ın nasip ettiğini paylaşmak için varız.
  22. Mekân KÖYDEN çıkmak kolaydır, ama kozan olan KÖYDEN çıkmak ender kişiye nasiptir!
  23. Rabbinin beyninde yarattığı hayal dünyaNda yaşadığını kavrayamıyorsan, Rabbinin kulu olduğunu anlayamıyorsan…
  24. Deccal hadislerini okuyun! Hz. Muhammed, Deccal’in kıyamet öncesinde çıkacağını bildirdiği hâlde, kendi zamanında çıkmayacağını bildiği hâlde niçin deccal fitnesinden korunma duası yaptı?
  25. “B” sırrında allameyiz(!); ama taklit ehli olduğumuz için, hâlâ dualar içindeki “EÛZÜ BİKE” ifadesinin ne anlama geldiğinden gâfiliz!
  26. Allâh MEKRİNİ üzerlerine çekip, deccalin CENNETİNDE keyif ve zevkle yaşayanlara, şeytan amellerini süslü gösterir; böylece MEKRE düşmüş olduklarını fark etmeden geçip giderler!
  27. İsmi BEYİN olanın SIRLARINA ve derûnuna keşfi ermeyenler, ötelerde hakikat ararlar!
  28. İsmi Allâh olanın tenzih ve teşbihinin ne demek olduğunu anlamadıkları için, yanı sıra tanrı edinmiş olanlar, beynin hakikatini de görmekten ebediyen mahrum kalacaklardır!
  29. Kendilerine apaçık gerçekleri gösterildiği hâlde, hâlâ mecaz ve misalleri esas alıp buna göre hayal dünyalarında yaşamayı tercih edenlere, yaşantıları mübarek ola!
  30. Gördüğünü tanımayanı hayalindekiyle başbaşa bırakın! Böylece ona zulmetmemiş olursunuz.
  31. Nâdan, Keriym’in ikramını reddeder de nankör olur; mekre uğrar da, amellerini süslü görür!
  32. KERİYM ALLÂH, nâdan ve nankörlerin dahi RABBİ’dir!.. Sonra beyinleriyle açığa çıkardıklarının sonucunu yaşarlar! İşte MEKR budur.
  33. Kaldırmazsa perdeyi, fakîr ne yapsın! Çöplük evinde sürünmekten başka ne gelir elden!
  34. Kimi “Rabbi zidniy ilma” âyeti hükmünce ilmini arttırmaya gayret eder; kimi de dedikodu üretip yaymak için! Kim ne için yaratılmışsa ona o kolaylaşır. Her şey yerli yerincedir. Fiiline bak; ne için yaratılmış olduğunu ve sonucunu gör!
  35. Günümüzü, dünyada bırakıp gideceğimiz şeyler için tüketmekten kurtulmuşluğun BERAATINI alma niyazıyla… “İstediğim HAK’tır benim” diyebilme umuduyla…
  36. Allâhümme inniy eûzü Bike min mekrike ve eûzü Bike minke.
  37. Gâfil, davranışlarını zarfa bakarak düzenler; âkil ise mazrufa bakarak! Sizin ilişkileriniz hangi düzeyden?
  38. İftira eden zâlim ya aklını yitirmiştir ya da imanını! İman ile iftira aynı kalpte bulunmaz! Şahidi olmadığın olay hakkında konuşmak ya dedikodudur ya gıybet ya da iftira!
  39. “İNSAN”ın ORUCU, muhatabında gayrılık görmemektir!
  40. Gerçek dünyada renk yoktur! Renk, beynin kendi içindeki bir olgusudur! Dalgaları dönüştürüp sûretleri ve renkleri beyin içinde yaratan “Musavvir” elbette Subhandır!
  41. “ŞİRK”siz (“BEN”LİKSİZ) yaşamın Bayramını yapmak nasip ola hepimize… Allâh bunu kolaylaştıra!
  42. KEŞKE demenin kesinlikle yararı olmadığını; yapılmışın kaybettirdiğinin ASLA telâfi edilemeyeceğini anlamak için, daha kaç defa elimizi yakmamız gerekiyor!
