Besmele

بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحٖيمِ

  • BismillâhirRahmânirRahıym;
  • İsmi Allâh olanın, hakikatim olan Rahman ve Rahıym Esmâ`ları özellikleriyle…
  • (“B” işareti kapsamı2 itibarıyla) Esmâ3’sıyla varlığımı yaratan ismi4 Allâh olanın5Rahmâniyeti ve Rahıymiyeti6 ile…

    2Hakikatim olan Allâh adıyla işaret edilenin Esmâ’sının kuvveleriyle…

    3Rasûlullah sallâllahu aleyhi vesellem şöyle buyurdu: “Allâh’ın yüzden bir eksik, 99 ismi vardır. Her kim bunları ihsâ ederse Cennet’e girer… 1.Hu vallahulleziy lâ ilâhe illâ Hu 2.Rahman 3.Rahîm 4.Melîk 5.Kuddûs 6.Selâm 7.Mümin 8.Müheymin 9. Azîz 10.Cebbâr 11.Mütekebbir 12.Hâlik 13.Bâri 14.Musavvir 15.Gaffar 16.Kahhar 17.Vahhab 18.Rezzâk 19.Fettah 20.Alîm 21.Kaabız 22.Bâsıt 23.Hafıd 24.Râfi 25.Muizz 26.Muzill 27.Semî 28.Basîr 29.Hakem 30.Adl 31.Lâtif 32.Habîr 33.Halîm 34.Azîm 35.Gafûr 36.Şekûr 37.Âliyy 38.Kebir 39.Hafîz 40.Mukît 41.Hasîb 42.Celîl 43.Kerîm 44.Rakîb 45.Mucîb 46.Vasî 47.Hakîm 48.Vedûd 49.Macid 50.Bâis 51.Şehîd 52.Hakk 53.Vekîl 54.Kaviyy 55.Metin 56.Veliy 57.Hamid 58.Muhsî 59.Mubdî 60.Muîd 61.Muhyî 62.Mumît 63.Hayy 64.Kayyum 65.Vâcid 66.Macîd 67.Vâhid ül Ahad 68.Samed 69.Kâdir 70.Muktedir 71.Mukaddim 72.Muahhir 73.Evvel 74.Âhir 75.Zâhir 76.Bâtın 77.Vâli 78.Müteâli 79.Berr 80.Tevvab 81.Muntakim 82.Afuvv 83.Raûf 84.Mâlik-el Mülk 85.Zül Celâl-i vel İkrâm 86.Muksıt 87.Câmi 88.Ganî 89.Muğnî 90.Mâni 91.Dârr 92.Nâfi 93.Nûr 94.Hâdi 95.Bedî 96.Bâki 97.Vâris 98.Reşîd 99.Sabûr (celle celâluhü)”

    4Allâh adının “HÛ”nun ismi olduğu vurgulanıyor burada. İsim, isimlenene işaret eder ama ne olduğunu açıklamaz. Bu yüzdendir ki Kurân’da, açıklayıcı olarak çeşitli özellikler belirtilmiştir.

    5Allâh ismiyle işaret edilenin ilk açıklayıcı tanımlaması Rahmaniyeti ve Rahıymiyetidir. Allâh ismiyle işaret edilenden açığa çıkan her şey, rahmaniyeti kapsamında çıkar.

    6Rahmaniyeti tüm isimlerin özelliğini içinde barındırır. Rahıymiyetiyle, bu isimlerin özelliklerini açığa çıkarır, kendi ilmiyle.
  • Besmelenin bir anlamı da anlayabildiğimiz kadarıyla şudur;

    “Bismillah’ir Rahman’ir Rahîm”…

    “Allah” ismiyle işaret edilen ve varlığımın hakikatı olanın rahmetiyle üretiyorum; ki bu rahmet bir yönüyle acıyla karışık olsa dahi neticede sırf nimettir, mutluluk getirir”…

  • “B”ismillahirrahmanirrahîm, başlı başına bir sûre hükmündedir bize göre.
  • Kurân’ın sırrı Fatiha’da; Fatiha’nın sırrı Bismillah’da; Bismillah’ın sırrı da ‘B’ harfindedir!. Ben o ‘B’nin altındaki NOKTA’yım!

  • Besmele çekmek esasında, “ben varlığımdaki Allah’ın kuvveleri ile bu işe başlıyorum” demektir.
  • “Besmele ile her iş başarıya gider“gerçeği, besmeleyi söyleyenin o anda bu idrâkte olmasıyla mümkündür.

    Kuru kuruya yalnızca lâfız olarak besmeleyi tekrar etmek, lalâkasız bir kelime demekten farksızdır.

    Besmelenin manâsını düşünerek besmeleyi söyleyeceksin. Manâsını düşünerek söylemek de;

    Bu işe ben, bireyselliğimle değil, varlığımda mevcut olan Allah’ın varlığı, kuvveti, kudreti ile başlıyorum” demektir. Kişide bu idrâkin yaşanması demektir…

  • Kuru kuru besmele`yi tekrar etmek, lagara-lugara-lak-luk demekten farksızdır! Besmele`nin mânâsını düşünerek söyleyeceksin!

