RUH İNSAN CİN

Ahmed Hulûsi

Bu çeşit Cin – İnsan ilişkisi, genellikle cinlerin insanları zorla kendi kaydı altına alması şeklinde meydana gelmektedir…

Daha çok kadınlarda görülen bir yoldur…

Özellikle, asabi huylu kadınlar ile, doğum ertesinde veya ateşli hastalıklar, kazalar sırasında bu bağ kurulmaktadır… Bu durumun sebebi, beynin o andaki bedenin çeşitli yerlerindeki aşırı faaliyetlerle meşgûl olması ve bu sebeple, “İnsan”ın istediği şekilde beyinde hâkimiyet kuramamasıdır… Nitekim bu zayıf anda cin o kişinin beynindeki ilgili merkezinde hâkimiyetini kurarak, ona istediği gibi görünmekte ve artık zorla istediğini yaptırmaktadır…

Bu zorla istediğini yaptırma işini, bazen kişinin beynindeki acı duyma merkezine verdiği impulsla onun acı duymasını sağlayarak gerçekleştirmekte; bazen de korku merkezini uyararak, onun ufak bir şeyden büyük korku duyarak o şeyi yapmasını sağlama şeklinde ortaya çıkmaktadır.

Her hâlde yapılan iş, kişinin beynindeki belirli bir merkeze belirli oranda dalga sinyaller verilerek uyarılması ve böylelikle o kişide istenilen tesirin meydana getirilmesi şeklinde olmaktadır…

Nitekim ileride de açıklayacağımız gibi, gene medyumların transa geçirilmesi hâlinde bu hâl aynen ortaya çıkmakta, önce kişinin kendini serbest bırakması istenmektedir ki bundan da amaç, “insan”ın beyin üstündeki kontrolunun azalması ve böylelikle iletişim kurulmak istenen cinin hâkimiyetinin kolaylıkla sağlanmasıdır…

Bu tip bağlantılarda kadınlar kendileriyle iletişim kuran cinin son derece yakışıklı bir erkek hâlinde göründüğünü ifade etmektedirler…

Açık bir şekilde kadınlar veya genç kızları kendilerine bağlayan cinler genellikle onlarla evlenmekte ve cinsî münasebette bulunmaktadırlar…

Bu münasebetler sırasında kadın, cini bir cisim şeklinde görmekte ve onunla aynen bir insan olan erkekle münasebette bulunuyormuş gibi temasta bulunmaktadır… Ancak cinin maddesi olmaması nedeniyle burada akla şu sual gelmektedir:

“Acaba tam bir madde hâline geçemeyen cin, nasıl olup da bu temas sırasında insan cinsine ait bir kadını tatmin edebilmektedir?..”

Bu gibi durumlarda cin, o kadının beynindeki seks merkezini uyararak onun tatmin olmasına sebep olmaktadır ki; beynin bir merkezine elektroşok verilerek kişiye istenilenin nasıl yaptırılabileceğini fizyoloji sahasındaki bilim adamları çok iyi bilmektedir…

Keza bu tip ilişkiler sadece insan cinsinden kadın ve cin sınıfından bir erkek arasında olmayıp; cin sınıfından kadın ve insan cinsinden erkek arasında da meydana gelmekte; hatta cinlerin homoseksüel ilişkiler içine dahi girdikleri dile getirilmektedir…

Bütün bu tip ilişkilerde ortak olarak tespit edilen husus, cinlerden birisinin sadece kendi tarafından gelen bir arzuyla ve zorla insanı kendine tâbi etmesi şeklinde olmaktadır… Genellikle zorla tâbi duruma düşen insan bundan şikayetçidir. Meydana gelen olaylar, insanın istemediği şekilde olmaktadır…

Nitekim bu çeşit vakalarda özellikle insan cinsinden kadın ile cin sınıfından erkek arasında olan ilişkilerde, kadın dış dünyasından iyice sıyrılmakta, çok defa bir odaya kapanmak istemektedir…

Eğer kendisiyle ilişki kuran cin, dinî deyimle “süflî” cinstense yani ateist-dinsiz ise, o kadını yıkanmaktan men etmektedir…

