Bâtıl

  • Ya, “Hak” diyeceğiz, Hakkı tavsiye edeceğiz, Hakkı isteyeceğiz!.. Veyahut da tabiâtımızın, arzumuzun, zevkimizin, duygularımızın istikametinde, bâtılın savunucusu olacağız!.. Bâtılı yaşayacağız!..

    Hak gelince bâtıl gider, yok olur!..

    Hak varsa, tecelli ediyorsa mutlaka bâtılı yok edecektir!..

    Bâtıl nedir? Bâtıl diye bir şey mi var?..

    Bâtıl, terkibden doğan, terkibe dönük davranışın adıdır!..

    Bâtıl kelimesiyle kastedilen şey terkibiyetten doğan ve terkibe dönük olan şeydir. Şuuru Hak’tan perdeleyen şeydir!..

  • Kesret kalkınca BİR`lik gerçekleşir; izâfet(görelik) bâtıl olur; işaret kalkar… Artık, yüksek, alçak, inen- çıkan kalmaz; terakkî muhâl olur, urûc muhâl olur. A`lânın ötesinde ulüvv (yükseklik)

  • Aslı olmayan geçersiz fikirler.

  • Şirk

  • “Kâinat, ALLAH`tır görüşü bütünü ile bâtıldır ve yanlıştır!. Bu Panteist görüştür!.

    Yani, bütün mevcûdat bir araya gelince “tanrı” denen varlık ortaya çıkar görüşü… Bu yanlıştır!. Çünkü, gerçekte mevcûdat “yok”tur “ALLAH” vardır!.

    “ALLAH” her an (bize göre) kendi mânâlarını seyreder ve her şey bundan ibarettir… Bu yüzdendir ki, mevcûdatın varlığı yoktur; “ALLAH”ın varlığı vardır.

    Bu sebepledir ki, mevcûdat “ALLAH”tır, görüşü bâtıldır, ilkeldir!. Beş duyu kaydından kendini kurtaramayan dar görüşlü beyinlerin, 30 derecelik perspektifi olan kişilerin görüşüdür, mevcudat “ALLAH”tır görüşü!…

  • Siz, ötede bir tanrı varsayıyorsunuz!.. Oysa ne ötede bir tanrı var, ne de sizin “ben” dediğiniz O`ndan ayrı bir varlık!. Bu, bâtıldır; aslı, gerçeği olmayan boş bir var kabul ediştir!. Gerçekte asla böyle bir şey yok!… Bir tanrı, bir de siz diye bir ikilem kesinlikle sözkonusu değil!.

    Lâilahe illallah” =Tanrı yok, yalnızca Allah

  • Fetva veremem, fetva verme olayı yanlıştır ve bâtıldır, geçersizdir!.

    Fetva vermek demek, Allah adına konuşmak demektir.

    Ben, Allah adına konuşamam!.

    Ben, Allah Rasulü adına konuşamam!.

    Ben, çalıştığım konuda, yaptığım çalışmalar kadar, etüd ettiğim kadar, kişisel kanaatimi söylerim ve benim görevim orada biter.

  • Hangi mezheptensin, hangi târikattansın diye sorulmayacak!.

    Öbür dünyada târikat ve mezhep kavramı yoktur.

    Size derler ki; bir tarikata girmezsen senin yaptığın hiçbir ibadet kabul olmaz! Eğer bir mezhebe girmezsen yaptığın hiçbir ibâdet kabul olmaz!.

    Bunların hepsi yanlış, bâtıl ve geçersiz!.

  • “Gerek ismi özel olsun gerek ismi genel, ALLAH” ismi celâli ile, yine ALLAH” tan maâda hiçbir mâbud anılmamıştır…

    Mesela “TANRI”, “HUDA” isimleri, “ALLAH” gibi özel isim değidir!. “İLÂH”, “RAB”, “MÂBUD” gibi genel mana ifade eden kelimelerdir…

    Arapça`da “İLÂH”ın çoğuluna “ÂLİHE”; “RAB”bın çoğuluna “ERBÂB” denildiği gibi; Farsça`da da “HUD”nın çoğuluna “HUDÂYAN” ve lisanımızda dahi TANRILAR, MÂBUDLAR, İLÂHLAR, RABLAR denmiştir; çünkü bunlar haklıya ve haksıza ıtlak edilmiştir…

    Halbuki hiç “ALLAH”LAR denilmemiştir ve denemez!.

    Böyle bir tabir işitirsek, söyleyenin cehline veya gafletine hamlederiz!..