  • “İnşaallah” deme, Bismillah de!..  Yarına bırakma,  hemen başla!

  • Bismillah da,  “B”   ile başlar, “Ben” de!..

  • Fâtiha`yı okumaya daima “besmele” ile başlarız… Niçin bu böyle..?

    Çünkü Hazreti Rasûlullah Aleyhisselâm buyuruyor ki:

    Bismillahir rahmanir rahim, her kitabın anahtarıdır!.

    Nasıl, anahtarsız kilit açılıp içeri girilemezse; “besmele”nin manasını da kavramadan, “Kitab“ın mânâları anlaşılamaz!.. Şayet “Besmele“nin işaret ettiği bilinç düzeyi ile bu konuya yaklaşırsak, ancak o takdirde işin “sırrına” yönelmiş; ve o hedefe kilitlenmiş oluruz!..

    Nitekim geçmişte yaşamış son derece yüksek dereceli evliyaullah`ın işaretine kulak verirsek anlayacağız ki; Fâtiha`nın “besmele” ile başlamasının sebebi, kişinin konuya hangi mertebeden yaklaşması gerektiği hakkında uyarılmasıdır! …

    Yani, de ki, deniliyor…

    -Rahman ve Rahim olan ALLAH “nâmına-adına”… Yani, “ALLAH” isminin işaret ettiği varlığın vücudu ile kaim olan varlığım, O`nun Rahmeti olarak bu işi meydana getirmektedir!..

    Fiilimin hakiki ve mutlak meydana getiricisi ancak ve sadece ALLAH`tır!… “ALLAH” anlamıyla benden bu fiil meydana gelmektedir…

    Fiilimin ardında, O`nun Zâtı; O`nun ilmi; O`nun iradesi; O`nun kudreti ve O`nun hikmeti mevcuttur!…

  • “Besmele” çekilmez; mânâsı idrâk edilir ve gereği yaşanır!. “Besmele”yi idrâk edip gereğini yaşayamayana kalan ise, bol bol “Besmele” çekmektir!.

  • Nasıl, anahtarsız kilit açılıp içeri girilemezse; “besmele”nin manasını da kavramadan, “Kitab“ın mânâları anlaşılamaz!.. Şayet “Besmele“nin işaret ettiği bilinç düzeyi ile bu konuya yaklaşırsak, ancak o takdirde işin “sırrına” yönelmiş; ve o hedefe kilitlenmiş oluruz!..
  • Şayet “besmele“nin mânâsını iyi kavramışsak, farkederiz ki, “besmele” “oku“nur ve “yaşanır“, “hissedilir” bir olaydır!… Dışarıya ilan edilecek, açıklanacak bir “hal” değildir!.. Arif olan anlar elbet ne demek istediğimizi… Zira bu iş, ancak bu kadar açıklanabilir!…işte bu sebepledir ki “besmele” daima içten söylenir; “yaşanır“!…
  • İsim ve resim, hiç bir zaman öze perde olmamalıdır!.. “Besmele“nin anlamıyla hemhâl olamıyorsak; elbette bize geriye kalan ismi ve resmidir!. Allah O`ndan da mahrum bırakmasın bizleri.
  • “Besmele” başkası için veya başkasına dönük olarak değil; çıktığı mahallin hâliyle ilgili bir olaydır; ki bunun açığa vurulması da gerekli değildir!.. Hatta, “sırrının ifşâsı bile câiz değildir demişlerdir.
  • 1999’la birlikte “Besmele yılları” başlamış; “B” harfiyle!… Her ne demekse!.. Ehli bilirmiş!…
  • “B” sırrıyla, “Besmele”yi tefekkür, insana neler hissettirir?
  • Kur’ân Besmele ile başlıyor ve daha Besmelede. “ALLAH” kelimesinin yalnızca bir isim olduğu vurgulanarak, bu ismin işâret ettiğini anlamamız isteniyor!…
  • Nokta, Ahad`dır!…
    Kur`ânBesmele`nin “B”si ile “B”nin altındaki Nokta`dan başlar.
    “B”deki Nokta`nın uzamışı “Elif“dir!… Elif`i yayıp uzatmışlar…
  • Kişi, abdest alırken, dua etmek suretiyle, belli bir anlam ihtiva eden beyin dalgalarıyla su kristallerini değiştirerek, etkileyerek, iyonize ederek vücüduna yararlı su iyonlarının girmesini sağlar!.
  • Su içerken veya birşey yerken elindekine besmele “OKU”manın (beyin dalgalarını içtiğine veya yediğine yönlendirmenin) anlamı da buradadır!.
  • 50 yıl namaz kılıp(!), bir kere “ALLAHU EKBER” dememiş, “Besmele” çekmiş ama “B-ismillah” diyememiş; “Fatiha“yı tekrarlamış ama bir kere “FATİHA“yı “OKU“yarak fethe ulaşmamış nîce velî sanılanlar tanıdım!.
  • Şirk anlayışının geçersizliği daha ilk âyet (sûre) olan “Besmele”de “B” harfiyle anlatılmaktadır. Kur’ân yorumcularının pek çoğunun yetişme şartlanmaları gereği örttüğü bu anlam, Hz. Âli tarafından açıklanmıştır 1400 küsur yıl önce ilk defa.