  43. “ALLÂH”ının yukarıda olmasıyla, İÇİNDE veya ÖZÜNDE olmasının hiçbir farkı yoktur! Hepsi de aynı ölçüde veya değerde “ŞİRK”tir! (Yûsuf: 106)
  44. UYANIKLIĞINDAN UYAN!
  45. “BEN”ini kurban edemeyenin cezası ebeden “BEN”inin sınırları içinde yaşamaktır.
  46. Araf’ta dünyasına tövbe edip, şeytanını (beden kabulünü) taşlamayanın; nefsini (benliğini) Allâh’a ermek uğruna kurban etmeyenin Bayramı olur mu?
  47. Vahşi hayvanın evcilleşmesi ayrı konudur; “İNSAN” olmak ayrı konu… Hz. İsa; “İnsan iki defa doğmadan semânın melekûtuna ulaşamaz” demiştir. Ârifin sözü şu: “İNSAN olmaya geldim!”
  48. “İNSAN”, Allâh ahlâkıyla ahlâklanmış olandır! Toplumsal örfe dayanan ahlâklar evcilleşmişlere aittir. Onları mükemmelleştirir!
  49. Şükreden kendine eder; nankörlük eden de kendine eder!.. Nankörlük, hüsranla sona erer!
  50. İnsanoğlu elleriyle kurabiye yapar, sonra ona tapar; sonra da oturup yer! Kurabiyesine tapınanlardan olmaktan arınma dilerim!
  51. Nankörlük yapanın kendine verdiği zararın benzerini, dünya birleşse ona veremez!.. Nankör, Allâh’a kapatmıştır kapısını penceresini!
  52. Rabbim, anlamadıklarımı anladım sanmaktan sana sığınırım! Rabbim, anlamadıklarımı fark ettir bana ki anladığımı sandıklarımın yanlışlığını anlayayım!
  53. Dünle bugüne hitap etmeye çalışanlar, dünde yaşayanlardan başkasına yararlı olamaz! Yaşadığı gündekileri değerlendiremeyenlerin, yarına ışık tutma imkânları da olmayacaktır. Yarınlar, bugünden yarını görenlere aittir!
  54. Hayat, hayal dünyanda geçmiş hikâyelere dayalı masallar üretip, onların âleminde yaşamak için değil; Sünnetullâh’ın ne olduğunu fark edip; HAKİKATİ görüp yaşamak içindir.
  55. Yeryüzünde açığa çıkmış en muhteşem BEYİN, ismi “ALLÂH” olanı hatırlatmaktadır, ismi “İNSAN” olup “KUR’ÂN” ile ikiz kardeş olana! O Muhteşem ZÂT hürmetine hatırlayanlardan olmak nasip olsun; ki biz doğumunu değerlendirenlerden olalım.
  56. Baş olup başkalarını yönetme duygusu öylesine BENLİK Ateşi oluşturur ki; sonunda yapılan bütün hayırlı işleri yakar bitirir! İşlevimiz insanları yönetmek değil, ilmimizi paylaşmak olmalıdır.
  57. ALLÂH’a ne derece yakın olduğunuzu anlamak istiyorsanız, karşınızdakilere olan davranışınıza bakın ve bunu sorgulayın! ŞİRK, karşınızda açığa çıkanın O’nun esmâsı olduğunu görememektir.
  58. Allâh’a yakîni olanın hâli RIZA; uzak düşmüşün hâli de İSYANDIR.
  59. Senin kendine yakıştıramadığın, Allâh’ın sana yakıştıramadığıdır. Ondan arınmazsan, göz göre göre kaçınılmaz sonucunu yaşayacaksın demektir!
  60. Beynin, beşerî ve hayvani değer ve duygulardan arındırılması, “İNSANΔ hakikatin açığa çıkmasına zemin hazırlamak amaçlıdır. Gerçekleşir veya gerçekleşmez!
  61. “DÜN” küfesini sırtından atamayan, ya(â)rını göremez!