    “TANRI” adı böyle değildir; mâbud, ilâh gibidir… Bâtıl mâbudlara dahi “TANRI” ismi verilir… Müşrikler birçok tanrılara taparlardı. Filanların tanrıları şöyle, falanların tanrıları şöyledir denilir…

    Demek ki, “TANRI” genel ismi, “ALLAH” ismi özelinin eş anlamlısı değildir, en genel bir tâbirdir…

    Binâenaleyh, “ALLAH” ismi, “TANRI” adı ile tercüme olunamaz!” (c:1/24-25)

  • Ölümün yokluk olduğunu sanmak batıldır!.. Çünkü, kabir, ya ateş çukurlarından bir çukurdur, ya da cennet bahçelerinden bir bahçe..

  • “Külli irade yanısıra cüz`i irade de vardır!” dersen, işte bu bâtıldır, geçersizdir; şirktir!.

  • “Vicdan”, “insan”da bulunan ve Hak ile bâtılı ayırdeden muhakeme gücünün adıdır!.

  • “Tanrı” ve “tanrılık” kavramına dayalı din anlayışı bâtıldır!. “Allah” isminin işaret ettiği anlama dayalı, yürürlükte olan; “İSLÂM DİNİ”dir!. 

  • BÂİS” ismi dar manâda yeni bir bedenle varoluş gibi anlaşılır. Ve işin gerçeğini bilmeyenler tarafından da zannedilir ki, -şimdi ölücez yok olucaz; sonra kıyâmette mahşerde Allâh bizi –BÂ`S– edecek yeniden yaratılacağız! Bütüniyle İslâm öğretisi dışındaki yanlış bâtıl ilkel bir bilgidir!.

  • «Hevâsını hayâlindekini TANRI edineni gördün mü!?..» (25-43)

    Taklit yollu TANRI kabulü, tüm din anlayışımızın temelini teşkil edince, çok zaman inkâra veya isyana uzanan bâtıl bir din anlayışı içine düşmekte ve neticede de her şeye boş vermekteyiz.

    Oysa, “ALLAH`ın AHAD” oluşunun manâsını anlayabilsek, gökte bir TANRI olmadığını kavrayabilsek, herkesin kendi amellerinin karşılığına ulaşacağını idrâk etsek, bütün yaşamımız değişecektir!..

    “ALLAH`ın AHAD” oluşundan ve bunun getireceği sonuçlardan sözetmeye çalıştığımız bu kitapçığımıza son vermeden önce kısaca bir konuya daha değinmek istiyorum.

  • “HANÎF”, başka dinlerden, batıl mabudlarda çekinip, yalnız Allah’a eğilen muvahhid demektir..

  • Hak, her zerre de aynı ölçüde zâhirdir!. Yalnızca bir birimin, kendisinin Hak olduğunu iddia ederek başkalarını kendine secde ettirmeye kalkışması, akı kara, karayı ak göstermek yani deccaliyettir; bâtıldır; kandırmacadır!.

  • Astrolojinin din içindeki yeri, KADER konusuyla yakın alâkası dolayısı ile bu hususlara oldukça önemli yer verdik.

    Astroloji, insanın yapısını tanıması için günümüzde oldukça önemlidir.

    Geleceğe dönük hükümler çıkartmak, falcılıkta bulunmak yönüyle ise bâtıl!..

  • “Tanrı” ve “tanrılık” kavramına dayalı din anlayışı bâtıldır!.

  • Şu anda seni yukarıdan seyredip yaptıklarını yargılayan; yarın senin hakkında karara varacak olan bir tanrı inancı ve bu inanca dayalı din anlayışı bâtıldır, geçersizdir!..

BAKARA 2-42 Gerçeği (Hakk`ı), aslı olmayana (batıla) karıştımayın! Bildiğiniz halde gerçeği gizliyorsunuz!

AL-U iMRAN 3-4 Önceden insanlara bir Hüda (hakikate erdirici, doğru yolu gösterici) olarak. Furkan`ı da (Hak ile batılı, hayr ile şerr olanı ayırt eden) inzal etti. Muhakkak ki Allah`ın işaretlerindeki varlığını (Esma`sının açığa çıkışı olan işaretleri) örten, inkar edenler var ya, onlar için şiddetli bir azap vardır. Allah Aziz`dir, Züntikam`dır (yapılanın sonucunu acıma söz konusu olmaksızın yaşatan).

AL-U iMRAN 3-71 Ey kendilerine hakikat bilgisi gelmiş olanlar, niçin Hakk`ı batılın içinde gizleyip, bilip dururken Hakk`ı gizliyorsunuz?

NiSA 4-29 Ey iman edenler, mallarınızı aranızda karşılıklı anlaşmaya dayanan ticaret yoluyla bile olsa batıl olarak (meşru olmayan gerekçelerle) yemeyin. Nefslerinizi (yanlış işler yaparak) katletmeyin. Muhakkak Allah varlığınızı meydana getiren Esma`sıyla Rahim`dir.