    Şahı Velâyet Hz. Âli, Kurân‘daki, o gün için “sır” kabul edilen bu gerçeğe şöyle işaret etmiştir:

    “Kurân’ın sırrı Fâtiha’da; Fâtiha’nın sırrı B-ismillah’ta; B-ismillah’ın sırrı da “B” harfindedir. Ben, (Arapçadaki yazılışı itibarıyla) “B”nin altındaki NOKTA’yım!”

  • 2000 yılı bekleniyor büyük umutlarla…

    Büyük umutlar, ya büyük mutluluklar getirir; ya da büyük sükûtu hayâller ve hüsranlar!…

    Ummak isterim ki, büyük mutluluklara vesile olsun 2000’le başlayan yıllar…

    Ne var ki…

    1999’la birlikte “Besmele yılları” başlamış; “B” harfiyle!… Her ne demekse!.. Ehli bilirmiş!…

    “Bismillahir Rahmânir Rahîm”in 19 harfinin yıllarını yaşayacakmışık kelimelerin ve harflerin anlamınca…. Ömrüm sanıyorum ”Besmele”nin tamamını görmeye yetmez, ama “Rahîm”e erişen ne mutlu!

    Muhyiddin A’râbi rahmetullahu aleyh bir kitabında bu konuya değiniyordu; ama hatırlıyamadım neydi olay…

    Allah, “Rahîm”e ulaşmayı kolaylaştırsın sabrı ve hazmıyla… İmanımızdan imtihan gelmeye başımıza

Soru

-Aziz Nesefi’nin “İnsan-ı Kâmil” kitabında, “lâ havle çeken iblisler“den ve “eûzü çeken şeytanlar“dan bahsediyor. “lâ havle çeken iblis”i, “ilmine mağrur olan alim” diye anlıyoruz. “Eûzü çeken şeytan”ı nasıl algılayacağız?

Üstad

-Çok güzel bir konuya değindin… Umarım bu cevabı herkes çok iyi okur!…

Lâ havle çekmek” ne demektir?…

Eûzü besmele çekmek” ne demektir?…

Lâ ilâhe illâ ente subhaneke inniy küntü minez zâlimin çekmek” ne demektir?…

Kur’ân da, falanca şöyle zikretti, tesbih etti, gibi ifadeler ile ne anlatılmak isteniyor?… İsterseniz bu oturumda, ….. Hanım’ın sorusu vesilesiyle sizlere bunu anlatmaya çalışayım… Misâl olarak Yunus A.S’ın Kur’ân-ı Kerim’de anlatılan ve çoğumuzun hergün okuduğu bir duadan söz edelim…

“Lâ ilâhe illâ ente subhaneke inniy küntü minez zâlimin”…

Yunus Nebî, Nübüvvet görevini îfa ederken, insanların gerçeklere olan ilgisizliği nedeniyle yaptığı işe üzüldü… Ve o da, ne hâlleri varsa görsünler; diyerek tebliği bırakıp, dünya işlerine daldı…( böylece balığın karnına düştü!)…

İşte böyle devam ederken yaşantısı… Fıtratından gelen dürtü ile, vahiy ile, kendi hakikatına baktı; hakikatının gereğini yaşamadığını, böylece de nefsinin hakikatının hakkını vermediğini; bundan dolayı da nefsine zulmetmekte olduğunu İDRÂK ETTİ!…

Allah`ın sonsuzluğu ve hakikatı olması itibariyle, Subhaniyetini, kendi yaptıkları itibariyle de, nefsine zulmetmekte olduğunu idrak edince de; bunun sonucu olarak, “Allah” Subhan’dır, bense hakikatımın hakkını vermemek suretiyle nefsime zulmediyorum!…”noktasına geldi; ve öyle düşündü…

Şimdi DİKKAT edin…

Yaşanan bir hâl, erişilen bir İDRÂK sonucu olarak; dile gelen sözlerdir, bunlar!…

Gelelim şeytanın “lâ havle” çekmesine…

Gelelim şeytanın eûzü çekmesinin anlamına!…

Şeytanların yani cinlerin çok çok büyük bir kısmı, “ALLAH” isminin işâret ettiği mânâyı bugünkü, TANRI`ya tapan müslümanların bildiklerinden çok daha iyi biliyorlar; ve de yaşıyorlar!… Kendilerindeki kuvvet de zaten oradan geliyor!… Şeytan bugünkü müslümanlardan çok daha fazla ALLAH`a iman sahibidir!…

Eğer Âyetleri iyi okursanız; “AKIL ve İMAN” kitabını iyi okur veya dinlerseniz, bunu fark edebilirsiniz!…

