DİN’İN TEMEL GERÇEKLERİ

İÇİNDEKİLER

Ahmed Hulûsi

İslâm Dini’ni bildiren Hazreti Muhammed kutsal kitap Kur’ân-ı Kerîm ile “TANRI” kavramını reddeder; “tanrı”nın var olmayıp “sadece ALLÂH’ın mevcûd” olduğunu vurgular!.. Bu gerçeğin farkında mıyız?

Ne yazık ki günümüzde “ÖLÜM” olayı gerçeğine uygun bir biçimde bilinmemekte, genelde ÖLÜM’ün bir “son” olduğu zannedilmektedir!.. Oysa, “ÖLÜM, bir son” olmayıp; madde âlemden, maddeötesi âleme geçişten başka bir şey değildir!.. Yani bir dönüşümdür!.. 

İslâm Dini’ni bildiren Hazreti Muhammed kutsal kitap Kur’ân-ı Kerîm ile “TANRI” kavramını reddeder; “tanrı”nın var olmayıp “sadece ALLÂH’ın mevcûd” olduğunu vurgular!.. Bu gerçeğin farkında mıyız?

Ne yazık ki günümüzde “ÖLÜM” olayı gerçeğine uygun bir biçimde bilinmemekte, genelde ÖLÜM’ün bir “son” olduğu zannedilmektedir!.. Oysa, “ÖLÜM, bir son” olmayıp; madde âlemden, maddeötesi âleme geçişten başka bir şey değildir!.. Yani bir dönüşümdür!..

İnsan, ÖLÜM denen olayla, madde bedeni terkederek, “RUH” denilen “hologramik dalga” yapılı bedeniyle ya mezarda, ya da mezar dışında yaşamına devam eder! Yani ÖLÜM, Madde bedenle yaşamın sona erip, RUH bedenle devam etmesidir.

“Müslümanlık” ile “İslâm Dini” arasındaki çok önemli farka gelince… “İslâm Dini”, Allâh indîndeki zamanüstü evrensel SİSTEM ve DÜZEN’dir! Allâh, yaratmış olduğu bu zamanüstü evrensel sistem ve düzeni, Rasûlü diliyle insanlığa açıklamıştır.. “Müslümanlık”, Allâh Rasûlü’nün bildirdiklerini kendi kapasiteleri kadarıyla anlayıp yorumlayan insanların genel kabulüdür!..

“Peygamber” kelimesi İranlıların konuştuğu Farsça kökenli bir kelimedir; Perslerin “tanrı” anlayışıyla beraber kullanageldikleri çok eski bir kelimedir… Bu kelime Farsça’da, Kurân’da geçen hem “nebi” hem de “rasûl” kelimeleri yerine kullanılmaktadır. “Tanrının elçisi” = “peygamber” anlamında olarak kullanılan bir kelimedir bu kelime…

Öyle ise, anlamamız gerekir ki, “Allâh” ismiyle işaret edilen, tüm boyutlarda Esmâ ve sıfatlarıyla açığa çıkan; yanı sıra da bunlardan münezzeh ve “Ganî” olan, olarak “nebi”, “rasûl” ve “velî”nin hakikatidir… Bu isimlerle vasıflarına işaret edilenler de, kendi varlıklarında, boyutsal olarak eriştikleri mertebenin hakikatini dillendirmektedirler. Yani bunlar, ötedekinin postacısı değil; hakikatlerindekinin dilleridir!

Kur’ân-ı Kerîm’in “RUHU”nu anlayanlara göre, bu Kitap, insanlık yaşadıkça, onlara ışık tutacak ve âhiret saadetini sağlayacak bilgileri ihtiva etmektedir!

Kur’ân, insanları asırlar öncesi ilkel yaşama döndürme ve insanları geriye dönük yaşama sabitleyip, kilitlemeye dönük olarak mı bize tebliğ edilmiş bir kitaptır… Yoksa… İnsanları geleceğe hazırlanmaya, insanlara tekâmül-gelişme yollarını göstermeye, en mükemmele yönlenmeye mi teşvik etmektedir…

Kur’ân, “RUHU” itibarıyla, eskide kalmayı önlemek, geriye dönüşü durdurtmak, haksızlıkları ortadan kaldırmak, insanları sürekli ileriye dönük değerlendirme yapmaya teşvik amacıyla hükümler getirmiştir!