ENFAL 8-29 Ey iman edenler… Eğer Allah`tan korunursanız (fıtri ahdinize ve Rasulullah ile ulaşanlara hıyanet etmezseniz), sizin için Furkan (Hak ile batılı ayırt etme kuvvesi) oluşturur, kötülüklerinizi örter ve sizi bağışlar… Allah, Zül Fadlil Azim`dir.

ENFAL 8-41 Eğer Allah`a ve Furkan günü (Hak ve batıl uğruna ayrışıp savaşanların günü), (yani) iki topluluğun karşılaştığı (Bedir) günü kulumuza inzal ettiğimize (meleklerin yardımına) iman etmişseniz, bilin ki ganimet olarak elde ettiklerinizin beşte biri Allah`a (Allah yolunda harcanmaya), er-Rasul`e (Rasulullah`a), akrabalarına, yetimlere, yoksullara ve Allah için yolda kalmışlara aittir… Allah her şeye Kadir`dir.

TEVBE 9-34 Ey iman edenler! Muhakkak ki ahbardan (hahamlar) ve ruhbandan birçoğu, insanların mallarını batıl olarak yerler ve onları Allah yolundan alıkoyarlar… Altın ve gümüşü depolayıp gizleyen ve onları Allah yolunda infak etmeyenlere gelince, onları acı bir azap ile müjdele!

RA’D – RAD 13-17 Semadan bir su (Esma özellikleri) inzal etti de vadiler (Esma bileşimi olan birimsel yapılar) kendi Bi-kaderlerince (terkibiyetlerindeki kuvvelerin miktarlarınca) sel olup (düşünsel yaşamları) aktı… O sel, üste çıkan köpüğü (maddesel hayatı) yüklenmiş taşır… Bir süs veya bir zinet arzulayarak ateşte yakıp erittiklerinden olan da bunun misli bir köpüktür. Köpük gereksiz fazlalık olarak atılır gider; işte Allah, Hak ile batılı böylece misallendirir… Fakat insanlara faydalı olan şeye gelince, (işte o) arzda kalır… işte Allah, böyle misalleri verir.

iSRA 17-46 Şuurlarını (kalplerini), Onu anlamalarına engel olan (batıla kilitlenme) örtüsüyle örter; kulaklarına da ağırlık koyarız (algılayamazlar)! Kuran`da, Rabbini TEK`liği ile andığında, nefretle geriye dönüp giderler.

iSRA 17-81 De ki: “Hak geldi, batıl yok oldu gitti! (Hakikat bildirildi, asılsız boş görüşler geçerliliğini yitirdi) Muhakkak ki batıl yok olmak zorundadır.”

ENBiYA 21-18 Bilakis biz, Hakk`ı (hakikati) batılın (vehme dayalı fikirlerin) üzerine indiririz de, onun düşünce sistemini paramparça eder… Bir de bakarsın ki o can çekişerek yok olup gider… Tanımlamalarınızdan dolayı yazıklar olsun size!

ENBiYA 21-48 Andolsun ki biz Musa ve Harun`a Furkan`ı (Hak ile batılı ayırt edeni), korunmak isteyenler için bir ışık ve bir hatırlatıcı olarak verdik.

MU’MiNUN 23-96 Kötülüğü (batılı, göreselliği) en güzel olan (Hak, sistem bilinci) ile def et… Onların (seni) tanımlamalarını biliriz.

ANKEBUT 29-52 De ki: “Benimle aranızda şahitlik itibarıyla Esma`sıyla hakikatim olan Allah yeterlidir! Semalarda ve arzda olanı bilir! Batıla inanıp (kendilerini toprak olacak beden kabul edip); Esma`sıyla nefslerinin hakikati olan Allah`ı inkar edenlere gelince, işte onlar hüsrana uğrayanların ta kendileridir!”

ANKEBUT 29-67 Görmediler mi ki, onların çevresinden insanlar çekilip alınırlarken güvenli bir Harem kıldık… Batıla (kendilerinin bedenden ibaret olup, ölümle yok olacaklarına) iman edip, Allah nimetini (nefslerindeki El Esma kuvvelerini) inkar ederek nankörlük yapmıyorlar mı?

RUM 30-49 Halbuki bundan önce, kendilerine (yağmur-ilim) indirilmeden önce elbette mublisindiler (hakikatle batılı birbirine karıştırıp, ayrımını yapamayan).

SEBE’ 34-49 De ki: “Hak açığa çıktı! Batıl ne yeni bir şey oluşturabilir ne de eskiyi yeniden ileri sürebilir!”