  62. ARINMA ile değerlendirilmeyen ömür, avuntu ile tükenir; hüsranla sürer!
  63. Bana karşımdakiyle ne mesafede duracağımı hep karşımdaki hâl ve yaşam diliyle anlatmıştır. Ben de ona uyarım.
  64. Sevmek, tüm benliğini sevdiğine teslim etmektir. Seviyorum deyip kendini Allâh’a teslim edemiyorsan, müslim misin? Şeytan, avuntunun oluşturucusudur!
  65. Bana yakın olan, duygularıyla (beğenerek-severek) yaklaşan değil; aklıyla ilmi değerlendirip yaşamında uygulayandır. Beğenen, beğenmediği bir şey görünce arkasını dönüp gider!
  66. Sadece, samimiyete erenler ve ona tâbi olanlar Hakikate erecektir!
  67. Evliliğiniz mutlu mu? 2. defa gelseydiniz aynı eşi mi seçerdiniz? İki tarafın da cevabı evet ise, o mutlu evliliktir!
  68. Ezber bozmak, ezberletilenden kurtarmaktır. İnsan ezberletileni tekrar ederek veya ezberle yaşamaz!
  69. Rabbine nankörlük yapıp nimetini yalan sayanın, başkalarına karşı davranışında ne beklenebilir ki!
  70. Pişmanlık ne zaman kalkar?
  71. Tanrıya inanıp, onu gökte bir yere oturtup; peygamberini onun yanına urûc ettirenin İslâm ile ne alâkası olabilir! Mirâc’ın, Rasûlullâh’ın derûnuna yaptığı boyutsal bir geçişle Hakikati olan Rabbini müşahedesi olduğunu fark etmeden, konunun hakikati anlaşılmaz.
  72. “İKRA KİTABEK”, veri-bilgi tabanını İLMİNE GÖRE “OKU!”… Hesap görücü olarak “OKU”yan bilincin/benliğin yeterlidir!
  73. Tasavvuf, “EGO”yu terktir! Sûfi, “EGO”su olmayandır!.. “BEN”likten arınamayanın ilmi, kendisi için, benlik üreticiden başka bir şey değildir.
  74. EGO (nefs) neyi “değerlidir” diye kabul etmişse onu elde etmek, o olmak ister! Zenginlikse zengin olmak ister, âlimlikse âlim; şeyhlikse şeyhlik, kutupluksa kutupluk, mehdilikse mehdi olmak ister! Bu istek hastalık hâline gelmişse, kendini olmak istediği gibi de görür!
  75. Haddini bilmeyeni bırak gitsin.
  76. Ramazanı, gündüzlerini beşerî değer yargıları ile dedikodu-gıybetten uzak olarak oruçla değerlendiren; gecelerini de secdede DUA ile ihya edenlere ne mutlu!
  77. NANKÖRLÜK devası olmayan hastalıktır!.. Rabbine NANKÖR olan, başkalarına neler yapmaz ki!
  78. Şerri örtüp, Hayrı yayanlara ne mutlu!
  79. Avam, sabreder; havâss, razı olur; has, seyreder; mukarreb, tedbir eder!
  80. Ölmüş kardeşinin etini yemeden ORUCU yaşayanlara ne mutlu!
  81. “Benden size HÜDA (Hakikat ilmi) geldiğinde kim ona tâbi olursa, onun için ne korku ne de hüzün kalmaz!”… “Oku kitabını (veritabanını). Hesap görücü olarak vicdanın yeter”!.. Bu iki âyete göre; korku ve hüznün varsa hidâyet ehli misin kendin karar ver!
  82. “Başarı”, Hakikatin yolunda samimiyet ve sabırla yürüyenlerin ereceği sarayın adıdır.
  83. “BEN”i yoktan yaratıp, “kul” adı altında esmâsıyla zâhir kılan; gözüyle de âlemlerini seyredip, onları tedbir eden Subhan’dır! Fark ettirip yaşattıklarının “bayram” denilen tecellileri mübarek olsun.
  84. Dünya “fâni”dir, “âhiret” Bâkîdir demek; yaşadıkların yanlızca anlıktır (kapsam ve etkisiyle betonlanma); arkasında sonsuz Rahmanî potansiyel vardır ona açık ve hazır ol, demektir!
