RUH İNSAN CİN

Ahmed Hulûsi

Cinlerin çok önemli birkaç özelliği vardır ki, bu hususlar konuyu dikkatle tetkik edenlerin asla gözünden kaçmaz.

1. Cinlerde mantıksal bütünlük yoktur.

2. Cinlerde büyüklük duygusu aşırı gelişmiştir.

3. Cinlerde kendini kontrol mekanizması çok zayıftır.

4. Cinlerde sürekli tekrarlar mevcuttur.

Hangi isim altında, Dünya’nın neresinde olursa olsun verdikleri tebliğlerde daima yukarıda saydığımız bu dört esası derhâl müşahede edebiliriz.

Şimdi bu dört hususu açıklamaya çalışalım:

 

 1. Cinlerde mantıksal bütünlük yoktur.

Eğer cinlerden ya da kendi tanıtımlarına göre uzaylılardan alınan tebliğler dikkatle tetkik edilecek olunursa, verilen konularda baştan sona mantıksal bir bütünlük asla görülemez. Sürekli çelişkili beyanlar verilir. Bir yerde verilen beyan, bir başka yerde, ötekine ters düşer. Bunu kamufle etmek için de hemen bir yafta, bir kılıf sererler“Biz sizi düşündürmek, imtihan etmek, dikkatinizi ölçmek için bu çelişkileri koyuyoruz”.

Oysa, sürekli çelişki içindedirler. Bunun sebebi de “zekâ”ca güçlü olmalarına karşılık “akıl” yönünden bir hayli ölçülü yapıya sahip olmalarıdır. Pratik “zekâ” ile o an için o konuya bir çözüm getirebilirler, ancak “akıl”son derece sınırlı olduğu için, o anda buldukları çözüm mutlaka bir süre evvel verdikleri tebliğlere; ya da, bir süre sonra verecekleri tebliğlere, son derece ters düşerek, büyük bir çelişki oluşturacaktır.

Bunun en büyük örneklerinden biri de kendi kutsal kitaplarındaki Cinlerin varlığı konusudur. 86. sayfada “Cinler yoktur” denilirken, 151. 152. 153. 204. ve 319. sayfalarda “resmen cinlerin varlığı açıklanmakta” ve bu konuda da hayli bilgi verilmektedir.

 

2. Cinlerde büyüklük duygusu aşırı gelişmiştir.

Burada bahsi geçen büyüklük, sadece duygusal büyüklük, gurur, kibir anlamında olmayıp; birimsel ve boyutsal anlamındadır aynı zamanda.

Bir yandan kendilerini yeryüzünün yöneticileri olarak gösterip insanları buna inandırmaya çalışırlarken; diğer yandan da birimsel ve boyutsal büyüklüklerle düşünceleri allak – bullak edip, çaresiz hâle getirme çabaları içindedirler.

İşte bu akıldışı büyüklük kavramlarına bir örnek:

 

ALTIN ÇAĞ BİLGİ KİTABI Fasikül: 30, Sayfa: 282

“1- Galaksi salkımlarından Âlemler

2- Âlem salkımlarından kâinatlar

3- Kâinat salkımlarından evrenler

4- Evren salkımlarından ilânihaye

Bizlerin sistemine göre 3 galaksi bir bütündür. 6 Galaksiye 1 Nova denir. 3 Nova, 18 Galaksidir. 18 Galaksi bir öz çekirdek olarak küçük bir (Evren Çekirdeği) oluşturur. 18 Galaksi bütününe 1 Kozma denir. 1 Kozma küçük bir evren çekirdeğidir. 3 Kozma, 3 evren çekirdeği oluşturur. 3 Evren çekirdeği, 54 galaksidir. 54 Galaksi, 1 galaksi salkımını oluşturur. 9 Galaksi salkımına, bir evrensel koloni denir. 1 evrensel koloni, 486 galaksiden oluşur. 486 Galaksi, 27 Kozmayı teşkil eder. 27 Kozma, 1 evrensel koloni o da eşit 486 Galaksi olduğuna göre şimdi 18 evrensel koloniyi hesaplayın:

486 x 18 = 8748 galaksi. Buna 1 kozma birleşim merkezi denir.