Şeytan kendisindeki kuvvet ve kudretin Allah’tan geldiğine iman hâlindedir… Ve de şeytan, bir kısım hâllerinde Allah`a sığınmaktadır!…

Sığınmaktadır” sözcüğünün işaret ettiği mânâ nedir; “sığınma” işlemi nedir ve nasıl olmaktadır; bunu iyi düşünün ve anlamaya çalışın!.. Çünkü o kıyâmete kadar izin verilmişlerdendir; bu yüzden de Allah’a “sığınma” hakkına sahiptir!…

Ne yazık ki, “müslümanım” diyenlerin pek çoğu, gene şeytan kadar ALLAH`a “sığınmamakta“dırlar!… Allah`a imanları “AKIL ve İMAN” kitabında açıkladığımız tarzda olmadığı için!… Bilmem işin vahametini de bu arada anlatabildim mi?…

 

Soru

-“ALLAH İsmiyle İşaret Edilen” derken neyi kastediyorsunuz? Biraz açar mısınız?… Teşekkürler…

Üstad

Besmele, “İsmi, “Allah” olan “ diye başlamıyor mu?…

İsim, müsemmâyı ne kadar anlatır?…

BESMELE

“B’İSMİ-LLAH-İR RAHMAN-İR RAHİYM “

  • Hayatta yalnızca BİR kez “Oku”nacak “Kelime”
  • Urûç yapabilmek için Bizzât yaşanması-hissedilmesi gereken “Kelime”
  • Her “Kitab”ın anahtarı
  • İlk âyet (Sûre)

 

 

“NURU MUHAMMEDΔNİN ASIRLAR ÖNCE YAPTIĞI DÂVET

(“B” sırrı kapsamında iman)

  • İLK ÂYET(SÛRE)->“ALLAH” kelimesinin yalnızca bir isim olduğu vurgulanır.
  • “ALLAH” İSMİ(“Ulûhiyet”e işaret eden Özel isim)->{Mutlak Zât’ın Âlemlerin “Hakikati”ni oluşturan İsmi-Özellikleriyle hakikatin olan ölümsüz diri-Hiçbir insan veya yaratılmışın hayal veya tasavvurunun, havsalasının alamayacağı, yüce Zât(“ALLAH” ismiyle işaret edilen!.)-“Esmâ Tohumu”ndan, “Varlık Sûretleri”ni yaratan-“İLMİ”indeki “DATA”larından bir “DATA”da “esmâ”sıyla, “Hakikat-i Muhammedî”yi irsâl eylemiş, O’nunla “esmâ”sını seyreylemiş olan yüce Zât!}
  • KURÂN, “BESMELE” İLE BAŞLAR!
  • “BESMELE”NİN AÇILIMI(“B” Harfi-“Allah” İsmi-“Er Rahman”-“Er Rahim”-“Er Rahman-ir Rahim”)
  • MÂNÂSI

 

 

“BESMELE”Yİ

“B”İZZÂT “OKU”MAK

                                     “B”İZZÂT YAŞAMAK(“B” sırrı kapsamında iman)

