Doğa Kanunları

  • Doğa kanunları denilen farkettiğimiz; ya da farkedemediğimiz tüm kanunlar ve prensipler, gerçekte Allah düzeni ve sistemidir; kim bunları değerlendirmezse veya dikkate almazsa sonuçta pişmanlık içinde bu davranışının neticesine katlanır!

  • “İslâm”, evrensel (gerçek anlamıyla) bir sistemdir ki; “doğa kanunları” denilen tüm kanunlar dahi bu sistemin bir parçasıdır!.

  • Sünnetullah” denilen, zamanüstü evrensel sistem ve düzen asla yenilenmez ve değişmez!. Dünya varolmadan ne ise, bugün de odur; kıyâmetten sonra da aynıdır!. Biz bunun, algılayabildiğimiz kadarına “doğa kanunu” da deriz!..

  • Rasûlullâh’ın bildirdiği her şeyin mutlak gerçekliği vardır. Ya söz ettiği tanımlama ile neye işaret ettiğini anla; ya da söylediğine iman et! İş böyle olunca VORTEKS konusunu daha derin ve kapsamlı sorgulamak ve düşünmek gereği ortaya çıkar, düşünebilen beyinlerce. Geride neler var? ÇEKİM GÜCÜ, GRAVİTASYON ve bu türden konuşulan birimlerin ilişkisi ve varlığın bütünlüğü tamamıyla Esmâ özelliklerinin enerji VORTEKSLERİDİR. Doğa, Sünnetullâh’ın açığa çıkış ve işleyiş sistemi midir?
  • Din; bilimin tespit ettiği doğa kanunu adını verdiğimiz “Sünnetullâh” denen kesin sistem gerçeklerine göre tanımlanmış evrensel gerçekliktir. Dinin ne olduğunu mecaz ve simgelerin ötesinde gerçekçi biçimde anlamak isteyen, bilimi değerlendirmek zorundadır. Hayalî kavramlardan gerçeğe!
  • Ne galaksinin ne dünyanın ne de dünya üstündeki insanın varoluşu, Allah’ın yaratmış olduğu sistem ve düzeni hiçbir şekilde etkilemez ve değiştirmez. Siz ister buna günlük ifade ile “Doğa Kanunu” deyin, ister “Tabiat Kanunu” deyin, ne derseniz deyin. Bahsettiğiniz şey; “Allah’ın yaratış Sistem ve Düzeni”dir
  • “Doğa kanunu” da diyebileceğin “Sistem”, 0 mutlak kanun koyucu’nun, sistem oluşturucu’nun dilediği bir biçimde hükmünü icra eder!.
  • “ALLAH” kavramına dayalı “Din” anlayışı ise, bütün tasavvuf ehli ve evliyâ tarafından paylaşılan bir gerçektir!. Ne yazık ki, insanların pek azı bu gerçeği farketmiştir!.

    Bu gerçeği açıklayan Kur’ân-ı Kerîme göre, “Allah”, evreni ve varolarak algılanan her şeyi, kendi ilminde, kendi kudretiyle ve kendi güzel isimlerinin özellikleriyle yaratmıştır.. Bu sebebledir ki, doğa kanunları ve evrensel düzen dediğimiz şey, gerçekte Allah düzen ve SİSTEMİ’nden başka birşey değildir!. Bu gerçek nedeniyle de, insan, ötesinde bir tanrıya tapınmak yerine; ÖZÜNDEKİ “ALLAH”ı farketmek ve ötesindekine değil, özündekine yönelmek zorundadır!.

  • DİNDE REFORM OLMAZ!… Çünkü Din, “ebeden değişmez sünnetullah” üzerine bina olmuştur. Din ALLAH’ın evrensel yaratış sistemidir ki onda reform olması imkansızdır!. Siz, nasıl insan bedeninin doğasını değiştiremezseniz, doğa kanunlarını değiştiremezseniz, DİN denen evrensel yasalar da öylece değişmez!. Reformu kendi DİN anlayışınızda yaparak Hazreti Muhammed’in bildirdiği İslam Dinini yeni baştan öğrenerek yaşamınızda reform yapın!.

    DİNİ ANLAMADA REFORM ise çağımızda zaten başlamıştır…

  • Dostlarım… Lûtfen bugüne kadar “şartlanmaya dayalı din kabulü” dolayısıyla farkedemediğiniz şu kesin gerçeği farketmeye başlayınız…

    “İslâm Dini” orijini itibariyle, bize içinde yaşadığımız “YAŞAM SİSTEM ve DÜZENİ”ni açıklamak; hangi tür davranışların hangi tür sonuçlar oluşturduğunu ve dahi oluşturacağını bildirmek, amacıyla gelmiştir.. Hangi birimden ne tür bir davranış çıkarsa; o birim, bulunduğu hâlin, ya da üzerinde olduğu fiîlin sonuçlarına katlanmak zorundadır, bu sisteme göre!..