18 Evrensel koloni = 8748 Galaksi 486 Kozma

27 Kozma birleşim merkezi 8748 x 27 = 236,196 Galaksiden oluşur.”

 

Cinler, kendilerinin insanlardan ne kadar üstün, büyük ve yüce olduklarına inandırmak için de bakın insanlarla aralarına kaç mertebe koyarlar.

Aynı kitap aynı sayfa…

 

“Yansıma odaklarının sizden bize hiyerarşik boyut sıralanışı şöyledir:

GÜNEŞ – IŞIK BOYUTU

IŞIK BOYUTU – RAB BOYUTU

RAB – IŞIK EVREN BOYUTU

IŞIK EVREN BOYUTU – RUHSAL PLAN BOYUTU

RUHSAL PLAN – ATOMİK BÜTÜN BOYUTU

ATOMİK BÜTÜN – REALİTE BOYUTU

REALİTE BOYUTU – KRİSTAL GÜRZÜN TÜM GÜCÜ. (SİSTEM) işte budur.

Not: Buradaki RAB tâbiri YARADAN için kullanılmıştır.”

“MERKEZ”

 

Aynı kitabın 283. sayfasında gene bu türden ve daha başka yerlerinde gene benzer türden, öylesine atmaca, “Kabul edersen” hesabına dayalı büyüklükler anlatılmaktadır ki; normal şuur sahibi bir insanın bütün bunları kabulü oldukça güçtür. Ya inananlar, diyeceksiniz..?

Cinlerin, kendilerini Uzaylılar diye tanıtarak verdikleri tebliğlere inanan insanların çok çok büyük bir kısmının, temelde İslâm ve Tasavvuf düşünce sistemi üzerine alt yapıları mevcut değildir. Bahsedilen konular üzerinde, Kurân’ın görüşü nedir, o konuda Allâh Rasûlü ne demiştir, hiç haberleri yoktur. Normal şartlarda konuşulagelenin çok değişiği olarak, bu bilgilere rastlanınca, hâliyle inanmaktadırlar… Üstelik…

Cinler, bu kişilerin çoğunda halüsinasyon türü, uzaylı – uzay gemili rüyalar veya uyanıklık hâlinde görülen imajlar da göstermektedirler ki, artık onlar için inanmaktan başkaca bir yol kalmamaktadır.

Cinlerin insanları kandırmada önemli bir taktiği de, ayrıca şu olmaktadır:

Her medyum topluluğu, hangi inançlarla bezenmiş ise, onlara kendi inançları doğrultusunda tebliğ verilmekte, sanki onlardanmış gibi kendilerini kabul ettirmektedirler.

Mesela dini ciddiye almayanlara başka; dinle ilgilenene ise bambaşka şekilde yaklaşmaktadırlar; tıpkı tasavvufa meyli olana da bir tasavvuf önderinin ismini kullanarak yaklaşmaları gibi…

 

ALTIN ÇAĞ BİLGİ KİTABI Fasikül: 14, Sayfa: 275

“Normal boyut frekansından uyandırılacak bilinçlere güç kazandırmak ve kendilerine güven verilmek için, DİNSEL YÖNDEN KİME SEMPATİZE olmuşlarsa, o temalar işlenir. Bu yüzden kullanılan BÜYÜK İSİMLER sizleri aldatmaktadır.”