  • Besmele, “Oku”nasıdır!(Allah Rasûlü “OKU”nasıdır!-Sünnetullah, “OKU”nasıdır!-Euzü “OKU”nasıdır!.-Besmele, “OKU”nasıdır!.-Kur’ân, “OKU”nasıdır!.)
  • “BESMELE”Yİ”B”İZZÂT “OKU”MAK{”Varlığımdaki Allah’ın güçleri ile bu işlere başlıyorum” -“Varlığımın hakikatı olup “Allah İsmiyle İşaret Edilen”in Rahmetiyle üretiyorum; ki bu rahmet, bir yönüyle acıyla karışık olsa dahi neticede sırf nimettir, mutluluk getirir!”-Esmâ’sıyla (muazzam, muhteşem, mükemmel özellikleriyle) varlığımı yaratan, ismi Allâh olan, Rahman Rahıym’dir!-Rahman ve Rahim olan ALLAH “nâmına-adına”… Yani, “ALLAH” isminin işaret ettiği varlığın vücudu ile kaim olan varlığım, O’nun Rahmeti olarak bu işi meydana getirmektedir!.-Rahman ve Rahim olan ALLAH’ın özellikleri ve kudreti ile, hikmetinin eseri olarak, O’nun nâmına bu işe başlıyorum!. Farkında ve idrâkındayım ki gerçek fail O’dur!. O istemiş olduğu için benden bu fiil çıkmaktadır!-ALLAH’ın RAHMAN ve RAHİM olmasının sonucu, yeryüzünde halife olarak varolan benden çıkan şey O’nun nâmınadır!. Ben olarak, benliğimle değil, O’nun esmâsıyla mücehhez, O olarak yapıyorum bu işi!.-Fiilimin ardında, O’nun Zâtı; O’nun ilmi; O’nun iradesi; O’nun kudreti ve O’nun hikmeti mevcuttur!-Ben bir “hiç”im; Allah’ın Hay isminin mazharı olarak hayatım O’na aittir; “İlim” sıfatının mazharı olarak şuur ve ilim bende zâhir olmaktadır; “MÜRİD” olduğu için iradesiyle bende istek ortaya çıkmakta; ve nihayet kudretiyle, başladığım iş oluşmaktadır!.}
  • “BESMELE”Yİ “B”İZZÂT“OKUYACAK OLAN
  • İmam,“Besmele”yi sesli okumaz.{İmam, cemaat adına Besmele çekemez!.İmam, Fatiha Suresinin 1. âyeti olmasına rağmen besmeleyi sesli okumaz ve 2. âyetten seslendirmeye başlar. Bu arada cemaat de eksiği(!) tamamlamak için içinden besmele çeker(!)…}
  • AÇILIMI “B”-ismi ALLÂHOLAN “BİSMİLLÂH” “OKU”MAK
  • “BESMELE”Yİ “B”İZZÂT YAŞAMAK(“B” sırrıkapsamında iman)
  • Kişinin “Besmele”yi bizzat yaşaması
  • Besmele, çıktığı mahallin hâliyle ilgilidir.
  • HER SÛRE BAŞINDA “B” UYARISI İLE YAPILAN HATIRLATMA(Kişinin cehennemini veya cennetini yaşaması “elleriyle yaptıklarının(kendilerinden açığa çıkanların) sonucu”dur; yani; kendindeki “Esmâ” mânâlarının açığa çıkmasıyla oluşmakta olduğu vurgusu)
  • Besmele ile başlayan her iş, başarıya ulaşır.
  • EÛZU BESMELE “OKU”MAK->Kişinin vehminin oluşturacağı kendini bir beden kabulü dolayısıyla mahrum kalacağı hakikatlerden, “B”illâhi hakikatiyle korunması->Euzü Billahi mineş şeytanir racim {İnsandaki vehim kuvvesinin şartlanmalarla “yok”u var, “var”ı yok olarak düşünmesi sonucu; insana kendini Allâh Esmâ’sı dışında bağımsız bir varlık ve beden kabul ettiren; bunun sonucu olarak da gökte bir tanrı kabulüne yönlendiren, taşlanmış şeytanî vesveselerden, Hakikatim olan Allâh Esmâ’sının koruyucu kuvvelerine sığınırım.}
  • “BESMELE”Yİ “B”İZZÂT YAŞAYAMAMAK

 

 

BESMELE ÇEKMEK

  • “Besmele” çekilmez… Mânâsı idrâk edilir ve yaşanır.
  • “Besmele”nin gereğini yaşayamayan, “Besmele” çeker... Ola ki, mânâsı, sırrı açılır da, gereğini yaşar!

 

 

“BESMELE”Lİ YILLAR

  • “Bismillahir Rahmânir Rahîm”in 19 harfinin yıllarının yaşanacak olması, kelimelerin ve harflerin anlamınca…

 

“EKBERİYET”İN FARK EDİLMESİ ÇAĞI

(YENİ ÇAĞ)

  • İnsanların, hayallerinde yaratılmış “tanrı kavramının”boş bir zan olduğunun kavranılması…
  • Tanrıbilimci (ilâhiyatçı) ve din adamlarının halkı şartlandırdığı şekilde, yukarıda, gökte, yanına gidilecek ya da belirli zamanlarda huzuruna çıkılacak bir tanrının var olmayışının fark edilme çağı
  • Yalnızca, “EKBER” olan ve “ALLÂH” adıyla işaret edilenin söz konusu olduğu gerçeğinin fark edilme çağı
  • EKBER“iyetin ne olduğunun fark edilmesi çağı
  • Kur’ân bilgisinin bilimle deşifre edileceği çağ

 

 

İKİZ KARDEŞİN “KUR’ÂN”, “B” İLE BAŞLAR…

SEN DE ŞUURUNLA “B”İSMİ-ALLAH DE!

  • {“İkiz kardeşin olan Kur’ân”, “B” ile başladığına göre, “B” ile başla her işine ve her algıladığına; her değerlendirmene… Kendini tanımana!.Görgünü, ufkunu genişlet!. Varlığını oluşturan “esmâ”yı tanıyarak!Kozanı terket!}

 

FATiHA 1-1 (“B” işareti kapsamı itibarıyla) Esma`sıyla varlığımı yaratan ismi Allah olanın Rahmaniyeti ve Rahimiyeti ile…

NEML 27-30 Mektup, Süleyman`dandır; muhakkak ki o(nun başlangıcı) BismillahirRahmanirRahim`dir.

BESMELE

1453 – Hz. Enes (radıyallahu anh) anlatıyor: “Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm), ayakta olduğu halde yedi deveyi kendi eliyle kesti. Medine’de ise, boynuzlu ve alacalı iki koyun kurban etti. Resûlullah (aleyhissalàtu vesselâm) keserken tekbir getiriyor, besmele çekiyor ve ayağını hayvanların boyunlarının üzerine koyuyordu.”

