İSLÂM

Ahmed Hulûsi

DUA ve ZİKİR isimli kitabımızda son derece detaylı olarak şu gerçeği açıklamaya çalıştık…

Gerek DUA ve gerekse ZİKİR; insan beynindeki kullanılır kapasitenin artarak, kendisindeki Allâh tarafından bahşedilmiş olan özellik ve kuvvetlerin açığa çıkması için yapılan çalışmalardır! Kişi, aynı zamanda, bu çalışmalar ile ölüm ötesi bedenini de inşa etmektedir…

Sen, Allâh’ın ilminde, O’nun güzel isimlerinin özellikleriyle yaratıldığın için, Allâh isimlerinin işaret ettiği mânâlar, özellik olarak senin beyninde açığa çıkmaktadır. Allâh’ın güzel isimlerini beyninde tekrarladığın zaman, bu isimlerin özelliklerinin beyninde daha da gelişmesini sağlamış olursun…

ALLÂH’ın “İRADE” sıfatının adı olan “MÜRİYD” ismini, mesela her gün diyelim ki üç bin defa civarında tekrarladığın zaman; birkaç ay içinde irade kuvvetinin arttığını görürsün!.. İrade zayıflığı yüzünden gerçekleştiremediğin pek çok şeyi, kendini zorlamadan başardığını fark edersin hayretle!

Buna ilave olarak, Allâh’ın “KUDDÛS” ismini de her gün yine bu sayı civarında tekrar eder ve yanı sıra “KUDDÛS-ÜT TÂHİRU MİN KÜLLE SÛİN” duasını da üç yüz veya beş yüz defa tekrarlarsan; kendini hiç zorlamadan sigara veya uyuşturucu ya da alkol alışkanlığından kurtuluverirsin!

Acaba öyle mi?…

Deneyen görür! Sadece üç-beş ay buna devam edin, yeter! İsterseniz inanmadan!

Çünkü, bu zikir olayı tamamıyla teknik bir olaydır; sonuçlarının oluşması inanca bağlı değildir! Biz bunun sayısız örneklerini gördük…

Bu önerdiğimiz zikri, bize inanmayarak, sırf denemek için uygulamaya başlayan; bir yandan meyhanede içkisini yudumlarken, bir yanda da bu zikirlere devam eden nice kişi, o alışkanlıklarından çok kolaylıkla kurtuldular…

Zikir, beyinde belirli anlamlar taşıyan kelimeleri tekrar etme çalışmasıdır… Zaman ve mekânla, inançla kayıtlı değildir!

Zikrin, beynin çalışan bölümünün kapasitesini, zikredilen mânâ istikametinde arttıran bir çalışma sistemi olduğunu; Türkiye ve Dünya’da ilk defa 1986 yılında yayınlanan “İNSAN ve SIRLARI” isimli kitabımızda; daha derinliğine detayları ile de “DUA ve ZİKİR” isimli kitabımızda açıkladık…

Zikrin, yani kelimelerin beyindeki tekrarının, beyinde yeni hücre bloklarını devreye sokma çalışmaları olduğunu tasdik eden ilk bilimsel makale ise 1993 yılı Aralık ayında Dünya’nın en ünlü bilim dergisi olan “Scientific American”da John Horgan imzasıyla yayınlandı… Uzun yıllar yapılan yoğun laboratuvar çalışmaları sonucu açıklanıyordu bu makalede…

Sonuç; her yeni öğrenilen ve tekrarlanan kelimeler, beyinde o zamana kadar boş-âtıl duran hücre gruplarını devreye sokarak beynin çalışan kapasitesini arttırıyordu!

Siz, Allâh’ın belirli isimlerini beyninizde, bir süre, belirli bir düzen içinde tekrar ettiğiniz zaman, otomatikman beyninizde o anlam doğrultusunda bir kapasite oluşuyor; böylece kişiliğinizi o anlam istikametinde geliştiriyorsunuz!

İster inançlı olun, ister inançsız, bu hiç fark etmiyor! Çünkü bu Allâh’ın Sistem ve Düzeni!

SİSTEMİN ve DÜZENİN işleyişinin sizin inançlarınızla hiç alâkası yok!

Bu konunun anlaşılamayışının en büyük sebebi, Allâh’ın güzel isimlerinin işaret ettiği mânâlardan oluşmuş bir formül olduğunuzun farkında olmayıp; ibadeti ötenizdeki bir tanrıyla ilişkiler zannedişiniz!

Oysa, Ahmed Yesevî’den Yunus Emre’ye, Abdulkâdir Geylânî’den İmam Gazâli’ye, Hacı Bektaş Velî’den Erzurumlu İbrahim Hakkı’ya, Mevlâna’ya kadar her gerçeğe ermiş Zât, Allâh’ın insanın “Hakikat”inde olduğuna dikkati çekmiş; ötendeki tanrıya değil, özündeki Allâh’a yönelip O’nu keşfetmeye çalışmanın zorunlu olduğu gerçeği üzerinde durmuşlardır…

Nitekim, zikirden amaç da ötendeki bir tanrıyı hoşnut etmek değil; beyin kapasiteni ve buna bağlı olarak anlayış ve idrak kapasiteni arttırarak, özündeki Allâh’ı tanımak; o güzel isimlerin anlamlarının sende kuvvetli olarak açığa çıkmasını sağlayarak “Hilâfet sırrını” yaşamaktır!

Ötedeki bir tanrıdan talep değilse, “DUA” nedir?..