  85. “Sen attın” diyen cehennemî yaşamdadır; “ATAN ALLÂH’TI” diyen cennettedir!
  86. Terk edebildikleriniz kadar ileriye geçebilirsiniz, yönelişiniz gerçeğe olduğu sürece.
  87. Her kapıyı açan tek anahtar vardır: SAMİMİYET!
  88. Biliniz ki, samimiyetin açamayacağı kapı mevcut değildir!
  89. İnsan ile diğer yaratılmışlar arasındaki fark; birincisinin, gördüklerinin ardına geçebilmesi kadardır!
  90. Samimiyet, karşınızdakinin hak ve hukukuna tecavüz etmeyen teklifsizliktir!
  91. Gören, düşünebilen ve idrak yüceliğine erenlerden olmaya çalışınız!
  92. “Mudil” isminin açığa çıkışı hâlinde tanımı gaflet olur. Gaflet, hakikatinin seyrinin olmayışıdır. Allâh gibi seyredemeyip yorum katarak seyreden gâfildir.
  93. Gafletin tek çözümü “Hâdiy” isminin devreye girmesidir. Gâfil yanmada olandır, yanacak olandır.
  94. “HAC Bayramı hakkında önemli bilgi”… Bayram, “Kurban Bayramı” değildir!.. Kurban kesilen hayvanlar için bayram yapılmaz!
  95. “BEN” kurban edilmedikçe “BEN”in esirisin! Esir, nereden bilsin “HÜR”ün dünyasını! “BEN”in kurban edilmesi sadece Allâh’a TESLİM OLMAKTAN geçer.
  96. İdrakın yüceliğine eremiyorsanız, inkârın basitliğinden sıyrılınız!
  97. Ne mutlu, Gerçeğe erene; ve O’na tâbi olabilene!
  98. İnsan ismine liyâkatınız, insanlara erişen iyiliklere vasıta olabilmeniz nispetindedir!
  99. Allâh kulu Allâh ilmiyle TEK’ten İLİMle seyirdedir; beşer BİLİMLE çokluktan TEK’e varmaya çabalar!
  100. “BEN”liği yani egoyu yani enaniyeti yok edecek tek şey AŞK’tır… Ki o da herkeste yaşanabilen bir şey değildir. AŞK çılgınlıktır!
  101. Her ağaç hangi amaca dönük kesilmişse ona göre kesilip biçilir, tornalanır!  Canı yandığı, ağlayıp sızladığı, tornacı tarafından hiç kâle alınmaz! Marangozun eline düşmemeye bakın!
  102. Kanser, bedeninin felaketidir ve yitirilmesine yol açar. Kaybetme korkusu ise ebedî bilincinin kanseridir ki sonsuz geleceğini cehennem eder.
  103. “Ölüydün dirilttik” sonucu Esmâ’nın kendini seyriyle başlar ki, bu da “El Velî” isminin zâhir olmasıdır. İşte gerçek doğum budur. Gerisi kıyametin dehşetini bekleyenlerdir korkularıyla baş başa!
  104. Bencilliği ve sahip olduklarında tasarrufu kaybetme korkusuyla yaşayanın tasavvuf dedikodusuyla zaman harcaması ona ne kazandırır ki! İçinizdeki Rasûle (vicdanınıza) ne zaman kulak açacaksınız!
  105. Gününü bedeninin keyfi için tüketenler yanı sıra, Esmâ hakikatlerinin farkındalığını geliştirmek için değerlendiren İNSANlar da yaşar aramızda.
  106. Kur’ân-ı Kerîm’in deşifresi olan tasavvufun gerçeklerine iman etmezsin; ilmin getirisine akıl erdiremezsin. Sadece yiyip içip yavrulamakla ne olacak geleceğin?
  107. Sahip olduğunu SANIP, yitirmemek için KORUMAYA ÇALIŞTIĞIN her şeyini ergeç KAYBEDECEKSİN!
  108. Hiç çizilmiş kristalle çizilmemişi bir olur mu? Veremediğin sınav sonsuza dek içinde ukde olacak, onunla yaşayacaksın! Adımını düşünerek at!