Buhârî, Hacc 117, 119, Cihâd 104,126; Müslim, Edâhî 17, (1966); Tirmizî, Edâhî 2, (1494); Ebu Dâvud, Edâhî 4, (2793, 2794); Nesâî, Dahâyâ 28-31, (7, 219-230); İbnu Mâce, Edâhi 1, (3120).

1478 – Hz. Ebu Musa (radıyallahu anh)’dan rivayet edildiğ ne göre: Kızlarına, kurbanlarını kendi elleriyle kesmelerini, ayağını kurbanın boynuna basmayı, keserken tekbir getirip besmele çekmeyi tenbih etmiştir. “

Rezin, ilâvesidir. Buharî, senetsiz olarak bab başlığında kaydetmiştir. (Edâhî 10).

 

1829 – Hz. Âişe (radıyallahu anhâ) anlatıyor: “Resülullah (aleyhissalâtu vesselâm) helâdan çıkınca: “Gufrâneke (affını taleb ediyorum) derdi.”
Ebu Dâvud, Tahâret 17, (30); Tirmizi, Tahâret 5, (7); İbnu Mâce, Tahâret 10, (300).
Tirmizi’nin Hz. Ali’den kaydettiği diğer bir rivâyette şöyle denir: “Resülullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: “Helâya girdiği zaman insanoğlunun avretleri ile cinnilerin gözleri arasındaki perde, kişinin “bismillah” demesidir.”

 

1925 – İbnu Abbâs (radıyallâhu anhümâ) demiştir ki: “(Hayvanı keserken) besmele çekmeyi bir kimse unutmuşsa bunun bir mahzuru yoktur. Ancak kasden terketmiş ise, kesilen yenilmez.”

Rezin’in ilâvesidir.

1937 – Hz. Âişe (radıyallâhu anhâ) anlatıyor: “Resülullah (aleyhissalâtü vesselâm)’a soruldu: “Halk bize et getiriyor, kesilirken besmele çekilip çekilmediğini bilmiyoruz, ne yapalım?”

“Siz besmele çekin, yiyin!” cevabını verdi.”

Buhâri, Sayd 21, Büyü 5, Tevhid 13; Muvatta, Zebâih 1, (2, 488); Ebü Dâvud, Edâhi 19, (2829); Nesâi, Dahâya 39, (7, 237).

2225 – İbnu Abbas (radıyallâhu anhüm ) anlatıyor: “Resülullah (âleyhissâlâtu vesselâm) buyurdular ki: “Suyu deve gibi bir solukta içmeyin. İki-üç solukta (dinlene dinlene) için. Su içerken besmele çekin. Bitirince de Allâh’a hamdedin.”

Tirmizî, Eşribe 13, (1886).

2642 – Yine Ebü Hüreyre (radıyallâhu anh) anlatıyor: “Resülullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: “Abdesti olmayanın namazı da yoktur. Üzerine besmele çekmeyenin abdesti yoktur.”

Ebü Dâvud, Tahâret 48, (101,102); İbnu Mâce, Tahâret 41, (399); Tirmizî, Tahâret 20, 25.

3387 – Ebu’l-Müleyh, bir adamdan naklen demiştir ki: “Ben Resûlullah aleyhissalatu vesselam’ın terkisinde idim. Hayvanın ayağı kaydı. Ben, “Kör şeytan!” demiş bulundum. Bana:
“Böyle söyleme, zira böyle söylersen o büyür, hatta ev kadar olur ve “kendi gücümle onu yere attım!” der. Fakat sen: “Bismillah! de, zira böyle söylersen o küçülür ve sinek kadar olur.”
Ebu Davud, Edeb 85, (4982).

3445 – Adiyy İbnu Hâtim radıyallahu anh anlatıyor: “(Bir gün): “Ey AIlah’ın Resulü! Biz, şu köpeklerle avlanıyoruz. Bunlardan bize helâl olanı hangisidiı?” diye sormuştum, şu açıklamayı yaptı:

“Muallem (terbiye edilmiş) köpeğini besmele çekerek gönderdin mi, senin için tuttuğunu ye. Ancak köpek kendisi yemeye kalkmışsa onu yeme. Zira bu durumda ben, avı köpeğin kendisi için yakalamış olmasından korkarım. Eğer senin gönderdiğin köpeklere başka bir köpek karıştı da (hangisinin yakaladığı belli değilse) yine yeme.”

Buhâri, Büyü 3, Zebaih 1, 2, 3, 7, 8, 9, 10, Tevhid 13; Müslim, Sayd 1, (1929); Ebu Dâvud, Sayd 2, (2847-2851); Tirmizi, Sayd 1- 7, (1465-1471); Nesâi, Sayd 1- 8, (7,179-183),19-23, (7,193-195).