ALTIN ÇAĞ BİLGİ KİTABI Fasikül: 30, Sayfa: 275

“Her bilgi düzeyi kendi ortamında alacağı feyiz ile yükseleceğinden, O ŞAHSIN TABANINDA NE VARSA, ONA O BİLGİLERİ FİLİZLENDİRECEK ORTAMLAR HAZIRLANIR. Bu yolda önce, insanın kendini tatmini sağlanır. Sonra kendine güveni hazırlanır. Kendine güveni için de gerek rüyada, gerekse hayatta birçok mucizevi olaylar yaşatılır ve ispatlar yapılır…”

Cinlerin “şeytaniyet” vasfının eseri olan bu tür görüntüler, artık o saf iyi niyetli insanın kolaylıkla onlara inanmasını sağlayı verir.

 

3. Cinlerde kendilerini kontrol mekanizması çok zayıftır. 

Bu sebepten ayarları çok kolaylıkla kayar ve konuşmalarında haddi aşarlar. Buna şayet tâbiri câizse “reostaları bozuktur” da denilebilir.

 

ALTIN ÇAĞ BİLGİ KİTABINDAN Fasikül: 12, Sayfa: 108-109 

“Mesajlar alınırken, kanala bilmediğimiz bir frekans girdi. Kendisinden bilgiler alabilmek için, sorular sorduk. Yazılan mesaj ona aittir. Varlık kendisini önce ULU RUH diye tanıttı. Sonra HERAKLES zamanındaki ilâhî meşaleyi tutuşturan kişi olduğundan bahsetti. Adının Peleron olduğunu söyledi… 

Soru: Hangi Galaksidensiniz? 

Cevap: Helezoni vibrasyonların son bulduğu bir ortamdanım. Bulunduğumuz yer galaksi değildir. Buralara herkes gelemez. Sizi bize tanıtan, Dragon gezegenidir. Planetinizle alış verişimiz yoktur. Bizler için galaksiler bir hiçtir. Ancak bütün evrenin altın ışığı, YÜCE RA yani AMON’dur.

Bizlerin bulunduğu yeri sizlere, sizin yazı dediğiniz şekillerle anlatamayız. Bizler, alternatif düzeyin daha değişik tesir sahasındayız. TEKÂMÜL kelimesinin basitliğini unutalı milyar yıllar oldu. Size ortamımızı anlatmaya çalışacağım. Buraları bir durgun zamanıdır. Ses, renk, duygu, algı yok. Her taraf duvarsızdır. Her taraf ışıksız. Ama karanlık yok. Burada ışığın yerini başka ortamlar alıyor. Derin bir sessizlik, derin bir sonsuzluk var, her tarafta. Ne kadar anlatsak, anlayamazsınız.

Galaksiler ve bilhassa sizin planetiniz bir mikrop yuvasıdır. Bizlerin enerjileri, (ki bunlar enerji değildir) muhitlere gelişlerde arındırılır. Böylesine saf beden, steril ortam ister. İşte bu yüzden galaksilerden uzak dururuz. Şimdi saf enerji olarak link hattı dediğiniz, aslında daha değişik bir sistemle temastayız…

Soru: Şayet rahatsız etmezsem karaciğere ne tavsiye edersiniz?

Cevap: Sarısabır karaciğere ve safra kesesine, mideye çok iyi gelir. Bir de mercanköşk, melis, nane, ardıç suları içilirse çok büyük faydalar görülür.

Soru: Çok teşekkür ederim. Bunu bize yazdıran kimdir. İsminiz?

Cevap: İsmim sizde söz bizde, kelâm sizde öz bizde. Sağlıcakla kal.

YÜCE RUH

 

İşte bu metinde de görüldüğü gibi cinler hemen ölçüyü kaçırırlar ve alabildiğine konuşurlar. Verilen tebliğin başında, çok üst düzeyden atarlarken, tebliğin sonunda bir bakarsınız mahalle aktarı düzeyine inivermişlerdir.

Bazen Yaradanı yaradan, yüce güçler olurlar; bazen, ALLÂH’ı bedenleyip insanların arasına yollarlar; bazen evrenlerden büyük, yüce varlıklar olurlar; bazen de Rabbin itaatkâr kulları olarak, insanları dinden ve Allâh Rasûlü’nden uzaklaştırıp kurtarmak(!) için ellerinden geleni esirgemezler.