Buna karşılık bazı olaylarda ise tam aksi görülmekte ve bu defa da kadında devamlı olarak yıkanma isteği görülmektedir… Hatta bazı olaylarda öyle orijinal durumlar meydana gelmektedir ki; kadın cinle olan ilişki ertesinde, kendi başına bırakıldığında geçirdiği hoş olmayan durum sonunda bir şok geçirerek, saatlerce banyoda kalıp yıkanmaktadır…

Tıp, bugün bu durumları tespit edemediği için pozitif ilim olarak, hastayı elektroşokla tedavi yapmaya çalışmaktadır ki, bu da netice alınmasını sağlamamaktadır bu tip olaylarda… Çünkü, elektroşok sonunda, kişinin beyin hücrelerinde kaba bir deyimle bir sarsıntı ve düzensizlik meydana gelmekte ve bu durum yani yatışma hâli o kişideki iyileşmeden dolayı olmayıp; sadece, geçirdiği şokun meydana getirdiği sarsıntıdan ileri gelmektedir…

Genellikle “nefesi kuvvetli kişiler” tarafından bu tip olayların düzeltilmesine de rastlanmaktadır ki, ileride “okumanın cinler üzerindeki etkisi” adlı bölümde bu durumun bilimsel açıklamasını yapmaya çalışacağız…

Cinlerin açıktan bildirerek veya göstererek insanlarla ilişki kurmaları iki yoldan olmaktadır demiştik…

Eğer cin yukarıda açıkladığımız şekilde bir ilişki kurmak isterse, bu İslâm Dini dışındaki yollar görüntüsü altında incelenmektedir… Ki bunlar genel olarak “süflî yol” adıyla anılmaktadırlar…

Bu açıkladığımız tür ilişkiler dışında insanları zorla sefil bir hayat ve kir-pas içinde yaşattıkları, günümüzde birçok olaylarda tespit edilebilmektedir…

Cinlerin insanları kolaylıkla kandırıp hükmedebilmeleri için öncelikle tercih ettikleri yol; onların İslâm kaynaklarından gelen bilgilerle bağlantılarını kopartmak ve bu yolda telkinlerde bulunmak çizgisindedir… Çünkü kendileri hakkında en geniş bilgi İslâm kaynaklarında vardır

Onların bu bilgilerden yoksun kalmalarıyla birlikte, çok kolaylıkla kandırılabilmeleri elbetteki kendileri için son derece önemli avantaj olmaktadır.

İnsan bilmediği tehlikeye karşı elbette ki tedbir de alamaz!..

Cinler de işte bu yüzden insanların kendilerini bilmelerini istemezler… Ki böylece kendilerine karşı önlem alınmasın!..

“İNSAN-I KÂMİL” kitabı yazarı büyük evliyaullâhtan AbdülKerîm el Ciylî, adı geçen kitabında “Yedi kat yer ehli” bölümünde, Dünya atmosferi içerisinde yaşayan cinlerin yedi sınıf oluşundan söz ederken, en zayıf takımının ikinci kat arzda yaşayanlar olduğunu anlatarak, bunların insanlara, tefekkür mekanizmalarını bloke ederek etki ettiklerini söyler… “İfrit” adını taşıyan en şerrlilerinin beşinci kat arzda (yeryüzü semâsı birden yediye kadar yükselir) yaşamakta olduklarından söz eden Ciylî, altıncı ve yedinci katta yaşayanlaraise hiçbir insanın söz geçiremediğini anlatır.

Cinlerin içinde yaşadığımız İslâm toplumunda en şerrli faaliyetleri elbetteki bize göre sûreti Hakk’tan görünerek, insanları saptırmalarıdır…

Cinlerin sûreti Hakk’tan görünerek insanları İslâm’dan uzaklaştırmaları birkaç seviyeden olmaktadır…

Fal ve büyüyü “hocalık” kisvesi altında yapmak en alt seviyedir…

Evlilik veya başka bir nedenle cinle ilişki kuran kişi, bağlantılı olduğu varlığı kullanarak, geçmişe dair haberler vermekte ve geleceğe yönelik, ihtimaller hesabına dayalı bir şekilde güya olacağı söylemektedirler…

Oysa geleceğe dönük söylentilerin çok büyük bir kısmı doğru çıkmayacaktır… İslâm’a göre fal baktırmanın, büyü yaptırmanın yeri de dinde yoktur. Bu önemli bir suçtur. Büyük vebaldir!.. Büyük günahlardandır!..

