Çiftlik

Konu hakkında bilgiler

Ahmed Hulûsi

  • Zâhir” ve “bâtınaynı ve tek şeydir!..
    Öyle ise algılama cihazlarındaki yetersizlik dolayısıyla bu ikisini iki ayrı şey sanıp “çiftlikte” yaşamayın!.

    “Evvel”, “Âhir”, “Zâhir”, “Bâtın” isimleriyle hep “O Tek” şey ifade edilmektedir. Mânâ, bundan ibarettir.

  • İç ve dış kavramları geçersiz “O”nun için!… Öyle bir “O” ki; “ben” ve “sen”siz bir “O”!.
    Sen tutup da, “ben” düşünüp, hele hele “içinde” sanıyorsan “O”nu, bu çiftlikte yaşamaktır.

    “HÛ” dediğinde, “ben”siz ve “sen”siz bir “AHAD” ve “SAMED” hissedemiyorsan; dikkat et, tanrı yaratıp, sonra da kurabiye niyetine yeme onu!. Anla bunu!… Tanrı değil “O”!.

  • Türk`ün, Arab`ın, Çinli`nin, Hintli`nin, Avrupalı veya Amerikalı`nın tanrısı, anlayışından geçip… Dünyanın, Ayın, Marsın, Güneşin tanrısı kavramından geçip… Galaksinin, gökadaların, paralel veya evren içre evrenlerin tanrısı anlayışından geçip; “âlemlerin Rabbi” olanı farketmeye çalışsak…

    Sonra da Alemler ve Rabbi şeklindeki çiftlik anlayışından arınıp; âlemlerin hakikatinde, “esmâ mertebesi“ndeki “tecellî-i vahid” denen boyutsal tekilliği hissedebilsek… De!..

  • “Arifleri de kalp yolunda” mücahede ile meşgul kıldım;

    Ârif, irfan sahibidir. Hikmetler ve hikmetlerin müsebbibi ile meşgul olur. Eserden müessire yani eserden eseri meydana getirene ulaşmak gayesiyle mücadele verir durur.

    Ârif, kalp mertebesinde melekût âlemi’nin varlıkları, tecellîleri ile meşguldür. Ârif’e göre, Hak`tan ve O`nun tecellilerinden başka bir şey yoktur.

    O şöyle diledi, O böyle yaptı, O bu hikmetle bunu meydana getirdi; O`nun tecellileri şöyledir, böyledir.” gibisinden her an O`nunla meşguldür.

    “Ârif”in iyi bir mertebesi vardır; ama, yine de, elde edemedikleri elde ettiklerinin yanında hesaba gelmez!..

    Her yerde ve şeyde Hak`kı görmesine rağmen; bir Hak vardır, bir de kendisi. Nazarında çok Tek’e dönüşmüştür ama; bir O Tek vardır, bir de kendisi!.. Çokluktan çıkmış, çiftliğe girmiştir!..

    Hâlâ nazarında bir “O” vardır, bir de “O“nu tesbit eden kendisi!… Yani, diğer bir deyişle “şirki hafî” veya açık deyimiyle “gizli şirk” devam etmektedir.

    Bu hâl “mülhime” nefs mertebesinin hâlidir.

Alâkalı Kavram bulunamadı

Mülhime Nefs

Anlamı “Nefs-i Mülhime”… Üçüncü derecesi, kişinin, kendinin bu beden olmadığı, bu bedenin ötesinde, ilâhi varlıkla kâim varlık olduğunu hissedişi, bunu ilham yollu alışı ve bu ilhamı değerlendirişi neticesindeki bir yaşam…İlham

Oku »

Tâhir

Anlamı Kur’ân-ı Kerîm’i anlamak için önce “tâhir’ olmak, yani -arınmış” olmak gerekir. Çünki, “Arınmamış olanlar dokunmasınlar” deniliyor. Bu âyeti mâalesef yanlış anlıyor; gidip suyla yıkanıp, abdest alıp “arındığımızı” sanıyoruz!.. “Tahir“in

Oku »

Ölmeden evvel Ölmek

Anlamı   İnsanı “ALLAH”`a “İMAN” noktasından engelleyen en büyük üç perde; Nefs, tabiat ve şartlanmalardır; dedik… Şartlanmalardan ve tabiatttan kurtulabilmek felsefe yolu ile de mümkündür!. Tasavvuf ise, iman nuruna dayanan bir tarzdaki çalışmalar bütünüdür. Felsefe, daha önce de izah ettiğimiz gibi

Oku »