  109. “DÜN”den ders almamış olanın yarını da “DÜN” olacaktır!
  110. Marifet, oku yaydan fırlatmak değil, nereye ulaşacağını görmektir atmadan önce! Atılan ok, doğrultusunda hedefini vuracaktır artık sen istemesen de! Düşüncen okundur; sonucunda yaşadığın eylem, hedef…
  111. İnsan gibi düşünen “Tanrı”ya inananlar, Kur’ân-ı Kerîm’i de insanca kavramlarla anlamaya çalışırlar ki, bu asla mümkün değildir. Allâh ismiyle işaret edileni anlayıp, ona yakışan kavramların gereğini zihnimizde oturtmalıyız.
  112. Aldıklarınız kadar basitliğe, verdikleriniz kadar yüceliğe yaklaşırsınız!
  113. Leküm diyniküm ve liyeddin”; Senin dünyaN sana, benim dünyaM bana! Beynimizden açığa çıkanların sonuçlarıdır yaşadıklarımız! Kimseyi suçlamayın!
  114. Sana kolaylaştırılana bak; geleceğini gör!
  115. “Ben” kelimesi, kişinin en ulvîden en süflîye kadar tüm özelliklerini kapsayan kişiliğini anlatır. Benlik/ego/enaniyet kelimeleri ise, insandaki yanışları ve pişmanlıkları yani cehennemi yaşatan özelliklerin tanımlaması olan kavramdır. “Ben” ölümsüzdür, benlik ölümlüdür.
  116. An’ını değerlendir; keyfini yaşa!
  117. Sahip olduğun her şeyin esirisin! Özgürlük, hiçbir şeye sahip çıkmamaktadır.
  118. Allâh her birimi kendine özgü özellikle yarattığı için kıyası ancak Allâh’tan gâfil olan yapar. Dilediğimi yaparım hükmü olan Allâh’ı bilen, hiçbir konuda kıyas yapmaz. Kıyas, insanın şeytanıdır! Kıyaslayarak hüküm veren, şeytana tâbi olmuştur!
  119. Dünyadaki müslümanların ve tüm insanların en önemli sorunu “ALLÂH” ismiyle anlatılmak isteneni fark etmemeleridir! Bu ismin mânâsını fark edenin tüm dünyası değişir; yaşama ve varlıklara bakışı değişir. “ALLÂH” ismi ile ne anlatılmak istendiğini fark etmeyi arzu ediyorsanız “Hz. Muhammed’in Açıkladığı Allâh” kitabımı okuyabilirsiniz.
  120. “Dilediğini Yapanı” görüp seyredemiyorsan körsün!
  121. Alarak yaşamak, hayvani özelliktir! Vererek yaşamak insanî özelliktir!!!
  122. Evrende sabitlik yoktur; ya yaklaşmadasın ya da uzaklaşmada!
  123. Astroloji dünyanı tanımlar; ÖZ’ünü değil!
  124. Seyirdeki ÖZ’ün burcu olmaz! Horoskop, beden yada ruhun (ölüm ötesi beden anlamında) yapısını açıklar.
  125. Müşriklerin gördüğü “Yetim Muhammed”i değil, Âlemler kendisi için yaratılan “Allâh Rasûlü”nü görebilmek için yönelin!
  126. Herkes ebeden beynindeki bilgi tabanının oluşturduğu DÜNYASINDA yaşar… Başkasından geliyor sanarak!
  127. Tüm varlığını sevdiğine teslim edemiyorsan, yalancı aşıksın!
  128. Sevgin, gösterdiğin kadardır! Gösteremediğin kadarıyla benliğini gösterirsin!
  129. Abdulkâdir Geylânî gibi İnsan-ı Kâmil’e amatör diyen cühelâdan Allâh bizi muhafaza eylesin!
  130. İNSAN özgürlüğünü özgürce yaşar! Özgürlük ise bedeli en yüksek olan nimettir.