3446 – Ebu Salebe el-Huşeni radıyallahu anh anlatıyor: (Bir gün Resülullah aleyhissalâtu vesselâm’a):

“Ey Allah’ın Resulü! Biz Ehl-i Kitab’ın yaşadığı bir diyardayız. Onların kaplarından yiyebilir miyiz? Ve biz av memleketindeyiz; hem muallem (öğretilmiş) köpeğimle ve hem de yayımla avlanıyorum, muallem olmayan köpeğimle de avlandığım olur. Bunlardan hangisi benim için uygundur?” diye sordum. Buna şu cevabı verdi:

“Ehl-i Kitapla ilgili sorundan başlayalım: “Başka bir kap bulabilirseniz, onların kabından yemeyiniz. Başka kap bulamazsanız, onları önce yıkayıp sonra içlerinden yemek yiyin.

(Ava gelince), yayınla avladığın ve üzerine besmele çektiğin avını ye. Muallem köpeğinle avladığın ve üzerine besmele çekmiş bulunduğun avı da ye. Muallem olmayan köpeğinle avladığın hayvana yetişmiy, kesmiş isen onu da ye!”

Buhari, Sayd 4,10,14; Müslim, Sayd 12-14, (1932); Ebu Dâvud, Sayd 2, (2850, 2855, 2856, 2857); Tirmizi, Sayd 1, (1464); Nesâi, Sayd 4, (7,181).

DUA VE BESMELE

3621 – Hz. Ebu Hüreyre radıyallahu anh anlatıyor: “Resülullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular: “Abdesti olmayanın namazı yoktur. Üzerine Allah’ın ismini zikretmeyen kimsenin abdesti de abdest değildir.”

Ebu Dâvud, Tahâret 48, (101).

3622 – Rabâh İbnu Abdirrahmân İbni Ebi Süfyân İbnu Huveytip an ceddihâ an ebihâ ‘dan rivâyete göre demiştir ki:

“Ben Resülullah aleyhissalâtu vesselâm’ı işittim. Diyordu ki: “Üzerine Allah’ın ismini zikretmeyen kişinin abdesti yoktur.”

Tirmizi, Tahâret 20, (25).

3623 – Ebu Hüreyre radıyallahu anh anlatıyor: “Resülullah aleyhissalatu vesselâm’ı işittim. Diyordu ki: “Kim abdestinin başında Allah’ı zikrederse bedeninin tamamı temizlenir. Eğer Allah’ın ismini zikretmezse bu kimsenin sadece abdest uzuvları temizlenir.”

Rezin tahric etmiştir. Feyzu’I-Kadir, 6, 128).

3624 – Ebu Musa radıyallahu anh anlatıyor: “Resülullah aleyhissalâtu vesselâm’a geldim, abdest alıyordu. Şu duayı okuduğunu işittim: “Allahümma’ğfirli zenbi ve vassi’li fi dâri ve bârik li fi rızki (Allah’ım günahımı mağfıret et, evimi bana genişlet, rızkımı bana mubârek kıl.”

Rezin tahric etmiştir. İbnu’s-Sünni Amelü’I-yevm ve’I-Leyl, 5, 10.

BESMELE ÇEKMEK

3841 – Huzeyfe radıyallahu anh anlatıyor: “Biz Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm’ın yanında yemeğe oturunca, Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm yemeye başlamadıkça, kesinlikle elimizi yemeğe vurmazdık. Bir seferinde yine O’nunla yemeğe oturmuştuk. Derken bir cariye (küçük kız çocuğu) geldi, sanki arkasından bir iteni var gibi hemen elini yemeğe soktu. Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm elinden tuttu. Arkadan bir bedevi geldi, sanki onun da arkasından iten biri vardı, alelacele o da elini yemeğe soktu. Aleyhissalatu vesselam onun da elinden tuttu. Ve şunu söyledi:

“Şeytan, üzerine Allah’ın ismi zikredilmeyen yemeği kendine helâl addeder. Nitekim, sayesinde yemeğimizi kendine helal kılmak için bu cariyeyi getirdi. Ben de elinden tuttum. Bunun üzerine şu bedeviyi getirip onunla yemeği kendine helal kılmak istedi, ben onun da elinden tuttum. Nefsim elinde olan Zât-ı Zülcelâl’e yemin olsun şeytanın eli o ikisinin eliyle birlikte avucumdadır.” “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm, bunları söyledikten sonra besmele çekip yemeye başladı.”

Müslim, Eşribe 102, (2017); Ebu Davud, Et’ime 16, (3766).

3842 – Hz. Aişe radıyallahu anha anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: “Sizden kim bir şey yerse “Bismillah (Allah’ın adıyla)” desin. Bidayette söylemeyi unutmuşsa, sonunda şöyle söylesin: “Bismillahi fi evvelihi ve âhirihi (başında da sonunda da Bismillah).”

Ebu Davud, Et’ime 16, (3767); Tirmizi, Et’ime 47, (1859).

Yine Hz. Aişe demiştir ki: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm, ashabından altı kişi içerisinde yemek yiyordu. Derken bir bedevi geldi. (Besmele çekmeksizin) iki lokmada yutuverdi. Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm: “Eğer bu adam besmele çekseydi yemek hepinize yeterdi! buyurdu.”

Tirmizi, Et’ime 47, (1859).