 

4. Cinlerde sürekli tekrarlar mevcuttur.

İnsanlara sürekli tebliğler vererek, onlara kendilerinin üstünlüğünü kabul ettirmeye çalışan cinlerde mevcut bulunan bir özellik de belirli kelimeleri sürekli tekrar eden cümleler kurmalarıdır.

Şimdi size bu cin ifade tarzına birkaç örnek verelim:

Elimizdeki kitap;

SÂDIKLAR PLANI, ALTIN ÇAĞ MİSYONU, Sayfa: 82…

“Kendinizi mutlu eden olayların ardı fedakârlık doludur.

Kendinizi mutlu eden olayların ardı acı doludur.

Kendinizi mutlu eden olayların ardı ızdırap doludur.

Kendinizi mutlu eden olayların ardı elem doludur.

Kendinizi mutlu eden olayların ardı yorgunluk doludur.

Kendinizi mutlu eden olayların ardı ter ve gözyaşı doludur.”

 Aynı kitap, Sayfa: 53

“Çok bozulmalar olmuştur dünyanız üzerinde.

Çok kurulmalar olmuştur dünyanız üzerinde.

Çok dağılmalar olmuştur dünyanız üzerinde.”

Aynı kitap, Sayfa 41…

“Sizlerden fevkalâde yüksek bir şuur zenginliğine mâlik mütekâmil bir varlık, pekâlâ medyumunuza enkarne olmuyor mu?

Medyumun ZİHNİ ile ilişki kurup, sizlerin üzerinizde deney yapmıyor mu?

Medyumun SÖZÜYLE ilişki kurup sizlerin üzerinizde deney yapmıyor mu?

Medyumun fiziki sahasıyla ilişki kurup, sizlerin üzerinizde deney yapmıyor mu?

Medyumun elektriksel sahasıyla ilişki kurup, sizlerin üzerinizde deney yapmıyor mu?”

ALTIN ÇAĞ MİSYONU, SÂDIKLAR PLANI (3) Sayfa: 22

“Bu basit örnekten de anlaşılacağı üzere;

İnsan, hiçbir şekilde kendisine BASKI yapılan bir varlık değildir.

İnsan, hiçbir şekilde kendisine EMPOZE yapılan bir varlık değildir.

İnsan, hiçbir şekilde kendisine DENEYLER yapılan bir varlık değildir.

İnsan, hiçbir şekilde ızdırabından istifâde edilen bir yaratık değildir.

İnsan, hiçbir şekilde feryadı figanından istifâde edilen bir yaratık değildir.

İnsan, hiçbir şekilde şaşkınlığından istifâde edilen bir yaratık değildir.”

Aynı kitap, Sayfa: 53…

“Onlar, beşerî topluluklar içerisinde FEDAKÂRLAR olarak ortaya çıkarlar.

Onlar, beşerî topluluklar içerisinde DÜŞÜNÜR olarak ortaya çıkarlar.

Onlar, beşerî topluluklar içerisinde YÜKSEK VİCDAN olarak ortaya çıkarlar.

Onlar, beşerî topluluklar içerisinde YARATICI olarak ortaya çıkarlar.

Onlar, beşerî topluluklar içerisinde YOL GÖSTERİCİ olarak ortaya çıkarlar.”

 

Yukarıdaki örneklerde görüldüğü üzere, hemen hemen bütün tebliğlerde bu çeşitten bir veya iki kelime değişik 3, 4, 5, 6 tekrarlı cümleler görülür. Bizim tespitlerimize göre bunun iki sebebi bulunmaktadır:

1- İletişim kurulan medyumun, bu tekrarlarla sanki tespih çeker gibi beyninde bir açıklık oluşturularak, kendilerine daha fazla bağlanılmasını temin.

2- Zaman zaman düşülen fikir tıkanıklıklarında, cümle tekrarları ile zaman kazanmak.