  131. Başkalarının özgürlüğüne saygı duymayanın özgürlüğü olamaz!
  132. Ölümle bırakıp gideceğin HER ŞEYİN, dünyada fitnendir; onlardan kopamadıysan da âhiretteki ateşin olacaktır!
  133. Sev ki sevilesin! Sevgi sevgiyi getirir; nefret nefreti! Ürettiğin sana dönecektir.
  134. Seven, sevdiğini herkes sevsin ister, paylaşır herkesle! Beğenen, beğendiğine sahip çıkar yalnız benimsin, der!
  135. Özgürlük, kendi aklınla ilminin doğrultusunda yaşamaktır. “Herkes”i olanın özgürlüğü yoktur! Güdülen, özgürlükten söz edemez!
  136. Evrensel düşünen beyin lokal/yerel değer yargıları kaydında yaşar mı hiç?
  137. Ezberlenilmiş bilgi ve kabullenilmiş değer yargıları otomasyonu ile yaşayan, “insan” mıdır organik robot mu?
  138. Muhatabı çok iyi seçmek gerekir. Yanlış kişiyi muhatap almak, izleyende aynı derekede olduğunuz zannını oluşturabilir.
  139. Akıllı, aklın kullanılmadığı ortamda susmasını bilendir.
  140. Seni sıkan, üzen bir şey varsa, karşındakileri suçlamayı bırakıp, “nerede yanlış yapıyorum” diye düşün.
  141. Dünya benim istediğim gibi dönsün; herkes benim istediğim gibi yaşasın diyen “yanmak” için yaratılmış olandır!
  142. Rabbimiz, Hz. Muhammed’in (a.s.) dillendirdiği realiteleri fark ettirsin; değerlendirmeyi nasip edip, kolaylaştırsın.
  143. Her şey yaşanır geçer; AŞK Bâkî’dir!
  144. Nankörlüğün zirvesi, seni karşılıksız ve çıkarsız SEVENE yaptığın nankörlüktür.
  145. Beynin çalışma sistemini bilmeyenin, yaşama dair tüm yorumları yalnızca kendini tatmindir. Gerçek, algılanandan tümüyle farklıdır!
  146. Görmek, her hâliyle sevmek; her an sevdiğinle bir olmak. İşte yaşamın amacı!
  147. “Allâh” ismiyle işaret edileni; isimleriyle işaret edilen özellikleri ve beyninin hakikatini kavraman, yanmamak için tek şansındır.
  148. Beynini ve çalışma sistemini kavramayan, tasavvurundaki tanrısı ile yaşar. Ona kızıp, hesap sorar! Sonra da yanar!
  149. Tasavvuf; yokun yokluğunu, varın varlığını duymamaktır.
  150. Beynin, göze GÖRE ettir; mikroskopa göre nöron; bilimsel bakışa göre bilgi/data dalgası (wave); kuantum potansiyel; tasavvufa göre “el Esmâ”.
  151. Beynin, Allâh irade ve kudretinin açığa çıkış merkezidir! İnan, güven ve şüphe duymadan uygula. Göreceksin ki başarmışsın.
  152. Kur’ân, tanrısına tapınarak avunana, hakikati olan “Allâh” esmâsını fark edip, gereğini yaşaması için gelmiştir. Bunu düşünenen yok mu hâlâ?
  153. İçinde yaşadığın toplum seni programlayıp, güderken; hangi özgürlükten ne kadar söz edebilirsin!
  154. Allâh gibi seyredemeyip yorum katarak seyreden gâfildir!
  155. Namaz, toplu ya da bireysel tapınma ya da yatıp kalkmak mı? Namaz, yaşanılası bir eylemdir.
  156. Et beyinli sanma kendini; o, derûnu olan kuantum potansiyeli itibarıyla, Allâh esmâsına Câmi’dir!
  157. Oruç, kişinin kendi sorunudur. Bunu uygular veya uygulamaz, sonucunu kendi yaşar! Zorlama, ısrar dinde yoktur; aksi, kişiyi münafık eder!