3843 – Vahşi İbnu Harb an ebihi an ceddihi Vahşi İbnu Harb el-Habeşi anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm’ın Ashabı dediler ki: “Ey Allah’ın Resûlü! biz yiyoruz, ancak bir türlü doymuyoruz (ne yapalım)?” Bunun üzerine, Resûlullah: “Ayrı ayrı yemekte olmayasınız?” diye sordu. “Evet” dediler. Resûlullah da: “Öyleyse yemeğinizde toplanın (bir sofra kurarak hep beraber yiyin), yemeğe Allah’ın ismini zikrederek (Bismillahirrahmanirrahim diyerek) başlayın. Böyle yaparsanız yemeğiniz, hakkınızda mübarek kılınır.”

Ebu Davud, Et’ime 15, (3764); İbnu Mace, Et’ime 17, (3286).

3844 – Ümmeyye İbnu Mahşiyy radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm otururken bir adam besmele çekmeden yemek yiyordu. Yemeğini yemiş, geriye tek lokması kalmıştı. Onu ağzına kaldırırken: “Bismillahi evvelehu ve ahirehu” dedi. Bunun üzerine Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm güldü ve:

“Şeytan onunla birlikte yemeye devam etti. Ne zaman ki Allah’ın ismini zikretti, karnındakileri hep kustu!” buyurdu.”

Ebu Davud, Et’ime 16, (3786).

3845 – Hz. Cabir radıyallahu anh anlatıyor. “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: “Kişi evine döndüğü zaman içeri girerken ve yemek yerken Allah’ın adını zikrederse, şeytan (avanelerine): “Size burada gecelemek de yok akşam yemeği de yok!” der. Ama kişi, eve girerken Allah’ı zikreder fakat akşam yemeğini yerken zikretmezse, şeytan (avenelerine): “Akşam yemeğine kavuştunuz ama burada gecelemeniz mümkün değil!” der. Adam eve girerken ve yemeğe başlarken “Bismillah!” diyerek Allah’ı zikretmezse, şeytan (avanelerine): “Yemeğe de yetiştiniz, yatmaya da!” der.”

Müslim, Eşribe 103, (2018); Ebu Davud, Et’ime 16, (3765).

3915 – İbnu Ömer radıyallahu anhüma anlatıyor: “Tebük’te Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm’a hrıstiyanların yaptığı peynir (kalıbı) getirilmişti. Bir bıçak istedi. Besmele çekip kesti ve yedi.”

Ebu Davud, Et’ime 39, (3819).

6079 – Ebu Sa’îd radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: “Üzerine besmele çekmeyenin abdesti yoktur.”

6871 – Muhammed İbnu Abdirrahman İbni Ebi Bekr radıyallahu anhüm anlatıyor: “Ben İbnu Abbas radıyallahu anhüma’nın yanında oturuyordum. Ona bir adam gelmişti. “Nereden geliyorsun?” diye sordu. Adam: “Zemzemden!” dedi. İbnu Abbâs: “Ondan gerektiği şekilde içtin mi?” diye sordu. Adam: “Nasıl?” deyince açıkladı: “Zemzem içerken kıbleye döneceksin. Besmele çekeceksin. Üç kere nefes alıp kana kana içeceksin. İçip bitirince aziz ve celil olan Allah’a hamdedeceksin. Zira Aleyhissalâtu vesselâm şöyle buyurdular: “Münafıklarla bizim aramızdaki fark, onların zemzemi kana kana içmemeleridir.”

6922 – Hz. Aişe radıyallahu anhâ anlatıyor: “Resülullah aleyhissalâtu vesselâm (bir defasında) Ashabından altı kişiyle beraber yemek yiyordu. Bir bedevi gelerek (hazır) yemeği iki lokmada ye(yip bitir)di. Resulullah aleyhissalâtu vesselâm: “Eğer bu (müsafir) “Bismillah” deseydi, (yemek) hepinize yeterdi. Öyleyse biriniz yemek yediği vakit “Bismillah” desin: Yemeğin başında “Bismillah” demeyi unutacak olursa, (hatırlayınca) “Bismillahi fi evvelihi ve âhirihi (başında da sonunda da bismillah)” desin!” buyurdular.”

Kavram hakkında henüz bir not alınılmadı.

Âdem a.s.

Anlamı Adem “nefs“inin hakikatını bilecek ve gereğini yaşayacak bir kapasite ile yaratıldığı için “halife” oldu “yeryüzünde“!.. Burada, “Adem” ismiyle, “İnsan“ı…

Oku »

İnsan

Anlamı “İnsan” olanlar bir nesildir, “Allah“ı tanıma ateşiyle yanan ve beynini buna çalıştıran….Diğer mahlûkat bir nesildir, hayvan sınıfının tekâmül etmişi ve…

Oku »

Çiftlik

Konu hakkında bilgiler Ahmed Hulûsi “Zâhir” ve “bâtın” aynı ve tek şeydir!..Öyle ise algılama cihazlarındaki yetersizlik dolayısıyla bu…

Oku »