Maalesef günümüzde pek çok kişi, cinlerle ilişkide olan ve bu yüzden kendini evliya sanan sahte mürşitlerin peşinden koşarak çok kıymetli ömürlerini boşa geçirmektedirler…

Çevresini aydınlatabilme yetisine sahip olabilmek için, önce İslâm’ın Tevhid ve akaid ilmine sahip olmak “Âmentü”de belirtilen hususları bütün detaylarıyla bilmek ve bu hususta bütün suallere cevap verebilecek düzeyde ilim sahibi olmak gerekir…

Oysa günümüzde sahte MEHDİ ve MÜRŞİDLER -nerede ise her şehirde birkaç tane- CİNNÎ ilhamlarla, tamamıyla ilim dışı hurafelerle pek çok insanı yanlış yollara sürüklemektedir.

Tasavvuf önce nefis mücahedesidir!.. Bu da Hz. Rasûlullâh’ın “Küçük cihaddan büyük cihada dönüyoruz”ifadesinde açıklanmıştır…

GERÇEK böyleyken; tasavvuf ehli olduğunu söyleyen sayısız insan ve onların süper mürşidleri SİGARA içmeden duramamaktadırlar!..

Bir SİGARAya karşı nefis mücahedesi olmayan kişi, nerede kaldı, daha hassas konularda mücahede yapacak ve velî olacaktır…

Cinlerle ilgili pek çok eserde yazılı olduğu gibi cinlerin gıdası kokudur!..

Cinlerin en çok sevdikleri koku da SİGARA kokusudur

Sigara içen bir kişiyi buldukları zaman, artık kolay kolay onun yanından ayrılmazlar ve onun peşini de bırakmazlar. Kişinin sigara bağımlılığının artmasında en büyük faktör cinlerdir.

Cinler, sigaraya yönelik bir kişi buldular mı, hemen onun içine sıkıntı verecek şekilde beynine bir sinyal yollarlar… Kişi bu sıkıntı ile hemen bir SİGARA yakar!.. Dumanlarını üflemeye başladıktan kısa bir süre sonra içindeki sıkıntı kesilir!..

Çünkü, yanındaki cin, o dumandan gıdalanmaya başlamış ve onun içine sıkıntı veren etkileri göndermeyi kesmiştir… Böylece o kişi sigarasını bitirir ve bir süre rahatlar…

Sonra yanındaki cin tekrar SİGARA kokusu istedi mi gene beynine içinde sıkıntı oluşturacak bir impuls yollar ve o kişi de elinde olmayarak tekrar bir sigara yakar… Ve bu durum böylece devam edip gider…

Eğer, böyle devamlı SİGARA içen bir hoca veya mürşit, Gavs(!) yanına giderseniz, hemen Kur’ân-ı Kerîm’in Sâd Sûresinin 41, Mu’minûn Sûresinin 98-99 ve Sâffât Sûresinin 7’inci âyetlerindeki dualara devam ediniz…

Göreceksiniz ki, bu duaya devam suretiyle beyninizin yayacağı belli dalgalar o kişinin ilişkide olduğu cin ile ilişkisinde kopukluk oluşturacak ve bu yüzden karşınızdaki kişide bazı dengesiz söz ve davranışlar ortaya çıkacaktır.

Ayrıca, ruh çağırma celselerinde, cinci, falcı hocaların yanında da bu duayı okursanız, bunun böyle olduğunu görerek söylediklerimize kesinlikle inanabilirsiniz. Evet bu âyetleri okunuşu gibi yazıyorum:

“RABBİ İNNİY MESSENİYEŞ ŞEYTANU Bİ NUSBİN VE AZÂB; RABBİ EÛZÜ BİKE MİN HEMEZÂTİŞ ŞEYÂTIYN VE EÛZÜ BİKE RABBİ EN YAHDURÛN. VE HIFZAN MİN KÜLLİ ŞEYTANİN MÂRİD.” (38.Sâd: 41 – 23.Mu’minûn: 97-98 – 37.Sâffât: 7)

“Evliyaullâhın asla SİGARA içmediğini”asırlar önce yazmış olduğu “EL İBRİZ” (saf altın) isimli kitabında anlatan Seyyid Abdulaziz Ed Debbağ; manevî yöneticiler topluluğu olan “DİVAN ehlinin” de kesinlikle SİGARA içmediklerini açıklamaktadır.