  158. Gününü bedeninin keyfi için tüketenler yanı sıra, esmâ hakikatlerinin farkındalığını geliştirmek için değerlendiren İNSANlar da yaşar aramızda!
  159. Tapınmak, ötendeki bir tanrıya anlamını bilmediğin kelime ve fiillerle yönelmektir. İbadet, eyleminin anlamını bilmek ve yaşamaktır.
  160. Rüyada olduğu gibi, gündüz dahi beyninde oluşan hologram dünyasında yaşayan, bunu fark edemezken; nasıl Rabbinin tasarrufunu fark etsin!
  161. Dünyandaki çok önemli değişiklikler çoğu zaman hiç önemsemediğin ufak olaylarla başlar. Hiçbir şey küçümsenmemeli! Her oluşum bir basamak.
  162. Kurân’da yazılanlardan haberi olmayanlar “mümin”; teslimiyetinin farkında olmayanlar “müslüman” olduklarını söylüyorlar! Ne enteresan!
  163. Yalan, gıybet, iftira boyunu aşmış, “müslümanım, oruçluyum” diyor; kendinin hâlâ öyle olduğunu sanıyor; “hoca” zannediliyor! İşte âhir zaman…
  164. Allâh bize, Rasûlullâh (sav)’in bildirdiği gerçekleri kavramayı ve o gerçeklere göre yaşamayı kolaylaştırsın; birbirimizle uğraşmak yerine!
  165. Allâh’ın beyin derûnunda bahşettiği muhteşem özellikleri fark etmeden sırf bedenmiş gibi yaşayanlar 39. Zümer Sûresi: 53’ü okuyun; kapı açık!
  166. Yaptığının nedenini bilmeden, zannın üzere karşındakini suçlama; sebebini sorgula ki sonradan pişman olup üzülmeyesin.
  167. Üzülmene veya sıkılmana neden olan her şeyin kaynağı, değer yargılarındır. Onlardan arınmadığın, yorumsuz seyretmediğin sürece; yakacak olaylar!
  168. Kurân’a göre; her nefs (bilinç) ölümü (bedensiz kalmayı) tadacak, şuurlu olarak mezarına konacak; sorgu meleklerine cevap verecektir. Hazır mıyız?
  169. Nasibi olmayanın bahanesi çok olur! Sanır ki şundan bundan dolayı olmadı.
  170. Düşünenlerin de düşünemeyenlerin de en büyük sorunu, “Allâh” adıyla neye işaret edildiğini fark edememiş olmalarıdır.
  171. Besmele, “İSMİ Allâh” diye başlıyor ve baştaki “B” ile de O’nu ancak nefsinin hakikatinde bulacağına işaret ediyor. Tasavvuf bunu öğretir.
  172. Şirk, Allâh yanı sıra BEN de varım, deyip; benliğini, fiilinin yaratıcısı görmektir. Âyet: “Sizi de yapageldiklerinizi de Allâh yarattı” (37:96)
  173. Kurân’a kadar bütün Nebi ve Rasûller Allâh’a imana davet ederken, Hz. Muhammed “B” sırrıyla imana davet etmiştir. Muhteşem fark budur, (4:136)!
  174. Hz. Ali: “Kurân’ın sırrı Fâtiha’da; Fâtiha’nın sırrı Besmele’de; Besmele’nin sırrı da ‘B’ harfindedir!” Tasavvuf ve Allâh’a yakîn ilmi budur.
  175. Yarın belkide bir kazada bedenle ilişkin kesildiğinde tüm kavga ettiklerinden kopacak, dünyanda onlarla kavgana devam edeceksin rüya benzeri…
  176. Dünyanda kendini, hakikatin olan Allâh esmâsını (özelliklerini) fark etmek için varsın! Beynin, Rabbinin arşıdır! O diler, sende açığa çıkar!
  177. Kimsenin hesabı kimseye sorulmaz, herkes dünyasındakinin sonuçlarını yaşar! Dünyanı arındırmamışsan, düşünmeden sorgulamadan yaşamak üzücüdür.
  178. Cehennem kendini ET beyinli sananların hâli ve geleceğidir. Öyle olmadığını fark ettiklerinde iş işten geçmiş olacak.