MÜ’MiN – MUMIN 40-5 Onlardan önce Nuh kavmi ve onlardan sonra da hakikate karşı çıkan tüm topluluklar yalanladı. Her ümmet kendi Rasullerini, Onu yakalamak (etkisizleştirmek, öldürmek) için niyetlendi… Batılı seslendirenler olarak, Hakk`ı geçersiz kılmak için mücadele ettiler… Bu yüzden onları yakaladım… Suçlarının karşılığını yaşatmam nasıl oldu?

MÜ’MiN – MUMIN 40-78 Andolsun ki senden önce de Rasuller irsal ettik… Onlardan kiminin hikayelerini anlattık ve onlardan kimini de sana anlatmadık… Bir Rasul için, Allah izni dışında, mucize getirmesi mümkün değildir! Allah hükmü geldiğinde, Hak olarak hükmedilir ve batıl peşinde koşanlar orada hüsrana uğrar!

ŞURA 42-24 Yoksa “Allah hakkında bir yalan uydurdu” mu diyorlar? Eğer Allah dilerse senin kalbini (şuurunu) kilitler! Allah batılı mahveder ve kendi kelimeleri olarak Hakk`ı sabit kılar! Muhakkak ki O, Esma`sıyla Zat`ınız olarak Alim`dir!

MUHAMMED 47-35 Gevşemeyin ve siz üstünken, selm`e (barışa, Hak ile batılı uzlaştırmaya) çağırmayın! Allah sizinle Birliktedir! Sizin yaptıklarınızı asla eksiltmeyecektir.

ABESE 80-42 işte bunlar facir (batıla meyleden) hakikat bilgisini inkar edenlerin ta kendileridirler!

TARIK 86-13 Muhakkak ki O (Kur`an), elbette Hak ile batılı ayırıcı bir söz;

BELED 90-10 Ona iki yolu (Hak ve batıl) gösterdik!

4252 – İbnu Mes’ud radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm Fetih günü, (Mescid-i Haram’a) girdiği zaman Beytullah’ın etrafında üç yüz altmış tane dikili (put) vardı. Elindeki çubukla onlara dürtüyor ve:

“Hak geldi, batıl zeval buldu. Batıl zaten zeval bulucudur” (İsra 81);

“Hak geldi, batıl hiçbir şeyi yoktan varedemez, gideni de geri getiremez” (Sebe’ 49) diyordu.”

Buhari, Megazi 48, Mezalim 32, Tefsir, Beni İsrail 12; müslim, Cihad 87, (1781); Tirmizi, Tefsir, Beni İsrail (3137).

 

4482 – Ebu Mâlik el-Eş’ari radıyallahu anh anlatıyor: “”Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:

“Allah sizi üç hasletten himaye etti: “Hepinizi helak edecek olan peygamberinizin bedduasından, batıl ehlinin hak ehline (nurunu söndürecek kesin) bir galebesinden, dalalet üzerine birleşmenizden.”

Ebu Dâvud, Fiten 1, (4253),

 

5526 – İbnu Abbâs radıyallahu anhümâ anlatıyor: “Cinler semaya yükselip, orada vahyi dinliyorlardı. Bir tek kelime işitince, ona doksandokuz tane de (kendilerinden) ilave ediyorlardı. O tek kelime hak, ilave edilenler batıldı. Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm gönderilince, semadaki yerlerine yükselmeleri şihâblarla (göktaşları) önlendi. Bundan önce gökte şihablar (bu kadar çok) atılmazdı. İblis onlara:

“Nedir bu? Herhalde mühim bir hadise var!” dedi. Askerlerini gönderdi. Onlar Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm’ı Mekke’de iki dağın arasında namaz kılıyor buldular. İblise tekrar dönüp gördüklerini haber verdiler. O da:

“Arzda meydana gelen hadise işte bu! (Sizin semadan haber almanız bu sebeple engelleniyor) dedi.”

Tirmizi, Tefsir, Cin, (3321)

 

 

Kavram hakkında henüz bir not alınılmadı.

Gaflet

Anlamı “Gaflet”, koza içinde kalmış olmanın getirdiği; gerçeklere göre geleceğe hazırlanamama hâlidir… Gaflet, birimin bilincinden söz etmekle başlar. Esasen bü…

Oku »

Deizm – Deistlik

Konu hakkında bilgiler Ahmed Hulûsi – Deizm nedir, ne değildir? Niye deizm yanlış bir düşünce şeklidir? Bunun izahını yapmak gerekir. – Deizm&#821…

Oku »

Açık Şirk

Anlamı  İnsanın, gökte veya yerde bir dış tanrı kabulü açık “şirk”;“Allah” yanı sıra, O`ndan ayrı (benliği dâhil) bir güç kuvvet sahibi varlık kabulü de gizli “…

Oku »