“RİCALİ GAYB” denen evliyaullâhın asla SİGARA içmemesine karşın, CİNNΠolan kişilerin hemen tamamının SİGARA müptelası oldukları, gözlemlerimiz arasındadır.

Bu sebepledir ki, “Cin” adıyla anılan bu görünmez varlıklardan uzak kalmanın en başta gelen tedbiri SİGARAdan uzak durmaktır…

Tasavvufta belli bir mertebe sahibi olduğu sanılan kişilerin, gerçekten o mertebenin ehli olup olmadığı, öğretisi içinde yer alan şu iki ana konudan belli olur…

1. VAHDET…

2. KADER…

Gerek farkında olmadan cinnî tesir altına girip kendini mürşid veya evliya sanan kişiler; gerekse de gerçekten cinlerle ilişkide olanlar, bu konulara girmekten kesinlikle kaçınırlar…

Bu iki konu cinlerin, akıl zayıflıkları sebebiyle uzak durdukları ve kendine bağladığı kişileri de uzak tutmaya çalıştıkları iki konudur…

Gerek cinler ve gerekse de bilerek veya bilmeyerek onlara tâbi durumda olanlar, insanları bu iki ilmi öğretmeyi hedef alan tasavvuftan uzak tutmak için ne kadar başka ilim varsa, bunların hepsiyle meşgûl ederler…

Nerede sizi “vahdet” ve “kader” ilminden uzak tutmaya çalışan bir kişi görürseniz orada cinnî izlerin mevcudiyetini öncelikle araştırmalısınız…

Cinlerin insanları bu iki ilimden uzak tutmaya çalışmasının ana sebebi öncelikle kendilerinin bu konuda yetersizlikleri sebebiyle kolaylıkla foyalarının ortaya çıkabilmesi; ikinci olarak da insanların bu iki ilimle hayallerinde yarattıkları tanrıdan kurtularak “ALLÂH”ı idrak edip gerçek “tevhid” ehli olma şanslarının çok büyük olmasıdır…

Elbette ki bu durum da cinlerin hiç hoşlarına gitmemektedir… Çünkü “İBLİS”in DÖLÜ OLAN CİNLERİN “ALLÂH”a karşı bütün insanları saptırma iddiaları vardır!..

Cinlerin, İslâm’ı kabul ettiğini söyleyen topluma verdikleri zarar, onların ölüm ötesi yaşamda ihtiyaç duyacakları enerjiden (nûrdan) mahrum kalmalarını oluşturacak fiiller telkin etmek suretiyle meydana gelir… Tasavvuf ehline ise, onları işin hakikatine yöneleceklerine, detaylarında oyalamak suretiyle zarar verirler.

İyi ahlâk, yasaklardan kaçınmak, ibadet; tasavvufun değil şeriatın konusudur!..

Eğer kişi, tasavvuf toplantılarında, bu saydığımız şeriatla ilgili hususlarla vakit geçiriyorsa, o henüz tasavvufla ilgilenmeye başlamamıştır.

Tasavvuf, şeriatla ilgili bu hususların üzerine bina edilen “VAHDET SIRRINA ERMEK” amacına yönelik çalışmalar ile başlar… Ki bu da ilgili eser ve kişilerden araştırılabilir.

Bir de müslüman cinler vardır…

Bunlar, kişiye çeşitli basit dinî bilgiler verirler… Verdikleri bilgilerin pek çoğu doğru da olabilmektedir… Genellikle dinî bilgilerden uzak kalmış bölgelerde bu çeşit durumlar tespit edilmektedir… Bazı evlerde de bu tipte kişiler görülmektedirler…

Ancak yukarıda her iki durumda da bahsettiğimiz olaylarda, cinlerle iletişim kuran kişiler, dış dünyanın cinleri bilmemesi ve hatta bu gibi şeylerden bahseden kişilerle alay etmesi sebebiyle, durumlarını açıklamamakta ve bu yüzden de bu tip olaylar çok güç tespit edilmektedir…

Bu tip olayların aksine, pek çok rastlanan Cin – İnsan ilişkileri ise, cinlerin kendilerini resmen bildirmeden başka başka yollarla sağladıkları bağlantılar hâlinde görülmekte, tespit edilmektedir…

Şimdi de cinlerin kendilerini fark ettirmeden insanlarla iletişim kurma şekillerini inceleyelim…