  179. “Nefsini bilen Rabbini bilir”deki “nefs”in günümüzdeki tercümesi “beyin”dir. “Beyin”in derinliğini öğrenin.
  180. Beyin ölümü TADAR ve bedensiz yaşama devam eder, bilgi tabanının oluşturduğu dünyasında (kabrinde) mahşere kadar. Rabbin, beyninin hakikatidir!
  181. Allâh’ı sevmek gökte ötendeki hayalî tanrıyı sevmek değildir! Sayısız sûretle karşında olan hep O’nun vechidir. Gayrını sevmek mümkün değil!
  182. Nankör için belâ okumayın. O zaten belâsını bulmuştur yaşadığı nankörlükle.
  183. Muhakkak ki Allâh kendisine şirk koşulmasını bağışlamaz. Bunun dûnundakileri (bundan daha küçük suçları) dilediklerine bağışlar… Nisa:48.
  184. Gâfil, kişilerle uğraşıp, onları konu eder; âlim, fikirleri konu edip, onları tartışır. Dinle ve tanı karşındakini!
  185. “Verdiğine kimse engel olamaz; vermediğini kimse veremez; hükmünü kimse geri çeviremez” Hz. Muhammed (sav). Yaşamın realitesidir bu dua.
  186. Allâh bir kuluna hayır dilerse; ona sorgulamayı, düşünmeyi, ÖNYARGISIZ okumayı dinlemeyi, geçmişsiz olarak “an”ı değerlendirmeyi nasip eder.
  187. Şartlanmışlığın getirisi değer yargılarına dayalı duygular zincirinden arınmadıkça hakikati göremez ve değerlendiremezsin. Aldatma kendini!
  188. Beynin hep dünyada bırakıp gideceğin şeylerle meşgûl. Biraz da ölüm ertesi bedensiz/ölümsüz yaşamı araştırıp sorgulasan her an geçebileceğin.
  189. İnsanlar nerede olurlarsa olsunlar, aynı saat/dakikada topluca tek bir amaca dönük dua ederlerse bir topluluk olarak umulur ki icabet olur.
  190. LÂ İLÂHE İLLALLÂH diyen ve bu ikrar üzerine ölen hiçbir kul yoktur ki, cennete girmesin. (Sahih-i Müslim)
  191. Ümmetinden her kim Allâh’a hiçbir şeyi şerik koşmayarak ölürse cennete girecektir, diye müjdeledi. (Sahih-i Müslim)
  192. Sendeki “Allâh” ismiyle tanımladığın kavram, Hz. Muhammed’in (sav) Kurân’la bildirdiği “ALLÂH” tanımıyla bütünleşmiyorsa, “şirk” ehli kapsamındasın.
  193. “Ben dilediğimi yaparım” diyen Allâh, bunu ne zaman nerede yapmakta? Cevabını iyi düşün! İnancınla yaşama olaylara bakışınla çelişki olmasın.
  194. Hiç kimseyi güzel fiilleri ve ibadeti cennete sokamaz! (Buhari hadisi)
  195. Zirvede oturmaya, sadece verenlerin hakkı vardır!
  196. Tüm yaşadıklarınızı beyninizin hologram dünyasında yaşıyorsunuz. Gece rüyasından gündüz rüyasına geçer gibi. Düşünün!
  197. Din, Allâh’ın her şeyi yaratma ve oluşturma sistemidir. Bilim, dinin mecaz ve sembollerinin mekaniğini çözer, açıklar.
  198. “Allâh indînde din, İslâm’dır” demek; her şey Allâh’ın ilmine göre, O’nun irade ve kudretiyle açığa çıkmaktadır, anlamını taşır.
  199. Sizi taklide çağıranlardan kaçın! Çünkü size hayvan muamelesi yapmaktalar. Anlamını yaşamıyorsan farkın ne?
  200. Kilise anlayışı kökenli bilim adamları tanrıya inanmıyor, son bulgular ışığında. Oysa Allâh’a inananlar, 1400 yıldır ilâha/tanrıya inanmıyorlar.