    Doğa kanunları denilen farkettiğimiz; ya da farkedemediğimiz tüm kanunlar ve prensipler, gerçekte Allah düzeni ve sistemidir; kim bunları değerlendirmezse veya dikkate almazsa sonuçta pişmanlık içinde bu davranışının neticesine katlanır!

  • TETİKLEME SİSTEMİ

    Bu isimlerin işaret ettiği özellikler her noktada tümüyle mevcuttur eksiksiz! Ne var ki, açığa çıkması dilenen özelliğe göre, kimileri kimilerine baskın hâle gelerek, tıpkı ekolayzırda yükselen kanalların öne geçmesi gibi, diğerlerinin önüne geçerek oluşumu meydana getirmektedir. Ayrıca belli isimlerin işaret ettiği belli özellikler, doğal olarak, otomatik olarak ilgili diğer isimlerin oluşumlarını tetikleyerek, akışı – oluşumu, “yeni şe’n”i meydana getirmektedirler. İşte bu olay, “Sünnetullah” diye tanımlanan, evrensel Allâh kanunlarının -ya da basîreti kısıtlı olanların deyişiyle doğa kanunlarının- işleyiş mekanizmasını anlatmaktadır. Bu husus tahmin ve hayal edilemeyecek kadar azametli bir olaydır; ezelden ebede, tüm boyutlarıyla ve algılanan tüm birimleriyle her şey bu sistem içinde varlığını sürdürür! Evrensel boyutta veya insanın dünyasında, bilincinden açığa çıkan düşünceler dâhil, tüm fiiller bu sisteme göre oluşur. Buna kısaca İsimlerin özelliklerinin ilgili ismin özelliğini tetiklemesi mekanizması diyebiliriz. Yukarıda uyardığım üzere, bu isimlerin özelliklerinin açığa çıkış ortamı olarak -gerçekte TEK‘il- bilebildiğiniz tüm evrenselliği düşünün. O evrensellik içinde algılayanın algıladığı her ortama ya da boyuta veya açığa çıkan birime göre, söz ettiğim tetikleme olayı geçerlidir! Bu sisteme göre de -neyin neyi meydana getireceği bilinmesi nedeniyle- ezelden ebede ne olup bitecekse “Allâh ilminde” mevcuttur! Bakara Sûresi sonundaki (2. Bakara: 284) “…Bilinçlerinizde (düşündüğünüz) ne varsa, açıklasanız da gizleseniz de, Allâh varlığınızdaki Hasiyb ismi özelliğiyle size onun sonuçlarını yaşatır…” uyarısı; Zelzele Sûresi’ndeki (99. Zilzâl: 7) “Kim zerre kadar hayır yaparsa, sonucuna erişir” ve de “Hasiyb” isminin işaret ettiği özellik, hep bu “tetikleme” mekanizmasını bize anlatmak içindir ki, açığa çıkan bir fiil veya düşüncenin sonucunun yaşanmaması mümkün değildir. İşte bu yüzdendir ki, geçmişimizde düşündüğümüz ya da ortaya koyduğumuz şükür ya da nankörlük bâbında her fiil mutlaka sonucunu yaşatmıştır veya yaşatacaktır! Bu konu üzerinde derin düşünülürse çok kapı açar ve çok sırlar fark edilir. “Kader sırrı” olarak bahsedilen konu dahi bu mekanizma ile ilgilidir!

Sünnetullah

Allâh kanunları

Allâh düzeni ve sistemi

Evrensel düzen

Kavram hakkında henüz bir not alınılmadı.

Melekût Âlemi

Anlamı Melekût, melekler âlemi olmanın ötesinde mânânın maddeye dönüştüğü âlem olarak da bilinir. Ceberût âlemi ise mânâlar âlemidir. Ceberût yani salt mânâlar…

Oku »

Can

Anlamı “CAN” yeryüzünde ve evrenin her noktasında mevcuttur!.. “CAN” denen şey aynı zamanda “şuur-bilinç” kelimesiyle işaret edilen mânânın ta kendisidir. Dolay…

Oku »

Kerâmet

Anlamı Felsefe, daha önce de izah ettiğimiz gibi ise iman nurunu esas almaksızın, sırf akıl gücü ile yapılan çalışmalardır. Bir kişi tasavvufa yani iman nurunu…

Oku »